Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2023/1254
2024/3497
9 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1254
KARAR NO: 2024/3497
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/12/2022
NUMARASI: 2021/383 Esas - 2022/744 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafından yapılan haksız haciz işlemi sebebiyle 17.05.2013 tarihinde 31.000,00 TL icra dosyasına ödediğini, istihkak davasının kabul edilip haczin iptal edildiğini, kararın kesinleşme süreci boyunca 20.01.2021 tarihine kadar müvekkili şirketin söz konusu paradan istifade edemeyerek maddi zarara uğradığını, haksız ve kötü niyetli haciz sebebiyle manevi zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkını saklı tutarak 20.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat dava etmiştir. Davacı ıslah ile maddi tazminat olarak 115.632,30 TL talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Takip hukuku kapsamında yapılan işlemler sebebiyle tazminat koşullarının bulunmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesince; "...Davacının maddi tazminat talebinin reddine, 20.000 TL manevi tazminatın haksız haczin gerçekleştiği 17/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Maddi zararın dosya kapsamında sabit olmasına rağmen reddolunmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Talebin zamanaşımına uğradığını, davacının yargılama sırasında tasfiye sürecine girmesi sebebiyle ehliyetinin sona erdiğini, alacağın gerçek olduğunu, takip işlemlerinde yasaya aykırı bir yön olmadığını maddi ve manevi tazminat koşullarının bulunmadığını ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız haciz sebebine dayalı maddi ve manevi tazminat davasıdır. Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri 6098 sayılı yasanın 49-76 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil, zarara yol açsa bile, hukuka aykırı sayılmaz. Haklı savunmada bulunan, saldıranın şahsına veya mallarına verdiği zarardan sorumlu tutulamaz. Somut olayda davacı İcra takibinin tarafı değildir. Davacının malları, takip borçlusuna ait olduğundan bahisle haczedilmiş, haczolunan malların muhafazası için gidildiğinde menkullerin muhafaza altına alınmaması için davacı tarafından dosyaya yatırılan 31.000,00 TL haczedilmiştir. Taraflar arasında Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesi 2016/65 E. Sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda ;" davacı şirket ile ...AŞ arasında adres, telefon ve faksların aynı olması dışında organik bağdan söz edilebilecek başkaca bilgiye rastlanılmamıştır. Kaldı ki ... AŞ. Takipte dosya borçlusu da değildir. SGK. Kayıtlarında çalışanların davacı şirket ve takip dosya borçlusu şirket çalışanı olarak da kayıtlı olmadığı nazara alındığında davacı şirket ile takip borçlusu şirket arasında Muvazaadan söz edilemeyeceği de aşikardır. Haciz sırasında borçlu şirket yetkili ve ortaklarının bulunmaması yanında borçlu şirkete ait evraklara da rastlanılmamıştır. Haczedilen paranın takip borçlusu şirkete ait olduğuna yönelik İspat külfeti de davalı tarafından yeterli deliller ile ispat edilemediğinden istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına" karar verilmiş karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Bu durumda haczin haksız olduğu sabittir. Davalı her ne kadar takip hukukuna uygun olarak muhafaza eyleminin gerçekleştiğini, bunda kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ileri sürmüş ise de zarar takip hukukuna uygun ifa edilen haciz işleminden değil doğrudan haksız haciz (haksız fiil) eyleminden kaynaklanmaktadır. Muhafaza işleminin İİK m 97 hükmüne uygun olması haczi haklı hale getirmez. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. 6098 sayılı yasanın 72. maddesine göre; Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Davacı yönünden zarar ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarih, somut olayın özelliğine göre istihkak davasının lehine sonuçlandığı ve bu kararın kesinleştiği tarihtir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 26.02.2020 tarihli ve 2017/15111 Esas- 2020/1849 Karar sayılı İlamı ile istihkak davası sonunda verilen hüküm onanmış olduğu gözetildiğinde tazminat yükümlüsü bu tarihte kesin olarak belirli hale gelmiştir. Eldeki dava ise 29.06.2021 tarihinde açılmış olduğuna göre iki yıllık zamanaşımı süresi dolmadan davanın açıldığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf istemi yerinde değildir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir. Davacının gerçek zararı paranın yasal faiz getirisidir. Dosya arasında alınan bilirkişi raporunda 17.05.2013 ödeme tarihi ile 20.02.2021 iade alınma tarihi arasındaki işlemiş faiz bedeli 21.738,75 TL, olarak hesaplanmış olup bu miktar üzerinden davacının zararının karşılanması gerekirken yazılı şekilde maddi tazminat talebinin reddi doğru olmamıştır. Haksız hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişi, takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz (Emsal Yargıtay 4. HD nin 06.07.2020 gün ve 2019/2535 E -2020/2544 K sayılı ilamı). Dosya kapsamından davacının takip borçlusu olmadığı, haciz yapılan davacı adresinde takip borçlusu firma yetkilisi yahut çalışanlarının bulunmadığı, takip borçlusu ile ilgili evrak bulunmadığı, adreste faaliyet gösterdiği belirtilen diğer firmanın da takip borçlusu olmadığı, davacı ile takip borçlusu arasında organik bağ bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda yapılan haciz işleminde davalının iyi niyetinden söz edilemez. Davacının adresinde takip borçlusuna ait hiç bir somut emare bulunmadan haczin infazının talep edilmesinde davalı kusurludur. Davacının, borcu olmadığı halde 17.05.2013 tarihinde 31.000,00 TL ödemek suretiyle ağır zarara uğradığı sabittir. Buna göre davacı lehine manevi tazminata hükmolunmasında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. 4721 sayılı yasanın 52. maddesi kapsamında tasfiye sürecine giren davacının dava ehliyeti, bu sureçten sonra tasfiye memurundan vekalet ibraz eden vekilin takip ehliyeti bulunduğu gözetilerek davalının bu yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davalı vekilinin istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, "Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 21.738,75 TL'nin dava tarihi olan 29/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız haczin gerçekleştiği 17/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/383 Esas 2022/744 Karar sayılı 14/12/2022 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda; 3- Davacı tarafından davalı aleyhine açılan maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 21.738,75 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 29/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine,4- Davacı tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının KABULÜ ile 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız haczin gerçekleştiği 17/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.851,17 TL nispi karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 683,10 TL peşin harç ve 1.633,16 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.316,26 TL'den mahsubuyla bakiye 534,91 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 683,10 TL peşin harç, 31,50 TL vekalet harcı ile müzekkere, 800,00 TL bilirkişi ücreti, 1.633,16 ıslah harcı, posta ve tebligat gideri 47,00 TL olmak üzere toplam 3.254,06 TL yargılama giderinden davanın kabul ret oranına göre 1.001,39 TL'sinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 5/c-Davalı tarafça yapılan 8,50 TL vekalet harcından davanın kabul ve ret oranına göre 5,88 TL'sinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, 5/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(1-2). maddelerine göre kabul edilen maddi tazminat yönünden 21.738,75 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(2-3). maddesine göre ret edilen maddi tazminat talebi yönünden 21.738,75 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. ve 13/(2). maddelerine göre manevi tazminat yönünden 20.000,00 nispi TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 6/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.851,17 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 341,55 TL'nin mahsubuyla bakiye 2.509,62 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,6/d-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 8-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15