Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2022/2558
2024/2747
17 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2558
KARAR NO: 2024/2747
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/03/2022
NUMARASI: 2020/675 Esas - 2022/237 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/07/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı şirket çalışanlarından ...'ün geçirdiği iş kazasına bağlı olarak ölümü sebebiyle hak sahipleri tarafından Kartal 2. İş Mahkemesinde 2009/1270 E. Sayıyla maddi ve manevi tazminat davası açıldığını; bu kapsamda davacı şirket tarafından hak sahiplerine ilam kapsamında 180.000,00 TL ödeme yapıldığını; ancak ilamın Yargitay tarafından bozulduğunu; bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda, kazanın meydana gelmesinde davacı şirketin %30, ... A.Ş.'nin %20, davalı ... A.Ş.'nin %20 kusurlu olduğunun belirlendiğini; davacı şirket tarafından ilamın icrası için başlatılan takip dosyasına da ayrıca 16.646,66 TL bakiye borç ödemesi yaparak kapatıldığını, yapılan toplam ödemeden davalının %20 kusur oranına isabet eden tutarın 56.184,76 TL olduğunu; anılan tutarın 17.142,85TL'sine 31.05.2013, 17.142,85 TL'sine 28.06.2013, 17.142,85 TL'sine 26.07.2013, 4.756,18 TL'sine 23.09.2019 tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Yerel Mahkeme'nin 2009/1270 esasında verilen kararla davalı şirket ve ... hakkındaki davanın reddine, huzurdaki davacı ... Nakliyata açılan davanın kabulü ile ölenin eşine 29.052,00 TL maddi,30.000,00 TL manevi; çocuklarına toplamda 45.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiğini; bozma sonrası düzenlenen raporda davalı ...'ye %20, dava dışı ... Çimentoya %20, huzurdaki davacıya %30, sigortalıya %30 kusur verildiğini; ilamlı icra takibi sırasında 180.000,00 TL çek ile ödeme yapıldığının tespit edildiğini; ölenin eşi yönünden 29.052,00 TL maddi, 10.000,00 TL (doğrusu 30.000,00 TL) manevi; çocukları içinde ayrı ayrı 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine ve yapılan ödemenin de infazda göz önünde tutulmasına karar verildiğini; ancak anılan kararın da Y.21. H.D'si tarafından bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı ve tahsilde tekerrüre yol açar biçimde hüküm kurulması sebebiyle bozulduğunu, bunu; bozma üzerine 2016/55 E. numarasından verilen kararla ödeme ile davacıların alacağının karşılandığı; hatta fazla ödemenin mevcut olduğunun tespit edilerek davanın konusuz kaldığına karar verildiğini; bu bağlamda maddi tazminat davası için 3.486,24 TL manevi tazminat davası içinde 8.600,60 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini; anılan kararında temyiz edildiğini Y.21 H.D.'nin 2018/1180 E. Sayılı dosyasında yargılama gideri ve vekalet ücretinin tahsilde tekerrüre sebebiyet verdiği yönündeki temyiz talebinin kabul edilerek, hükmün düzeltilerek onandığını; davacı şirket ile ... arasında çimento alımı kapsamında satış sözleşmesi bulunduğunu; ... 'nun sattığı çimentonun taşınması işinin ... Nakliyat ... Ltd. Şti. taşere edildiğini; davalının alım ilişkisi dışında diğer iki şirketle bağı bulunmadığını; asıl - alt iş veren ilişkisi bulunmadığını; olayın davalı şirket açısından da iş kazası niteliği bulunmadığını; anılan olayda ceza soruşturmasında kazanın sigortalının kendi dikkatsizliği yüzünden meydana geldiği tespit edilerek, şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verildiğini; iddiaların kabulü anlamına gelmemek kaydıyla 2003 ödeme tarihi dikkate alındığında TBK.m.73 hükmü gereğince talebin zaman aşımına uğradığını; ödeme tarihinden itibaren faiz ve avans faizi talebinin yerinde olmadığından bahisle yerinde olmayan davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "... Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları ile toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, dava dışı ...'ün 21.03.2017 tarihinde meydana gelen iş kazası neticesinde vefatı sebebi ile mirasçıları tarafından açılan davada yapılan yargılama toplanan deliller neticesinde meydana gelen olayın iş kazası olduğu, kazanın meydana gelmesinde dosyamızda davacı olan ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin % 30, ölen işçi ...'ün % 30, davalı ... Endüstrisi Anonim Şirketi'nin % 20 ve dava dışı ... Anonim Şirketi'nin % 20 oranında kusurlu olduğu, nitekim bu hususların Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2018/1180 Esas, 2019/2891 Karar sayılı ilamıyla 15.04.2019 tarihinde kesinleştiği, davacı şirket tarafından yapılan ödemeler ve davalı şirketin kusur oranı göz önüne alındığında davacı şirketin yapmış olduğu ödemeyi kusur oranında davalı şirkete rücu edebileceği bu kapsamda üç adet çek ile yapılan toplam 180.000,00-TL ödeme ile icra dosyasına ödenen 16.646,66-TL ödeme toplamı 196.646,66-TL ödemenin iş mahkemesi dosyasında davalıların toplam sorumluluk oranları olan %70 içindeki davalı şirketin % 20 kusur oranındaki payın 2/7 olduğu göz önüne alındığında davacı şirketin davalı şirketten (196.646,66*2/7) 56.184,76-TL'yi ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte rücu edebileceği anlaşılmıştır. Ayrıca davalı vekili tarafından zaman aşımı definde de bulunulmuş olup, ön inceleme duruşmasında zaman aşımı definin esas hükümle birlikte değerlendirilmesine yönelik karar verildiğinden bu kapsamda yapılan incelemede de olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 60/1. maddesi gereğince haksız eylem sebebiyle açılacak tazminat davaları failin ve zararın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl, herhalde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72/1 maddesine göre de zamanaşımı süresi zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yıldır. Yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun rücu isteminde zamanaşımını düzenleyen 73. maddesinde; "Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Rücu hakkı başkasına ait borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihlerinde gerçekleşmiştir. Dolayısıyla davanın niteliğine göre de zamanaşımının başlangıç tarihi zarara neden olan haksız fiil tarihi olmayıp sonucu doğan zararın zarar görene ödendiği tarihtir. Çünkü ortaya çıkan zararı ödeyen kişi ancak bu ödeme tarihinden sonra talep edebilme hakkına kavuşur. Somut olaya dönüldüğünde ise davacı şirket tarafından mahkemenin 29.11.2012 tarihli kararına istinaden 180.000,00-TL'lik bir kısım ödemenin 31.05.2013,28,06,2013 ve 26.07.2013 tarihlerinde yapıldığı ancak kararın kusur oranları yönünden temyiz neticesinde bozulduğu ve en son kararın 15.04.2019 tarihinde düzeltilerek onama kararı ile kesinleştiği yine bakiye 16.646,66-TL'nin de 23.09.2019 tarihinde ödendiği ve arabuluculuk sürecinin 28.07.2020 tarihinde başlayıp, davanın 22.12.2020 tarihinde açıldığı göz önüne alındığında iş mahkemesindeki yargılamanın seyri kararın 15.04.2019 tarihinde kesinleşmesi ve zararın tamamının en son 23.09.2020 tarihinde ödenmesi ve her halde 10 yıllık sürenin de geçmediği göz önüne alınarak zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan gerekçeler ile davanın kabulü ile 56.184,76-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesi ile anılan tutarın 17.142,85 TL'sine 31.05.2013tarihinden;17.142,85 TL'sine 28.06.2013 tarihinden;17.142,85-TL'sine 26.07.2013 tarihinden; 4.756,18-TL'sine 23.09.2019 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine ... ...56.184,76-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesi ile anılan tutarın 17.142,85 TL'sine 31.05.2013 tarihinden; 17.142,85 TL'sine 28.06.2013 tarihinden; 17.142,85-TL'sine 26.07.2013 tarihinden; 4.756,18-TL'sine 23.09.2019 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Zaman aşımı def'inin yerel mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, avans faizi üzerinden ve ödeme tarihlerinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili tersanenin, asli faaliyeti olan gemi yapım ve onarım işleri dışında; tersane sahasında kazık çakma, betonlama, jet ground gibi inşaat işleri için çimento almak üzere dava dışı ... A.Ş. ile anlaştığını, yani taraflar arasındaki ilişkinin; aracı ilişkisi değil, satış sözleşmesi konulu iki ayrı işveren ilişkisi olduğunu, ... A.Ş.'nin ise sattığı çimentonun taşınması işini ... Nakliyat Ltd. Şti. ' ne taşere ettiğini, müteveffa işçinin ... Nakliyat Ltd.Şti.nin işçisi olduğunu, kullandığı kamyona ait tüm işgüvenliği sorumluluğunun ... Nakliyat Ltd.Şti. ve onun üst işvereni olan ... Beton A.Ş. ye ait olduğunu, ... Nakliyat ile müvekkili arasında alt işveren-üst işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının rücuen tazminat istemine ilişkin olayın müvekkili şirket açısından iş kazası olarak değerlendirilemeyeceğini, İstanbul Anadolu 2.İş Mahkemesi'nin 2016/55 E. Sayılı dosyasıyla görülen davada üç adet çekle yapılan 180.000,00 TL ödemenin davacıların tüm alacağını karşıladığına hükmedildiğini, bu tutarı aşan ödemenin rücu edilmesinin mümkün olmadığını, kesinleşen ilamda davacılara ödenen tutarın 180.000,00 TL olup, alacağın tümünü karşıladığının belirtildiğini, bu tutarı aşan ödemenin dikkate alınmaması gerektiğini, ancak bilirkişinin 180.000,00 TL'nin üzerine ödenen 16.646,66 TL'yi de hesaplamaya dahil etmesinin yanlış olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır Dava; Rücuen tazminat talebine ilişkindir. Eldeki dava, rücuen tazminat istemine ilişkin olup, tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur. Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Diğer bir deyişle; dava konusu olay sebebiyle dava dışı üçüncü kişilere tazminat miktarını ödeyen davacı, sorumlulara kusurları oranında rücu edebilir (Aynı doğrultuda Yargıtay 4. HD'nin 2017/2809 E.-2020/1138 K sayılı ilamı). 4857 sayılı İş Kanununun 2/6 ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 12/son maddelerinde; aracının hukuksal açıdan tarifi yapılmış kimlerin aracı veya halk arasındaki deyimi ile "Taşeron" sayılacağı belirlenmiştir. Buna göre; Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. İş kazası sonucu, zarara uğrayan işçi veya ölümü halinde hak sahiplerinin maddi veya manevi tazminat talepleri, ancak işveren veya kusurlu üçüncü kişilere karşı yöneltilebilir. Bunun dışında, aracı olarak tabir edilen kişiler aracılığı ile işe alınan işçilerin uğrayacakları zararlardan dolayı, asıl işveren aracılarla birlikte olay tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı yasanın 2/6 maddesi gereğince sorumlu olur (Yargıtay kapatılan 21 HD'nin 2013/4814 E.- 2013/11685 K sayılı ilamı). günü sevk ve idaresindeki araçla götürdüğü çimentonun davalı tersaneye ait siloya boşaltılması sırasında, hava ve çimento kaçıran silo dolum kapağını sıkmak isterken dengesini kaybederek zeminde yaralandığı ve tedavi gördüğü sırada vefat ettiği anlaşılmaktadır. Buna göre davalı şirket asıl işveren sıfatını haiz olup rücuen tazminattan kusuru oranında sorumludur. 6098 sayılı TBK'nın 73/1 maddesinde;" Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zaman aşımına uğrar. " hükmü düzenlenmiştir. Dava konusu olayda dava dışı müteveffa işçinin mirasçılarına son ödeme 23/09/2019 tarihinde yapılmış olup huzurdaki dava 22/12/2020 tarihinde açılmıştır. Buna göre zaman aşımı süresi dolmadığından bu yöndeki istinaf istemi yerinde değildir.İlk derece mahkemesince somut verilere dayalı ve denetime elverişli bilirkişi raporu hükme esas alınarak her iki tarafın da tacir olduğu ve ticari işletmelerini ilgilendiren ihtilafta ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/675 Esas 2022/237 Karar sayılı 22/03/2022 günlü kararına yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.837,98 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 959,50 TL'nin mahsubuyla bakiye 2.878,48 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52