Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2022/3268
2024/2455
3 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/3268
KARAR NO: 2024/2455
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/03/2022
NUMARASI: 2021/631 Esas - 2022/182 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/07/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirkete ait ... Gazetesinin 29/07/2014 tarihli nüshasında 1.sayfasında "..." başlığı ile ve 11. Sayfada "..." başlığı ile devam eden yayınlar için; davacı ... A.Ş için 30.000-TL manevi tazminatın davacın ... A.Ş için 30.000-TL manevi tazminatın ayrı ayrı olmak üzere toplam 60.000-TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, dava konusu yayınların hukuka aykırılıklarının tespiti ve masrafının davalıdan alınmak suretiyle kararın ... Gazetesinde ve tirajı en yüksek ulusal iki gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalı ... hakkındaki husumet itirazlarının kabulüne, davalılar aleyhine açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "... Somut olayda, söz konusu gazete yazısında yer verilen ve yukarıda ana hatlarıyla özetlenen değerlendirmelerin, Anayasa'da güvence altına alınan basın hürriyetinin kapsamını aştığı, davacı tarafın katlanması gereken eleştiri sınırlarının üzerinde bir ağırlıkta olduğu kanaatine varılmıştır. Nitekim, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi de, taraflar arasında görülen benzer bir davada, davacı lehine öngörülen 5.000 TL manevi tazminatı yetersiz görmüş ve kararı 10.000 TL olarak düzeltmiştir. İstinaf mahkemesi gerekçesinde, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1195E., 2019/198K. sayılı kararında "havuz medyası" üst başlıklı haberlerin tazminat gerektirdiğine ilişkin kabulü yerinde görmüştür. (bkz. aynı taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 11.01.2022 tarihli ve 2020/280E., 2022/14K. sayılı kararı) Mahkememiz dosyasının, anılan içtihattan ayrılmayı gerektirir bir farklılık içermediği kanaatine ulaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar tarafından ayrı ayrı 60.000 TL olarak talep edilen manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, ... yönünden ise husumet yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 1-Davanın DAVALI ... A.Ş. yönünden kısmen kabulü ile 10.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ayrı ayrı verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine,2-... yönünden davanın REDDİNE, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı ... A.Ş. vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Davanın, haber tarihinde hukuki sorumluluğu bulunan yayın hakkı sahibi ve yönetim kurulu başkanı'na karşı ikame edildiğini, haber 29.07.2014 tarihli olduğundan, yönetim kurulu başkanı olarak ...'ın hukuki sorumluluğunun bulunduğunu, hükmedilen manevi tazminatın miktarının son derece yetersiz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına, davanın tümden kabülüne ve kararın masrafı davalılardan alınmak sureti tirajı en yüksek üç ulusal gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili istinaf dilekçesinde; Davacıların birbirlerine organik bağ ile bağlı olduklarını, bu sebeple manevi tazminata ayrı ayrı hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu haberin, ifade ve basın özgürlüğü çerçevesinde yapıldığını, dava konusu haberde, basının eleştiri ve yorum hakkı ile düşünce ve kanaat açıklama özgürlüğünün kullanıldığını habere konu iddiaların, kamuoyunun yoğun ilgisinin oluştuğu gerçeğiyle, kamu yararı gözetilerek hareket edildiğini, hükmedilen tazminat miktarı manevi tazminat miktarının zenginleşmeye yönelik olduğunu, müvekkili şirketin yayın haklarının sahibi olduğu yurt gazetesinde yayınlanan dava konusu haberde kullanılan ifadelerin hiçbir şekilde davacıya hakaret yahut davacının kişilik haklarını zedeleyici nitelikte olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat talebine ilişkindir.Dosyadaki Ticaret Sicil kayıtlarından davacı şirketlerin ortaklık yapıları benzerlik gösterse de her iki şirketin gerek isim gerekse de iştigal alanları birbirinden farklı olup ayrı tüzel kişiliğe sahip oldukları, buna göre ayrı ayrı tazminat talep etmelerine herhangi bir yasal engelin bulunmadığı anlaşıldığından davalılar vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.5187 sayılı Basın Kanunu'nun 13. maddesinde süreli ve süresiz yayınlarda hukuki sorumlular düzenlenmiştir. Buna göre süreli yayınlarda eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi, yayın sahibi tüzel kişi şirketse, anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı, diğer şirketlerde en üst yönetici, şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarından davalı şirketin yayın tarihinde yönetim kurulu başkanı ... olduğu görülmektedir. Buna göre davalı ... da sorumluluğu bulunmasına rağmen adı geçen davalı yönünden husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmayıp davacılar vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerindedir. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır.Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da zorunluluktur.Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda; Davaya konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalının iddialarını maddi olguya dayandırmadığı, haberin verilmesinde kamu yararının amaçlanmadığı ve kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik olmadığı, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, haber yapılırken objektif sınırlar içinde kalınmadığı, bu haliyle yapılan yayınla basın özgürlüğü sınırlarının aşıldığı anlaşıldığından davalılar vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir (Aynı doğrultuda Dairemizin 2020/280 E-2022/14 K. Ve 2022/945 E.-2023/3941 K. Sayılı ilamları).Manevi tazminatın miktarı yönünden yapılan istinaf istemine gelince;6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan sebepleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Somut olayda; Olayın meydana geliş biçimi, yayında kullanılan ifadeler, kullanılan ifadelerin davacılar üzerindeki etkisi, yayın tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın olay tarihindeki alım gücü ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı yerindedir. Manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf istemi bu sebeple yerinde değildir. Her ne kadar kararın yayımlanması talep edilmiş ise de haber güncelliğini yitirdiğinden yayın talebinin reddine karar verilmesi gerektiğinden davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekir. Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davalı ... AŞ vekilinin istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davanın kısmen kabulü ile her bir davacı için 10.000,00'er TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihi olan 29/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, haber güncelliğini yitirdiğinden yayın talebinin reddi yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/03/2022 tarih, 2021/631 Esas 2022/182 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda; 3- Davacı tarafça davalılar aleyhine açılan manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE her bir davacı için 10.000,00'şer TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihi olan 29/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine,4- Dava konusu haber güncelliğini yitirdiğinden yayın talebinin REDDİNE,5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.366,20 TL nispi karar ve ilam harcının peşin yatırılan 1.024,65 TL harçtan mahsubuna bakiye 341,55 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından yapılan 29,20 TL başvurma harcı, 1.024,65 TL peşin harç, 4,30 TL vekalet harcı ile müzekkere, posta ve tebligat gideri 488,50 TL olmak üzere toplam 1.546,65 TL yargılama giderinden davanın kabul ret oranına göre 515,55 TL'sinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacılara verilmesine, bakiye giderin davacılar üzerinde bırakılmasına, 5/c-Davalı tarafça yapılan 18,90 vekalet harcı, 157,50 TL posta/tebligat gideri, (ayrıntısı uyapta kayıtlı) olmak üzere toplam 176,40 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre 117,60 TL'sinin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalı ... A.Ş.'ye verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, 5/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. ve 13/(2). maddelerine göre kabul edilen manevi tazminat yönünden 10.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacı ... A.Ş.'ye verilmesine, 5/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. ve 13/(2). maddelerine göre kabul edilen manevi tazminat yönünden 10.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacı ... A.Ş.'ye verilmesine, 5/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. ve 13/(2). maddelerine göre reddedilen manevi tazminat yönünden 10.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalı ... verilmesine, 5/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. ve 13/(2). maddelerine göre reddedilen manevi tazminat yönünden 10.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalı ... A.Ş.'ye verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf talebi reddedildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davalı ... AŞ' den alınması gereken 683,10 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 341,55 TL'nin mahsubuyla bakiye 341,55 TL harcın işbu davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 66,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 286,70 TL yargılama giderinin davalı ... A.Ş.'den tahsiliyle davacılara verilmesine, 5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 7-Karar tebliğinin Dairemizce yapılmasına, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 03/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09