Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2024/969
2024/2812
17 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/969
KARAR NO: 2024/2812
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/11/2023
NUMARASI: 2017/538 Esas 2023/739 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)|Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/07/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ... Ltd. Şti. vekili verdiği dava dilekçesinde, davalı ...nin kendilerine yönelik olarak İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016 / 1137 D. İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı aldığını, bu ihtiyati haciz kararını İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından takibe koyduğunu, K. Çekmece .... İcra Dairesinin ... Talimat sayılı dosyasından da kendisine haciz uygulandığını, ihtiyati haciz kararına yaptığı itirazın İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016 / 1137 D. İş; 2016 / 1142 Karar sayılı dosyasından kaldırıldığını ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13 HD 2017 / 539 Esas; 2017 / 464 Karar sayılı dosyasında da onaylandığını, 28.07.2016 tarihinde haksız şekilde davacıdan alınan 100.000,00TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödendiği tarihten itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya iadesine, davacı şirketin mali krize girmesine haksız, kötü niyetli ve ağır kusurlu bir şekilde sebebiyet veren davalının eylemleri neticesinde davacı şirkette ortaya çıkan mali zararların tam olarak tespiti önceki yıllara ait davacı şirketin bilanço ve muhasebe kayıtlarının tetkiki, davalının haksız işlemlerinden sonra ortaya çıkan icra takipleri vb. Mali incelemeler yapacak bilirkişi marifetiyle tam olarak tespit edilebileceğinden şimdilik doğmuş ve doğmakta olan zararlara ilişkin olarak fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile 28.07.2016 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek ticari faizi ile birlikte şimdilik 1.000,00 TL nin davlıdan alınarak davacıya verilmesini, şirket adresinde yapılan fiili hacizler ile davacı şirketin ticari mecralardaki itibar ve saygınlığı zedelenmiş ve icra dosyaları incelendiğinde görüleceği üzere her ne kadar dosyalar durdurulmuş olsa da davacı müvekkil ve yetkilisine ait banka ve tapulara gerekli haciz bildirimleri yapılmış olmakla özellikle bankalar nezdinde davacı şirketin ticari itibarı sarsılmış olup yerleşik yargıtay içtihatları gereğince tüzel kişiliğin de manevi tazminat talep etme hakkı olduğu hususları ve müvekkil firmanın uğradığı haksızlık derecesi de dikkate alınarak en az 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava "haksız fiil "sebebi ile açılmış tazminat davasıdır, davanın konusunu oluşturan olaylar, ticari işletmeyi ilgilendirmediği gibi ticari nitelikte de olmadığını, haksız haciz iddiası ile açılan bu davada görevli Mahkeme, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemelerinin olduğunu, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davacı tarafından açılmış olan istihkak davası henüz neticelenmediğini ve kesinleşmediğini, haczin haksız olup olmadığı değerlendirilmeden bu konuda bir tespit olmadan huzurda ki davanın açıldığını, halihazırda, davacının aktif dava ehliyetine sahip olduğunun söylenemeyeceğini, davacı tarafından açılmış ve derdest bulunan istihkak davalarının bekletici mesele yapılmasını, davacı şirket yetkilisi ... fetö soruşturması kapsamında gözaltına alınmış olup, ticari yaşamı olsa olsa bunun için zedelenmiş olacağını, haciz mahallinde kurulu bulunan telefon borçlunun kullanımında olduğunu, haciz işleminden dolayı davacı zarar gördüğü iddiası gerçeği yansıtmadığını, davacı haksız kazanç elde etme gayesinde olduğunu, haricen ödeme yapıldığı tarihte davacı tarafından açılan istihkak davalarından tedbir kararı verildiğini,davacı açısından manevi zarar oluşturan bir fiil bulunmadığını, davacı için manevi tazminata hükmedilemeyeceğini, davacının teminat senedi olduğu iddiası ile takibe yaptığı itiraz icra hukuk mahkemesi tarafından reddedildiğini, davacı tarafından verilen senet teminat senedi olarak nitelendirilemeyeceğini, öncelikle Mahkemenizin görevsizliğine karar verilmesine, aktif husumet yokluğundan davanın reddine, davacı tarafından açılmış ve derdest bulunan istihkak davalarının bekletici mesele yapılmasına, Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememiz dosyası ile birleşen istanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/989 esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle:Davacı ... Ltd. Şti. vekili verdiği dava dilekçesinde, davalı ...nin kendilerine yönelik olarak İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016 / 1137 D. İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı aldığını, bu ihtiyati haciz kararını İstanbul 4. İcra Dairesinin 2016 / 24329 sayılı dosyasından takibe koyduğunu, K. Çekmece ... İcra Dairesinin ... Talimat sayılı dosyasından da kendisine haciz uygulandığını, ihtiyati haciz kararına yaptığı itirazın İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1137 D. İş; 2016/1142 Karar sayılı dosyasından kaldırıldığını ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13 HD 2017/539 Esas; 2017/464 Karar sayılı dosyasında da onaylandığını, haksız ihtiyati haciz sebebiyle uğradığı zararlarının karşılanmasını talep etmiştir. Mahkememiz dosyası ile birleşen istanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/989 esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davalı ... vekili verdiği cevap dilekçesinde, davacının İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017 / 538 Esas sayılı dosyasında da dava açtığını, bu sebeple de derdestlik itirazında bulunduklarını, ihtiyati haciz başvurularının reddedilmiş olmasının ikinci kez ihtiyati haciz başvurusunda bulunmalarını engellemediğini, davacı aleyhine başlatılan beş tane icra dosyası için hacze gidildiğinde 100.000,00 TL tutarlı protokol yapıldığını, davacının da aval olarak imzaladığını, ihtiyati hacze konu bonoları da aval olarak imzalanan bonolar olduğunu, davacının haksız ihtiyati haciz sebebiyle uğradığı zararı varsa bunu ispatlaması gerektiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememiz dosyası ile birleşen istanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/900 esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davalının 128.300 TL bedelli 3 adet senedi ihtiyati haciz talebi ile İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1129 D.iş sayılı dosyasından işleme koyduğunu ve talebinin red edildiğini, davalının aynı senetleri İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1137 D.iş dosyasından işleme koyduğunu ve talebinin kabul edildiğini, talebinin kabulünden sonra ilgili kararı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile işleme koyduğunu, takip dosyasında müvekkilinin ev ve işyeri adreslerine haciz uygulandığını, davalı tarafın kötü niyetli ve bilinçli bir şekilde hareket ederek müvekkilinin ve şirketinin borç batağına saplanmasına sebebiyet verdiğini ve tüm bu sebeplerle teminat bedeli olan 19.245,00 TL maddi tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın 08/08/2016 tarihindeki haciz işleminden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememiz dosyası ile birleşen istanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/900 esas sayılı dosyasında davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacının yetkilisi olduğu ... Ltd. Şti.'nin menkul mallarının haciz sebebi ile uğranıldığı iddia edilen zarara ilişkin olarak açılmış tazminat davası olduğunu, aynı hacizle ilgili olarak İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/538 Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açılmış ve halen derdest olduğundan derdestlik itirazında bulunduklarını, takibe konu edilen bonoların faktoring işlemi ile değil açılmış bir takipte ödeme aracı olarak müvekkil şirket tarafından iktisab edildiğini, hukuken ikinci kez ihtiyati haciz başvurusu yapılmasını engelleyen bir hüküm bulunmadığını, bu sebeple ihtiyati haciz kurumunun amacı ile ters düşen bir üst mahkemeye başvurmak yerine yeniden ihtiyati haciz başvurusunda bulunulduğunu, davacı aleyhine uygulanan haksız haciz bulunmamakta olup zarar şartı gerçekleşmediğini, tazminat davasının açılabilmesi, alınan ihtiyati haciz kararının uygulanması ve bu sebeple zarara uğranılması şartına bağlı olduğunu, zarara uğranıldığının ispat yükü davacıda olup, davacı uğradığını iddia ettiği zararı ispata yarar hiç bir belge sunamadığını, davacı nezdinde yapılan haciz gerçek, muaccel, muaccel olmasına karşılık ödenmemiş ve bu sebeple takibe konu edilmiş bir alacağın tahsili için uygulandığını ve tüm bu sebeplerle davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememiz dosyası ile birleşen istanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/914 esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1129 D. İş saylı dosyasından 128.300,00 TL bedelli 3 adet senedi ihtiyati haciz talebinde işleme koymaya çalıştığını, ancak mahkeme tarafından ihtiyati haciz talebinin red edildiğini, red kararına rağmen dava konusu senetler bu kez İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1137 D. İş sayılı dosyası ile aynı konu ile ilgili ihtiyati haciz kararı alındığını bu kararın İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Es sayılı dosyası ile işleme konulduğunu, davalı alacaklı tarafın 08/08/2016 tarihinde davacının işletme müdürü olduğu ..., adresinde Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü ... Talimat sayılı dosyasından ihtiyati haciz işlemi yapıldığını, ayrıca davalı alacaklı tarafından iki farklı tarihte ev adresinde haciz işlemi uygulandığını, bu sebeplerden dolayı davacının uğradığı maddi zarar için fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik en az ihtiyati haczi alınırken yatırılan teminat bedeli olan 19.245,00 TL maddi tazminatın 08/08/2016 tarihindeki fiili haciz işleminden itibaren işleyecek hasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, 10.000 TL manevi tazminatın 08/08/2016 tarihindeki fiili haciz işleminden itibaren işleyecek faiz ile birlikte tahsilini, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1137 D. İş sayılı dosyaya yatırdığı 19.245,00 TL bedelli teminatın yargılama sonuna kadar davalıya iade edilmemesine ve davanın kabulünü talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Yapılan yargılama toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,davalı tarafca borç ve icra takibi ile ilgisi bulunmamasına rağmen davacıya ait iş yerinde haciz uygulaması yapıldığı, bu sebeple davacının maddi anlamda kazanç kaybı ve zararının oluştuğu, davacı tarafça açılan istihkak davasının lehine sonuçlandığı, iş yerinde haksız bir şekilde haciz uygulanmış olması sebebiyle manevi yönden de zarar gördüğü anlaşılmıştır. Davacı, şirket adresinde yapılan fiili hacizler ile ticari mecralardaki itibar ve saygınlığının zedelendiğini ve icra dosyaları incelendiğinde görüleceği üzere her ne kadar dosyalar durdurulmuş olsa da davacı müvekkil ve yetkilisine ait banka ve tapulara gerekli haciz bildirimleri yapılmış olmakla özellikle bankalar nezdinde davacı şirketin ticari itibarının sarsıldığını beyan ederek manevi tazminat talebinde bulunmuştur.Haksız yere uygulanan hacizden kaynaklanan manevi tazminat davalarında davacının manevi zararının gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Davacının zararını kanıtlamasına gerek olmaz. Nitekim İcra Hukuk Mahkemesinin kararıyla davalı tarafın talebiyle uygulanan haciz ve muhafaza işleminin haksızlığı saptanmış durumdadır. Bu durumda davalının kusurlu eylemi sebebiyle maddi ve manevi tazminat taleplerininin kabulüne karar verilmiştir.Birleşen dosyalar yönünden yapılan değerlendirmede;2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 259. maddesinin 1. fıkrasında; ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Haksız ihtiyati hacizden dolayı alacaklının maddi tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için; borçlunun malları için ihtiyati haciz kararı alınmış ve bu karar yerine getirilmiş olmalı, ihtiyati haciz koydurmuş olan alacaklı haksız çıkmış olmalı, borçlu (veya üçüncü kişi) malları üzerine ihtiyati haciz konulmuş olmasından bir zarar görmüş olmalı ve zarar ile haksız ihtiyati haciz arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Tazminat talep edebilmek için haciz koyduranın haczinin haksız olduğunun kesin olarak tespit edilmesi gerekmektedir. Davacılar vekilince birleşen dosyalara dayanak teşkil eden senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkin açılmış bir menfi tespit davası bulunmadığı ya da açıldığına ilişkin dosyaya bir belge sunulmadığı, birleşen davaya konu takiplerin iptal edildiğine ilişkin belge sunulmadığı anlaşılmakla; Davacının davasının KABULÜNE; 100.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 39.000,00 TL kazanç kaybına ilişkin maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Mahkememiz dosyası ile birleştirilen davaların ayrı ayrı reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Yerel mahkemece birleşen davalar için aldırılan bilirkişi raporu unutularak karar verildiğini,ihtiyati haczin haksız olduğu istinaf mahkemesi kararı ile kesin şekilde tespit edildiği halde birleşen davaların reddi kararının hatalı olduğunu, hem iik 259/1. maddesinin kusursuz sorumluluğa işaret etmesi hem de Yargıtay'ın yerleşik kararları gereğince uygulanan ihtiyati haciz işlemlerinin haksızlığı ortaya çıkınca borçlunun / 3.kişinin, alacaklının en az yatırdığı teminat bedeli kadar zararının var olduğunu, davalı ... firmasının süreç boyunca tutum ve işlemleri ile kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunun açıkça görüldüğünü, ayrıca davaya konu İstanbul .... İcra Dairesi ... Esas sayılı icra takibine karşı İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/779 esas sayılı dosya ile menfi tespit davası açıldığını beyanla birleşen; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/989 esas, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017 / 914 esas ve İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017 / 900 esas sayılı davalar hakkında verilen red kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Asıl davada yerel mahkemenin hükme esas aldığı raporlar eksik ve hatalı olup; Raporlara karşı itirazları değerlendirilmediğinden; Hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, davaya konu 100.000,00 Tllik ödeme taraflar arasında yapılan 29.07.2016 tarihli protokol çerçevesinde davacının borcu üstlenmesi sonucu yapılmış olup, sebepsiz zenginleşmeden söz edilmesinin mümkün olmadığını,söz konusu protokol çerçevesinde 100.00,00 TL ödeme yapmış ve düzenleyeni davacı ... Tic. Ltd. Şti. Olan ve diğer dosya davacıları ... ile ...'nun aval olduğu üç adet senedi müvekkiline verdiğini, davacının üstlenmiş olduğu borcu ödememesi üzerine söz konusu senetlere dair İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ayrıca davacının adresinde yapılan hacizde haksız bir işlem yapılmadığını, davacının iddia ettiği kazanç kaybı ile 09.06.2016 tarihli haciz arasında illiyet bağı bulunmadığını, eldeki davada manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, yerel mahkemece birleşen davaların reddine karar verilmesine rağmen hüküm kısmında vekalet ücretlerine dair davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde maddi hata yapıldığını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız haciz sebebiyle istirdat, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Asıl dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde;Haciz işleminin, borçlu olmadığını bildiği kişi veya borçluya ait olmadığını bildiği eşyaya yönelik yapılması durumunda haksız haciz söz konusu olur. Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir.Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı). Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 25/02/2020 tarih, 2016/901 esas, 2020/202 karar sayılı ilamında davacıların istihkak iddiaları davanın kabulü ile sonuçlanmış ve İstanbul BAM 23.Hukuk Dairesi 2022/4123 E. ve 2023/563 K. sayılı ilamı ile verilen karar kesinleşmiştir. Bu haliyle, mahcuz malların davacılara ait olduğu tartışmasızdır.Somut olayda, yapılan haciz işlemlerinin hukuka aykırılığı ve bu işlemlere konu malların davacılara ait olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile saptandığına ve iadeye yönelik işlemler sonuçsuz kaldığına göre davacıların kişilik haklarının zarar gördüğü (Aynı doğrultuda Yargıtay 4. Hukuk dairesinin 2016/9728 esas- 2018/7567 karar sayılı ilamı), alacaklı tarafın gösterdiği adreste yapılan haciz baskısı altında davacı 3. Şahsın takip dosyasının tarafı ve ilgisi olmamasına rağmen (takip borçlusu ile aralarında organik bir bağ da bulunmadığı halde) davalıya 100.000,00 TL ödediği, buna göre davalı takip dosyasının alacaklısının borcu ödeyen 3. kişi açısından haklı bir sebep olmaksızın zenginleştiği, davalının haciz işleminde ağır kusurlu olduğu ve olayda manevi tazminat koşulları oluştuğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Birleşen davalar yönünden yapılan istinaf incelemesinde,Davacılar vekilinin karar tarihinden sonra İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/779 esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine menfi tespit davası açtığı, 28.11.1956 tarih ve 15/15 Sayılı İBK ve HGK’nın 17.3.1954 tarih ve 3/40-49 sayılı kararları gereğince her dava açıldığı tarihteki koşullara ve hukuki duruma göre hükme bağlanacağı, buna göre Mahkemece karar tarihi itibariyle davalı aleyhine açılmış herhangi bir menfi tespit davası bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Kazanç kaybı yönünden yapılan istinaf incelemesinde,İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,davalı tarafca borç ve icra takibi ile ilgisi bulunmamasına rağmen davacıya ait iş yerinde haciz uygulaması yapıldığı, bu sebeple davacının maddi anlamda kazanç kaybı ve zararının oluştuğu şeklinde gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmişse de, Mahkemece yapılması gereken iş; Gerçek zarar ilkesine uygun şekilde davacı şirketin, haciz tarihinden en az bir ay önceki ve sonraki satışlarına ilişkin tüm bilgi ve belgeler ile bilançoların dosya arasında alınarak konusunda uzman bilirkişi heyetinden salt haciz yapılması sebebiyle uğranılan bir kâr kaybı olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebepleri yerindedir (Yargıtay 4. Hukuk dairesinin 2022/2069 esas- 2023/12361 karar sayılı emsal ilamı).Yukarıda açıklanan hususlar gereğince sair yönler incelenmeksizin taraf vekillerinin istinaf isteminin usulen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/538 Esas 2023/739 Karar sayılı, 07/11/2023 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. ve 362/1/g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52