SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 4. HD 2022/2547 E. 2024/2222 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/2547

Karar No

2024/2222

Karar Tarihi

12 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/2547

KARAR NO: 2024/2222

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/06/2022

NUMARASI: 2021/560 Esas - 2022/456 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/06/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil şirket, Türkiye’nin en önemli ve büyük medya kuruluşlarından biri olan ... ’na bağlı olan ... kanalının yayın hakkı sahibi olup, ... kanalı kamuoyu tarafından bilinen, sevilen, ilgiyle takip edilen, göz önünde olan önemli ve başarılı bir haber kanalıdır. Davalı şirket, ... logosuyla ulusal yayın yapmakta olup diğer davalı ... televizyon kanalında yayınlanan '...' isimli programın sunucusu olan kişidir. ... televizyon kanalında 20.05.2021 tarihinde canlı olarak yayınlanan, davalı ...'nin hazırlayıp sunduğu, ''...'' isimli programda müvekkil şirket hakkında sarf edilen gerçek dışı, asılsız, haksız, mesnetsiz, basın ilke ve ahlakına tamamen aykırı nitelikteki beyanlar ve iddialarla müvekkilin kişilik haklarına ve ticari itibarına saldırıda bulunulmuş, müvekkilimiz kamuoyu nezdinde adeta hedef gösterilmiştir. Müvekkilimizin manevi haklarına tecavüz teşkil eden dava konusu yayın sebebiyle; davalılardan toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkil yayın kuruluşu, basın yayın organı olup, televizyon kanalı olan ... kurulduğu tarihten beri güncel ve gerçek haberleri olduğu gibi sunarak toplumu bilgilendirme görevini ifa etmektedir. Müvekkil yayın kuruluşu yıllardır sürdürdüğü yayın politikası ile herhangi bir diziye, magazin ve eğlence programına yer vermeyip; salt siyasi, güncel ve yaşam haberlerini okuyucularıyla en doğru ve en hızlı şekilde paylaşan bir haber kanalıdır.Dava konusu edilen program müvekkil kanalda her gün saat 18.00 ile 20.00 arasında, müvekkil ...’nin kendine has yorumlarıyla gündemi değerlendirdiği, seyircisinin de interaktif şekilde ... gibi sosyal medya mecralarından katılım sağladığı, tüm haber kanallarının aynı saat diliminde yayınladıkları bültenlerden daha çok izleyiciye ulaşan bir ana haber programıdır. ifade ve basın özgürlüğünün demokratik toplum olmanın olmazsa olmaz unsuru olduğu ilkesi dikkate alınarak reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "... Tüm bu açıklamalar ışığında; davacı yanca davalı ... AŞ'ye ait kanalda, diğer davalı ...'nin hazırlayıp sunduğu, '...'' isimli programda dava şirket hakkında sarf edilen gerçek dışı, asılsız, haksız, mesnetsiz, basın ilke ve ahlakına tamamen aykırı nitelikteki beyanlar ve iddialarla müvekkilin kişilik haklarına ve ticari itibarına saldırıda bulunulduğu iddiası ile manevi tazminat davası açılmıştır. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuyla uyuşmazlığa konu yayın akışını dökümünün yapıldığı, dava konusu yayında kullanılan ifadelerin ağır eleştiri niteliğinde, kişisel değer yargısını ifade eden kaba, incitici, nezaket dışı sözler olduğu, ifade özgürlüğünün, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerliliğini koruduğu, bu durumun demokratik toplumun gereği olduğu, bu kapsamda yayının basın özgürlüğü sınırları içinde kaldığı, kişilik haklarına saldırı boyutuna ulaşmadığı anlaşılmakla; davanın reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava konusu yayının müvekkilini töhmet altında bırakan ve toplum nezdindeki itibarına zarar veren ifadeler içeriğini, söz konusu ağır saldırı mahiyetindeki ifadelerin müvekkili aleyhine kullanılmasını gerektirecek tek bir kanıtın dahi dosyada mevcut olmadığını, bu bağlamda yerel mahkeme'nin verdiği kararın usul ve yasalara aykırılık oluşturduğunu, davaya konu programda kullanılan ifadelerin, müvekkilinin şeref ve ticari itibarına açıkça saldırı teşkil eder nitelikte olduğunu, dayanağı olmayan ve doğru olmadığı çok açık olan ithamlarda bulunulduğunu, ... soru soran dava dışı ... isimli şahısla müvekkil şirketin hiçbir bağlantısı bulunmadığını, esnaf ziyareti esnasında yaşanan olaylarla da müvekkil şirketin herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, dava konusu yayında kullanılan ifadeler ile ... Genel Başkanı ... soru soran vatandaşın müvekkil şirket tarafından yönlendirildiği, soru sorulduğu anda müvekkil şirket muhabir ve kameramanının orada hazır bulunarak bunu kayda aldığı, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte bu durumun müvekkili tarafından 'kurgulandığı'nın davalı sunucu tarafından iddia edildiğini ve anayasa tarafından güvence altına alınmış bulunan şahsiyet haklarının dava konusu yazıda açıkça ihlal edildiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulünü talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Basın yoluyla kişilik haklarının ihlali sebebiyle manevi tazminat talebine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi gereğince kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat talep edebilir. İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. Düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir. İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.Ancak belirtmek gerekir ki ifade açıklama özgürlüğü sınırsız değildir.İfade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12. maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur. Bu itibarla, Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şeref ve itibarının korunmasıdır. Davalının dava konusu paylaşımda davacı hakkında sarf ettiği söz ve ifadelerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığını tespit ederken mahkemece ortaya konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir. Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değil ise demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.İfade özgürlüğünün sınırı, kişilerin şeref ve itibarının korunması hakkıdır. Çatışan bu iki hak arasında dengeleme yapılırken öncelikle dava konusu paylaşımın davacıya ilişkin bölümünün, kamuoyunu ilgilendiren ve kamunun yararına ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığına bakılmalıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olayda; Davaya konu açıklamalarda davalı tarafından sarf edilen ifadelerin, güncel olaya ilişkin kamuoyundaki tartışmaya yönelik olduğu, hoşa gitmeyen kaba,incitici söz niteliğinde olduğu, hakaret boyutuna ulaşmadığı, sözlerin kişisel değer yargısı olduğu ve basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. Şu durumda; Davacının kişilik haklarına saldırı söz konusu olmayıp, davanın tümden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir (Aynı doğrultuda Dairemizin 2022/2333 E. - 2024/334 K. Sayılı, 24/01/2024 günlü ilamı). Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/06/2022 tarih, 2021/560 Esas - 2022/456 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12/06/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngereğidelillerinreddineistanbuldeğerlendirilmesiTazminat(HaksızkonusugerekçeesastandüşünüldüKaynaklanan)numarasıFiildenhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim