SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 4. HD 2022/1586 E. 2024/781 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1586

Karar No

2024/781

Karar Tarihi

28 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1586

KARAR NO: 2024/781

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/02/2022

NUMARASI: 2019/583 Esas - 2022/46 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Sebebiyle)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/02/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı şirketin, Çatalca ilçesi, ... adresinde bulunan "Çatalca Saklı Köşk” unvanına sahip işletmenin sahibi olduğunu, 11.10.2018 tarihinde yağan yoğun yağmur sonucunda işyerinin tamamının büyük zarar gördüğünü, işletmeye ait taşınır taşınmaz tüm eşya ve malvarlığının kullanılamaz hale geldiğini, yerin davalı şirket tarafından yapılan viyadük inşaatına çok yakın bir mesafede olup yağan yağmur sonucunda su baskınına uğrayarak zararlar oluştuğunu, bu zararın meydana gelmesinde davalının yol açtığı teknik hataların rol oynadığını, ilgili zararın tespiti için Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi'nden talepte bulunulduğunu ve tespit mahkemesince yaptırılan keşif neticesinde bilirkişilerce düzenlenen raporlarda meydana gelen zarara sebep olan etkenin yol yapım çalışmasındaki mühendislik hataları olduğunun ortaya konulduğunu, davacı şirket tarafından Karayolları Genel Müdürlüğü'ne başvurulduğunu ve KGM'den alınan cevabi yazıya göre; İlgili zararın meydana gelmesinde davalı şirketin teknik olarak hatalı davrandığının ve bu hususta davalı şirketin uyarıldığını, davalı şirketin bir defaya mahsus araç gönderdiğini, bu eylemini de Karayolları Genel Müdürlüğü'nün uyarısına istinaden yaptığını, işletmeye gönderilen araçların da mevcut düzeni bozduğunu ve zararı azaltacağı yerde artırdığını, zararın meydana geldiği tarihten itibaren geçen süre zarfında kar mahrumiyetine yol açtığını, davalı şirkete zararın giderilmesi yönündeki talep ve ihtarlarının ve akabinde Karayolları Genel Müdürlüğü'nün uyarısının da hiçbir sonuç vermemesi üzerine maddi zararın giderilmesi için sorumlu olan davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafça söz koşusu takibe itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, arabuluculuk aşamasında ise uzlaşma sağlanamadığını ve bu sebeple huzurdaki davayı açma gereğinin hasıl olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin ve munzam zararlara ilişkin her türlü talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla, yol yapım çalışmaları sırasında gerekli tedbirin alınmaması, ticari alanın yağmur sularından olumsuz etkilenmesi ve ciddi zarar görerek kullanılamaz hale gelmesine sebebiyet verdiğinin bilirkişi raporlarınca da sabit olduğundan ve iş bu zararların tazminine ilişkin davalının itirazın iptali ile takibin faizi ile birlikte devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın dava konusu taşınmazın maliki olduğuna ve bahsi geçen “Çatalca Saklı Köşk” unvanlı işletmenin sahibi olduğuna dair dosyaya herhangi bir belge sunmadığını, davacı tarafın yalnızca Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi” nin 2018/25 D.iş dosyasından düzenlenen bilirkişi raporlarını dayanak göstermek suretiyle zarar tazmini talebinde bulunduğunu ancak huzurdaki davanın usulden reddedilmesinin gerektiğini, zarara sebebiyet veren vakıanın bir mücbir sebep olduğunu, 11.10.2018 tarihinde meydana gelen aşırı yağış sebebiyle davacı tarafin işletmesinin su baskınına uğraması sebebiyle uğranıldığı iddia olunan zararın davalı şirket tarafından yürütülen yol yapımı işinden kaynaklandığı iddiasıyla sorumluluk atfedilmeye çalışılmasının hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, dava konusu vakıanın meydana geldiği tarihte; İstanbul ili Silivri ve Çatalca bölgelerinde aşırı yağışlar sebebiyle sel baskınları meydana geldiğini, bu hususta bir çok gazetede ve internet sitesinde haber yapıldığını, Tarım ve Orman Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü'ne ve Valilik İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü'ne müzekkere yazılması suretiyle davacı tarafından belirtilen 11.10.2018 tarihinde gerek İstanbul İli gerekse de Çatalca bölgesindeki yağış durumunun ve bu yağış durumunun olağan miktardan fazla olup olmadığının sorulmasını talep ettiklerini, davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "... Tarafların sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali ve inşaat mühendisi bilirkişilerden rapor alınmıştır.Davalı şirketin viyadük inşaatı sırasında dava konusu işletme çevresinde bulunan dere yatağına beton büzler yerleştirdiği ancak dere yatağı eski haline getirmediği, 11.10.2018 tarihli kuvvetli yağışlarda dere yatağının bu kesiminde suyun akışına mani olunduğundan dereye sınır olan parsellerde su baskını olduğu, dosya içerisine celp edilen Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü Karayolları Genel Müdürlüğü 1. Bölge Müdürlüğü'nün yazı cevaplarının incelenmesinde yağışın doğal afet büyüklüğünde olmadığı, nitekim meteoroloji mühendisi bilirkişinin tespitinin aynı şekilde olduğu, bu halde zararın meydana gelmesinde mücbir sebepten bahsedilemeceyeceği, davalının teknik ihmali sebebi ile dere yatağının taşması sonucu davacının zararının oluştuğunun tespit edildiği, davacının belirttiği yer üstü düzenleri ve varlıklara ilişkin ticari defter ve belgelerinde kayıt bulunmadığı, bu halde bu miktarı ispatlayamadığı, ancak Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi'nin tespit dosyasında davacının zarar gördüğü tespit edilen, sel atıklarının temizlenmesi, zemindeki seramiğin onarımı, duvarlardaki sıva ve boyanın onarımı, havuzun temizlenmesi ve doldurulması, havuz makine dairesi ve tesisatlarının onarılması, bitkisel toprak temini, hazır çim ve işçilik bedellerinin meydana gelen hasar ile uyuştuğu, bilirkişi tarafından zararın hesaplandığı ve toplam zararın 166.500,00-TL olduğu, bilirkişi raporunda temerrüt tarihinden itibaren faiz hesabı yapıldığı, oysa davacının haksız fiilin tarihi olan 11.10.2018 tarihinden itibaren tarafların tacir olması sebebi ile avans faizi talep edebileceği, ancak itirazın iptali davaları icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı davalar olmakla, davacının icra takip dosyasında faiz talebini sınırladığı, 18/12/2018-08/08/2019 tarihleri olarak belirttiği, mahkememizce bu tarihler esas alınmak suretiyle (%19,50 avans) işlemiş faiz hesabı yapıldığı, tüm bu açıklamalarla davacının davasının kısmen ispatladığı kanaatiyle davanın kısmen kabulüne davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının kısmen iptaline, takibin 166.500,00 TL asıl alacak 20.725,83 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 187.225,83 TL üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, olayın mücbir sebepten kaynaklandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, Mahkemece hiçbir inceleme ve araştırma yapılmaksızın afaki bir şekilde Çatalca Sulh Hukuk mahkemesi tarafından 2018 yılındayapılan delil tespiti dosyasındaki tespitlerin kabulu ile hüküm tesis edildiğini,sulak alanları islah ederek taşkınları önleme yükümlülüğünün Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünde olduğunu, davacı tarafın iddialarını kabulü anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin iddia edilen zararın bir nebze de olsa giderilebilmesi için gerekli iş ve işlemleri gerçekleştirdiğini ancak mahkemenin bu hususta araştırma yapmadığını, davacı taraf bahsi geçen taşınmaz ve işletmenin sigortasının bulunup bulunmadığı hususunda herhangi bir beyanda bulunmadığını, nitekim davacı tarafından uğranıldığı iddia olunan zarar sigorta şirketi tarafından giderildi ise huzurdaki davanın ikame edilmesinde davacı tarafın hukuki yararı kalmayacağını, eldeki davada tazminat koşullarının oluşmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Davacı tarafından, davalının kusurlu davranışları sebebiyle uğradığı zararların tazmini talepli maddi tazminat istemine ilişkindir. TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Gerek olay tarihinde alınan tespit raporu, gerek Karayolları Genel Müdürlüğü'nün "su baskını ile ilgili yerinde yapılan gözlemler sonucu işletme yanından geçen dere içinde otoyol yapım işleri sırasında geçici süreliğine büz konulduğu fakat suyun yağışlı hava şartlarında büzlerin kapasitesini aşarak taştığının belirlendiği, görevli şirket ... A.Ş.'nin zararın giderilmesi konusunda uyarıldığının bildirildiği" şeklindeki tespiti, gerekse de alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen bilirkişi raporu gereğince davalı tarafın kusurlu eylemiyle zarara sebebiyet verdiği,İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün cevabi yazılarından olay günü meydana gelen yağışın doğal afet niteliğinde olmadığının anlaşıldığı, buna göre dava konusu olayda tazminat şartlarının oluştuğu,dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dosya içeriğinden; Davalı vekili, davacının zararının giderilmesine yönelik olarak müvekkilinin dava konusu mahalde bir kısım çalışmalar gerçekleştirdiğini beyan etmiş olup, buna ilişkin delillerini cevap dilekçesinde sunduğu, davacı tarafça da bu hususa itiraz edilmediği anlaşılmıştır. Ancak bilirkişi raporunda davalının sunmuş olduğu bu delillerin incelenmediği, yapılan çalışmaların karşılığının ne olduğu, tazminat miktarından mahsup edilip edilemeyeceği değerlendirilmemiştir. Buna göre,bu hususta ek rapor aldırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsiz olup davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf başvurusu yerindedir. Kabule görede; Davalı taraf davaya konu alacağın sigortalı olup olmadığının davacıdan sorulmasını talep etmesine rağmen mahkemece bu talebin gereği yerine getirilmemiştir. Zira davaya konu zararlandırıcı eylem sebebiyle sigorta şirketi tarafından davacıya ödeme yapılmış olması halinde, mükerrer ödeme olgusu ortaya çıkacağından davalı vekilinin bu ususa ilişkin istinaf istemi yerindedir. Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına ve zikredilen eksiklikler tamamlanıp yeniden hüküm kurulmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/02/2022 tarih,2019/583 Esas 2022/46 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7- İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasına yatırmış olduğu 370.860,88 TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nın 36/5. maddesi gereğince yatıran davalı tarafa talebi halinde İADESİNE, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6 ve 362/1/g maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/02/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkaldırılmasınakonusuİptaliKaynaklanangönderilmesineistanbuldeğerlendirilmesi(HaksıziadesinegerekçeİtirazınZarardüşünüldügereğidelillerinkabulünumarasıEylemdenSebebiyle)hüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim