İstanbul BAM 40. HD 2023/2444 E. 2024/259 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
bam
2023/2444
2024/259
20 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2023/2444
KARAR NO: 2024/259
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 12/4/2023
NUMARASI: 2022/836 (E) - 2023/327 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİH: 20/2/2024
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, 30.000 TL manevi tazminatın davalı İstanbul Büyükşehir Belediyesinden tahsil edilerek davacı ...'e verilmesine, 15.000 TL manevi tazminatın davalı İstanbul Büyükşehir Belediyesinden tahsil edilerek davacı ...'e verilmesine, davacılar ... ve ... tarafından Karayolları Genel Müdürlüğüne karşı açılan davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran İstanbul Büyükşehir Belediyesi vekili dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın araç sürücüsünün kişisel kusurundan kaynaklandığını, müvekkili idarenin kazada herhangi bir kusurunun veya ihmalinin bulunmadığını, hükme esas alınan 10/9/2016 tarihli bilirkişi raporunun müvekkili idareye tebliğ edilmemesi suretiyle savunma hakkının kısıtlandığını, kaldı ki idareye kusur yüklenmesinin de hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, kaza mahallinde yapılan incelemede sinyalizasyon sisteminde herhangi bir arıza olmadığının kanıtlandığını, 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadi Birleştirme Kararında "...mücerret müterafik kusur veya birlikte sebebiyet verme durumu manevi tazminat verilmesine engel değildir. Ancak müterafik kusur veya birlikte sebebiyet verme nispeti manevi tazminat hükmedilmesini haksız ve yersiz kılacak derecede ağır ve büyük olursa manevi tazminata hükmedilmeyebilir..." denilerek ölenin kusuru, zarar verenin kusurundan önemli ölçüde ağırsa, ölenin yakınlarına manevi giderim verilmeyeceğinin hüküm altına alındığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Davacılar ... ve ... vekili tarafından, davalı İstanbul Büyükşehir Belediyesine karşı açılan İstanbul 5'inci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1248 (E) sırasına kayıtlı trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat davasının, anılan mahkemenin 27/12/2016 gün ve 2016/1248 (E) - 2016/1116 (K) sayılı kararıyla, davacılar ... ve ... vekili tarafından, davalılar ..., ..., ... Sigorta AŞ ve Karayolları Genel Müdürlüğüne karşı trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat, davalılar ..., ... ve Karayolları Genel Müdürlüğüne karşı trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemiyle açılan İstanbul 2'nci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/17 (E) sayılı davasında birleştirilmesine karar verildiği; İstanbul 2'nci Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/5/2017 gün ve 2015/17 (E) sayılı kararıyla, birleşen İstanbul 5'inci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1248 (E) sayılı davasından İstanbul Büyükşehir Belediyesine karşı açılan manevi tazminat davası ile İstanbul 2'nci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/17 (E) sayılı davasında Karayolları Genel Müdürlüğüne karşı açılan maddi ve manevi tazminat davasının ayrılmasına karar verildiği; ayırma işlemlerinin ardından İstanbul 2'nci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/483 (E) sırasına kaydedilen davada anılan mahkemenin 14/3/2018 gün ve 2017/483 (E) - 2018/284 (K) sayılı kararıyla yargı yolunun caiz olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine hükmolunduğu; Uyuşmazlık Mahkemesinin 28/2/2022 gün ve 2022/42 (E) - 2022/78 (K) sayılı kararıyla davanın çözümünde adli yargının görevli olduğuna karar verilmesinin ardından, eldeki davanın İstanbul 2'nci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/836 (E) sırasına kaydedilerek görülmeye devam edildiği anlaşılmıştır. Davalı İstanbul Büyükşehir Belediyesi vekilinin 4/4/2017 günü sunduğu cevap dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişinin 10/9/2016 tarihli raporuna karşı beyanda bulunduğunun anlaşılması; davaya konu trafik kazası nedeniyle başlatılan soruşturmada davalı sürücü ...'ın kollukta trafik ışıklarının yanmadığını söylemesi, olay nedeniyle kolluk tarafından düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağında ise olay yeri 1104 numaralı trafik ışıklarının gayrifaal olduğunun belirtilmesi karşısında, davalı İstanbul Büyükşehir Belediyesi vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürüdüğü hukuki dinlenilme hakkının kısıtlandığına ve trafik ışıklarının çalışır durumda olduğuna ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ... plakalı aracıyla meskun mahalde aşırı hızlı biçimde tedbirsiz ve dikkatsiz seyreden, trafik ışıklarının bulunduğu ve yaya geçidi şeritlerinin olduğu yere yaklaşırken hızının azaltması, daha dikkatli olması, yeterli mesafeden gördüğü yayalara ilk geçiş önceliğini vermesi ve davacı yaya ...'in karşıdan karşıya geçmesini bekleyip daha sonra geçişini tamamlaması gerekirken, bu kurallara uymayan, yaya geçidine yaklaşırken yavaşlamayan, mevcut hızıyla fren önlemine başvurmadan şiddetle davacı yaya çarpan davalı sürücü ...'ın %75 oranında asli; Karayolları Trafik Kanunu'nun 10'uncu maddesi uyarınca yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak ve karayolunda trafik için tehlike oluşturan engelleri gece ve gündüze göre kolayca görülebilecek biçimde işaretlemek veya ortadan kaldırmakla yükümlü olan İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, yolun bakım ve onarımını gerektiği gibi yapmaması ve trafik ışıklarıyla kontrol edilen kavşaktaki trafik ışıklarının çalışır durumda olmasını sağlamaması, böylece trafiği tehlikeli hale getirmesi nedeniyle %25 oranında tali kusurlu olduğu bildirilmiş; böylece davalı sürücü ...'ın yönetimindeki araç ile davacı yaya ...'in kaza sırasındaki konumları ve adı geçen davalı sürücünün davranışları ile olay mahalli kavşakta trafik ışıklarının çalışır durumda olmaması olgusu irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının, yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde; dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişi kurulu raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır. Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacıların dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, bilirkişi raporundan anlaşılan kusur oranlarına, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Öğretim Üyeleri tarafından düzenlene rapor içeriğine göre Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği Hükümlerine göre 2/6/2014 günü maruz kaldığı trafik kazasına bağlı yaralanmasının %28 oranında kalıcı iş göremezlik durumuna neden olduğu belirtilen davacı ...'in yaralanmasının ağırlığına ve olayın meydana geldiği tarihe göre, kazada yaralanan davacı ... ile adı geçen davacının annesi olduğu anlaşılan davacı ... lehine hükmolunan manevi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı İstanbul Büyükşehir Belediyesi vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.073,95 TL istinaf karar ve ilam harcının tamamı peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davalı İstanbul Büyükşehir Belediyesinin istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/2/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59