Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
bam
2022/1001
2024/1046
17 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/1001
KARAR NO: 2024/1046
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 18/11/2021
NUMARASI: 2018/1107 (E) - 2021/748 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 17/7/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'in Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) bulunmayan ... plakalı araç içerisinde yolcu olarak bulunduğu sırada trafik kazasına karışan aracın iki parçaya ayrıldığını ve murisin hayatını kaybettiğini, meydana gelen kazanın ardından davalı sigorta şirketine başvurulmasının ardından 25.969 TL tutarında sigorta tazminatı çıktığını, çıkarılan bu tazminat hesabının aktüerya hesaplamasına ve olaya aykırı olduğundan itiraz edilerek alınmadığını, cenaze ve defin giderlerinin de tazminat hesaplamasına eklenmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 25.969 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek yüksek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş; 9/2/2021 günü sunduğu ıslah dilekçesiyle davacı ... için 128.974,57 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 6.500 TL cenaze ve defin gideri olmak üzere toplam 135.474,57 TL, davacı ... için 116.867,02 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 6.500 TL cenaze ve defin gideri olmak üzere toplam 123.367,02 TL talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, dosyadaki mübrez belgelerden ve delil listesinde yer alan savcılık dosyasından kaza yerinin İzmir ili, Kemalpaşa hudutları içerisinde olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin herhangi bir şubesi ya da acentesinin olması söz konusu olmayıp merkezinin İstanbul’da olması nedeniyle işbu davaya bakmaya Batman Mahkemeleri yetkili olmayıp yetkili mahkemenin kaza yeri olan İzmir Mahkemesi veya müvekkili kurumun bulunduğu yer olan İstanbul Mahkemeleri olduğunu, yetki itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile davacı anne ... yönünden 117.845,69 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 30/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan sigorta poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı baba ... yönünden 86.147,50 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 30/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan sigorta poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı anne ... yönünden 400 TL cenaze ve defin gideri tazminatının temerrüt tarihi olan 30/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı baba ... yönünden 400 TL cenaze ve defin gideri tazminatının temerrüt tarihi olan 30/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; murisin kusursuz olması nedeniyle tazminat hesaplamasında çıkan değerin tamamına hükmedilmesi gerekmekte iken müterafik kusur uygulanarak %20 indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğunu; mahkemece 12/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda yer alan %100 kusur dikkate alınarak hesaplanan tazminat miktarı yönünden karar verilmesi gerekirken, müteselsil sorumluluk ilkesi göz ardı edilerek, %80 kusur oranı üzerinden yapılan hesaplamanın dikkate alındığını; müteselsil sorumluluk ilkesi ışığında %100 kusura göre hesaplanan tazminat miktarıyla karar verilmesi; davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin de kaldırılarak, cenaze ve defin giderleri kapsamında 13.000 TL'ye hükmolunması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;... plakalı aracın kaza tarihinde ... Sigorta AŞ'den geçerli poliçesi olduğunu, poliçe satış tarihinden itibaren 15 gün geçerliliğini sürdürmekte olup davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davanın da ... Sigorta AŞ'ye ihbarı gerektiğini, kuruma başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın öncelikli olarak başvuru şartları yerine getirilmemiş olması sebebi ile reddedilmesi gerektiğini, hesaplamalarda teknik faizin dikkate alınması gerektiğini, 6704 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 26/04/2016 tarihinden sonra açılan davalarda ve komisyona yapılan başvurularda genel şartlardaki bu düzenlemelerin dikkate alınması ve uygulanması gerekmekte olup genel şartlarda açıklanan yöntem dışında başka yöntemlerle yapılan hesaplamaların Kanun gereği geçersiz olduğunu, davacı tarafça iki kez ıslah yapılmış olup birden fazla ıslah yapılamayacağı için kararın bu yönüyle değerlendirilmesi gerektiğini, davalı Güvence Hesabının sorumluluğu yalnız bedeni zararlar bakımından olup cenaze ve defin giderlerinin müvekkil kurum tarafından karşılanamayacağını, hesaplanacak tazminat üzerinden hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, hükmedilmiş olan faiz başlangıç tarihi hatalı olup müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ile cenaze ve defin gideri tazminatı istemine ilişkindir. HMK’nin belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinde; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği, karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği düzenlenmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkânsız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır. Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nin 107. maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK'nin 176 ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. Somut olayda, dava, dava tarihinde yürürlükte olan HMK'ye göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Davacılar vekili, 10/2/2020 günü verdiği dilekçe ile alacağını 173.331,49 TL'ye artırmıştır. Daha sonra mahkemece ek rapor alınarak alacağın yeniden belirlenmesi üzerine davacılar vekili davasını 08/02/2021 tarihinde ıslah ederek alacağını 258.841,59 TL'ye çıkarmıştır. Belirsiz alacak davası olarak açılan davada harcını yatırarak bedel artırma talebinde bulunulabilir. Ayrıca bundan bağımsız olarak HMK'nin 176. maddesi gereği ıslah yapmak hakkı da mevcuttur. Dolayısıyla davacı tarafın bedel arttırım ve ıslah talepleri doğrultusunda karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı ile "Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” bölümünde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin, b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5, 13, 17, 35 ve 48. maddelerine aykırı olduğundan oy çokluğu ile iptallerine karar vermiştir. Yargıtay 17. (Kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 12/07/2021 tarihli bilirkişi raporunun davacılar için yapılan tazminat hesap raporu TRH 2010 yaşam tablosuna ve progresif rant yöntemine göre düzenlenmiş olduğundan bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Y. 2015. S. 582) Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Somut olayda, davacıların desteğinin yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü ile arkadaş olduğu, sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca bindiği ve bu esnada kazanın meydana geldiği anlaşıldığına göre davacıların desteğinin sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca binmesi nedeni ile %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır. Mahkemece, taşımanın hatır için olduğu değerlendirilerek tazminattan hatır indirimi yapılabilmesi için davalının bu yönde savunma getirmesi ve taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartlarını ortaya koyması gerekmektedir. Somut olayda davacıların desteğinin yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsü ile arkadaş olduğu, işten çıktıktan sonra birlikte yemek yemeye gittikleri ve sonrasında kazanın olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hatır taşımasının varlığından bahsedilmek için bu taşımanın sadece taşınanın yararına olması gerektiği gözönüne alındığında eldeki davada davacıların desteği yönünden hatır taşımasının olmadığının kabulü gerekmekte olup bu hususa ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Zarar sorumlusu, ölüm halinde yapılan cenaze giderlerinden de sorumludur. Cenaze giderleri; ölümle doğrudan doğruya ilgili bulunan ve ölenin dini ile sosyal ve ekonomik durumuna uygun giderlerden ibaret olup ölenin taşınması, yıkatılması, gömülmesi, mezarlık ücreti gibi giderleri kapsar. Ölüm nedeniyle yapılan cenaze giderlerinin tamamının belgelendirilmesi veya faturalandırılması mümkün olmasa da yapılan giderlerin mahalli örf ve adetlere uygun olması gerekmektedir. Yargıtayın yerleşik uygulamaları gereği davalı taraf davacıların meydana gelen trafik kazası sonucu oluşan gerçek defin gideri zararlarının tazmini ile sorumlu olup davacı tarafın kendi milli değerlerine, yerel örf ve adetlerine göre yaptığı özel giderlerden sorumlu değildir. Dosyada mevcut 12/10/2017 tarihli Batman Belediye Başkanlığının yazısında cenaze ve defin giderlerinin belediye tarafından karşılandığı, mahkemece verilen kesin süreye rağmen davacılar vekilince yapılan masraflara ilişkin bilgi belge sunulamadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla sadece mezar yapma ücretinin tazmini yönünden verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir. Kaza tarihi itibariyle zorunlu trafik sigortası olmayan davacıların desteğinin yolcu olduğu araç için davacı tarafça 17/08/2017 tarihinde davalı Güvence Hesabına başvuruda bulunulduğu, davalının sekiz iş günü sonrası olan 30/08/2017 tarihinden itibaren temerrüde düştüğü gözetilerek bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi yerindedir. Ancak; Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesiyle, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasının benimsendiği, davacıların desteğinin yolcu olması ve kusursuz olmasından kaynaklı zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebileceği, dolayısıyla, yolcu olarak bulunduğu zorunlu trafik sigortası olmayan araçtayken meydana gelen kazada davacıların zararın tamamının Güvence Hesabından istemesi hukuka aykırı olmadığından, bu yöne değinen istinaf itirazı yerindedir. Bu itibarla hükme esas alınan 12/07/2021 tarihli ek raporda davacı anne için hesaplanan 192.258,89 TL, davacı baba için hesaplanan 142.730,46 TL sonuç tazminattan %20 müterafik kusur indirimi yapılarak karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesinde isabet görülmemiş; ancak, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacılar vekilinin 08/02/2021 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınarak hüküm kurmak gerektiği sonucuna varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :I-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, II-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: 1-Davanın kısmen kabulü ile,a)Davacı anne ... yönünden 128.974,57 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 30/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan sigorta poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine, b)Davacı baba ... yönünden 114.184,36 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 30/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan sigorta poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine, c)Davacı anne ... yönünden 400 TL cenaze ve defin gideri tazminatının temerrüt tarihi olan 30/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine,ç)Davacı baba ... yönünden 400 TL cenaze ve defin gideri tazminatının temerrüt tarihi olan 30/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 16.664,83 TL ilam harcından, peşin alınan 88,70 TL, tamamlama harcı olarak alınan 504 TL ve ıslah harcı olarak alınan 292,06 TL olmak üzere toplam 884,76 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.780,07 TL harcın davalıdan tahsili ileHazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından sarf edilen 31,40 TL başvuru harcı, 2.250 TL bilirkişi ücreti ve 418,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 3.584,66 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 3.378,55 TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri ve yatırılan gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,5-Kabul edilen maddi tazminat yönünden, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca hesaplanan 20.699,93 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, kendisini vekille temsil ettiren davacı ...'e verilmesine, 6-Kabul edilen maddi tazminat yönünden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 18.333,50 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, kendisini vekille temsil ettiren davacı ...'e verilmesine, 7-Kısmen reddedilen maddi tazminat talebi yönünden,a-Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13. maddesinin, 2. fıkrası uyarınca belirlenen 6.100 TL vekâlet ücretinin davacı .. .tahsil edilerek, vekille temsil edilen davalıya verilmesine, b-Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13. maddesinin, 2. fıkrası uyarınca belirlenen 6.100 TL vekâlet ücretinin davacı ... tahsil edilerek, vekille temsil edilen davalıya verilmesine,8-HMK'nin 333. maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından geriye kalan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, III-İstinaf İncelemesi Bakımından: 1-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından iadesine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 13.989,42 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 3.497,35 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 10.492,07 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan 19,50 TL posta ve tebligat gideri ile 441,40 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 4-Davalının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/7/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52