Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
bam
2021/929
2024/1013
27 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2021/929
KARAR NO: 2024/1013
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 30/11/2020
NUMARASI: 2018/1046 (E) - 2020/796 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 27/06/2024
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı motosiklet ile seyir halinde iken plakasını bilmediği bir aracın önüne çıkması sonucu çift taraflı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş; 15/09/2020 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talep ettiği 100 TL sürekli iş göremezlik tazminatını 25.433,05 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesinin 30/11/2020 tarih ve 2018/1046 (E) - 2020/796 (K) sayılı kararıyla, davanın kabulü ile 25.433,05 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 20/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin kararına karşı davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine Dairemizin 25/03/2021 tarih ve 2021/509 (E) - 2021/450 (K) sayılı ilamıyla HMK'nın 352. maddesi uyarınca mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile 25.433,05 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 20/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; %5 kalıcı maluliyet oranının müvekkilinin gerçek maluliyetini yansıtmadığını, dosyada mevcut 24/09/2019 tarihli kusur raporunda atfedilen kusur oranının esas alınarak hesaplama yapılmasının kabul edilemeyeceğini, hesaplama yöntemi olarak PMF-1931 yaşam tablosu ve prograsif rant sisteminin esas alınması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı Güvence Hesabı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafından alınacak raporun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmesi gerekirken sözü edilen raporu müvekkili kurumu iletmek yerine işbu haksız davayı açmış olduğunu, plakası tespit edilemeyen araçların varlığı ve kusurunun ispatının somut delillere dayanması gerektiğini, maluliyet tazminatına esas olacak belgelerin ve davacının kazanç durumunu gösterir kaza tarihine yakın son üç aylık döneme ilişkin ücret belgesinin resmi belgelerle ispat edilmesinin zorunlu olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava tarihindin itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilemeyeceğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosyada mevcut Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinden gelen belgelerde davacının hastaneye başvuru sebebinin trafik kazası nedeniyle yaralanma olduğu, davacının hastanede 02/02/2017 tarihli trafik kazası giriş kaydı bulunmaktadır. ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından tüm dosya kapsamı, soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporu, dilekçeler ve kaza tespit tutanağı değerlendirilerek düzenlenen 24/09/2019 tarihli raporda, davacı sürücünün sevk ve idaresindeki motosiklet ile olay mahalli kavşağına yaklaşırken hızını her an tedbir alabileceği asgari seviyeye düşürerek kontrollü bir şekilde kavşaktan geçişini gerçekleştirmesi gerekirken, bu hususa riayet etmediği, mevcut hızıyla kavşağa girmesi neticesi istikametine göre sağ tarafından gelip kavşağa giren kimliği belirsiz sürücü idaresindeki plakası belirsiz ... marka araç nedeniyle duramayıp dengesini kaybedip düşerek yerde sürüklendiği olayda %30 oranında tali derecede, kimliği belirsiz sürücü idaresindeki plakası belirsiz ... marka ile olay mahalli kavşağında geçişini; istikametine göre sol tarafından gelip düz devam etmek suretiyle kavşağı geçmek isteyen davacı sürücü idaresindeki motosikletin hızını ve konumunu dikkate alarak yapması gerekirken bu hususa riayet etmediği, ilk geçiş hakkını bu motosiklete vermeden kontrolsüzce kavşağa girmesi neticesi motosikletin seyir durumunu olumsuz etkileyip motosiklet sürücüsünün dengesini kaybederek yere düşmesine sebebiyet verdiği olayda %70 oranında asli derecede kusurlu olduğu bildirilmiş; böylece bilgi ve belgeler irdelenerek, olayın meydana gelmesinde kusur oranlarının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, ATK Trafik İhtisas Dairesinin raporuna itibar edilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) 2. İhtisas Kurulunun 30/09/2019 tarihli raporunda; davacı ...'in Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tüm vücut engellilik oranının %5 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği belirlenmiştir. TBK'nin 54. maddesi kapsamında açılan davalarda, maddede öngörülen meslekte kayıp oranının belirlenmesinde yargısal uygulamalarda, kaza tarihi itibarıyla ayırım yapılarak kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlardaki atıf gereğince 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak maluliyet raporu alınması gerektiği kabul edilmektedir. Eldeki davada olduğu gibi TBK'nin 54. maddesi kapsamında çalışma gücünün azalmasından doğan kayıp nedeniyle açılan davalarda, beden ve ruh tamlığı ihlallerinin, zarar görenin sanatına veya mesleğine yapmış olduğu etkinin ve bunun oranının gözetilmesi ile belirlenmesi gerekir. 2918 sayılı Kanun'un 90. maddesinde zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar anılan Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olup ayrıca bu kanunda düzenlenmeyen hususlarda TBK'deki haksız fiillere ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür. Bu maddedeki, maddi tazminatın genel şartlara göre hesaplanacağına ilişkin ibareler, Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının belirlenmesi bakımından (somut olayda) kaza tarihi itibarıyla yargısal uygulamalarda uygulanması kabul edilen Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğu gibi, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği de yürürlüktedir. Bu yönetmeliğin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde; 5510 sayılı Kanunun 107. maddesi hükmüne dayanılarak hazırlandığı belirtilmiş; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin (1) nolu bendinde de yönetmeliğin, "5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalıların iş kazası ile meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hâllerinin meslekte kazanma gücünü ne oranda azaltacağına," ilişkin usul ve esasları kapsadığı belirtilmektedir. Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde bu Yönetmeliğin, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ile 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 5. maddesine dayanılarak hazırlandığı, yine anılan yönetmeliğin 2. maddesinde Yönetmeliğin, özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsadığı düzenlenmiştir. Buna göre -adli tıp öğretisinde de kabul edildiği üzere- Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, amaç ve kapsam olarak tazminat hukuku ilkeleri bağlamında hükümler içerip haksız fiile maruz kalan kişideki travmatik lezyonlar ile birlikte meslek veya iş türü, meslek grup numaraları, iş kolları ve kişilerin yaşlarına yönelik ayrı ayrı cetveller içermekte ve bu itibarla tıbbi kıyas/takdir metoduna elverişli olması nedeniyle bilirkişinin/adli tıp uzmanının yorumuna olanak vermektedir. Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ise kişinin maruz kaldığı haksız fiil ve bunun sonucu olarak mesleğinde kazanma gücünü hangi oranda kaybettiğini belirlemekte yeterli olmayıp daha ziyade kişide bulunan sistematik hastalıkları ön plana çıkarmakta, malulen emeklilik, vergi indirimi, bakım ücreti, özel eğitim ve özel donanımlı araç kullanımına yönelik olup tazminat hesabında asıl önem arz eden yaş, sanat, meslek, meslek grubu gibi faktörlerin hesaplamada değerlendirilmemesinden dolayı tazminatın unsurlarını ve hak edilen tazminatın belirlenmesinde yeterli ve gerekli parametreleri içermediği için yeterli olmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının 02/02/2017 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı maluliyetini 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğinden, davacı vekilinin ilk derece mahkemesinde süresi içerisinde maluliyet raporuna itirazı değerlendirilmeden Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre maluliyetin belirlenip, tazminat raporuna esas alınması doğru olmamıştır. Kabule göre de; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da progresif rant formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı iptal kararı gereğince de Genel Şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması artık mümkün değildir. Ancak mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması doğru olmasına rağmen, progresif rant formülünün uygulanmaması doğru olmamıştır. Diğer yandan davacı tarafından dosyaya sunulan 318 TL ve 562 TL tutarlı iki adet ATK fatura bedelinin de yargılama gideri olarak kabulü ile davacı lehine hükmedilmesi gerekirken aksi yönde hüküm tesisi ve davacının talebinin ek kararla reddi doğru olmamıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, kararın HMK'nin 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-Davalı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına,
B-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, 1-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,2-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatıranlara iadesine,3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf kanun yolu başvurusundan ötürü davalı tarafından sarf edilen yargılama giderinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25