İstanbul BAM 4. HD 2022/2379 E. 2024/2218 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2022/2379
2024/2218
12 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2379
KARAR NO: 2024/2218
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/03/2022
NUMARASI: 2021/542 Esas - 2022/230 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/06/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil şirketin davalı şirketle aralarında ticari ilişki bulunduğunu, şirketler arasında çeşitli nedenlerle uyuşmazlık çıkması sebebiyle ticari olarak ilişiklerini kestiklerini, davalı şirketin uyuşmazlığın kaynağını müvekkili şirket üzerine yıkarak, müvekkkili şirketin kusurlu olduğunu asılsız ve hukuki bir dayanağı olmayan bir elektronik mail öne sürerek, müvekkilinin ticari itibarının zedelenmesine neden olduğunu, bu elektronik iletiden kaynaklı güven kaybı sebebiyle fesih olan sözleşmelerin olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne, 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi zararın, işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Öncelikle davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından iddia edilen hususların gerçeği yansıtmadığını, davacı firmanın geçmiş dönemde müvekkili firmanın referansı ile müvekkili firmayı temsilen sitelere tanıtıldığını ve müvekkili firmanın hizmet verdiği sitelerde teknik hizmet verdiğini, müvekkili firmaya hizmet alan sitelerden gelen yoğun şikayetler üzerine müvekkili firmanın ticari itibarı zarar görmeye başladığını ve bunun üzerine müvekkili firmanın ,davacı firma ile çalışmayı bıraktığını, sitelerin aldıkları hizmetten memnuniyetlerine göre kendi tercihlerini yaptıklarını, davacının çalıştığı firmaların bir kısmının halen davacı ile çalışmaya devam ettiğinin, bazılarının ise memnuniyetsizlikleri sebebiyle davacı firma ile çalışmayı ilerleyen tarihlerde bıraktığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "... Mahkememizce incelenen İTO kayıtlarında ... sicil numaralı şirketin ... Ltd.Şti olduğu, davalı şirketin sicil numarasının ise ... olduğu, yine ... A.Ş adında ... sicil numaralı başkaca bir şirketin de olduğu, sonuç olarak arabuluculuk tutanağında sicil numarası belirtilen şirketin davalı şirket değil, ... Ltd.Şti şirketi olduğu, tutanakta taraf olarak gösterilen VIP Group unvanının da dava dilekçesinin yöneltildiği davalı şirket unvanında değil ... A.Ş şirket unvanı içinde yer aldığı, hal böyle olunca eldeki davada dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen şirket yönünden arabuluculuğa başvurulduğuna ilişkin dosyada hiç bir delil olmadığı, davanın ise arabuluculuğa başvurunun zorunlu olduğu dava türlerinden olduğu anlaşılmıştır. 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesinin 1. fıkrası ile arabulucuya başvuru dava şartı olarak düzenlenmiştir ve uyuşmazlık, dava açılmadan önce arabulucuya başvurunun zorunlu olduğu dava türlerindendir. Bu dava şartı en geç dava açıldığı tarihte mevcut olması gerekmekte olup tamamlanabilecek bir dava şartı değildir. Dosya kapsamından arabulucuya başvuru yapılmadan dava açılmış olduğu anlaşıldığından, davanın TTK. m. 5/A, 6325 Sayılı Kanun m. 18/A, HMK. m. 114/2 ve 115/2 gereği dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, gerekçeli karar yazım aşamasında halen arabuluculuk sarf tutanağı düzenlenmediği anlaşıldığından bu hususta hüküm kurulamamış ve ....1-Davanın TTK. m. 5/A, 6325 Sayılı Kanun m. 18/A ve HMK. m 114/2, 115/2 gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Her ne kadar .... Ltd. Şti. İle arabuluculuk görüşmesinin yapılmış olmadığı sicil gazetesinde ... A.Ş. Olsa da müvekkilinin bu şirketten haberdar olmadığını, arabuluculuk son tutanağında sicil numarası yanlış belirtilmiş olmakla, irtibat numarasına ulaşılmış olunan ve vekili aynı olan şirket .... Ltd. Şti. olup işbu sunulmuş olan mailin de .... Ltd. Şti. çalışanı tarafından gönderildiğini, bununla birlikte arabuluculuk son tutanağına sadece ... yazıldığını, ancak ticaret sicilini dahi bilmemekle birlikte, böyle bir şirketin varlığının dahi kendilerince bilinmediğini, şirketler arası organik bağ bulunduğunu, her iki şirketin de adresi aynı olup, aynı çalışan personellerle hizmet verdiğini, esasa girilerek inceleme yapılması gerektiğini ve davanın usulden reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Kişilik haklarının ihlali sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 Sayılı TTK'nın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Aynı Kanun’un “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlıklı 5/A maddesinin birinci fıkrası; “(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” düzenlemesi ile alacak ve tazminat taleplerini içeren ticari davaların açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının bir dava şartı olduğu hükme bağlanmıştır.6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesinde;“(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” hükmü düzenlenmiştir.Somut olayda; Her iki taraf tacir olup, dava iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan nispi ticari dava niteliğinde olup konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin tazminat talebi olduğundan zorunlu arabuluculuğa tabidir. Davalı şirkete karşı zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince zorunlu arabuluculuğa ilişkin dava şartının yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2022 tarih, 2021/542 Esas - 2022/230 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25