SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 4. HD 2022/2358 E. 2024/2063 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/2358

Karar No

2024/2063

Karar Tarihi

29 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/2358

KARAR NO: 2024/2063

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 30/11/2021

NUMARASI: 2020/359 Esas - 2021/856 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/05/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin 1950 yılında kurulan saygın bir kuruluş olduğunu, davalının Youtube internet sitesinde kendisine ait kanalda 02.02.2020 tarihinde “...” başlığı altında kendi sunumuyla müvekkile yönelik hayal ürünü ve gerçek dışı suçlamalar yönelttiği, şirket ve yöneticilerinin ticari itibarını zedeleyecek ve hakaret niteliğinde suçlamalarda bulunduğu, malvarlığını hülle ile yurtdışına kaçırdığını, vergi kaçırmaya yönelik operasyonlarının olduğu ithamlarında bulunduğunu, müvekkilin yapmadığı şeylerin yapılmış gibi gösterildiği, davalının 211.000 adet takipçisi olduğunu, yapılan işlemin aslı ve içeriğini çarpıtarak müvekkil şirketin ticari itibarın, marka değerine ve kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu, ... markasının ... Restoran Ltd. Şti. nin paylarının ... Limited’e satılması yönündeki tasarrufunu “ya bu şirkete hükümete yakın bir şirket tarafından çöküldüğü ya da hülle yoluyla malvarlıklarının yurtdışına kaçırıldığı, vergi operasyonu yapıldığı” şeklinde nitelendirdiğini, müvekkili şirketin Türkiye piyasasından kaçtığına ilişkin bir intiba oluşturmaya çalıştığını, oysa mevzuat gereği, alıcının kimliği, satış bedeli ve satış nedeni hakkında bilgilerin SPK’ya ve Rekabet Kurumuna bildirilmiş olduğunu, ancak şirket hisselerinin devrinin geçerli olabilmesi için Rekabet Kurulundan onay alınmadan hissedarlık yapısının kamuya açıklanmamasının talep edildiği, hisse devir sözleşmesinde satış bedelinin karşılıklı müzakere ile belirlenmiş adil piyasa fiyatına uygun olduğunu, davalının haksız ithamları ile müvekkilinin uğradığı maddi ve manevi zararların davalıdan talep edildiğini, dava konusu videoda birçok dayanaksız, delilsiz suçlamalar yapıldığını, ayrıca davaya konu yayında müvekkil şirketin kamuoyuna yaptığı açıklamaların da çarpıtıldığı, hayal mahsulü iddialarını inandırıcı kılmak amacıyla rakamların manipüle edildiğini, ...’ın cirosunun 1 milyar TL olduğunu, böyle bir şirketin 280 milyon TL ye satılmasının inandırıcı olmadığının belirtildiğini, bu ifadelere göre halka açık bir şirket olan müvekkilinin % 100 hissedarı olduğu şirket adeta yok pahasına kim olduğu belli olmayan yurtdışında bir şirkete satılmakta olduğu izlenimi uyandırılmaya çalışıldığını, oysa bir şirketin değerinin cirosu ile değil karlılığınca belirlendiği, müvekkili şirketin ... franchise haklarını satın aldığı 2005 yılından beri hiçbir kar payı elde edemediği, bu sebeple şirketi satarak başka yatırımlara odaklanmak istediğini, bunun için yatırımcılarla görüşülerek halen başka bir ülkede ... işletmeciliği yapan bir şirkete satmak için anlaşıldığını, davalının bu hususları bilmeden/ araştırmadan kötü niyetli olarak haksız fiilini gerçekleştirdiğini, payları Borsa’da işlem gören halka açık bir şirket olan müvekkilin bu iddialarla yatırımcılar bakımından tedirginlik oluşturulmaya çalışıldığını, yatırımcıların bundan etkilenebileceği, müvekkil şirketin değeri ile ilgili ortaya çıkabilecek bir zararın davalının kastıyla gerçekleşmiş olacağı, dolayısıyla yapılan ithamların müvekkilin ticari itibarını zedelediği, marka değerini düşürdüğü ve şirkete açıkça zarar verdiği, TBK m. 49 un kusurlu ve hukuksa aykırı bir fiille başkasına zarar verenin zararı gidermekle yükümlü olduğunun düzenlendiği, bu konuda Yargıtay kararlarının da bulunduğu, davalının gerçek dışı ve spekülatif videoları sebebiyle youtube üzerindeki abone sayısı da gözetildiğinde müvekkilin uğrayacağı zararın artacağı, davalının youtube üzerinden yaptığı bu paylaşımı diğer sosyal ağlar üzerinden de paylaşıma açtığı, zararın tespitinde müvekkilin Türkiye’de bilinirliği, faaliyetleri, iş hacmi, cirosu, iştigal alanları vb. hususların değerlendirilmesi gerektiği, Yargıtay’ın da bu ölçütlerle yerel mahkemenin manevi tazminata hükmetmesi gerektiği yönünde kararları bulunduğu belirtilerek maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. İlk Derece Mahkemesince; "... Davacı tarafın maddi tazminata yönelik talebinin değerlendirilmesinde; Mahkememizce bilirkişi heyetinden aldırılan bilirkişi raporuna göre; https//youtu.be/... adresinde yer alan ve dosya muhteviyatına sunulan CD içeriğindeki vidonun İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2020/936 D.iş dosyası kapsamında 13/02/2020 tarihli kararı ile erişimin karar verildiği dosyaya sunulan CD içeriğindeki video üzerinden değerlendirme yapıldığı, CD içeriğinin incelemesi neticesinde davalının paylaşımında geçen "bu durumun şirkete çöküldüğü anlamına geldiğini, bu şirketi satan kişinin de saf olması gerektiğini de, İrlanda Dublin'de posta kutusu tarzında şirket kurup, bir off-shore şirketi kurup ... da bu şirkete 280 milyon TL'ye satmış olabilirler, böylece de ... kurtarma operasyonu yapmış olabileceklerini, aynı zamanda vergi operasyonu yapmış olabilirler." ifadelerinin ölçüsüz ve eleştiri sınırını aşan "gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme" olarak nitelendirilebileceği, gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemenin TTK. 55/1-a-1 maddesi anlamında haksız rekabet olarak düzenlendiği, Mahkememizce sermaye piyasası uzmanı bilirkişiden alınan rapora göre; davacı şirket pay fiyatlarının davalının sosyal medya paylaşımları sonrasında düşme eğilimi gösterdiği, bu eylemin davacı şirketin piyasa değeri üzerin de etkili olduğu, ancak davacı şirketin pay fiyatlarındaki şirket değerindeki düşüşün sebebinin 2020 yılı ilk aylarından itibaren bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de kendisini gösteren pandemi koşullarına mı bağlı olduğu yoksa davanın sosyal medya paylaşımları neticesi mi gerçekleştiğinin mevcut dosya kapsamında gösterilemediği, davacı şirkete ait payın fiyatına ilgili dönemde BİST pay fiyatlarını etkileyen unsurlardan ayrı olarak başka bir etmenin etkili olduğunu tespit edilemediği, davalı paylaşımlarında yer alan davalı şirkete ilişkin iddiaların doğruluk/haklılığının davalı tarafından dosya kapsamında gösterilememesi sebebi ile davacı şirketin manevi zararın oluşmuş olabileceği, maddi zararın ise net tutar olarak davacı tarafından ortaya konulması gerektiği, olağan üstü mevcut koşullardan davalı iddialarına dayanan maddi zararın bilirkişi tarafından tespit edilemediği anlaşılmakla davacı tarafın maddi tazminat talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın manevi tazminata yönelik talebinin değerlendirilmesinde; Davalının sosyal medya paylaşımının ölçüsüz ve eleştiri sınırını aşan "gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme" olarak nitelendirilebileceği, davalının sosyal medya paylaşımı ile davacı şirket hakkında gereksiz yere incitici açıklamalarda bulunarak kötülemesi ile davacı şirketin kişilik haklarının zedelendiği, 4721 sayılı TMK 57.vd. Maddelerinde tüzel kişiliğin tanımlandığı, TMK 24. Maddesinde kişilik haklarına saldırının ilke olarak tanımının yapıldığı, TKM 24. Maddesi kapsamında davalının sosyal medya paylaşımının davacı şirketin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığı ve hukuka aykırı olduğu, 6098 sayılı TBK 58. Maddesi kapsamında davacı şirketin kişilik haklarının zedelenmesi sebebiyle Yargıtay'ın müstekar içtihatlarına göre manevi tazminat talep edebileceği, Manevi tazminatın olay nedeni ile uğranılan zarar sonucu duyulan acı ve üzüntünün kısmen de olsa giderilmesi amacına matuf olup, haksız zenginleşmeye neden olmayacak şekilde hakkaniyete uygun bir miktarda takdir edilmesi gerektiği; bu kabul çerçevesinde davalının sosyal medya paylaşımı sebebiyle davacı şirketin kişilik haklarının zedelendiği, sosyal medya paylaşımının hukuka aykırı olduğu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın alım gücü ile 26.06.1966 tarih, 1966/7-7 sayılı İBK.'nın içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine, hak ve nesafet kurallarına göre hükmedilmesi gerektiği, anılan hususların mahkememizce nazarı itibara alınarak; A-Davacının maddi tazminat talebinin; REDDİNE B-Davacının manevi tazminat talebinin; KISMEN KABULÜ, KISMEN REDDİNE, 10.000 TL'nin haksız fiil tarihi olan 02.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Eksik inceleme ile verilen kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, davalının haksız ve hukuka aykırı eylemi sebebiyle müvekkili şirketin hisselerinde yaşanan düşüş sonucunda maddi zarar oluştuğunu ve maddi tazminat talebinin hesaplanarak kabulüne karar verilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız fiil sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Maddi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. Maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Dosyada mevcut delil durumu, somut verilere dayalı ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre; İspat yükü kendisine düşen davacının, şirket hisselerinde yaşanan düşüşün davalının sosyal medya platformundaki paylaşımları sebebiyle meydana geldiği iddiasını ispat edemediği, maddi tazminat talebinin kabulünü gerektirecek bir delilin dosyaya kazandırılamadığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir. Manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede; 6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan sebepleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda; Olayın meydana geliş biçimi, davalının paylaşımları, paylaşımda kullanılan ifadelerin davacı üzerindeki etkisi, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın olay tarihindeki alım gücü ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı yerindedir. HMK'nın 198. maddesinde yer alan,“Kanuni istisnalar dışında hâkim delilleri serbestçe değerlendirir" hükmüne istinaden yerel mahkemenin dosyaya sunulmuş olan delilleri takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2021 tarih, 2020/359 Esas - 2021/856 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngereğidelillerinreddinekabulüistanbuldeğerlendirilmesiTazminat(HaksızkonusugerekçeesastandüşünüldüKaynaklanan)numarasıkısmenFiildenhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim