İstanbul BAM 4. HD 2022/2048 E. 2024/2044 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2022/2048
2024/2044
29 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2048
KARAR NO: 2024/2044
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/03/2022
NUMARASI: 2017/737 Esas - 2022/103 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/05/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ile Şişli Belediye Başkanlığı asında imzalanan "Reklam Amaçlı Bilboard,...Reklam Panosu' nun Kiraya Verilmesi Sözleşmesi" gereğince Şişli ilçesindeki reklam alanlarının kullanım hakkı müvekkili tarafından kiralandığını, sözleşme gereğince ilçe sınırları içerisinde bulunan Bilboard un ve diğer tüm reklam panolarının kullanımı ve tasarruf yetkileri sözleşme tarihi itibari ile müvekkilimize ait olduğunu, kiralama sözleşmesince billboardların kullanımına başlanmak üzere iş ve işlemlere başlandığını ancak, sözleşmeye konu Bilboard ve alanların davalı tarafından haksız olarak kullanıldığını, "Hayır” Kampanyası kapsamında“hayır” yazılı billboardlar davalı reklam şirketi tarafından, müvekkiline herhangi bir bildirimde bulunmadan bilgi vermeden ve ücret ödemeden hazırlandığını ve kullanıldığını, haksız kullanımı gerçekleştiren davalıya karşı birçok kez sözlü ve yazılı bildirimde bulunulmasına rağmen haksız işgale devam edildiğini ve kullanımdan kaynaklı ödeme yapılmadığını, haksız kullanım ve işgal sebebiyle müvekkilinin sözleşmesel haklarını kullanamadığını ve hukuki menfaatlerinin zarar gördüğünü, zarar miktarının davalıya fatura edilmesine rağmen fatura bedelini de ödenmediğini, söz konusu billboardlar üzerinde kullanım ve tasarruf yetkisi ortadan kalkan müvekkilinin bu alanları kullanım amacına uygun olarak kiralamaya hazır hale getiremediğinden bunun için gerekli tadilat ve onarım işlemlerini yapmasından kaynaklı zarara uğradığını ve kimselere kiralayamadığından da maddi zarara uğradığını belirterek HMK 107. Maddesi gereğince fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla Bilboard ve alanların kullanımının davalı tarafından engellendiğini tespiti ile bu haksız kullanım sebebiyle uğranılan zarar ve yoksun kalınan kârın hesaplanarak davalıdan kullanım tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Her ne kadar davacının dava dilekçesinde iddia edildiği üzere müvekkiline haksız kullanım ile ilgili sözlü ve yazılı bildirimde bulunulduğu iddia edilmiş ise de ...'ye ihtarname keşide etmiş olmasının mantıklı bir açıklamasının bulunmadığını, davacı vekili haksız kullanım sebebiyle davalının belirlemiş olduğu haksız kullanım bedelinin varlığı karşısında davanın 3.500,00-TL olarak belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının uygun olmadığını, delil listesinde zararın ispatı için sunulan 3 nolu fatura delilinde belirtilen miktar üzerinden harcının tamamlatılması gerektiğini, davacının iddialarının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin reklamdan fayda sağlayan ... nin sunmuş olduğu reklam planlamasında ve ödemesinde her hangi bir şekilde Şişli bölgesi için reklam panolarıyla ilgili bütçede bir kalem ayrılmadığını ve müvekkilinin iddia edildiği üzere bu haksız fiili gerçekleştirecek bir nedeni bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Tüm bu açıklamalar ışığında; dosyamız arasına alınan Şişli Belediye Başkanlığı'nın cevabi yazısında; "28/09/2016 tarihinde ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. İle belediyemiz arasında sözleşme imzalanmıştır. İmzalanan sözleşme ve eki kullanım hakkı verilen toplamda 123 adet reklam panosuna ilişkin yer listesi yazımız ekinde sunulmuştur. Davalı firma ... A.Ş. Adına belediyemiz tarafından reklam panosu kiralanması veya benzeri ad altında herhangi bire izin protokol yada sözleşme bulunmamaktadır" şeklindedir. 05/07/2020 tarihli bilirkişi raporunda; davalı tarafın ...'den davaya konu bilbordlar için açıkça para alıp almadığı tespit edilemediği, çünkü ibraz edilen faturalarda Bilboard kira bedeli, Bilbonrd kullanımı bedeli, Bilboard reklam bedeli vb. şekilde içerik olmadığı, ancak fatura içerikleri dışında davalının ...'ye başkaca hizmet verilip verilmediği hususunda somut tespit yapılamadığı hususunun belirtildiği, 13/10/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda; davalının Şişli Belediyesine bilboard kirası adı altında herhangi ödeme yapmadığı, dava dışı Şişli Belediyesi muhasebe e- defterleri ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalıdan Bilboard kirası adı ve benzeri açıklama altında herhangi bir tahsilatı tespit edilemediğini, öte yandan dava dışı Şişli Belediyesi muhasebe e- defterleri ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacıdan Bilboard kirası adı altında vb. açıklamalar ile tahsilat ve mahsup tutarları olduğu tespit edildiği, dava dışı Şişli Belediyesi muhasebe e- defterleri ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede dava dışı ... San.Tic. Ltd. Şti.'den bilboard kirası adı altında vb. açıklamalar ile tahsilat ve mahsup tutarları olduğu tespit edildiğinin belirtildiği; gelen müzekkere cevabi yazısı ve yargılama aşamasında aldırılan bilirkişi raporlarında davalı yanın uyuşmazlığa konu Bilboardları reklam amaçlı kullandığına ilişkin tespit yapılamadığı bu haliyle husumet itirazın yargılamanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli anlaşılmakla; davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece gerekçe olarak gösterilen bilirkişi raporlarının kısmen davadaki iddialarını ispatlar nitelikte olduğunu, diğer müzekkere cevaplarının da davalının pasif husumeti olmadığını gösteren bir delil olmadığını, yine bilirkişi raporunda, davalı ile ... arasında bir reklam ve danışmanlık hizmeti olduğunun tespit edildiğini, davalının dava dışı ...'ye 2017 yılında 16 adet fatura karşılığı olarak 7.286.973,19-TL tutarında fatura tanzim ettiğini, bu faturalar karşılığında 2017 yılında ...'den 7.277.089,00-TL tahsilat sağladığını, ancak ibraz edilen fatura içeriklerinden ...'den dava konusu bilboardlar için para alınıp alınmadığının tespit edilemediğinin belirtildiğini, bu durumda; davalı ile ... arasında bir reklam ve danışmanlık ilişkisi olduğunun görüldüğünü, davada ihbar olunan ... ile ilgili de bir karar verilmediğini, bu hususun eksik inceleme yapıldığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Davanın esasına girilerek ret kararı verildiğini, harcı tamamlanan değer esas alınarak nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, her ne kadar davacının yatırdığı harcın iadesine karar verilmişse de davanın reddi sebebiyle davacının yaptığı masraf ve harçların üzerine bırakılması gerektiğini belirterek harç ve vekalet ücreti yönünden kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız fiil sebebiyle maddi tazminat talebine ilişkindir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; 6100 sayılı HMK'nın 69. maddesi gereğince davada hüküm, taraflar hakkında verileceğinden ihbar olunan hakkında hüküm kurulmamasında hukuka aykırı bir yön blunmamaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Somut olayda davalının bilboardları reklam amacıyla kullandığı iddiasının ispat edilemediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun somut verilere dayalı ve denetime elverişli olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Karar tarihinde yürüryükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/(4). maddesi gereğince maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. Bu düzenlemeye göre İlk derece mahkemesince görevli mahkemeye göre maktu vekalet ücretine karar verilmesinde bir hata bulunmamaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 326. maddesinin birinci fıkrasında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, ikinci fıkrasında ise, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı düzenlenmiştir. Buna göre davanın reddine karar verildiğinden davacı tarafça yatırılan nispi harçtan, ret halinde alınması gereken maktu harcın mahsubuyla bakiye harcın kararın kesinleşmesine müteakip ve talep halinde davacıya iadesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/03/2022 tarih, 2017/737 Esas - 2022/103 Karar sayılı kararına yönelik taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 59,30 TL'nin mahsubuyla bakiye 368,30 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45