SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/462

Karar No

2024/1863

Karar Tarihi

1 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

37. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/462

KARAR NO: 2024/1863

KARAR TARİHİ: 01/07/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/07/2023

NUMARASI: 2023/447 2023/535

DAVANIN KONUSU: Alacak

Taraflar arasındaki davada İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesi ile İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesince, "...Davanın dayanağı olan, 30/08/2014 tarihli protokolde, davacının hem kendi adına, hem de ortağı ve temsilcisi olduğu, dava dışı ... İnşaat Yapı San. Ve Tic. Ltd. Şti adına imzaladığı, davacının yaptığı işlerde, faturaların bu şirket adına kesildiğinin 20/12/2022 tarihli celsede beyan edildiği, davacının mesleki faaliyeti ile ilgili işlerini bu şirket aracılığı ile yürüttüğü, bu hali ile davacının gelir durumuna ve talebin miktarına, protokolün diğer taraflarının tacir olan Ticaret Şirketleri olduğu, bu hali ile davanın TMK'nun 5. v.d maddeleri gereği, Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "...taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, davalının TTK'nin 16/1 maddesi gereğince tüzel kişi tacir sıfatı taşıdığı fakat davacı gerçek kişinin tacir olduğuna dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi bu yönde bir iddia ve savunma da ileri sürülmediği, ilgili vergi dairelerine yazılan müzekkere cevaplarına göre uyuşmazlığa konu sözleşmenin akdedildiği tarih ve devamı tarihlerde davacının mükellefiyet kaydının bulunmadığının belirtildiği, buna göre esasında davacının mimarlık mesleğini icra eden gerçek kişi olduğu, dava konusu alacağında mimarlık hizmetinden doğduğu, böylece uyuşmazlıkta her iki tarafın ticari işletmesinden doğan bir husus bulunmadığı, davacının dava konusu sözleşmede taraf olarak yer alan dava dışı şirketin ortağı olmasının da kişiye tacir vasfını kazandırmayacağı, buradaki tacirlik sıfatının şirkete ait olduğu (Ankara BAM 13. HD 2022/1187 Esas 2022/1035 Karar), 6102 sayılı TTK'nin 4. maddesinde eser sözleşmesinden kaynaklanan davaların mutlak ticari davalar arasında sayılmadığı..." gerekçesiyle görevsizlik yönünde karar vermiştir. Davalının tacir sıfatını haiz olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık davacının gerçek kişi tacir konumunda olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Aynı Yasanın 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.”, Aynı Yasanın 11/1 ve 2. maddesinde, "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir", Aynı Yasanın 12/1.maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.", 2 ve 3.fıkrasında ise, "Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." denilmektedir. 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/12362 sayılı Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili maddeleri yer almaktadır. Anılan Bakanlar Kurulu Kararının "Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımı" başlıklı 1 inci maddesinde aynen;"5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri kararlaştırılmıştır." hükmü amirdir. İlave olarak, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasında;"Aşağıda yazılı tüccarlar, I inci sınıfa dahildirler:1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 7.200.000.000 (2024 yılı için 1.400.000 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000 (2024 yılı için 2.000.000 TL) lirayı aşanlar;2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (2024 yılı için 690.000 TL) lirayı aşanlar; 3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000 (2024 yılı için 1.400.000 TL) lirayı aşanlar;..." denilmek suretiyle anılan Bakanlar Kurulu Kararına göre 2024 yılı için esnaf veya tacir sayılma hadleri belirlenirken dikkate alınacak nakdi limitler belirlenmiştir. Bununla birlikte, davacı gerçek kişinin, ticaret sicilinde kaydı ve/veyahut vergi mükellefiyet kaydı olmaması, o kişinin, mutlak surette tacir olmadığı anlamına gelmemektedir. Burada önemli olan bir ticari işletme faaliyeti kapsamında fiilen ticari iştigalde bulunup bulunmadığıdır.Hatta bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olacağı açıklanmıştır. Görevsizlik kararı veren mahkeme gerekçesinde de açıklandığı üzere davanın dayanağı olan 30/08/2014 tarihli protokolde, davacının hem kendi adına, hem de ortağı ve temsilcisi olduğu dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti adına imzaladığı, davcının bu şirketin ortak ve yetkilisi olduğu, davacının yaptığı işlerde, faturaların bu şirket adına kesildiği hususunun 20/12/2022 tarihli celsede beyan edildiği, dolayısıyla davacının mesleki faaliyeti ile ilgili işlerini bu şirkete ait ticari işletme vasıtasıyla yürüttüğü ve vermiş olduğu mimarlık hizmeti karşısında bilirkişi raporunda hesap edilen meblağların da VUK da belirtilen hasılat miktarlarını aşar miktarda(statik proje hizmet bedellerinin toplamının 8.285.447,00 TL, mimari proje hizmet bedeli toplamının 10.042.959,00 TL, elektrik proje hizmet bedeli toplamının 3.827.256,50 TL, mekanik proje hizmet bedeli toplamının 5.183.523,67 TL ) olduğu karşısında davacının bu sözleşmede gerçek kişi tacir sıfatıyla yer aldığının kabulü gerekir. Bu durumda nisbi nitelikte ticari davaya bakmak görevi asliye ticaret mahkemesine ait bulunmakktadır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 01/07/2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınbelirlenmesineistanbulAlacakkonusuyargısonuçolarak

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim