İstanbul BAM 4. HD 2022/2115 E. 2024/1588 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2022/2115
2024/1588
2 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2115
KARAR NO: 2024/1588
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/04/2021
NUMARASI: 2020/695 Esas - 2021/353 Karar
DAVANIN KONUSU: Kişilik Haklarının İhlalinden Kaynaklana Manevi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/05/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; Davalı gazetede 04/10/2019 tarihinde ...com adlı sitede ...'dan dünürün şirketi için özel endüstri bölgesi kararı şekilinde haber yapıldığını, yazı içeriğinin yorumlanmasında gerçeğe aykırı şekilde müvekkil şirkete devletin taşınmaz mallarının, parasının ve kaynaklarının hukuksuz olarak aktarıldığı, bunu yaparken kimseye yapılmayan ayrıcalıkların tanındığı, devletin taşınmazlarının hukuksuz olarak devredildiği algısı yaratılarak toplumda müvekkillere karşı infial uyandırılmış olduğunu, yaptığı projeler ve sonucundaki başarıları ile halkın gurur kaynağı olmuş müvekkillerinin kişilik haklarına saldırıldığını, 4737 sayılı endüstri bölgeleri kanunun kanun gerekçesi kısmında bahse konu bölgelerin sebep endüstri bölgesi ilan edildiğinin açıklandığını, yapılan haberlerle müvekkillerinin kişilik haklarının çiğnendiğini, toplumdaki saygınlığına zarar verildiğini, tüm bu sebeplerden dolayı müvekkillerinden ... için 40.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davaya konu haberin gerçeklik, kamu yararı, toplumsal ilgi, güncellik, özle biçim arasında denge gibi yasal ve etik esaslar çerçevesinde haberi süzgeçten geçirerek yayınlandığını, kamu yararı, güncellik ve toplumsal ilgi yönünden, haber resmi gazetede çıkan kanuna dair bir bilgilendirme amacı taşımadığını, müvekkil şirketin haber sitesinde çıkan kanun ve yönetmeliklerin önem derecesine göre bilgilendirme yapması haber ilkeleri açısından zaten bir zorunluluk olduğunu,özle biçim arasında denge açısından haber yazısı öz ile biçim arasındaki denge kurularak yayınlandığını, dava dilekçesindeki iddiaların kendi içerisinde çelişkili ve tutarsız olduğunu, TC Anayasası m.25 Düşünce ve Kanaat Özgürlüğünü "Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; Düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz." olarak ifade etmekte ve yine 26. madde ise Düşünceyi Açıklama ve Yayma Özgürlüğünü "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. (...)" olarak ifade edildiğini, tüm bu sebeplerden dolayı davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Mahkememizce yapılan tüm yargılamalar neticesinde; Somut olaya gelince; "..." başlıklı yazı içeriğinde Arnavutköy ve Esenyurt bölgeleri arasında kalan bir alan ... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi Özel Endüstri Bölgesi ilan edildiği, kararla birlikte ... ve damadı ...'ın başında olduğu ... ilgili bakanlıklarca sunulacak birçok imtiyaza sahip olacağı yönündeki haber içeriği ile şirket ve şahıslar için özel ayrıcalık yapıldığı yönünde haber yapıldığı, ancak haberin gerçek olduğuna dair hiçbir emare ve kaynak gösterilmediği gibi bu yönde delilde sunulmadığı, görünürde böyle bir durumun varlığı bakımından emare oluşturacak bir delilde bulunmadığından yapılan haberin asılsız nitelikte olduğu, davaya konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde yayının görünür gerçekliğe uygun olmadığı, buna dair delilin sunulmadığı, basın özgürlüğü kapsamını aştığı ve ticari itibarı zedeler şekilde doğrudan kişilik haklarına saldırı mahiyetinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, davaya konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde haberin yapılmasında basın özgürlüğü sınırlarının aşıldığı, haberde geçen iddiaya yönelik dosya kapsamında herhangi bir delil ya da emare bulunmadığı ve iddianın maddi olgulara dayanmadığı, gerçeklik şartını yerine getirmeyen ifadelerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayıp, kullanılan ifadelerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu anlaşılmakla; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; Her bir davacı için ayrı ayrı 15.000,00 TL (Toplam 45.000,00 TL) manevi tazminatın 04/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, ... ve ...'ın dava açmada hukuki yararı bulunmadığını, davaya konu yayının basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını, gerçeklik kriterine uygun olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, istinaf taleplerinin reddedilmesi halinde , faiz başlangıcının dava tarihi olması gerektiğini beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Basın yoluyla kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; Toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; Hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Somut olaya gelince; Davaya konu haberde davacılar hakkında sarf edilen ifadelerle düşünceyi açıklama ve eleştiri hakkı sınırlarının aşıldığı, davacılara yönelik gerçek çarpıtılıp yolsuzluk yapıldığı algısı oluşturularak haber yapıldığı,aynı kararnameyle ilan edilen diğer 5 endüstri bölgesi üzerinde hiç durulmayarak kişiye özel bir düzenleme yapıldığı, bu düzenlemeden sadece damat olan ... ve ortağı olduğu davacı ... şirketinin yararlanacağı, devletin mallarının damat olmasından dolayı haksız olarak davacının ortağı olduğu şirkete aktarılacağı algısının oluşturulmaya çalışıldığı, bu durumda haberin objektif sınırlar içinde yapılmadığı gibi davacılara yönelik husumet ve kuşku yaratıcı, güven zedeleyici bir üslup kullanılarak doğrudan davacıların kişilik haklarına saldırının hedeflendiği, haberde özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, sonuç itibariyle davaya konu yayının basın ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığı anlaşılmaktadır. Davacılar ... ve ... A.Ş. yararına manevi tazminata hükmedilmesi hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Taraflarca talep edilmesi halinde bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Bu duruma göre İlk Derece Mahkemesince faiz başlangıç tarihi olarak haksız fiil tarihinin esas alınması usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf başvurusu da yerinde değildir. Manevi tazminatın miktarı yönünden yapılan incelemede; 6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan sebepleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda;Yayının içeriği, haberde kullanılan ifadelerin ağırlığı,haberin davacı üzerindeki etkisi, haber tarihi, talep miktarı, paranın olay tarihindeki alım gücü ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı yerindedir. Manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf istemi bu sebeple yerinde değildir. Davacı ... mirasçıları yönünden ise, Muris ...'ın şahsına yönelik ise kişilik haklarına herhangi bir saldırının olmadığı, ayrıca Bayrak Makina'nın o dönemde yetkilisi ise de ...'nın tüzel kişiliğe haiz olup, tüzel kişilik adına ayrıca dava açıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerindedir. Bu sebeple davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına, ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; Davanın Kısmen Kabulü ile; Davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın 04/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle işbu davacıya verilmesine, Davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın 04/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle işbu davacıya verilmesine, Davacı ... tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının reddine yönelik yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/04/2021 tarih, 2020/695 Esas 2021/353 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda; 3- Davacılar tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE; 3/a-Davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın 04/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle işbu davacıya verilmesine, 3/b-Davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın 04/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle işbu davacıya verilmesine, 3/c-Davacı ... tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.049,30 TL nispi karar ve ilam harcının peşin yatırılan 1.707,75 TL'nin mahsubuyla bakiye 341,55 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvurma harcı, 1.707,75 TL peşin harç, 6,40 TL vekalet harcı ile müzekkere, posta ve tebligat gideri 261,00 TL olmak üzere toplam 2.019,55 TL yargılama giderinden davanın kabul ret oranına göre 605,86 TL'sinin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/(3)., 10/(1). ve 13/(1). maddelerine göre 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacı ...'a verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/(3)., 10/(1). ve 13/(1). maddelerine göre 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacı ...'ne verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/(3)., 10/(1). ve 13/(1). maddelerine göre reddedilen manevi tazminat talebi yönünden 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubuyla bakiye 368,30 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/c- Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,5/d-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 11,75 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 173,85 TL yargılama giderinin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41