İstanbul BAM 4. HD 2022/1598 E. 2024/1442 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2022/1598
2024/1442
17 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1598
KARAR NO: 2024/1442
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/10/2021
NUMARASI: 2020/506 Esas - 2021/730Karar
DAVANIN KONUSU Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 352.maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla davalılardan ... A.Ş tarafından davalı ... karşı icra takibi başlatıldığını ve bu takip neticesinde takip dışı olan müvekkile hukuk dışı borç yüklenmiş ve zorla ödettirildiğini, söz konusu takip dosyası borcuna müteakiben 15/12/2018 tarihinde talimatla alacaklı vekilince bildirilen adrese hacze çıkıldığını, haciz mahallinde müvekkilinin vergi levhasıyla birlikte takip borçlusu davalı ... ait vergi levhası olduğu tespit edilmiş ve bundan ötürü müvekkilinin mallarına haciz konulduğunu, müvekkil, haczedilen ve kendisine ait olan bu malları haciz tarihinden yaklaşık 6 ay önce 25/06/2018 tarihinde toplamda 21.492,00 TL karşılığında davalı ... sattığını ve kiracısı olduğu iş yerini de kendisine devrettiğini, fakat davalı ...'ın işlerinin iyi gitmediğini gerekçe göstererek sürekli ödeme yapmaktan kaçındığını, satın aldığı malların satış bedelini ödemeyen davalı ... işbu malları yine aynı bedel üzerinden müvekkiline 05/12/2018 tarihinde sattığını ve iş yerini müvekkiline devrettiğini, haciz esnasında davalı ...'a ait vergi levhasının bulunmasının sebebi bu olup müvekkilinin istihkak iddialarına rağmen haciz gerçekleştirildiğini, İstanbul Kağıthane Vergi Dairesi Müdürlüğü'nde mübrez iş yeri yoklama bilgilerine bakıldığında davalı ...'ın söz konusu iş yerinde işe başlama tarihi 15/02/2018, işi bırakma tarihi ise 01/12/2018 olduğunu, haciz işlemi ise davalı ... işi bırakma tarihinden 14 gün sonra 15/12/2018 tarihinde gerçekleştirildiğini, müvekkilin işinin devamını sağlayabilmek için kullanmak zorunda olduğu araçlara haciz konulduğunu, cebri icra tehdidiyle karşı karşıya olan müvekkil, sade bir vatandaş olarak, icra prosedürüne ve işleyişine dair bilgiye haiz olmadığından mallarının elinden alınarak satılmasından korktuğunu, işini idame ettirip ailesinin geçimini sağlayabilmek adına haczedilen mallara ihtiyacı olduğundan işbu haczin kaldırılması için dosya alacaklısı davalı ... A.Ş. 'ye 03/04/2019 tarihinde banka kanalıyla 24.966,87 TL ve sonrasında 3.000,00 TL elden vermek suretiyle dosya borcunu ödediğini, bu sebeple müvekklinin borçlu olmadığının tespiti ile 27.966,87 TL nin yasal faiziyle birlikte sebepsiz zenginleşme bükümleri gereğince davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde; Yapılan haciz işlemlerinni hukuka uygun olarak tahakkuk edildiğini, davacının ifadelerinin çelişkilerle dolu olduğunu, hukukun kendisine tanıdığı hakları kullanmaktan imtina eden bir kişinin mağdur olduğunu ileri sürmesinin hayatın doğal akışına aykırı olduğunu, müvekkili şirket tarafından talep edilen tüm tahakkuk ve hesaplamaların elektrik piyasası mevzuatına uygun olarak yapıldığını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Toplanan deliller ışığında eldeki davada, haczedilen menkullerin borçlunun olduğu ve davacı ... ile davalı ... arasında yapılan satışın muvazaalı olduğunu ispat yükünün davalı alacaklı ... üzerinde olduğu, tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde, devir tarihlerinin yakın oluşu, takip tarihinden sonra ilk hacizden 10 gün önce son devrin yapılmış olduğu, fatura, kira sözleşmesi gibi belgelerin her zaman düzenlenebilecek nitelikte belgelerden olduğu göz önünde bulundurulduğunda taraflar arasında yapılan devrin muvazaalı olduğu kanaatine varılmış, bu sebeple davacının talebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın reddine,..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacı tarafça süre tutum dilekçesi sunulmuştur.Davacı süre tutum dilekçesinde; Gerekçeli istinaf başvuru dilekçesini, gerekçeli kararın tebliğinden sonra yasal süresi içinde vereceğini belirtmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Menfi tespit ve haksız haciz sebebiyle ödenen paranın iadesi talebine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvurma, dilekçeyle yapılır ve dilekçeye, karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir. İstinaf dilekçesinde; Başvuran ile karşı tarafın davadaki sıfatları, adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve adresleri, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri, kararın hangi mahkemeden verilmiş olduğu ve tarihi ile sayısı kararın başvurana tebliğ edildiği tarih, kararın özeti, başvuru sebepleri ve gerekçesi, talep sonucu, başvuranın veya varsa kanuni temsilci yahut vekilinin imzası bulunur. İstinaf dilekçesi, başvuranın kimliği ve imzasıyla, başvurulan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması durumunda diğer hususlar bulunmasa bile reddolunmayıp, HMK 355. madde çerçevesinde gerekli inceleme yapılır.Konuya ilişkin yukarıda açıklanan HMK hükümleri çerçevesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda kanun yolları için süre tutum düzenlemesi bulunmadığı, bununla beraber davacının istinaf süresi içerisinde süre tutum dilekçesi açıklamasıyla verdiği dilekçenin yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde istinaf dilekçesi olduğu ve HMK 355 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. İstinaf yargılamasının temelini istinaf dilekçesi, bu dilekçenin temelini ise, istinaf sebep ve gerekçeleri oluşturur. İstinaf dilekçesi adı altında sunulan bir dilekçe, içinde istinaf iradesini taşısa da bu sadece istinaf başvurusunun yapılmış olmasını sonuçlar. İstinaf yargılamasının yönünü çizen esaslı unsur istinaf dilekçesi içindeki sebep ve gerekçelerdir.Kanun koyucu, istinaf kanun yoluna başvurmak isteyen tarafları istinaf sebeplerini göstermekle yükümlü kılmıştır. İstinaf sebeplerinin en önemli etkisi, istinaf incelemesinin kapsamı konusunda ortaya çıkmaktadır. İstinaf mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak esas hakkındaki kararı değiştirebilmesi için bunu gerekli kılan hataların veya eksikliklerin istinaf sebepleri arasında gösterilmesi gerekir. Bu zorunluluk kamu düzenine ilişkin olanlar hariç tüm istinaf sebepleri bakımından geçerlidir.Bunun yanında istinafa başvuran tarafın, istinaf sebeplerini yeterince somutlaştırması da gerekmektedir. İstinaf sebeplerini sadece şekli bir koşulu yerine getirmek amacıyla genel ifadeler kullanılmak suretiyle ileri sürülmesi yeterli değildir. İlk derece yargılaması ve kararıyla ilgili somut hatalar veya eksiklikler belirtilmelidir. İlk derece mahkemesi kararının sadece usul ve yasaya aykırı olduğu ya da sadece delillerin yanlış ve eksik değerlendirildiğini ileri sürmek somutlaştırma açısından yetersiz kalacaktır.Görüldüğü üzere HMK, istinaf sebepleri ve gerekçelerinin istinaf dilekçesinde hiç gösterilmemiş olmasını, istinaf başvurusuna ilişkin usule aykırılık olarak kabul etmiş, bu sebeple hiçbir istinaf sebep ve gerekçesi içermeyen dilekçeler, ilk derece mahkemesi yargılaması ve bu yargılama neticesinde verilen kararda kamu düzenine aykırılık olmayan hallerde ön inceleme aşamasında reddedileceği öngörülmüştür.Somut olayda davacı süre tutum dilekçesinde, hükmün hukuka aykırılığı hususundaki gerekçelerini somut bir şekilde göstermemiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında Yerel Mahkeme kararına yönelik olarak istinaf sebeplerinin gösterildiği usulüne uygun bir istinafın bulunduğunun kabulüne imkan bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılamaya ilişkin kamu düzenine aykırılık teşkil eden herhangi bir durumun bulunmadığının anlaşılması karşısında, davacının istinaf başvurusunun, istinaf dilekçesinde gerekçelerinin gösterilmemesi sebebiyle 6100 Sayılı HMK'nın 352/1-d maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/10/2021 2020/506 Esas - 2021/730 Karar sayılı mahkeme kararına karşı davacı tarafça yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 349/2 ve 352. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Peşin alınan istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde istinaf başvurusunda bulunan davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 349/2 ve 352. maddeleri gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01