SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 4. HD 2022/1118 E. 2024/610 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1118

Karar No

2024/610

Karar Tarihi

14 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1118

KARAR NO: 2024/610

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/10/2021

NUMARASI: 2018/1044 Esas - 2021/718 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/02/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalılardan ... Teknoloji birliği'nin, 2018 yılında Bursa Sanayi ve Ticaret Odası bünyesinde düzenlemiş olduğu "Rekabet İhlalleri" konulu konferanslarda diğer davalı Öğretim Görevlisi ...'nın konuşmacı olarak katılımcılara eğitim verdiğini, davalıların, Nisan/Mayıs-2018 yılında düzenledikleri rekabet ihlalleri konulu eğitim sırasında, müvekkillerinin isim ve ünvanlarının izinsiz, aleni bir şekilde müvekkillerinin şahsiyet haklarını ve ticari itibarlarını zedeler şekilde kullandıklarını tespit ettiklerini, anılan eğitim sırasında müvekkillerinin adı ve ünvanının açık açık ifşa edilerek yüzelrce belki binlerce kişi nezdinde itibarılarının zedelendiğini, sözkonusu eğitimde yer alan yazılı sunumlarında, müvekkilinin kurul raportörlerine "içeride belki özel eşyalarım var, belki sevgilim var, belki tabancam var" şeklinde ifadeler kullandığı bilgisine yer verildiğinin görüldüğünü, açıkca davalıların, konferansın içeriğine dair bilgi vermek yerine, ihlal adı altında gösterilen örneklerle, kişiler arasındaki diyaloglara, iş dünyasında tanınan kişilerin isimlerine de açıkça yer vererek, konuyu teatral hale getirmeyi, müvekkillerinin itibarları üzerinden konferansın ilgi çekmesini ve prim yapmasını amaçladıklarını, davalıların kötü niyetli olduklarını, anılan eğitimde isim ve ünvanı açıkca ifşa edilen müvekkili ... şirketler gurubunun ülkemizin lojistik sektörünün önde gelen, lider konumunda bulunan gerek ülke içinde gerekes yurtdışında milyorlarca dolarlık yatırımları bulunan ve binlerce kişiye istihdam sağlayan şirketler grubu olduğunu, müvekkili şirketin aynı zamanda hisselerinin borsada kayıtlı, halka açık bir şirket olduğunu, halka açık şirketlerle ilgili her haberin, bilginin, şirket hisselerini etkilemesinin sözkonusu olduğunu, dava konusu olay sebebiyle binlerce yatırımcı veya vatandaşın da mağdur olacağını belirterek, müvekkillerinin manevi şahsiyetlerini ihlal eden davalılardan 20.000,00 TL manevi tazminatın ihtar tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın açtığı davanın konusu “manevi tazminat” talebi olup talep miktarı 20.000,00 TL olarak belirtildiğini, davanın manevi tazminat olarak açılmış olmasından dolayı davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmasının mümkün olmadığını, zira manevi tazminat isteminin, belirsiz alacak davası veya kısmi dava olarak açılamayacağını, davaya konu kararı veren mercii olan Rekabet Kurumu’nun temel amacının; 7 Aralık 1994 tarihinde kabul edilen 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un uygulanması olduğunu, kurumun bağımsız olduğunu, hiçbir organ, makam, merci, kişi veya kurum emir ve talimat veremeyeceğini, idari ve mali özerkliği olduğunu, kurumun verdiği kararların Danıştay’ın denetimine tabi olup, kurumun verdiği Kararların Saklanması ve Yayımlanması kanunu gereği olduğunu, dolayısıyla davaya konu Rekabet Kurumu Kararı kamuya açık olup, Kurumun internet sitesi üzerinden herkesin ulaşabileceği bir konumda olduğunu, davacı tarafın yapmış olduğu şikayetlerin hukuki açıdan hiçbir sonuç doğurmadığını, davalı taraflar kamuya açık bir bilgiyi paylaşmış olduğundan dolayı hiçbir şekilde sorumluluğunun bulunmadığını, davacı, şirket hisselerinin etkilendiği düşüncesi içerisindeyse, bu davayı taraflarına değil Rekabet Kurumuna yöneltmesi gerektiğini, Kamuya aleni bir bilgiden dolayı taraflarının sorumlu tutulmasının hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Davalılardan ... Teknoloji Birliğinin 2018 yılında Bursa Sanayi ve Ticaret Odası bünyesinde düzenlediği Rekabet İhlalleri konulu konferanslarda diğer davalı öğretim görevlisinin konuşmacı olarak katıldığı ve sunum sırasında davacı şirketin izinsiz olarak isim ve ünvanları kullanılarak manevi zararlarının giderilmesine ilişkin olduğu, Mahkememizce sunuma konu edildiği iddia edilen Rekabet Kurulu Kararının incelendiğinde bahse konu kararın ... A.ş. Lehine verildiği, Davacımızın ise ... Tic. A.Ş. olduğu, İstanbul Ticaret Odası firma detayları incelendiğinde ... sicil ile ... Anonim Şirketi adı altında şirketin mevcut olduğu, seminere katılanların paylaşılan karardaki şirketin davacımız şirket olmayacağını bilememeleri düşünülemez. Farklı şirketler söz konusu, davacımız şirket yönünden haksız rekabet oluşmaz. ...a bağlı birçok şirket söz konusu, birine yönelik herhangi bir eylem diğerleri tarafından davaya konu edilmesi iyi niyetli kabul edilemez. Yanılma kabul edilemez. Davacı şirket ile sunumda tartışılan rekabet kurulu kararına konu şirketin birbirinden faklı şirketler olması sebebiyle aktif dava sıfatı yokluğundan davanın reddine ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince hukuka aykırı şekilde aktif dava sıfatı yokluğundan davanın reddine karar verildiğini, davacılardan durmuş dövenin dava ehliyeti yönünden bir değerlendirme yapılmadığını her iki davacı bakımından davanın reddine karar verildiğini, davalıların kullandıkları slayt ve sunum belgesinde sadece "..." ve "..." adlarının geçtiğini ... markasının, davacı ... Lojistik Tic. AŞ' ye ait olduğunu, dava konusu olayda zarar görenin marka sahibi ... Şirketi olduğunu , müvekkillerinin şahsiyet hakları ve ticari itibarlarının zedelendiğini bu sebeple davacıların aktif dava ehliyetinin bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Kişilik haklarının ihlali iddiasına dayalı manevi tazminat talebine ilişkindir.Bireylerin bir hakkın inkâr veya ihlali durumunda yargı gücüne başvurarak haklarının etkin bir şekilde korunmasını istemek konusunda sahip oldukları yetkiye “dava hakkı” denilmektedir. Bir kimsenin bu korumayı yargı gücünden belli bir hasma karşı fiilen talep etmesi davadır (Postacıoğlu/Altay: Medeni Usul Hukuk Dersleri, 7.b., İstanbul 2015, s. 181). Doktrinde davada taraf kavramını açıklamaya yönelik olarak maddi taraf kuramı, şekli taraf kuramı ve işlevsel taraf kuramı başlıkları altında toplanabilecek üç farklı yaklaşım bulunmaktadır. İşlevsel taraf kuramı yalnızca mal varlığı davaları bakımından tarafın belirlenmesine yönelik çözüm sunmakta iken, taraf olmayı maddi anlamda hakkın ayrılmaz parçası olarak gören maddi taraf kuramının aksine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) davada taraf tayininde, kimin kime karşı hukuki koruma istediğinin belirlenmesinde dava dilekçesinin esas alınmasını öngören şekli taraf kuramını esas aldığı münferit düzenlemelerinden (iradî taraf değişikliği: m.124; Dava ve cevap dilekçelerinin içerikleri: m.119/1-b, c ve 129/1-b, c; kesin hükmün davanın tarafları açısından bağlayıcı olması: m. 303 gibi) açıkça anlaşılmaktadır. HMK’nın 50’nci maddesinde taraf ehliyeti “Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir.” şeklinde açıklanmıştır. Davada taraf ehliyetinden maksat bir davada davacı veya davalı olarak yer alabilme ehliyetidir. Bu kavram medeni hukuktaki hak ehliyetinin medeni usul hukuku alanındaki uzantısını oluşturur (Tanrıver, S.: Medeni Usul Hukuku, c.I, Ankara 2016, s. 485). HMK’nın 53’üncü maddesinde “talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisi” olarak tanımlanan dava takip yetkisi ise hukukumuzda davanın taraflarının tayininde şekli taraf kuramının kabul edilmesinin sonucu olarak taraf ve taraf sıfatı kavramlarının birbirlerinden ayrılmasının sonucu olarak varlık kazanmıştır. Kişinin taraf ehliyetinin bulunması, taraf olarak yer aldığı davasını yürütebilmesi için tek başına yeterli değildir; Kişinin dava ehliyetine de sahip olması gerekir (Erişir, E.: Medeni Usul Hukukunda Taraf Ehliyeti, İzmir 2007, s.57). Dava ehliyeti ise bir kişinin bizzat yahut tayin edeceği temsilcisi aracılığı ile dava açabilmesi, davayla ilgili usul işlemleri yapabilmesi ve kendisine karşı dava açılması hâlinde de hakkını koruyucu beyanlarda bulunabilme yani savunma yapabilme ehliyeti olarak tanımlanabilir (Tanrıver, s. 496). Davada davacı ve davalı olarak yer almakla taraf olarak gösterilenlerin maddi hukuk bakımından gerçekten bu niteliği taşıyıp taşımamaları tümüyle birbirinden farklı kavramlardır. Sıfat, dava konusu kılınan subjektif hakla davanın tarafları arasındaki ilişkiyi ifade eder ve dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilmiş kişilerin maddi hukuk bakımından gerçekten hak sahibi veya yükümlü konumunda bulunup bulunmadığına ilişkindir (Tanrıver, s.512). Başka bir tanıma göre sıfat, belirli ve somut bir davada husumeti yöneltebilmek olanağını sağlayan hukuki bir durum olup, statüye mensup olmayı ifade eden bir niteliktir. Belirli bir hak üzerinde dava hakkını sağlayan statü, o hakka sahip olmak olabileceği gibi temsil kuralları gereğince o hakta tasarruf yetkisi de olabilir (Postacıoğlu/Altay, s. 196). Dava, bizzat hak sahibi tarafından açıldığı zaman hak sahibi olmak durumu ile sıfat kavramları örtüşmekte ise de; dava, hak sahibinden başka bir kişi tarafından açıldığında sıfat kavramı bütün özerkliği ve özelliği ile meydana çıkmaktadır. İleri sürülen hakkın veya hukuki durumun söz konusu davayı açmak yetkisini verip vermediği keyfiyeti sıfat kavramına karşılık gelir. Bu açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde, davalılar tarafından yapılan sunumda kullanılan slaytta davacılar "..." ve "..." isimlerinin geçtiği, "..." markasının ... Tic. AŞ' ye ait olduğunun davacı tarafça sunulan dokümandan anlaşıldığı, eldeki davada, davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde davalı ... tarafından düzenlenen ve diğer davalının konuşmacı olarak katıldığı "Rekabet İhlalleri" konulu konferansta davacılarla ilgili kullanılan ifadelerin kişilik haklarını ihlal ettiği iddiasıyla manevi tazminat talep etmiştir. Bu durumda davacılar aktif dava ehliyetini haiz olup taraflarca ileri sürülen deliller değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken aktif dava ehliyetinin yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Yukarıda açıklanan hususlar gereğince sair yönler incelenmeksizin davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacılar vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/10/2021 tarih,2018/1044 Esas - 2021/718 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7- İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas icra takip dosyasına yatırmış olduğu 5.500,00 TL nakit teminatın 2004 Sayılı İİK'nın 36/5. maddesi gereğince yatıran davacılara talepleri halinde İADESİNE, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6 ve 362/1/g maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/02/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngereğidelillerinkabulügönderilmesineistanbulkaldırılmasınadeğerlendirilmesiTazminat(HaksıziadesinegerekçekonusudüşünüldüKaynaklanan)numarasıFiildenhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim