SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 4. HD 2022/3751 E. 2024/1695 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/3751

Karar No

2024/1695

Karar Tarihi

8 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/3751

KARAR NO: 2024/1695

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/02/2022

NUMARASI: 2018/981 Esas - 2022/70 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/05/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; Davanın açıldığı tarihte maddi tazminat açısından müvekkillerinin uğradığı zararın belirgin olmaması ve ancak yargılama sırasında yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenebilir nitelikte olması nedeniyle şimdilik müvekkili şirket .... için 4.000,00 TL, müvekkili ... için 1.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi ve davacı Müvekkili ... için 50.000,00 TL , davacı müvekkili şirket ... için de 50.000,00 TL olmak üzere taplam 100,000,00 TL manevi tazminat taleplerinin olduğunu, 28.09.2018 tarihinde başlayan ve yayın yasağı kararına kadar devam eden ...'da programına katılan davalılardan ... 02/10/2018 tarihinde yayınlanan ... programına katılarak müvekkilleri hakkında asılsız iddialarda bulunmuş, müvekkillerine iftira atarak hiçbir bulgu ve belgeye dayanmaksızın müvekkillerinin mesleki ve ticari itibarlarını zedeleyecek gerçekdışı ithamlar ileri sürdüğünü, kamu yararını gözeterek görevini yapmakla yükümlü bir kurum olan başın bu görevini yerine gelirirken özellikle yayının gerçek olmasını, yayında kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını konunun güncelliğini ve haber verilirken özle biçim arasındaki dengeyi de koruması gerektiğini, davalıların söz konusu programın yayımlanmasında bu ilkeye riayet etmediklerini, hal böyle olunca müvekkillerinin adı kullanılarak yapılar bu asılsız iddia ve mesnetlerle dolu haksız ve gerçek dışı bilgiye dayalı yayınların durdurulması için taraflarınca 03.10.2018 tarihinde İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesine başvurularak MK Madde 24-25'e dayanarak İhtiyati tedbir ve yayın yasağı kararı alındığını, özetle dava sebebi tazminata konu ... programında davalılar tarafından amaçlanan sistematik ve haksız bir biçimde müvekkillerinin aleyhine toplum nezdinde kötü bir algı oluşturmak, olumsuz intiba bırakmak ve haksız ithamlarla müvekkillerinin itibarını zedelediğini, bu tip asılsız ve son derece saldırgan ifadelerle müvekkillerinin kişilik haklarının ihlal edildiği açıkça ortada olup basın özgürlüğü adı altında saygın bir doktorun ve hastanenin aksine haklarında kesinleşmiş yargı kararı olmasına rağmen toplum nezdinde mesleğini kötüye kullandığı, yasa dışı faaliyetlerde bulunduğu ve suç işlediği algısı oluşturulması amaçlandığını, davacı müvekkili ... açısından haksız olan bir fiilin meydana getirdiği sonuç her zaman kişinin malvarlığında ekonomik olarak eksilme meydana getirmeyebileceğini, bir kişinin haysiyet ve şerefine, vücut bütünlüğüne tecavüz halinde, malvarlığında ekonomik eksilme ulmadan elem, acı, ıstırap gibi kişiliği üzerinde meydana gelen etkiler manevi zararı teşkil edeceğini, kişilik hakkının ihlâl edilmiş olması dolayısıyla meydana gelen objektif eksilmeler yanında zarar görenin bu ekşilmeler dolayısıyla ayrıca duyduğu manevi acı, elem ve ıstırapları da ayrı bir manevi zarar olarak kabul edildiğini, davacı Müvekkili şirket ... A.Ş açısından tüzel kişilerin de manevi zarara uğrayabileceği ve bu sebepten dolayı manevi tazminat talep edebileceği hukukta açıkça kabul gördüğünü, tüzel ki: ekonomik faaliyetini yürütürken kazandığı saygınlık onun kişisel değerleri içerisinde yer aldığını, ticari şeref ve haysiyetin çiğnenmesi, onun ekonomik yaşam içindeki yerini ve durumunu sarsabileceğini, davacı müvekkili şirket açısından davacı müvekkili şirket ... A.Ş'nin mahkeme tarafından yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde de açıkça tespit olunacağı üzere müvekkili şirket ... A.Ş. açıldığı tarih olan 2014 yılı Ekim ayından itibaren her ay bir önceki aydan fazla poliklinik ve ameliyat sayısına ulaşan ve ciro artışı yakalayan bir hastane olduğunu, ... programıyla başlayan bu karalama kampanyası nedeniyle hastanenin poliklinik sayılarında % 19,43, Ameliyat Sayılarında % 27,12 azalış yaşanmış ve bu nedenle 28/08/2018-15/10/2018 döneminde cirosu % 22,39 azaldığını, geçen yıl aynı dönemlerin karşılaştırılmasında poliklinik sayılarının % 6,14, Ameliyat Sayılarının % 20,27 ve cironun ise % 24,20 oranında artış gösterdiği görüldüğünü, bu artış oranı beklenirken ciddi düşüş yaşandığını, beklenen artış ile yaşanan düşüş arasında ki yüzdelik farklar: Poliklinik Sayılarında % 25,57, Ameliyat sayılarında % 47,39 ve Gelirde ise % 46,59 olarak gerçekleştiğini, davacı müvekkili ... açısından Davacı aynı hastanenin sahibi olduğundan (... A.Ş) ve bu hastanede aynı zamanda uzman doktor olarak çalıştığından hastanenin uğradığı maddi zarar, hasta kaybı, ameliyat iptali gibi olumsuz durumlar davacı müvekkili ...'in de gelirinde ciddi bir azalmaya sebep olduğunu, iş bu durum ancak sayın mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu tespit edileceğini, tüm bu sebeplerle huzurda ki dava ikame edilerek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunma zarureti hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerle ve mahkemenin resen taktir edeceği sebeplerle; öncelikle dosya üzerinden İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/38 D.iş sayılı tedbir kararının yargılama sonuna kadar devamına ivedilikle karar verilmesine, asılsız ve gerçeğe aykırı beyanlarla program yapmak suretiyle müvekkilinin ve müvekkili şirketin kişilik hakkına saldırıda bulunan davalılardan, müvekkili ...'in mağduriyeti nedeniyle 50.000,00 TL, müvekkili şirket ... için de 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın program yayın tarihi olan 28.09.2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olması sebebiyle şimdilik davacı müvekkili şirket ... için 4.000,00 TL, davacı müvekkili ... için 1.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL Maddi tazminatın programı yayın tarihi olan 28.09.2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Kanalı ... Programı vekili cevap dilekçesinde; Davacılar tarafından açılmış olan davada , davalı olarak gösterilen ... Kanalı ... Programı'nın sorumlu yapımcısı müvekkili şirket olan ... A.Ş olduğunu, huzurdaki dava görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, dava konusu yapılan yayınlar, basın özgürlüğü kapsamında ve kamu yararı saiki ile kamuoyu ile paylaşıldığı göz önünde bulundurulduğunda, hukuka aykırı olduğunu iddia etmenin mümkün olmadığını, yapımcılığı müvekkili tarafından yapılan ; “...’da” isimli program hafta içi her gün, yaşanmış hikâyelerden yola çıkılarak ailesini arayan insanlara yardımcı olmak adına yayınlanan sosyal amaçlı bir program olduğunu, mahkeme tarafından yayın kayıtları üzerinde inceleme yapıldığı takdirde de görüleceği üzere, programlarda sadece izleyici/konukların iddialarına yer verilmiş, eski yıllarda yerel/ulusal basında yer alan haberler verilmiş olup, sunucu tarafından yorum dahi yapılmadığını, davacıların iddialarının aksine, yapılmış olan yayınların amacı asla ve asla davacıların kişilik haklarını ihlal edici, hastanenin ticari itibarını zedeleyeceği, kamuoyunda kötü intiba yaratıcı nitelikte olmadığını, milyonları ekrana kilitleyen “...” programı sosyal içerikli bir yayın niteliğinde olup, yaşanan trajik olayların kamuoyu ile paylaşılması sureti ile kişilerin mağduriyetinin giderilmesine aracı olma amacı güdüldüğünü, programda yer alan konuşmacıların söylemlerinin her zaman bir iddia olduğu program sunucusu tarafından sıklıkla dile getirilmiş, kişiler hakkında hiçbir zaman herhangi bir ithamda bulunulmadığını, programa bağlanmak veya katılmak isteyen her kişiye de objektif olarak söz hakkı tanındığını, yayınlarda (28.09.2018 ve 02.10.2018 tarihli) kamuoyuna aktarılan olaylar davacıların yargılanmış oldukları davada, yargılamaya konu olmamış / yargılamada isimleri dahi bulunmayan kişilerin yeni iddialarından ibaret olduğunu, davaya konu edilen; 28.09.2018 tarihli programın içeriği izlendiğinde görüleceği üzere; yayına bağlanan kişi ... adlı kişi olduğunu, ... iddiasında “….9 haftalık hamile iken bebekleri aldırmak için Doktor ...’in yanına gitmiş ancak doktor ... günü çocukları almayacağını, aile göndereceğini oraya vermek isterse verelim dediğini , sen cahilsin fakirsin ikizlere bakamazsın dediğini , aileleri görmediğini , ... Bey ile ... Hanım’ın evlatlık verelim dediğini , çocuklara 4 aylık hamileyken bir adamın geldiğini , diğer çocuklarına da baktığını ancak ben doğacak çocuğu alacağım dediğini , daha sonra doğum yapana kadar hiçbir para ödemediğini , masraflarının karşılandığını , doğum parası dahi ödemediğini , ayılmadan çocukların alıp götürüldüğünü , Doktor ... Bey ve ailelerin sonra yanına geldiklerini, Doktor ... Bey’in çocukların birine ... , birine ... adını koyduğunu, ... isimli çocuğunu 2 yıl önce bulduğunu ancak diğer oğlu ...’ı aradığını….” belirterek yayında bulunduğunu, 02.10.2018 tarihli programın içeriği izlendiğinde görüleceği üzere ; yayına katılan 18 yaşında üniversiteye hazırlanan ... adında kız , “….evlatlık olduğunu birkaç ay önce kendisini büyüten annesinden öğrendiğini , kendisini büyüten annesi (... Hanım) ile babası (... Bey’in) uzun yıllar çocukları olmadığından 1999 yılında tüp bebek tedavisi için Denizli ... Hastanesi’ne geldiklerini , 3 kez aşılama denediklerini ancak tutmadığını, eşi ... Bey’in hastanede çalışanlara bebeğini vermek isteyen olursa kendilerine haber vermelerini, o dönemlerde ... Hastanesi’nde temizlik görevlisi olarak çalışan ... isimli kadının ... Hanım’ı arayarak bir ailenin çocuğunu vermek istediklerini söylemesi üzerine ... Hanım’ın Denizli ... Hastanesi’ne çocuğu teslim almak için geldiğini ve ...’yı alırken anne, baba ve dedenin olduğu….” İddiasında bulunduğunu, yayına katılan kişilerin iddia ettikleri dönemde hastanede çalışan ... adında kişi yayına telefonla bağlanmış ve iddia edilen konulara ilişkin mahkemenin incelemesiyle görüleceği üzere; ... Hanım çelişkili beyanlarda bulunduğunu, gerek 28.09.2018 tarihli yayına katılan kişinin, gerekse 02.10.2018 tarihli yayına katılan kişinin iddiaları ve isimleri, davacı tarafça ve ihtiyati tedbir konulmasına ilişkin gerekçe olarak gösterilen kesinleşmiş mahkeme kararında da bulunmadığını, yayına bağlanan ve ihbarlarda bulanan kişiler; Dr. ...’in tüp bebek merkezine ve hastane sahibi olduğunu, evlat sahibi olamayanlar ile çocuğunu evlatlık vermek isteyenler arasında çıkar amaçlı olarak bağlantı kurduğu ve bunların hastanede çalışan ... ve ... adlarında kişiler tarafından gerçekleştiğini iddia etmekte olduğunu, iddia edilen dönemlere ilişkin olarak ta; gerek yerel, gerekse ulusal basında birçok haber yapıldığı, idare tarafından soruşturma başlatıldığı da tarafların yargılanmış oldukları ceza dosyasında da mevcut olduğunu, yargılama yapıldığı dönemlerde dahi davacılar tarafından mahkemeye yayın yasağı konulmasına ilişkin talepte bulunulmuş ancak Mahkeme tarafından bu talep kabul edilmediğini, ilgili ceza dosyasında bulunan kişilerin bir kısmı beraat kararı, bir kısmı ise resmi evrakta sahtecilik suçundan ceza aldıklarını, dava konusu yayınlar hukuka uygun olduğunu, hukuka uygun olan bir haberin maddi zarara sebebiyet veremeyeceği izahtan vareste olduğunu, somut olayda dava konusu yayınlar hukuka uygun olduğu üzere; ortada bir haksız fiil ve devamında bir illiyet bağı mevcut olmadığını, davacı ... için hastanenin sahibi olması nedeni ile hastanesinin zarara uğradığı iddiası ile maddi tazminat talep edilmiş olup zaten hastanenin maddi zarara uğradığı iddiası ile ayrıca tazminat talep edildiğinden aynı amaç için mükerrer maddi tazminat talep edilmekte olup bu durum da tamamen hukuka aykırı olduğunu, davacı dava konusu haber nedeniyle maddi bir kaybının olduğunu iddia etmekte fakat bu kaybı objektif olarak ispatlayamadığı gibi, maddi kaybın kesin ve kaçınılmaz olduğunu da kanıtlayamadığını, bu nedenle davacının ispat ve hukuki dayanaktan yoksun maddi tazminat talebinin reddi gerektiğini, izah edilen tüm nedenlerle, usule ilişkin itirazlar bakımından, davanın usulden reddine , görevsizlik itirazlarının kabulü ile dosyanın görevli olduğu Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne gönderilmesine , Yargıtay İçtihatları, Anayasa, AİHS ile güvence altına alınmış olan basın özgürlüğü kapsamında ve haberin yapılmasında üstün kamu yararı olduğu, programda yer alan konuşmacıların söylemlerinin her zaman bir iddia olduğu program sunucusu tarafından dile getirildiği ve davacılar hakkında hiçbir zaman herhangi bir ithamda bulunulmadığı, kişilik haklarına, ticari itibarlarına saldırı amacı güdülmediği hususlarının tamamının gözetilerek, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu “...” isimli TV programı, .... A.Ş ile yapımcı firma olan ... A.Ş arasında imzalanan sözleşme uyarınca yapımcı tarafından hazırlanmakta olup, ... Kanalı tarafından sadece yayınlandığını, programın sunucusu, konukları, konuları vb her detay yapımcı firma tarafından temin edilerek program yayına hazır hale getirildiğini, nitekim program ile ilgili tüm sorumluluk yapımcı firmaya ait olduğundan, dava konusu ile ilgili taleplerin de yapımcı firmaya yöneltilmesi gerektiğini, aksi kabul edilse dahi, .. Kanalı yayın hakkı sahibi huzurdaki davada davalı olarak gösterilen müvekkili şirketler .... A.Ş. ya da .... A.Ş. Olmadığını, her iki müvekkili şirketin de ... kanalı ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, ... internet sitesine girildiğinde künye kısmından ya da basit bir google araştırması ile ... kanalının yayın hakkı sahibi tespit edilebilecek olup müvekkili şirketler ... kanalı yayın hakkı sahibi olmadığını, bu nedenle huzurdaki davada müvekkillerinin pasif husumet ehliyeti bulunmadığından huzurdaki davanın husumet nedeni ile reddi gerektiğini, huzurdaki davanın görevsiz mahkemede ikame edildiğini, zira taraflar arasındaki uyuşmazlık tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olmadığını, husumete ilişkin tüm itirazları saklı kalmak kaydıyla, bir an için müvekkili şirketlere husumet yöneltilebileceği varsayılırsa, herhangi bir hak kaybı yaşanmaması adına esasa yönelik beyanlarını da arz ettiklerini, dava konusu yayınların, basın özgürlüğü kapsamında ve kamu yararı saiki ile kamuoyu ile paylaşıldığı göz önünde bulundurulduğunda, hukuka aykırı olduğunu iddia etmek mümkün olmadığını, dava konusu “...’da” isimli program hafta içi her gün, yaşanmış hikâyelerden yola çıkılarak ailesini arayan insanlara yardımcı olmak adına yayınlanan sosyal amaçlı bir program olduğunu, dava konusu yayınlar, toplum tarafından yakından takip edilen aktüalite programlarından birinde yaşanan akıl almaz olayların kamuoyu ile paylaşılmasından ibaret olduğunu, nitekim Adli Makamlara da yansıyan olayların kamuoyuna görünen gerçeklikler kapsamında sunulmasında hukuka aykırı herhangi bir unsur bulunmadığını, davacı yanın da beyan ettiği üzere söz konusu olaylar sonucunda yıllar önce haklarında Ağır Ceza mahkemesinde dava açıldığını, iş bu olay çok eskilere dayanmakta olup yıllar öncesinde bir çok gazetede yer aldığını, dava konusu gelişmenin, Türk toplumunun aile yapısını yakından ilgilendirdiğini ve ayrıntılı olarak adli makamlarca soruşturulacak nitelikte vahim bir önem taşımakta olduğu da yadsınamaz bir gerçek olduğunu, 6112 Sayılı RTÜK Kanunu’nun 18. Maddesi ile bireylere kişilik haklarının ihlal edilmesi halinde cevap ve düzeltme hakkını kullanabilmelerine imkan tanıdığını, çünkü kişilik haklarının korunması bakımından bir kişi ile ilgili olarak yanlış bir bilginin yada ithamın düzeltilmesinin, bireyin kişilik ve saygınlığının korunmasının en etkin yolu yanlış bir bilgiye yada ithama sıcağı sıcağına cevap verilmesi, yanlışın düzeltilmesi olduğunu, davacı bu yol ile yanlış bilgilendiğini iddia ettiği program seyircisine açıklamalarını ulaştırarak, yanlış olduğunu iddia ettiği yayının düzeltilmesini sağlayabileceğini, ancak toplumun bilgilenmesi veya aydınlanması yerine, kimse tarafından bilinemeyecek olan huzurdaki dava ile tazminat istenmiş olması, haksız kazanç elde etme gayesini açıkça ortaya koyduğunu, davacı dava konusu haber nedeniyle maddi bir kaybının olduğunu iddia etmekte fakat bu kaybı objektif olarak ispatlayamadığı gibi, maddi kaybın kesin ve kaçınılmaz olduğunu da kanıtlayamadığını, bu nedenle davacının ispat ve hukuki dayanaktan yoksun maddi tazminat talebinin reddi gerektiğini, manevi tazminatın da hukuki şartlarının oluşmadığını, basında yer alan bir haberin hukuka aykırı olup olmadığı yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, görünen gerçekliğe uygunluk, kamusal yarar (toplumsal ilgi), güncellik ve özle biçim arası dengeye sahip olma kriterleri açısından değerlendirildiğini, esas olan haberin hukuka uygunluk şartlarını taşıdığı veya ne kadarını taşıdığını, haksız fiilin varlığından söz edilebilmesi, manevi tazminata hükmedilebilmesi için dava konusu haberlerde; eylem, hukuka aykırılık, kusur, zarar ve illiyet bağı unsurları ve bu fiil neticesinde oluşan manevi bir zararın varlığı bir arada bulunması gerektiğini, somut olayda bu şartların hiçbiri gerçekleşmediğini, manevi tazminat taleplerinin şartları oluşmadığı gibi istem konusu yapılan tazminat miktarları da fahiş olduğunu, müvekkillerinin talep olunan tazminat dolayısıyla sorumluluklarının bulunmadığı açık olmakla birlikte, diğer yandan talep edilen tazminat miktarı, amacını aşan, zenginleşme amacı güden dolayısıyla kabul edilemez derecede fahiş bir miktar olduğunu, tazminatın amacı "sebepsiz zenginleşme" sağlamak değil, yargılama sonucunda kişilik haklarının ihlale uğradığı tespit olunursa bu ihlal sebebiyle doğmuş olan zararı telafi etmek olduğunu, oysa somut olayda talep edilen 100.000 TL tutarındaki bedel, manevi tazminatın amacını oldukça aşmakta; zararın telafisine değil kişinin sebepsiz olarak zenginleşmesine sebep olacak miktar olduğunu, açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle; davanın öncelikle usuli itirazlarımız doğrultusunda husumetten reddine, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde davada görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne gönderilmesine, her halükarda davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. İlk Derece Mahkemesince; "...Toplanan tüm delillere ve dosya kapsamına göre; davacılar tarafından 28.09.2018 tarihinde ... kanalı ... adlı programda yayınlanan yalan haber iddiasına dayalı itham ve paylaşımlarla yapılan hakaret, itibarın zedelenmesi, kişilik hakları yönelik ağır tecavüz nedeniyle davalılar aleyhine Mahkememizde açılan maddi ve manevi tazminat davasında Mahkememiz tarafından yapılan yargılama sırasında talimat mahkemesi kanalıyla alınan raporda her ne kadar davacı ... A.Ş.'nin 28.09.2018 tarihinde ... kanalındaki yayını takip eden EKİM/2018 döneminde aylık gerçekleşen SGK aylık gelir miktarı olan 249,943,03 TL gelir kaybı dikkate alınarak yapılan davacı şirketin yıllık ortalama faaliyet karlılığı baz alınarak) yapılan hesaplamıa neticesinde (249.943,03*2,25(96)) : 5.623,72 TL. tutarında maddi zararı (yoksu kalınan kazanç) bulunduğu tespit edilmiş ise de bilirkişi raporunda belirtilen ve yukarıda ver yerilen verilere göre davacı ... A.Ş.'nin 28.09.2018 tarihinde ... kanalındaki yayını takip eden EKİM/2018 döneminden öncede poliklinik ve ameliyat ile girişimsel işlem sayılarında düşüş olduğu,28.09.2018 tarihinde ... kanalındaki yayınlanan program nedeniyle davacı ... A.Ş.'nin kar kaybı yaşamadığı, ayrıca davacı ...'inde kay kaybı yaşamadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da, 15.12.2004 gün ve 2004/4-709 E.- 2004/720 K.; 31.05.2000 gün ve 2000/4-900 E. - 2000/935 K. sayılı ilamlarında tüzel kişilerin de kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat davası açabileceklerinin kabul edildiği ancak, manevi tazminata karar verilebilmesi için 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 24. maddesi hükmünde genel olarak açıklanan kişilik haklarına bir saldırının bulunması, hukuka aykırı fiil sonucunda kişilik haklarının zarar görmüş olmasının zorunlu olduğu bu doğrultuda davacılardan ... A.Ş. tarafından 28.09.2018 tarihinde ... kanalındaki yayınlanan program nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğinin, ticari itibarın sarsıldığının, müşteri kaybına uğradığının ispat edilemediği, 28.09.2018 tarihinde ... kanalı ... adlı programda yayınlanan davacılardan ...'e ilişkin ithamlardan dolayı davacı ...'in Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/252 Esas 2006/166 Karar sayılı dosyasında yargılamasının yapıldığı ve hakkında beraat kararı verildiği, ... kanalı ... adlı programı tarafından konuya ilişkin gerekli araştırma yapılmadan davacı ...'in kişilik haklarına saldırıda bulunuldu bu doğrultuda 28.09.2018 tarihinde ... kanalı ...'da adlı programda yayınlanan davacılardan ... ile ilgili ifade ve yorumlar yukarıda sayılan ilkeler ışığında değerlendirildiğinde demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte olmadığı, TBK'nun 56. Maddesi kapsamında davacı ...'in kişilik hakkının zedelendiği ve davalılar ... ve ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde husumet itirazında bulunulduğu, mahkememiz tarafından Ankara Radyo Ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığına yazılan müzekkere cevaben ... logosunu kullanan kuruluşun "...A.Ş." unvanlı kuruluş olduğunun bildirildiği bu haliyle davalılar ... ve ...'ne husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmakla...Davanın KISMEN KABULÜ ile;1-)Davalılar ... A.Ş ile .... A.Ş. yönünden davacıların davalarının pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,2-)Davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine,3-)Davacı ... A.Ş.'nin manevi tazminat talebinin reddine, 4-)Davacı ...'in manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 35.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihi olan 28.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile .... Kanalı ... Programı'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine,Fazlaya ilişkin talebin reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı ... A.Ş. vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Müvekkilleri ile ilgili asılsız haberleri herhangi bir sansür koymadan, müvekkili ve müvekkili şirketin isimlerini ve resimlerini (YİNE ... sadece bu isimlerin baş harflerini kullanmaya gerek bile duymadan) yayınlayarak alenen müvekkilleri suçlu gibi zan altında bıraktığını, müvekkillerinin kişilik haklarını ihlali etmiş ve itibarını zedelediğini, ... ’da programındaki iddialardan Müvekkillerinin, Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2004/252 Esas ve 2006/166 Karar sayılı dosya yargılandığını, müvekkili ... Ve ... Görevlileri üzerine atılı suçtan beraat ettiğini. yerel Mahkeme kararının bu sebeple Usulden düzeltilmesini ve Davalılar ...A.Ş ile ... A.Ş. Lehine hükmedilen 5.100 TL. vekalet ücretinin kaldırılmasına karar verilmesini, gerek bilirkişi raporunda ve gerekse de dosyaya sunduğu belgelerde ... kanalında yayınlanan ... programından sonra müvekkili şirketin gelirinde azalma olduğu açıkça ortada iken yerel mahkemenin maddi tazminat talebini reddetmesinin hatalı olduğunu, müvekkil ...’in de gelirinde ciddi bir azalmaya sebep olduğunu ve manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, Davacı Müvekkili şirket .. A.Ş açısından manevi tazminat şartlarının oluştuğunu, davalılar ... A.Ş ile .... A.Ş. nin bakımından davanın husumetten red kararı yerine "davada taraf olmaktan çıkarılmasına" ve davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmamasına karar verilmesini, müvekkili şirket ... için, içine düşürüldüğü mağduriyet nedeniyle 50.000 TL tazminata hükmedilmesini, Davacı ... lehine hükmedilen 35.000,TL manevi tazminatın talebi gibi 50.000.TL. olarak hükmedilmesini, davacı ... A.Ş lehine yargılama esnasında alınan bilirkişi raporu ile tesbit edilen 5.623,72TL tutarındaki maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğinden kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; Dava konusu yapılan yayınların, basın özgürlüğü kapsamında ve kamu yararı saiki ile yapıldığını, davacıların kişilik haklarına herhangi bir saldırı gerçekleşmediğini, manevi tazminat miktarının yüksek olması nedeniyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Basın yoluyla kişilik haklarının ihlali iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Maddi tazminat yönünden yapılan istinaf istemine göre;29906 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6773 sayılı kanunun 41. maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü gereğince miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, hüküm tarihi itibariyle kesinlik sınırı 8.000,00 TL'ye çıkartılmıştır.Bu durumda, davacının istinaf talebine konu reddedilen miktar 5.623,72 TL olup, miktar itibariyle kesin karar olduğundan, verilen karara karşı yasa yolu kapalı bulunmaktadır. Buna göre maddi tazminat talebine ilişkin hükmün, ilk derece mahkemesi kararının verildiği tarih itibarı ile öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığı, maddi tazminat yönünden ilk derece mahkemesince verilen kararın kesin nitelikte olduğu, dolayısıyla istinaf edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, davacılar vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir. Manevi tazminat yönünden yapılan istinaf istemine göre;Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; Toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da zorunluluktur.Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; Hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, davaya konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde, halkın, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olma hakkının olduğu, basının da bu doğrultuda olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve sorumlulu olduğu, haberinde bu ilke kapsamında yapıldığı ve kişilik haklarına saldırı boyutuna varmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf istemi yerindedir. Davalılar ... A.Ş ile ... A.Ş. bakımından davanın husumetten reddedildiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT.'ne göre vekalet ücreti takdiri yerinde olup bu husustaki davacılar vekilinin istinaf istemi yerinde değildir.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davalı ... A.Ş. vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf talebinin kabulüne ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; 1)Davacılar tarafından davalılar ... A.Ş ile .... A.Ş. aleyhine açılan maddi ve manevi, tazminat davasının davalıların pasif husumet yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2) Davacılar tarafından davalılar ... ve ... A.Ş. aleyhine açmış oldukları maddi tazminat davasını reddine, 3- Davacılar tarafından davalı ... A.Ş. aleyhine açmış oldukları manevi tazminat davasının reddine, 4) Davacı ... A.Ş. tarafından davalı ... aleyhine açmış olduğu manevi tazminat davasının reddine, 5-) Davacı ...'in davalı ... aleyhine açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 35.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihi olan 28.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiliyle işbu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacılar vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince REDDİNE,2-Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/02/2022 tarih, 2018/981 Esas - 2022/70 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda; 2/a-Davacılar tarafından davalılar ... A.Ş ile ... A.Ş. aleyhine açılan maddi ve manevi, tazminat davasının davalıların pasif husumet yokluğu sebebiyle DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 2/b- Davacılar tarafından davalılar ... ve ... A.Ş. aleyhine açmış oldukları maddi tazminat davasının REDDİNE,2/c-Davacılar tarafından davalı ...A.Ş.'ye karşı açtıkları manevi tazminat davasının REDDİNE, 2/d-Davacı ... A.Ş. tarafından davalı ... aleyhine açmış olduğu manevi tazminat davasının REDDİNE, 2/e-Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 35.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihi olan 28.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile işbu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,3- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 3/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.390,85 TL nispi karar ve ilam harcının peşin yatırılan 3.686,28 TL'den mahsubuyla fazla alınan 1.295,43 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 3/b-Davacılar tarafından yapılan 35,90 TL ve 54,40 TL başvurma harcı, 2.390,85 TL peşin harç, 100,00 TL ıslah harcı, 8,50 TL vekalet harcı ile müzekkere, posta ve tebligat gideri 221,20 TL olmak üzere toplam 2.810,85 TL yargılama giderinden davanın kabul ret oranına göre 931,41 TL'sinin davalı ...'dan tahsiliyle davacılara verilmesine, bakiye giderin ve diğer davalılar için yapılan yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 3/c-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/(3)., 10. ve 13/(1). maddesine göre kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsiliyle davacı ...'e verilmesine, 3/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/(3). ve 13/(2). maddelerine göre reddedilen maddi tazminat yönünden 5.623,72 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalı ... A.Ş.'ye verilmesine, 3/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/(3)., 3/(2)., 7/(1). ve 13/(2). maddelerine göre reddedilen maddi tazminat yönünden 5.623,72 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalılar ... A.Ş ile ... A.Ş.'ye verilmesine, 3/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/(3)., 10. ve 13/(1). maddelerine göre reddedilen manevi tazminat talebi yönünden 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalı ... A.Ş.'ye verilmesine, 3/h-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/(3)., 3/(2)., 7/(1)., 10. ve 13/(1). maddelerine göre reddedilen anevi tazminat talebi yönünden 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalılar ... A.Ş ile ... A.Ş.'ye verilmesine, 4- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı ... A.Ş. tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, 4/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 346,90 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/c-İstinaf yargılaması için davalı ... A.Ş. tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcının ve 77,00 TL istinaf giderinin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalı ... A.Ş.' ye verilmesine, 4/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınusuldenkaldırılmasınaTazminatkonusuKaynaklanan)Fiildenyokluğundanreddineistanbuldeğerlendirilmesi(Haksızgerekçedüşünüldükısmengereğidelillerinkabulünumarasışartıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim