İstanbul BAM 4. HD 2022/3617 E. 2024/2252 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2022/3617
2024/2252
12 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/3617
KARAR NO: 2024/2252
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/05/2022
NUMARASI: 2021/258 Esas - 2022/361 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar sebebiyle)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/06/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafından 09.12.2019 tarihinde Esenyurt İlçesi, ... Mahallesi, ... Sok. No:... adresinde yapılan çalışma, 09.12.2019 tarihinde Esenyurt ilçesi, ... Mahallesi, ... Sok. adresinde yapılan çalışma, 13.12.2019 tarihinde Avcılar İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak No:... adresinde yapılan çalışma esnasında, davalı tarafça gereken dikkat ve özenin gösterilmemiş olması sebebiyle müvekkil şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiği tespit edildiğini, meydana gelen tesis hasara Ve enerji kesintisi müvekkil şirketin yüklenici şirketi tarafından giderilmiş olup işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj, işçilik bedelleri ile hasardan kaynaklanan diğer kayıplar müvekkil şirketin maddi zaranna sebebiyet verdiğini, davalı tarafından hasardan doğan bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine, hasar tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz dahil 19.175,13 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız takip yapılmış ve borçluya ödeme emri gönderildiğini, davalı ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra borca ve icra takibine itiraz ettiğini, borçlu itirazında icra dairesinin yetkisine, takibe , takibe konu borca , borç miktarına, faize , faiz oranına, ödeme emrine asıl alacak ve fer'ilerine külliyen itiraz etmiş, takibin durdurulmasını, davalı aleyhine hükmolunacak meblağın %20 sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminat ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Hİzmet kusuruna dayalı olarak açılan davada, idaremizin dava konusu zararı ödemekle yükümlü tutulabilmesi için zararın varlığı yeterli olmayıp, bu zararın idareye atfı kabil ve isnadının mümkün olması, zararla idari eylem veya işlem arasında illiyet bağının bulunması şartlarının bir arada gerçekleşmesinin zorunlu olduğunu, davacı şirketin söz konusu hasarın meydana gelmesınde kusurlu olduğu ve yasanın emredici hükmüne rağmen mevcut tesisatını yasada belırlenen şekilde döşemediğini, bu nedenle zaman zaman tessatlarına zarar verılmesıne kendı eylem ve kusuru ile sebebıyet verdığı anlaşılmaktadır. söz konusu adreste, davacıya aıt tesıs ve kabloların ılgılı yönetmelığın emredici hükmü ve dığer hükümlerıne uygun olarak ımal edilmediğinin araştırılması gerektiğini, izah edilen sebeplerle haksız davanın, usul ve esastan reddine, yargılama masrafım ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, davanın iski’nin yüklenici firmaları olan ... San ve Tic. İş ortaklığına ihbar edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan ... Tic. A.Ş. + ... San ve Tic. İş ortaklığı vekilininin sunmuş olduğu dilekçesinde; ... öncesi ilgili kurumlara yazı yazılarak bölgedeki hatlarır yerleri istenmesi gerektiğini, şayet zarar verildiği iddia edilen hat, haritada / krokide gösterilen yerde ya derinlikte değilse, zarara, hat haritasını veren davacının yönlendirmesi neden olacağından müvekkilin ya da bir başkasına sorumluluğu düşünülemeyeceğini, elektrik hatlanna zarar verildiği iddiasıyla yürüyen davada hattın standartlara uygun olup olmaması özel önem arz ettiğini, zira elektrik hatları belli derinlikte, bE koruma kanallarıyla ve etrafında belli uyanlarla bulunması gereken hatlardır ve çoğu has hattın yüzeye yakın konuşlandınlması / standart dışı döşenmesi sebebiyle oluştuğunu, açıklanan nedenlerle dosyannın görevsizlikle Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, davanın All Risk sigortasına ihbarına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "... Mahkememizce yapılan yargılama , taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davanın icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı verilmesi istemine ilişkin olduğu, davacının davalı tarafından 09.12.2019 tarihinde Esenyurt İlçesi, ... Mahallesi, ... Sok. No:... adresinde yapılan çalışma, 09.12.2019 tarihinde Esenyurt ilçesi, ... Mahallesi, ... Sok. adresinde yapılan çalışma, 13.12.2019 tarihinde Avcılar İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak No:... adreslerinde yapılan çalışmalar sırasında, davacının tesislerine hasar verildiğinden bahisle, hasar bedelinin tahsili bakımından yapılan icra takibine davalının itirazının iptalini talep ettiği, davacı şirket meydana gelen zararın davalı tarafından verildiğini iddia etmiş ise de bu davalıların kablolardaki hasarı meydana getirdiklerine ilişkin bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, sadece davacı şirket çalışanları tarafından tanzim edilen tutanağın olduğu, tutanağın içeriğinin doğruluğu açısından dinlenen tek tanığın da olayın gerçekleştiği ana ilişkin görgü tanığı olmadığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanlığı Altyapı Koordinasyon Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabından da anlaşılacağı üzere davalının o tarihte bildirilen adreste kendilerince yada taşeronlarınca yapılan bir çalışma olmadığı, dosya kapsamında davacı vekili tarafından sunulan mevcut tutanaklardan 09.12.2019 tarihinde Esenyurt İlçesi, ... Mahallesi, ... Sok. No:... adresinde yapılan çalışma, 09.12.2019 tarihinde Esenyurt ilçesi, ... Mahallesi, ... Sok. adresinde yapılan çalışma, 13.12.2019 tarihinde Avcılar İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak No:... adreslerinde davalı şirket tarafından kazı çalışması yapıldığının anlaşılamaması, dava konusu hasarın İski Genel Müdürlüğü ve/veya taşeronu tarafından yapıldığına dair kesin bir tespite varmak mümkün olmadığı, hasar tespit tutanağında kabloya hasarın nasıl verildiğinin belli olmadığı, dinlenen taraf tanıklarının anlatımlarına göre, davacının, olay günü mahalde davalı şirket tarafından kazı çalışması yapıldığı ve bu çalışma sırasında davalı şirketçe altyapı tesislerine zarar verildiği yönündeki iddiasını destekler beyanın olmaması, tanık beyanlarının genel geçer olduğu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanlığı Altyapı Koordinasyon Müdürlüğünce olay günü ilgili mahalde hiç bir kuruma kazı çalışması ruhsatı verilmediğinin bildirilmiş olması karşısında ve ayrıca dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge ve deliller ile tarafsız, bilimsel veriler ve dosya kapsamı ile uyumlu, denetime elverişli bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, zararın davalı tarafından verildiğinin ispatlanamadığı bu haliyle davacının davasını ispatlayamadığı anlaşıldığından davacının davasının reddine ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davalı tarafça gereken dikkat ve özenin gösterilmemiş olması sebebiyle müvekkili şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisatına hasar verildiğini, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisinin müvekkili şirketin yüklenicisi olan şirket tarafından giderildiğini, bu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj, işçilik bedelleri ile hasardan kaynaklanan diğer kayıpların müvekkili şirketin maddi zararına sebebiyet verdiğini, borca itirazın haksız olduğunu, zarardan davalının sorumlu olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız fiil sebebiyle uğranılan maddi zararın tazmini talebine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; Fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. TMK'nın 6. maddesine göre; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” TMK'nın bu hükmü 6100 sayılı HMK'ın 190/1. maddesinde bir başka biçimde yinelenmiş olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde düzenleme yapılmıştır.Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir. Somut olayda; Davacı, tesisine davalı tarafından zarar verildiği iddiasını somut delillerle ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 6100 Sayılı HMK'nın 198. maddesinde yer alan,“Kanuni istisnalar dışında hâkim delilleri serbestçe değerlendirir" hükmüne istinaden yerel mahkemenin dosyada mevcut olan delilleri takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/05/2022 tarih, 2021/258 Esas - 2022/361 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25