Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
bam
2024/919
2024/1222
24 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2024/919
KARAR NO: 2024/1222
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 17/10/2023
NUMARASI: 2023/206 (E) - 2023/817 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 24/9/2024
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesinin 6/10/2020 gün ve 2016/582 (E) - 2020/576 (K) sayılı kararıyla, davanın kabulüne, davacı ... için davalı ... Sigorta AŞ'den 21.641,74 TL, davalı .. Sigorta AŞ'den ise 3.819,13 TL; davacı ... için davalı ... Sigorta AŞ'den 28.741,31 TL, davalı ... Sigorta AŞ'den ise 5.072,00 TL; davacı ... için davalı ... Sigorta AŞ'den 37.260,40 TL, davalı ... Sigorta AŞ'den ise 6.575,36 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınıp davacılara verilmesine hükmolunmuş; Dairemizin 13/2/2023 gün ve 2020/2499 (E) - 2023/249 (K) sayılı kararıyla, davalı ... Sigorta AŞ vekilinin ilk derece mahkemesinin davacılar ... ve ... lehine hükmolunan destekten yoksun kalma tazminatlarına ilişkin hükümlere yönelik istinaf dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 352/1-b maddesi gereğince reddine, davalılar ... Sigorta AŞ vekilinin, davacı ... lehine hükmolunan destekten yoksun kalma tazminatına yönelik istinaf başvurusu ile davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesinin anılan kararının HMK'nin 353/1-a/6'ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kararından sonra sürdürülen yargılamada ise ilk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, davacı ... için davalı ... Sigorta AŞ'den 21.641,74 TL, davalı ... Sigorta AŞ'den ise 3.819,13 TL olmak üzere toplam 25.460,87 TL; davacı ... için davalı ... sigorta AŞ'den 28.741,31 TL, davalı ... Sigorta AŞ'den ise 5.072 TL olmak üzere toplam 33.813,31 TL; davalı ... için davalı ... Sigorta AŞ'den 37.260,40 TL destekten yoksun kalma tazminatının 31/5/2016 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsil edilerek adları geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine hükmolunmuştur. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... Sigorta AŞ vekili dilekçesinde özetle; 21/11/2015 günü meydana gelen trafik kazasına 1/6/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Taşıtlar Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlar uygulanması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketine ZMSS poliçesiyle sigortalı araç sürücüsü ve işleteni olan ölenin yakınlarının, destekten yoksun kalma tazminatı talep etme haklarının bulunmadığını, araç işleteni ve/veya sürücüsü ile yakınlarının tazminat taleplerinin ZMSS poliçesi kapsamı dışında olduğunu; 6704 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesine göre de davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep etme haklarının bulunmadığı, öte yandan müvekkili şirket tarafından davcılara tazminat ödendiği takdirde, zarara neden olan ölenin mirasçısı olması nedeniyle ödeme oranında müvekkili şirket tarafından davacıya rücû edileceğini, bu nedenle ölenin kusur oranında alacaklı borçlu sıfatının davacının birleştiğini; hükmolunan tazminattan birlikte (müterafik) kusur nedeniyle indirim yapılmamasının bozma nedeni olduğunu, hükme esas alınan raporda miras bırakanın ileride ikinci çocuğunun olacağı olasılığı değerlendirilmeden gelirin miras bırakan, olası eş, birinci çocuk ve anne bama arasında paylaştırılacağı varsayıma dayanılarak, olası ikinci çocuk için destek payı ayrılmadan, davacıların destek payı fazla tutularak fazla tazminata hükmedildiğini; kusur değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce başvurulması gerektiğine ilişkin dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddi gerektiğini; avukatlık ücreti yönünden usulü kazanılmış haklar dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Aynı zamanda davacılar ... ve ...'nun oğlu, davacı ...'nun ise babası olan destek ...'nun yönetimindeki, davalı ... Sigorta AŞ'ye ZMSS poliçesiyle sigortalı ... plakalı araçla 21/11/2015 günü seyir halinde iken meydana gelen trafik kazası sonucu öldüğü konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Somut olayda, tartışılması gereken hukuki sorun, destek ...'nun yönetimindeki davalı ... Sigorta AŞ'ye, 4/12/2014 günü düzenlenen, 6/12/2014 başlangıç, 6/12/2015 bitiş tarihleri arasında geçerli ZMSS poliçesiyle sigortalı ... plakalı otomobille seyir halinde iken 21/11/2015 günü meydana gelen trafik kazası sonucu ölümü nedeniyle, adı geçen desteğin anne ve babası ile oğlu olan davacılar lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilip hükmedilemeyeceğine ilişkindir. Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesinin 31/10/2017 tarihli ara kararına dayalı olarak davalı ... Sigorta AŞ'ye 3/11/2017 günü ulaşan dilekçe ile zararının giderilmesi için başvuruda bulunulması, böylece 6704 sayılı Kanunun 5'inci maddesiyle değiştirilen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 97'nci maddesinde öngörülen dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruda bulunulmasına ilişkin dava şartının yerine getirildiği anlaşılmış; hükme esas alınan bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen raporda, davalı ... Sigorta AŞ'ye ZMSS poliçesiyle sigortalı ölen destek ...'nun yönetimindeki ... plakalı otomobil ile davalı ... Sigorta AŞ'ye ZMSS poliçesiyle sigortalı dava dışı ...'ın yönetimindeki ... plakalı çekicinin kaza sırasındaki konumları ve sürücülerinin davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişiler kurulu raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir. KTK'nin 91'inci maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca işletenlerin, bu Kanunun 85'inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Aynı Kanunun 85'inci maddesinin 1'inci fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı belirtilmiş; anılan Kanununun 85'inci maddesinin son fıkrasında ise, " işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükmüne yer verilmiş; dava konusu rizikonun gerçekleştiği ve kasko poliçesinin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1'inci maddesinde sigortanın kapsamı, "sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder" biçiminde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden ZMSS, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3'üncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, tehlike sorumluluğu niteliğindeki işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu da 2918 sayılı KTK'nin 91'inci maddesinde düzenlenen sorumluluğu da tehlike sorumluluğu kapsamında değerlendirilmelidir. Öyleyse, hem işletenin hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibarıyla tehlike sorumluluğuna ilişkin olduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınarak, çözümlenmesi gerekmektedir. KTK'de mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu yanında, ZMSS poliçesinin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan kapsam dışında kalan hallerin düzenlendiği 92'nci maddesinde, "Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar. a)İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,b)İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,c)İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,d)Bu Kanunun 105'inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,e)Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f)Manevi tazminata ilişkin talepler." hükmü ile, zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış; burada örnekleme yoluna gidilmeyip; tek tek ve sınırlı olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır. Somut uyuşmazlık bakımından, davalı ... Sigorta AŞ ile ölen destek ... arasında 4/12/2014 günü, 6/12/2014 - 6/12/2015 dönemini kapsayan ZMSS poliçesinin akdedildiği ve rizikonun meydana geldiği 21/11/2015 tarihinde; 26/4/2016 gün ve 29695 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanunun 4'üncü maddesiyle değiştirilen KTK'nin 92/g maddesinin yürürlükte olmadığından, 1/6/2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklikten önce yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının uygulanması gerekmektedir. Haksız bir eylem sonucu ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 53'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasına dayanarak bu sebeple uğradıkları kayıpların ödettirilmesini isteyebilir. Öğretide destek, "bir kimseye fiilen sürekli ve düzenli bir şekilde bakan ve olayların olağan akışına göre ona bu tarzda ilerine bakması kuvvetle tahmin edilen (büyük olasılık olan) kimse o kişinin desteğidir. Destekle ölenin baktığı kişinin, aynı ailenin bireyleri, kan hısmı veya birinin diğerinin mirasçısı olması şart değildir." biçiminde tanımlanmakta, desteğin yardımı da "... Desteğin geçimini sağlama veya geçimine katkıda bulunma yardımı, para verme tarzında olabileceği gibi bir kimseye hizmet görme tarzında da olabilir. Keza bunların dışında bir fayda sağlama da destek olma durumu yaratabilir..." olarak açıklanmaktadır. (Prof. Dr. M. Kemal Oğuzman, Prof. Dr. M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 11'inci bası, 2'nci cilt, sayfa 120) Diğer bir anlatımla destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Aile bireylerinin dayanışması, birbirlerine yardım ve hizmet etmesi, bakıp gözetmeleri, koruyup kollamaları bir yaşam gerçeğidir. Genel yaşam deneyimleri ve hayatın olağan akışı, yetişkin bir insanın anne ve babasına ve belirli bir düzeyde destek olacağını gösterir, anne ve babanın gereksinimleri bulunmasa dahi evladın onlara yardım etmesi, hayatın alışılmış gereklerine göre doğal ve ahlaki bir ödevdir. Bu yardımın mutlaka geçimlerini sağlamaya yönelik olması da gerekmez. Anne ve babanın çocuklarının maddi desteğine muhtaç olabileceğinin kabulü, hayatın olağan akışına, Türk örf, adet ve geleneklerine uygun düşer. Yetişkin bir insanın anne ve babasına her durumda ve her biçimde destek olduğu kabul edilir. Diğer yandan Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre, çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde; yaşları, eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler arasında, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği konusunda da herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Hemen belirtmek gerekir ki Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/6/2011 gün ve 2011/17-142 (E)- 2011/411 (K) sayılı kararında açıklandığı gibi, miras bırakanın trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir.Davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdiği zarar, ileri sürüldüğü gibi desteğin sürücüsü olduğu araçla tek taraflı kaza yapmasından kaynaklansa bile salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Bu halde sürücünün ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez. Şu hale göre KTK'nin 92/g maddesinin poliçenin akdedildiği tarihte yürürlükte olmadığı da gözetildiğinde, sürücü miras bırakanın, ister kendi kusuruyla ister bir başkasının kusuruyla olsun, salt ölmüş olmasıyla, destekten yoksun kalanlar üzerinde ortaya çıkan doğrudan zarar, gerek Kanun ve poliçenin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında, gerekse de poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olduğundan, desteğinin kusurunun olması davacının hakkına etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır. Davacıların uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. Somut olayda, davacıların talebi ve iddia ettiği zarar, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayanmaktadır. Dolayısıyla, davacıların ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacıya yansıtılamayacak ve desteğin kusuru onun desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyecektir. Sonuç olarak, yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının yürürlüğe girdiği 1/6/2015 gününden önce düzenlenen ZMSS poliçesi kapsamında bulunan, desteğin de tam kusuruyla meydana gelen ve desteğin ölümüyle sonuçlanan kazada, desteğin kusurunun destek alacaklılarına yansıtılması olanağı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlık yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıklarının, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksun kalma zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağının, dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmasının desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceğinin, KTK ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın ZMMS poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketinin, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığının ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsa bile, destekten yoksun kalan davacının da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğu, böylece ölenin desteğinden yoksun kalan davacıların bu sebeple uğradığı zararın, ZMSS poliçesinde belirtilen limit kapsamında karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. [Aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/06/2011 gün ve 2011/17-142 (E) - 411(K), 22/02/2012 gün 2011/17-787 (E) - 2012/92 (K) sayılı kararları] Bu itibarla davacılar lehine hükmolunan tazminattan birlikte kusur nedeniyle indirim yapılmamasında isabetsizlik görülmemiş; nüfus kayıtları içeriğine göre ölen destek ...'nun eşinden 14/9/2010 günü boşanması ve geride yalnızca oğlu davacı ...'nun kaldığının anlaşılması; ilkeleri yukarıda açıklandığı gibi destekten yoksun kalma tazminatı davasında, davacıların talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatı, öğretide ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkı olması, buna göre davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açmaları gözetildiğinde, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararında alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmediği, böylece eldeki davada, alacaklının, destekten yoksun kalan üçüncü kişiler; açılacak rücu davasında borçlunun ise mirasçılar olduğu gözetildiğinde, alacaklı-borçlu sıfatının birleştiğinin kabul edilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmış [Aynı yönde Yargıtay 17'nci Hukuk Dairesinin 2016/9481 (E) - 2019/5042 (K) sayılı kararı]; davacılar lehine hükmolunan vekâlet ücretinin ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınarak hesaplanmasının da yerinde olduğu kabul edilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... Sigorta AŞ yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.986,92 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 1.649 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 4.337,92 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ... Sigorta AŞ'den tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,3-Davalı ... Sigorta AŞ'nin istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/9/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15