SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 4. HD 2022/1648 E. 2024/1871 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1648

Karar No

2024/1871

Karar Tarihi

15 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1648

KARAR NO: 2024/1871

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/02/2022

NUMARASI: 2020/771 Esas - 2022/51 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/05/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı ... A.Ş. vekillerinin, alacaklısı oldukları İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının borçlusu olan .... Tic. Ltd. Şti.'nin yetkilisi ve borcun kefili olan ...'ın (T.C: ...) borcu sebebiyle, davacı müvekkili ...'nun ortağı ve yetkilisi olduğu ... Tic. A.Ş. Ünvanlı şirketin faaliyet adresi olan ... Mh. ... Cd. ... Sk. ... No:... Bakırköy/İstanbul adresine, 07/02/2020 tarihinde hacze gittiğini, müvekkilinin işyerinin borçluya ait olmadığına ve kendisine ve şirketine ait olduğuna ilişkin itirazına ve başta vergi levhası, kira kontratı gibi bir takım belgeleri göstermesine ve ibraz etmesine rağmen, alacaklı banka vekilince haciz ve muhafaza talep edildiğini, ancak alacaklı vekilinin muhafaza talebinin icra memurunca reddedildiğini sadece haciz işlemi yapıldığını ve mahcuz malların müvekkiline yediemin olarak bırakıldığını, davalı/alacaklı vekilinin ise borçlu ...Tic. Ltd. Şti.'nin yetkilisi ve bu şirketin borcunun kefili olan ... internet sitesinde, iletişim bilgileri olarak, davacı müvekkili ve şirketinin ticari faaliyet adresi olan ... Mh. ... Cd. ... Sk. ... No:... Bakırköy/İstanbul yazmış olması ve adreste kefil ... ait bir kartvizitin ve trafik para cezası ve trafikten men tutanağının bulunmasını gerekçe göstererek davacı müvekkiline ve şirketine ait adreste haciz yaptığını, borçlu/kefil ... internet adresinde iletişim bilgileri olarak davacı müvekkilinin ve şirketinin bilgilerini verdiğinden davacı müvekkilinin haberdar olmadığını ve onun bilgisi dahilinde verilmiş olmadığını, bu durumun borçlu ... tek taraflı bir tasarrufu olup muhtemelen borçlunun işyerinin kapanmış veya kapatılmış olması sebebiyle, geçici olarak iletişim için bu adres ve telefonlar verilmiş olabileceğini, kaldı ki haczin gerekçelerinden biri olarak gösterilen ve işyerinde bulunan ve bir tarafında ... diğer tarafında ... yazılı olan kartvizitteki işyeri adresinin .... Cadde ... Rezidans No:... D:... Beylikdüzü/İstanbul adresi olup haciz yapılan adresle ilgisi olmayan başka bir adres olduğunu, yine ''Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağı'' ve eki ''Araç Trafikten Men Tutanağı'' da 3 yıl öncesine ait (2017 yılına ait) tutanaklar olup bu tutanaklarda da başka bir adres (Nisbetiye-Beşikatş-İstanbul) yazılı olduğunu, yani bu belgelerin hiçbirinde haczin yapıldığı adres olan davacı müvekkili ve şirketine ait adres yer almadığını, zaten haciz esnasında borçlu ... da haciz yapılan işyerinde bulunmadığını, yine haciz öncesi, haciz esansında ve sonrasında, yani ilk faaliyetinden bu yana, haciz yapılan adresin dış kapısında ve iç kapı kenarında .... Tic. A.Ş.'nin tabelalarının da mevcut olduğunu, davacı müvekkilinin hem haciz tutanağına istihkak iddiasını yazdırmış hem de 12.02.2020 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yazılı bir dilekçe ile hacze itiraz ettiğini ve istihkak iddiasında bulunduğunu bildirdiğini, bu itirazı ve istihkak iddiasını değerlendiren İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi, 2020/180 Esas ve 2020/281 K. Sayılı 26.02.2020 tarihli kararı ile davacı müvekkilinin istihkak iddiasını yerinde bulmayarak takibin devamına karar verdiğini, ancak istihkak davası gibi genel bir yargılama yapılmadan sadece istihkak iddiasına ilişkin olan iş bu kararın şekli ve sınırlı bir inceleme ile verilen ve ispatın istihkak davasına bırakıldığı bir karar olduğunu, ancak davacı müvekkilinin bu karardan haberi olmaksızın yani istihkak davası açma fırsatı olmadan bu kararı öğrenen ve kararı hemen icra dosyasına sunan davalı/alacaklı banka vekillerinin alelacele, talimat dosyasına ikinci bir talimat yazdırarak davacı müvekkilinin ve şirketinin adresine ikinci kez 05/03/2020 tarihinde tekrar hacze ve muhafazaya gitiğini ve bu sefer mal kaldırma ve muhafaza baskısı ile davacı müvekkiline dosya borcunu havale/eft ettirdiklerini, zaten 05.03.2020 tarihli haciz tutanağına bakıldığında adrese polis ile gidildiğini ve adrese nakliye, yediemin ve hamal çağrıldığını, ciddi firmalarla çalışan ve çevrede bilinen tanınan davacı müvekkilinin ticari prestiji sarsılmasın diye aynı gün ve muhafazanın yapılacağı saatlerde muhafaza baskısı altında, bu baskıdan kurtulmak ve muhafazayı engelleyebilmek için, bir miktar da borç temin etmek suretiyle başkasına ait 182.000,00 TL'lik yüksek bir borcu davalı/alacaklı ... A.Ş.'nin avukatlarından Av. ... hesabına havale/eft etmek zorunda kaldığını, bu sebeplerle cebri icra tehdidi yani haciz ve muhafaza baskısı altında davacı müvekkilinin davalı tarafa haksız yere ödemek zorunda kaldığı 182.000,00 TL.’nin (Yüz Seksen İki Bin Türk Lirasının) ödendiği tarih olan 05.03.2020 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari faiziyle, harç ve masraflarıyla ve uygun oranda bir kötüniyet tazminatı ile birlikte beraber davalı taraftan alınarak/tazmini ile davacı müvekkile ödenmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın İstihkak iddialarını ileri sürerek Mahkeme huzurunda müvekkili aleyhine tazminat davası ikame ettiğini, davacı tarafın; 07/02/2020 tarihli borçlular hakkında gerçekleştirilen haciz işleminde istihkak iddiasında bulunduğunu ve davacının istihkak iddialarına ilişkin İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi 2020/180 E. Ve 2020/281 K. Sayılı ilamı ile takibin devamına karar verildiğini, takibin devamı kararına istinaden aynı haciz mahalli adresine 05/03/2020 tarihinde gidildiğini ve davacının haciz mahallinde hazır bulunduğunu, icra memurunca davacı tarafa İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi 2020/180 E. Ve 2020/281 K. Sayılı ilamı ile takibin devamına karar verildiği bu sebeple haciz mahalline gelindiğinin izah edildiğini davacı tarafın anladığını beyan ettiğini ve bu hususta 05/03/2020 tarihli haciz tutanağına derç edildiğini, izah edildiği üzere ve 05/03/2020 tarihli haciz tutanağından açıkça anlaşılacağı üzere davacı tarafın 05/03/2020 tarihinde takibin devamı kararından haberdar olmasına rağmen istihkak davası ikame etmediğini, bu sebeple davacının istihkak iddialarından vazgeçtiğinin kabulü gerektiğini, İİK md 97/6 "Üçüncü şahıs, merci kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmaya mecbur olduğunu, bu müddet zarfında dava edilmediği takdirde üçüncü şahısın alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır. " şeklindeki hükmünden ; davacının istihkak iddiasından vazgeçtiği hususunda şüpheye yer kalmadığının anlaşıldığını bu sebeple istihkak iddialarından vazgeçen davacının yasal süresinde usulüne uygun ileri sürmediği istihkak iddialarını Mahkeme nezdinde ileri sürerek tazminat talep etmesinde hukuki yararı olmadığını... müvekkilinin iyi niyetli alacaklı olduğunu ve Mahkemece verilmiş takibin devamı kararına istinaden haciz mahalline gelindiğini, davaya konu ödemeye ilişkin dekont incelendiğinde kayıtsız şartsız itirazi kayıt olmaksızın dosya borcuna istinaden ödendiği hususunun açıkça anlaşıldığından işbu davanın esastan reddini, müvekkilinin alacaklı sıfatıyla cebri icra organlarıyla alacağını tahsil ettiğini hiçbir kötü niyet ve ağır kusurunun bulunmadığı vaki olduğundan davacının kötü niyet tazminatı taleplerinin reddini, işbu davayı ikame eden davacı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "... Dava konusu olayda; davalı şirketin sorumluluğu, hem 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 72/VII'ye göre davacıyı borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde bırakmış olması sorumluluğuna, hem de haksız eylem ve haksız iktisaba dayanmaktadır. Bu durumda TBK madde 60'a göre zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebinin araştırılması yapılacaktır. Bu kapsamda mahkememizce yapılan araştırma neticesinde ve iddianın ileri sürülüş şekline göre; dava; davalı bankanın, dava dışı asıl borçlular ... Ltd.şti ve şirket yetkilisi kefil ... borcundan dolayı haciz işlemini, davacının iş yerinde yapması ve borcun haksız olarak davacıdan alınmasından kaynaklanmaktadır. Davanın dayanağı, haksız eylem ve haksız tahsilattır. Bu bağlamda; davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı ve aktif dava ehliyeti bulunduğundan, davalının buna dair itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. (Benzer şekilde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin Esas no: 2019/3068 Karar no: 2020/1388 sayılı kararı) Dosya kapsamında mevcut ticaret sicil kayıtlarından, abonelik bilgilerinden, SGK kayıtlarından; dava dışı borçlu şirket ile şirket yetkilisi kefil ... davacı ile alakası olmadığı, şirket ortaklığının olmadığı, ticaret sicilinde kayıtlı adreslerin hiç bir dönemde aynı olmadığı, aboneliklerin farklı olduğu, çalışanların aynı olmadığı tespit edilmiştir. Davacı, asıl borçlu ..., ofisine proje getirip götürdüğünü, ortağı yada işçisi olmadığını, kartvizitleri müşterilere dağıtmak için bırakıldığını beyan etmiştir. Dava dışı borçlu ... kartvizitlerinin ve trafik ceza tutanaklarının davacının işyerinde bulunması, sosyal medya hesabında belirttiği iletişim bilgilerinin davacıya ait iş yerine ait olması hususları; dava dışı borçluların borcundan dolayı davacının iş yerinde haciz yapılmasına dair haklı ve geçerli bir sebebin varlığını ispat edememektedir. Bu bağlamda; dava dışı borçlular ile davacı arasında bağ bulunmadığı, davalının davacının iş yerinde yaptığı haczin haksız olduğu, davacının haciz baskısı altında ihtirazi kayıtla ödeme yaptığı anlaşıldığından; davanın kabulüne karar verilerek davacıdan haksız olarak tahsil edilen 182.000,00TL'nin ödeme tarihi olan 05/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davalının kötüniyeti kanıtlanamadığından, kötüniyet tazminatı talebinin reddine..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, haciz tutanaklarında da sabit olduğu üzere takibin devamı kararı üzerine gidilen haciz mahallinde haciz ve muhafaza talep edilmediği ve haciz ve muhafaza işlemleri gerçekleştirilmediğini, davacının icra dosyasına ödediği para borç ödemesi olduğundan davacının istirdat talebinin reddi ile davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, takibin devamı kararı kendisine tefhim edilen davacının istihkak davası ikame etmediği için istihkak iddiasını ileri sürerek ödediği paranın iadesi talebinde bulunmasında hukuki yararı bulunmadığını, takibin devamı kararından sonra haciz mahallinde hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin dosya borcu ödemesi açıklamasıyla ödeme yapıldığını davacının istihkak iddiasını haksız olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına, öncelikle aktif husumet yokluğu ve hukuki yarar noksanlığından davanın usulden reddine, aksi kanaat hasıl olduğunda davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Davacının borçlu olmadığı bedeli, haciz tehdidi altında davalı alacaklıya ödediği iddiasına dayalı sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacağın tahsili talebine ilişkindir.2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/1. maddesinde; “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü içermektedir. Aynı maddenin 7. fıkrasında ise “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir” düzenlemesi mevcuttur. İstirdat davası, esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödenmiş olduğu iddia edilen bir paranın geri verilmesi istenir. Yalnız, davanın şartı icra hukukuna dayanmaktadır: Borçlunun, borcu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi sebebiyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olmasıdır (Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/ Hanağası, Emel: İcra İflas Hukuku, Ankara 2018, 4. Baskı, s. 228). Borcun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşme, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 61 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Benzer hükümler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 ve devamı maddelerinde de yer almaktadır. BK’nın 61. maddesi; “Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır” hükmünü haizdir. Haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından ya da emeğinden zenginleşen kimse bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür (TBK 77). Bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan ya da gerçekleşmemiş veya sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlakî bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Hukuka ya da ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez (Türk Hukuk Lûgatı, s. 962). Buna göre borcun kaynağı olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun sebepsellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli haklı bir sebebe dayalı olmaması gerekmektedir.Sebepsiz zenginleşmeden bahsedilebilmesi için diğer şartların yanında en önemlisi zenginleşenin mal varlığında meydana gelen artışın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Zira zenginleşmeyi doğuran sebep, kazandırma veya zenginleşenin müdahalesi ya da umulmayan bir olay olabilir. Nitekim BK’nın 61. maddesinde özellikle “haklı bir sebep olmaksızın” ifadesine yer verilmiş ve haklı olmayan sebep teşkil edecek hususlar örnek olarak sayılmıştır. Bu durumda kazandırmaya (edime) dayanan sebepsiz zenginleşme; “geçerli olmayan sebebe” veya “gerçekleşmemiş sebebe” veyahut “sona ermiş sebebe” dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme hâlinde zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğmakta olup, bu borcun konusu mal varlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir. Sebepsiz zenginleşmede sadece mal varlığındaki eksilmenin giderilmesinin talep edilmesi söz konusudur. Görüldüğü gibi, sebepsiz zenginleşme, ikincil (talî) niteliktedir ve mal varlığındaki azalmanın başka aslî nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. Başka bir anlatımla aynı olayda, aynî haktan (istihkak davası), zilyetlikten, sözleşmeden, sözleşme benzeri hukukî ilişkiden veya haksız fiilden kaynaklanan bir talebin ileri sürülmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanı bulamayacaktır. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2021 tarihli ve 2017/(23)6-868 E., 2021/1646 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davalı bankanın alacaklı sıfatıyla dava dışı borçlu ....Ltd.Şti. aleyhine haciz yolu ile icra takibi başlattığı, alınan haciz kararı üzerine haciz işlemi için borçluya ait olduğu iddiasıyla davacı şirketin adresine gelindiği, haciz tehdidi altında davacı şirket tarafından ödeme yapıldığı, davacı şirketle borçlu firma arasında organik bağ bulunduğu iddiasının ispat edilemediği anlaşılmaktadır.Dosya kapsamına göre, bu durumun aksi ispat olunmadığından davacı şirketin icra dosyasına, kendisiyle ilgisi bulunmayan asıl borçlu şirketin borcunu ödemiş olduğu açıktır. Gelinen noktada, icra takibinin davacı şirket adına yapılmamış olması, başka bir deyişle davacının icra dosyasının borçlusu konumunda bulunmaması davanın istirdat davası olmaması yönünden ayırıcıdır. Çünkü yukarıda da izah edildiği üzere, istirdat davalarında icra takibinin borçlusu, borçlu olmadığını düşündüğü bir parayı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olmaktadır. Kaldı ki, dosya kapsamı itibariyle, hacze gelinen adresin dahi asıl borçlu şirkete ait olmadığı görülmektedir. Tüm bunlara rağmen, asıl borçluyla ilgisi bulunmayan davacının adresine gelinerek malları haczedilmeye çalışılmış, bunun üzerine davacı tarafça haciz baskısı altında ödeme yapmak durumunda kalınmıştır. O hâlde, eldeki davanın sebepsiz zenginleşme hukuksal sebebine dayalı olduğu kabul edilmelidir.Davacının icra dosyasına haciz tehdidi altında yatırmış olduğu parayla kim menfaat temin ediyorsa onun sebepsiz zenginleşme davasının muhatabı olacağı hususunda kuşku bulunmamaktadır. İİK’nın 12. maddesine göre icra dairesi takip edilen para alacağına mahsuben üçüncü şahıs tarafından ödenen paraları kabule mecburdur. Bununla borçlu bu miktar kadar borcundan kurtulur. Somut olayda da davacı, yatırdığı parayı asıl borçlunun borcundan kurtulması amacıyla kendiliğinden değil, haciz tehdidinden korunmak amacıyla yatırmıştır. Yatırılan para davalı alacaklının mal varlığına dâhil olmuştur. Davacının istemi, kendisinden haksız şekilde tahsil edilerek davalının mal varlığına giren paranın iadesi olduğuna göre muhatap da davalı olmalıdır. Aksinin kabulü, davacıyı muhatabı olmayan, borcu ödeme kabiliyetinin olup olmadığı belirsiz dava dışı borçluya yönelmeye zorlayacaktır ki, bu tür bir riskin davacıya yüklenmesi adil olmaz. Öyle ise, dava konusu olayda sebepsiz zenginleşenin davalı olduğunun kabulü gerekir (Aynı doğrultuda HGK'nın 2022/3-80 E.-2022/107 K. Sayılı ilamı).Bununla beraber davalının kötü niyetli olarak haciz yaptığı iddiası ispatlanamamıştır. Bu kapsamda davacının aktif dava ehliyeti mevcuttur. Her iki taraf tacir olup ihtilaf tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olduğundan görevli mahkeme 6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesi gereğince ticaret mahkemesidir.04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara; ileri sürülen olayları hukuken nitelemek, uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk Hukuku'nu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İlk derece mahkemesince davanın sebepsiz zenginleşme olarak nitelendirilerek kabulüne karar verilmesi gerekirken haksız fiil olarak nitelendirme yapılarak davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu sebeplerle gerekçe yönünden davalı vekilinin istinaf talebinin usulen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davalı vekilinin istinaf talebinin usulen kabulüne ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, farklı gerekçe ile davanın kısmen kabulü yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/02/2022 tarih, 2020/771 Esas - 2022/51 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda; 2- Davacı tarafından davalı aleyhine açılan maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜNE,2/a-182.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 05/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2/b-Yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 3/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.432,42 TL nispi karar ve ilam harcının peşin yatırılan 3.108,11 TL'nin mahsubuyla bakiye 9.324,31 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3/b-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 3.108,11 TL peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı ile müzekkere, posta ve tebligat gideri 1.001,80 TL olmak üzere toplam 4.172,11 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 3/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(1). maddesine göre kabul edilen maddi tazminat yönünden 29.120,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,4- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-İstinaf talebi usulen kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 4/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 6,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 227,20 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkaldırılmasınaTazminatkonusuKaynaklanan)Fiildenreddineistanbuldeğerlendirilmesi(Haksızgerekçedüşünüldükısmenusulengereğidelillerinkabulünumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim