İstanbul BAM 4. HD 2022/735 E. 2023/3718 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2022/735
2023/3718
13 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/735
KARAR NO: 2023/3718
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/10/2021
NUMARASI: 2020/535 Esas - 2021/797 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/12/2023
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin ... kanalının sahibi, diğer davacının ise şirketin muhabiri olduğunu, 05/04/2019 tarihinde ... TV'de yayınlanan "..." programına davalı ... konuk olarak katıldığını, programın bir kısmında muhabir ... yayın yaptığı esnada ... yayına yaptığı müdahalelerin görüntülerine arka planda yer verildiğini, davalı ...'ın müvekkiline ithafen müvekkilinin ve dolayısıyla çalıştığı kurumun haklarını ve itibarını zedeleyen, açıkça hakaret, iftira içeren, müvekkilleri bir suç örgütüne üye olmakla suçlayan ifadelerin kullanıldığını, müvekkillerin töhmet altında bırakılarak kişilik haklarına ve ticari ilişkilerine zarar verildiğini, bu nedenle müvekkilleri adına ayrı ayrı 50.000'er TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini ve verilecek kararın basın yoluyla yayımlanmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili tarafından söylenen sözlerde suç örgütü yakıştırması olmadığını, asıl amacın eleştirileri susturarak bir dokunulmazlık sağlamak olduğunu, eleştirinin konusunun bir siyasi partinin yandaşı gibi davranmak olduğunu, müvekkilinin bir eylemi eleştirdiğini, dava konusu sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, davadan ...'a yapılan tebligat ile haberdar olduklarını, yapılan eleştiri ve yorumların basın özgürlüğü kapsamında yer aldığını, davacıların iyi niyetten uzak davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "... Tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında somut olay incelendiğinde; Davacı ... A.Ş. ve diğer davacı olarak ... Muhabiri ... oldukları , ... Tv 05/04/2019 tarihinde yayınlanan “...” adlı programda “...” şeklinde ifadelerin kullanıldığı görülmektedir. Davacıların toplum karşısındaki konumu, iş durumunun gazetecilik ve medyayla ilgili olması, toplumda belli bir tanınırlık seviyesinde bulunmaları ve statüsü sebebiyle toplumdaki normal kişi için beklenen eleştiri sınırının daha da geniş olarak yorumlanması gerekmekte olup; davaya konu yayınların güncel ve görünür gerçekliğe uygun olduğu, toplumun bilgi edinme, basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğu, konunun yayınlandığı tarih itibariyle güncel olup, ifadede ölçülülük sınırının aşılmadığı, davacı taraflara hakaret boyutuna varacak bir kelime kullanılmadığı, kişilik haklarına saldırı boyutuna ulaşmadığı anlaşılmakla özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte, ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığı, yapılan yayının davacıların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı sonucuna varılarak talebin reddine..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, ... hakkında arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediği sebebiyle ... açısından dosyayı tefrik ederek, davanın usulden reddine karar verdiğini, yerel mahkeme görevsizlik kararından sonra usule uygun olarak yaptıkları başvuruyu dahi dikkate almadığını, hükmün 4 numaralı kısmında davacı müvekkil şirketin unvanı ... A.Ş. iken, ... A.Ş. unvanı yazıldığını, davaya konu yayının basın ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığını, açmış oldukları davada tazminat koşullarının oluştuğunu, hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Basın yolu ile kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. ... hakkında açılan davanın eldeki davanın konusunu oluşturmadığı, bu husus yerel mahkemece tefrik edilen dosyaya ait olduğundan davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi incelenmemiştir.6100 Sayılı HMK.nun "Hükmün Tashihi ve Tavzihi Hükmün Tashihi" başlıklı 304/1 maddesinde; "Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir." hükmü, aynı yasanın "İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar" başlıklı 341/1 maddesinde ise; "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." hükmü düzenlenmiştir. Karar verilirken ve yazım esnasında yapılan maddi hatalar sebebiyle istinaf yoluna başvurulması, maddi hatalara yönelik başvurunun kararı veren ilk derece mahkemesine HMK'nun 304. maddesi kapsamında yapılacak olması, kararı veren mahkemeye yapılan tashih talebinin reddi halinde ise bu ret kararıyla ilgili olarak istinaf yoluna başvurulabilecek olması sebebiyle davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK’nın “İhtiyari dava arkadaşlığı” başlıklı 57. maddesinde; birden çok kişinin kanunda sayılan hallerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabileceği düzenlenmiş, "ihtiyari dava arkadaşlarının davadaki durumu” başlıklı 58. maddesinde ise ihtiyari dava arkadaşlığında, davaların birbirinden bağımsız olduğu,dava arkadaşlarından her birinin, diğerinden bağımsız olarak hareket edeceği düzenlenmiştir. Somut davada, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı mevcut olup, vekalet ücretinin her bir davacı aleyhine ayrı ayrı takdir edilmesi yerindedir (Aynı doğrultuda Yargıtay 4. HD'nin 2021/14532 E-2021/8367 K sayılı ilamı). Davaya konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde, güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarılmış olmasına,kullanılan ifadelerin ağır ve sert eleştiri niteliğinde olup hakaret niteliği taşımamasına ve özle biçim arasındaki denge korunmuş olup davacı tarafın kamuya mal olmuş, bilinir kişilerden ve basın mensubu olması dikkate alındığında, diğer kişilere göre bu tür eleştirilere daha fazla katlanma yükümlülüğünün bulunmasına, dava konusu yayında kullanılan ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kalmış olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/10/2021 tarih, 2020/535 Esas - 2021/797 Karar sayılı kararına yönelik davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 189,15 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliğinin Dairemizce yapılmasına, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.13/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38