Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2022/3548
2024/3366
2 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/3548
KARAR NO:2024/3366
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:01/03/2022
NUMARASI:2021/183 Esas - 2022/167 Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız İhtiyati Tedbirden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/10/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil şirketin yetkili hamili olduğu ve 11.06.2020 tarihinde teslim aldığı .... Şubesi'ne ait keşidecisi .... Şti. olan 20.10.2020 Keşide Tarihli 115.000 TL bedelli .... Numaralı çek hakkında davalı tarafından İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/616 Esas sayılı dosya ile başvuru yapılarak çeklerin hamili olduğu ve çekleri kaybettiği iddiası ile "...." ikame edildiğini, ilgili Mahkemece tensip ara kararı ile müvekkil elinde bulunan çekin bankaya ibrazı halinde ödenmemesi yönünde İhtiyati Tedbir Kararı verildiğini, yine ilgili Mahkemece tensip ara kararı ile davalı firmadan çeklerin yetkili hamili olduğunu gösterir bilgi ve belgeleri ibrazı istenmiş ve bunun üzerine davalı tarafından dava dışı çek keşidecisi .... Şti. ile ortak hareket edilerek sahte tahsilat makbuzu düzenlenmiş ve Mahkemeye ibraz edilerek, davalı tarafından Mahkeme yanıltılarak tedbir kararı verilmesi sağlandığını, söz konusu çek 30.10.2020 tarihinde ilgili bankaya ibraz edildiğini, ancak Mahkeme tedbir kararı sebebiyle çek ödenmemiş ve yine tedbir kararı kapsamında karşılıksızdır işlemi de yapılmadığını, ilgili çek incelendiğinde çekin lehtarı müvekkil şirket olup davalının çekte hiçbir suretle lehtar yada ciranta olarak bulunmadığını, çekte cirosu olmamasına rağmen borçlu şirket ile sahte belge düzenlemek ve mahkemeyi yanıltmak suretiyle çek iptali davası açılmış ve çek hakkında ödemeden men yasağı konulmasına neden olunduğunu, sonrasında tarafımızca ilgili mahkemeye başvuru yapılarak çekin yetkili hamilinin müvekkil olduğu ve çekteki tedbir kararının kaldırılması istendiğini, sonrasında davacının davadan feragat ettiğini, ilgili Mahkemece 16.11.2020 tarihinde davanın reddine karar verilerek çek hakkındaki tedbir kararının kaldırıldığını, bunun üzerine müvekkilince 16.11.2020 tarihinde çek yeniden bankaya ibraz edilerek karşılıksızdır işlemi yapıldığını ve bankanın sorumlu olduğu 2.225,00 TL bedelin tahsil edildiğini, çekin 112.775 TL'lik kısmının ise ödenmediğini, HMK Mad:399/1 gereği "Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir sebebiyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür." hükmü kapsamında davalının haksız ihtiyati tedbir sebebiyle müvekkilinin zararı olan çek bedelini tazminat olarak ödemek zorunda olduğunu, davalının borçlu ile ortak hareket ederek ve sahte belge düzenleyip mahkemeyi yanıltarak tedbir kararı aldığını ve müvekkilinin çek hakkında işlem yapmasına ve alacağını almasına engel olunduğunu, teminatın dahi borçlu tarafından ödenmiş olma ihtimali bulunduğunu, HMK Madde 392/1 "İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır." hükmü ile de zararların teminattan karşılanması gerektiğini açıkça belirtildiğini, bu kapsamda müvekkilin davalı tarafından alınan haksız ihtiyati tedbir kararı sebebiyle uğradığı zararın yine davalı tarafından İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/616 esas sayılı dosyaya yatırılan teminattan karşılanmasına da ayrıca karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ıslah hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL tazminatın HMK Mad:399 kapsamında yasal avans faizi ile birlikte davalıdan tazminine, hükmedilecek tazminatın İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/616 Esas sayılı dosyada davalı tarafından yatırılan teminattan karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Alınan ihtiyati tedbir kararının usulüne uygun olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "... Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile dosya kapsamındaki tüm belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; dava, haksız ihtiyati tedbir sebebiyle maddi tazminat istemine ilişkin olup, davacı tarafın yetkili hamili olduğu, ... Şti. olan 20.10.2020 Keşide Tarihli 115.000 TL bedelli .... Numaralı çek hakkında davalı tarafından İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/616 Esas sayılı dosya ile başvuru yapılarak çeklerin hamili olduğu ve çekleri kaybettiği iddiası ile açmış olduğu kıymetli evrak iptali (çek iptali) davasında 30/10/2020 tarihinde ödeme yasağı kararı aldırdığı, sonrasında davasından feragat etmesi üzerine mahkemece davanın feragat sebebiyle reddine ve ödeme yasağı kararının kaldırılmasına karar verildiği, davacının çeki ibrazdan mahrum kaldığı 17 gün için hesaplanan faiz alacağının 736,47-TL olarak bilirkişi tarafından hesaplandığı, davacı tarafça başkaca zararı bulunduğuna ilişkin delil sunulmadığı anlaşıldığından çekin geç ibrazından kaynaklı oluşan 736,47-TL faiz alacağı üzerinden davanın kısmen kabulüne....736,47 TL'nin dava tarihi olan 10/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava konusu olayda müvekkilinin asıl zararının faiz ile karşılanmayacağının açık olduğunu, davalının haksız olarak açmış olduğu davadan feragat etmesi üzerine borçlu ... Sayılı dosyasından başlattıkları icra takibinde borçlunun tapu takyidatında 05/11/2020 ile 16/11/2020 arasında üst üste haciz konulduğunun tespit edildiğini konulmuş olan hacizlerden dolayı sıra cetvelinde esasen 1. Sırada olmaları gerekirken haksız şekilde başlatılmış olan çek iptali davasından dolayı müvekkilinin ilgili bankada karşılıksızdır işlemi yaptıramadığı için icra takibini de geç başlatmak zorunda kaldığını ve bu nedenle tapu haczinde 1.sırada olmasının engellendiğini ve alacağını alma olasılığının planlı bir şekilde azaltıldığını, haksız ihtiyati tedbir sebebiyle açılan tazminat davasında talep edilebilecek zarar malvarlığının azalmasından ileri gelebileceği gibi mahrum kalınan kazançtan ya da pasifin artmasından da ileri gelebileceğini, bu kapsamda sadece faiz farkı değil esasen çek yönünden tahsil imkanının engellenmesine dair tedbir kararı neticesinde müvekkilinin zararının çek bedeli kadar olduğunu, yerel mahkeme 16.11.2020 tarihinde çek iptali davasının reddine karar vererek çek hakkındaki tedbir kararını kaldırdığını, bunun üzerine müvekkilinin 16.11.2020 tarihinde çeki bankaya ibraz ederek karşılıksızdır işlemi yapıldığını ve bankanın sorumlu olduğu 2.225,00 TL' nin müvekkiline ödendiğini, aynı tarihte borçlu .... şirketine takip başlatılarak tapu haczi yapıldığını ancak 05/11/2020 tarihi ile 16/11/2020 tarihleri arasında çeşitli icra dosyalarından haciz konulduğunu, davalının borçlu ile hareket ederek ve sahte belge düzenleyip yerel mahkemeyi de yanıltarak tedbir kararı aldığını, böylece müvekkilin çek hakkında işlem yapması engellenerek tedbir kararı süresince çeşitli dosyalardan borçlunun malvarlığına haciz konulduğunu ve böylece müvekkilinin alacağını alması engellendiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız ihtiyati tedbir sebebiyle maddi tazminat talebine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 399. maddesinde ise;" (1) Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir sebebiyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür.(2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır. (3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zaman aşımına uğrar." hükmü düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Haksız ihtiyati tedbirde zararın tazmininde uygulanacak hüküm haksız fiil hükümleri olup zararın belirlenmesi de gerçek zarar ilkesine göre yapılmalıdır. Davacının talep edebileceği gerçek zarar ise tedbir kararı olmasaydı elinde olacak değer ile tedbir sebebiyle elinde olan değer arasındaki farktır. TBK' nın 50. maddesinde; zarar görenin zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla yükümlü olduğu düzenlenmiştir. HMK' nın 190. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükelleftir.Somut olayda; Davacı, davalının kötü niyetli olarak çek iptali davası açtığını ve ödemeden men yasağına ilişkin tedbir kararı aldırıldığını, bu sebeple çeki bankaya ibraz ettiklerinde işlem yapamadıklarını, bu süreçte borçluya karşı 3. Kişiler tarafından farklı icra takipleri yapıldığını ve müvekkilinin haciz sırasında 1. Sırada yer alınmasına engel olduğunu, çek bedeli kadar zarara uğradığnı belirterek bu zararın tazminini talep etmiştir. Mahkemece düzenlettirilerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının çeki ibrazdan mahrum kaldığı 17 gün için hesaplanan faiz alacağının 736,47-TL olduğu hesaplanmıştır. Davacı tarafça bunun dışında maddi zarara uğranıldığına dair somut bir delil sunulmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmayıp davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/183 Esas 2022/167 Karar sayılı 01/03/2022 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/10/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15