SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 3. HD 2023/1265 E. 2024/643 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1265

Karar No

2024/643

Karar Tarihi

29 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2023/1265

KARAR NO: 2024/643

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 28/02/2023

NUMARASI: 2021/407 E - 2023/184 K

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 29/02/2024

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile davalı arasında düzenlenen 01/11/2006 tarihli protokole göre müvekkilinin getirmiş olduğu işlerin davalı tarafından faturalandırılarak tahsilatının yapılacağı, tarafların her ay sonu yapılmış olan ortak işlerin hesabını yaparak hak edişi düzenleyip müvekkili tarafından açılacak hesaba hak edişlerin ödeneceğini, ayrıca muhatap tarafından sabit ödeme yapılacağını, ancak ödenmesi gereken miktarların ödenmemesi nedeniyle keşide edilen Beyoğlu ... Noterliğinin 31/05/2010 tarihli ihtarnamesi ile borcun ödenmemesi üzerine Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibe vaki itirazın haksız olduğunu alacağın 200.000,00TL'lik kısmının 09/07/2010 tarihli Beyoğlu ... Noterliğinin ... yevmiye nolu temliknamesi ile ...'a temlik edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulması koşulu ile takip dosyasında borca yönelik itirazın şimdilik 250.000,00TL'lik kısmının iptaline, alacağın %40 oranında az olmamak üzere davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kısmi itirazın iptali davası açılamayacağını davanın bu nedenle reddi gerektiğini, davacılar arasındaki temlik ilişkisinin müvekkilinin bağlamaması nedeniyle davacı ...'ın aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, 01/11/2006 tarihli protokol gereğince davacıya 600.000,00TL ödeme yapıldığını, başka alacağının bulunmadığını, dava dilekçesinde her ay sabit ödeme yapılacağının iddia edilmesine rağmen protokolün 5. Maddesinde sabit ödeme olan 2.000,00TL'nin ...'ın hesabına borç olarak işletileceğinin belirtildiğini, protokolün 7. Maddesi gereğince davacının sigorta primlerinin ödendiği gibi kendisine yardımcı olarak aldığı kardeşi ...'nın da primlerinin ödendiğini, ayrıca davacının kredi ödemeleri ve mazot ödemelerinin müvekkilince cari hesaba işlenerek davacıya ödendiğini, davacının sözleşmeye aykırı şekilde müşteri tarafından iade edilen ürünleri kabul ederek müvekkilinin zararına neden olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; " taraflar arasında 01/10/2006 tarihli protokol ile başlayan hizmet sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu, sözleşmeye göre davacının davalıya müşteri temin edeceği, davalının da getirilen müşteri ile yapılan işlerden elde edilecek brüt karın 1/2sini davacıya ödeyeceği, bu kapsamda ödemelerin masraf olarak da ödenebileceği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkide davacı tarafından davalıya getirdiği ileri sürülen işler usulüne uygun şekilde zamanında belirlenmemiş, yapılan ödemeler zamanında kayıt altına alınmamıştır. Bu durumda mahkememizce davacıya, getirmiş olduğu işlere ilişkin deliller sunması istenmiş, davacı tarafından sözleşme bağlantısı kurulduğu ileri sürülen şirketlere yazılar yazılmıştır, davacı tarafından sözleşmeye aracılık ettiği kesin olarak belirlenen şirketlere yapılan işler üzerinde hükme esas alınan son bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği üzere işler yapılmış olup yapılan işlerin kar durumu da dikkate alındığında davacıya yapılan ödemeler ve davalı tarafından masraf olarak yapılan ödemeler mahsup edildikten sonra davacının 162.000,00TL alacağının bulunduğu anlaşılmıştır. Ancak bilirkişi kurulunca düzenlenen rapor ve ek raporda davalının bir kısım yakıt ve sigorta ödemeleri dikkate alınmadığından mahkemece yukarıda gerekçe kısmında açıklanan ve davalı vekilinin önceki dilekçelerinde de belirtilen ancak son olarak 01/04/2019 tarihli dilekçe ekinde sunulan ve ... Bankasında ödendiği bildirilen çek ödemeleri ile mazot ve SGK ödemelerinin mahsubu sonrası davacının 99.557,65TL alacağının bulunduğu anlaşılmakla bu miktar üzerinde davanın kısmen kabulüne davalı itirazının iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirir olması nedeniyle icra inkar talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Hüküm fıkrasında dosya numarası sehven yetkisiz icra müdürlüğününü ... esas sayılı dosyası olarak yazılmış ise de gerekçeli karar da yetkili icra dairesinin ... esas sayılı dosyası yazılarak maddi hata düzeltilmiştir.)" gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile; davalının Büyükçekmece ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 99.557,65-TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %16 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,2-Alacak likit olmayıp yargılama sonucu belirlendiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonunda 01/04/2021 tarih ve 2019/1785 E- 2021/1013 K sayılı kararımızla " kararın gerekçe içermediği, bu nedenle de denetlenebilir olmaktan uzak olan yerel mahkeme kararının, Anayasa ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun emredici hükümlerine de açıkça aykırılık oluşturduğu, bu hususun HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzenine ilişkin ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçeleriyle HMK'nın 353/1-a-4-6, 355, 297 ve 298 maddeleri gereğince kararın kaldırılması ile dosyanın mahkemesine iadesine, diğer istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.İlk derece mahkemesi tarafından kaldırma kararı sonarsı yapılan yargılama sonunda; "Taraflar arasında 01/10/2006 tarihli protokol ile başlayan hizmet sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu, sözleşmeye göre davacının davalıya müşteri temin edeceği, davalının da getirilen müşteri ile yapılan işlerden elde edilecek brüt karın 1/2sini davacıya ödeyeceği, bu kapsamda ödemelerin masraf olarak da ödenebileceği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkide davacı tarafından davalıya getirdiği ileri sürülen işler usulüne uygun şekilde zamanında belirlenmemiş, yapılan ödemeler zamanında kayıt altına alınmamıştır. Bu durumda mahkememizce davacıya, getirmiş olduğu işlere ilişkin deliller sunması istenmiş, davacı tarafından sözleşme bağlantısı kurulduğu ileri sürülen şirketlere yazılar yazılmıştır, davacı tarafından sözleşmeye aracılık ettiği kesin olarak belirlenen şirketlere yapılan işler üzerinde davacıya yapılan ödemeler ve davalı tarafından masraf olarak yapılan ödemeler, SGK ödemeleri, maaş ödemesi ve çek ödemeleri mahsup edildikten sonra 16/05/2022 tarihli bilirkişi ek raporuna göre davacının 130.906,19TL alacağının bulunduğu anlaşılmıştır. Taraf vekillerinin itirazları ve 63 adet fatura aslına ilişkin inceleme yapılması gerektiği itirazları üzerine alınan bilirkişi raporunda da kanaat değişmemiştir. Davalı taraf faturaların bulunduğunu iddia etse de ticari defter ve belgelerini ibraz edememiş olup bu hususu destekler bir delil bulunmamaktadır. Alınan bilirkişi raporlarının birbirini destekler nitelikte olduğu yapılan ödemelerin mahsubu sonucu davacının alacak miktarının 130.906,19 TL olduğu anlaşılmıştır. Buna göre, davalı tarafın usuli kazanılmış hakkı bulunduğundan 99.557,65 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Ayrıca, alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirir nitelikte olduğundan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir." gerekçeleriyle 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile usulü kazanılmış hak dikkate alınarak davalının Büyükçekmece ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazının 99.557,65-TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %16 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; taraflar arasındaki çalışmanın 01/11/2006 tarihinde başlayıp Aralık 2009 ayında bittiğini, davacı ...'nın 3 yıllık çalışmaları karşılığında firmaya bağladığı müşterilerle yapılan işlerden elden edilen kazançtan kendisine eksik ödenen 832.702,00 TL alacaklı olduğundan bahisle ... aleyhine Büyükçekmece İcra Müd. ... E sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, davacının 2006-2007-2008-2009 yıllarına ait kendi tuttuğu hesap tablosunu sunduğunu, tek taraflı sunulan excel tablosunda kendisine yapılan ödemeler kaleminin Mart 2009'da son bulduğunu, oysa davalı müvekkili ...'in hesap tablolarına göre 2009 yılı Aralık ayı sonuna kadar ...'ya düzenli olarak ödemeler yapılmaya devam edildiğinin görüldüğünü, davacının ilk bilirkişi raporunda herhangi bir alacağı olmadığı ortaya konduktan hemen sonra 04.06.2013 tarihinde yeni bir cari hesap tablosu sunduğunu, davacın delil uydurmuş olduğunu, lk raporda davacıya toplam 591.504,39 TL ödeme yapıldığının tespit edildiğini, davacının bu ödemelere açıkça itiraz etmediğini, 02.02.2016 tarihli 3.ek bilirkişi raporu Prof.Dr. ..., Mali Müşavir ..., Mali Müşavir ... tarafından hazırlanan raporda "Davacının 10.261,57 TL alacaklı olacağı hesaplanmıştır" dendiğini, 31.10.2016 tarihli 4.ek bilirkişi raporun Prof.Dr. ..., Mali Müşavir ..., DoçDr. ... tarafından hazırlanmış olup "02.02.2016 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen görüş ve kanaatimizden ayrılmayı gerektirecek herhangi bir hususun bulunmadığı" belirtildiğini, ikinci bilirkişi rapor ve ek raporlarında davacının davalıdan alacağının bulunmadığı aksine davalı firmaya borçlu bulunduğunun tespit edildiğini, 3. Bilirkişi raporunda bilirkişilerin ikili hesaplama yaparak 285.178,00-TL veya 162.057,65-TL alacağının bulunduğunu belirlediğini, ilk iki raporun profesör, doçent ve mali müşavirden oluşan akademik kariyerleri tartışılmaz işinin ehli bilirkişilerin yer aldığını ve alınan ek raporlarla birlikte dosya 2 kök rapor ve 4 ek raporla birlikte toplam 6 kez bilirkişi incelemesinden geçirilmiş ve davacının davasını ispat edemediği ve alacaklı bulunmadığının tespit edildiğini, üçüncü raporun ise bir basım uzmanı ve mali müşavirden oluşturulan ve hiçbir bilimsel ve hukuksal ilke ve kurala dayanmayan sadece varsayımlardan hareket ederek ve kendinden önceki iki rapordaki bilgileri aynen tekrar ederek hazırlanan bu bilirkişi raporunda davacının 285.178,00-TL veya 162.057,65-TL alacağı olabileceği gibi tutarsız bir sonuca ulaşıldığını, mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeden, son rapora göre karar verildiğini, mahkemece, "bir kısım ödemelerin masraf şeklinde ödeneceği belirtildiğinden davalının 01/04/2019 tarihli dilekçesi ekinde gösterilen ve mutabakat bulunmadığı anlaşılan 2009 yılına ilişkin mazot giderleri, kardeşi ve annesine ait SGK ödemeleri mahkememizce dikkate alınmış bu miktarlarla davacı alacağından ek rapor alınmaksızın mahsup edilmiştir" denilmesine rağmen mahsup edilen mazot giderlerinin, Murat'ın kardeşi ve annesine ait SGK ödemelerinin miktarlarının ne olduğu kararda yazılmadığını, kaldırma kararı sonrasında ise 16/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda 130.906,19 TL davacı alacağı hesaplandığını, 02/06/2022 tarihli itiraz dilekçemiz ile "03/05/2019 tarihli dilekçemiz ekinde sunduğumuz ve 8 yıldır hiçbir bilirkişi raporunda hesaplamaya dahil edilmeyen Ocak-Aralık 2009 aylarına ait ...'nın aracına ilişkin 63 adet MAZOT FATURA bedellerinin mahsuba dahil edilmemesi sebebiyle" ek rapor talebinde bulunduklarını, 21/06/2022 tarihli duruşmada "...davalı tarafından sunulu mazot ödemelerine ilişkin 63 adet fatura aslı dikkate alınarak buna ilişkin ödeme yapılıp yapılmadığının da değerlendirilmesi için dosyanın yeniden bilirkişiye teslimine" karar verildiğini, 03/10/2022 tarihli ek raporun gelişi güzel hazırlandığını ve istenen hususlarda yine bir inceleme yapılmadığını, bu belgelerin 14 yıl süren yargılama boyunca saklama yükümlülüğü dolduğundan bilirkişiye sunulamadığını, ancak önceki raporlarda bu belgelerin incelenmiş olduğu halde son raporda bu incelemelerin değerlendirilmediğini, mahkemece kaldırma kararı gereklerinin yerine getirilmediğini, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden, bazı masrafların mahsup edildiği belirtildiği halde ( çek ve mazot ödemeleri) bu hususta eksik inceleme ile karar verildiğini, davacı tarafından hesap çizelgesi adı altında dosyaya sunulan ve müvekkili firmanın teyid ettiğini gösterir bir imza ve kaydı içermeyen bilgisayar çıktılarının delil olma özelliği olmadığı halde müvekkili ticari defter ve kayıtları dışında bu tabloların bilirkişi raporlarında delil olarak değerlendirilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemeye 2006, 2007, 2008, 2009 yıllarını kapsar maliyet, sipariş adedi, satış tutarı ve ödemeleri gösterir gerçek kayıtların sunulduğunu, hükme esas alınan son bilirkişi raporunda davacının sunduğu cari hesap tablosundan yola çıkılarak davalı tarafından ödendiği ilk bilirkişi raporlarında tespit edilen ve davacı yanca da itiraz edilmemiş toplam 591.504,39 TL yerine davacının kendisine yapıldığını öne sürdüğü ödeme miktarı olan 429.446,74 TL esas alınarak, davacının ispat etmesi gereken bir hususta ispat külfetini davacıdan alıp davalıya yüklendiğini, davacının müvekkilinin defter ve kayıtların adayanmış olduğunu, bu kayıtları sunmuş olmaları nedeniyle iddia sahibinin, artık diğer delillere dayanamayacağını ve ticari defterlerdeki kayıtların aksini ispatlamaya girişemeyeceğini, davacının davalı ticari defterleri ile dava dışı ... firmasından gelen cari hesap kayıtları dışında HMK 222/V md si gereği başkaca delile dayanamayacağı açıkken; davacı tarafça hazırlanmış ve davalı firma yetkilisince onaylanmamış maliyet ve ödeme tablosuna göre davacının alacaklı olduğunun tespit edilmesi usule, yasaya ve dosya münderecatına aykırı olduğunu, mahkemece resen mahsup edilen çek ödemeleri, mazot ve SGK ödemeleri sonucu 62.442,35 TL'nin mahsup edildiği halde bu rakama nasıl ulaşıldığının açıklanmadığını, davacının tablolarında 2006-2007-2008 yıllarında "... beyden", "avans", "araba taksidi", "..."," banka kredisi" vs gibi açıklamalar ile ödeme aldığını kabul ettiği halde 2009 yılını eksik bildirmesi sebebiyle bu adlar altında yapılan ödemelerin değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, isticvap talepleri hakkında karar verilmediğini, yemin deliline dayandıkları halde bu hakkın hatırlatılmadığını, davacının 14.05.2013 tarihli bilirkişi raporunun (6).sayfasında davalı tarafın yasal defterlerinde davacı ... ile ilgili olarak yapılan harcama/ödemeler aşağıya çıkartılmıştır denilerek toplam 591.504,39 TL ödeme yapıldığını tespit ettiği halde bu tespite itiraz edilmeyerek usuli kazanılmış hak doğmuş olduğunu, bunun ihlal edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, taraflar arasında 01/10/2006 tarihli protokol ile başlayan hizmet sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu, davalının sözleşmeye göre yapması gereken ödemeleri yapmadığı iddiasıyla başlatılan takibe vaki itirazın kısmi iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında 833.67,02TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı ödeme emrinin 22/06/2010 tarihinde tebliğ itirazı üzerine icra dairesinin yetkisi borç ve ferilerine itiraz edildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında 01/11/2006 tarihinde yapılan protokolle, davacı ... tarafından getirilen işlerin davalı tarafından faturalandırılarak tahsilatının yapılacağı fiyatlamanın sözleşmede belirtilen şekilde yapılacağı yapılacak hesaplama sonucu ortaya çıkan fiyat ile satış fiyatının 1/2sinin kesintisiz olarak KDV, Gelir vergisi vb vergiler tahsil edilmeksizin davacıya verileceği, yapılan tahsilat oranında davacıya ödeme yapılacağı,nın kararlaştırıldığı, sözleşmenin 5. Maddesinde davalının her ay sonunda davacıya sabit ödeme yapacağı ve bu rakamın davacı hesabına borç olarak kaydedileceği miktarın 2.000,00TL olacağı düzenlendikten sonra 7. Madde de davacının SSK ödemelerinin yapılacağı ve hesabına borç kaydedileceği, 6. Maddede davacının aracına ait aylık yakıt giderleri bakım masraflarının davalıya fatura edileceği bu miktarın davacı hesabına borç kaydedileceğinin düzenlendiği hususlarında ihtilaf yoktur.Davacı protokol gereği kendisine hiç bir ödemenin yapılmadığını ileri sürmüş, davalı ise ...'ya şirketten ayrılıdğı tarihe kadar 600.000,00 TL ödeme yapıldığını, ayrıca bir takım masraf gibi ödemelerin de yapılmış olduğunu, alacağın kalmadığını savunmuştur.Davacı dava dilekçesinin delil kısmında icra dosyası, protokol, tanık, bilirkişi incelemesine delil olarak dayandığını belirtmiş, bilahare duruşma ara kararı üzerine 11.11.2020 tarihli dilekçesiyle protokol, temlikname ve ihtarname örneğini dosyaya sunmuştur. Davalı ise 16.12.2010 tarihli delil listesi ile tüm delillerini, davacıya yapılan ödemeleri, ticari defter ve kayıtları, yapılan masrafları ve getirtilmesi istenen belge ev evrak listeleri gibi delillerini dosyaya sunmuştur.Mahkemece taraf delilleri toplanarak çok sayıda bilirkişi raporu alınmıştır.14.05.2013 tarihli Mali müşavir Mustafa kınacı raporunda " Dava konusu alacak tutarının hesaplanabilmesi için tarafların bu yönde hesaplama tablolarının dayanak belgelerle birlikte fatura bazında dosyaya sunulmasının gerektiğini bildirmiştir. 05.11.2013 tarihli Doç. Dr. ... (M.Ü. Teknik Eğitim Fakültesi Matbaa Eğitimi Bölümü) tarafından hazırlanan raporda fiyatlandırma çizelgeleri tablolar halinde sunulmuştur. Her iki bilirkişi 20.05.2014 tarihli müşterek ek raporlarında, davacı tarafça 09.06.2013 havale tarihli dilekçe ekinde dosyaya sunulan faturaların emsal faturalar olduğu, dosyaya sunulması gereken belgelerin davalı şirketçe ... ve ... Şirketine kesilen faturalar olması ve bu faturalarda yer alan bilgilere göre hesaplama yapılması gerektiğini, söz konusu faturaların sunulmadığını belirtmişlerdir. 20.08.2015 tarihli ek raporda bilirkişiler Mali müşavir ... ile Prof. Dr. ... (İÜ Hukuk Fak. Öğretim Üyesi) raporlarındaDava konusu alacakla ilgili olarak davalı şirkelçe ... Kozmetik şirketine kesilen faturaların tümü dosyada mevcut olmadığından ve işbu ek rapor tarihine kadar da dosyaya sunulmadığından dava konusu alacak tutarının hesaplanamadığı, temlik edilen tutarda alacağın davalılar ile davacı ... arasında doğduğu tespit edildiği takdirde, ... ile diğer davacı ... arasındaki temlik işleminin geçerli olduğu, alacağın takibe konmuş olmasının temlik işlemini geçersiz kılmayacağı, takibe ilişkin hakların alacağın temliki ile birlikte temellük eden ...'a geçtiği, bu çerçevede itirazın iptali davası açabileceği ve davacı sıfatının bulunduğu hususları belirtilmiştir. 03.02.2016 tarihli ek raporda bilirkişiler mali müşavir ..., Mali müşavir ... ile Prof. Dr. ... raporlarında; " Dava konusu işlerin maliyetlerine ilişkin olarak, davacı vekilinin 10.11.2010 tarihli delil listesi ekinde toplu siparişler — alınan siparişler başlıklı dökümler dosyaya sunulmuştur. İşbu raporun 7.5 numaralı bölümünde belirtildiği üzere, davacının sunmuş olduğu İistede. dava konusu işlerin taplam maliyet rakamı 1.670.131,17 olarak belirtilmiştir. Davacı vekilinin 04.06.2013 tarihli dilekçesi ekinde, 01.02.2008 tarihli FİYATLANDIRMA başlıklı ... Mukavva Kutu maliyet hesaplama tablosu dosyaya sunulmuş olup sektör bilirkişisi Doç. Dr. ... tarafından tanzim edilen 05.11.2013 tarihli bilirkişi raporunda söz konusu maliyet tablolarında yer alan hesaplamalar değerlendirilmiştir. Davacının sunmuş olduğu çizelgedeki değerler ile sektör bilirkişisi tarafından bulunan değerler aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. ... Taraflar arasındaki protokolün FİYATLANDIRMA ŞEKLİ başlıklı maddesinde "Her siparişin üzerinde bir fiyatlandırma çizelgesi yer alacak ve karşılıklı teyid edilecektir.” ibaresi yer almakta olup, taraflarca dosyaya her sipariş için bir fiyatlandırma çizelgesi de sunulmamıştır. Davacının dosyaya sunmuş olduğu çizclgeler üzerinde sektör bilirkişisi tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen 05.11.2013 tarihli bilirkişi raporunda davacının maliyel tablosunda belirtmiş olduğu maliyet hesaplamalarının olması gereken miktara göre % 29,42 oranında eksik hesaplandığı tespit edildiğinden; davacı vekilinin 10.11.2010 tarihli delil listesi ekinde (Ek-5 olarak) sunmuş olduğu listede dava konusu işlerin toplam maliyet rakamı olarak belirtilen 1.670.131,17 TL'lik maliyet rakamının %29,42 oranında (491.352,59 TL) artırılması suretiyle, dava konusu işlerin olması gereken maliyet bedeli olarak kabul edilmesi gerektiği mütalaa edilmektedir. Bu durumda dava konusu işlerin maliyet bedeli 1.670.131,17+ 4 491.352,59= 2.161.483,76 TL olacaktır. Davacının avans olarak aldığını beyan ettiği rakam düştükten sonra kalan alacağının 10.261,57 TL olduğunu..." mütalaa etmişlerdir. 10.11.2017 tarihli raporda Mali Müşavir ..., öğretim üyesi Doç.Dr. ..., Doç.Dr. ... (İÜ Ticaret Hukuku Anabilim Dalı) raporlarında " Davalının 2007, 2008 ve 2009 yılları yevmiye ve Defter-i Kebir'in ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, ancak 2007, 2008 ve 2009 yılları envanter defterinin sahibi lehine delil niteliğinin bulunmadığını.... getirtilen Kurumlar Vergisi gelir tabloları ile Davacı ...'nın beyanı üzere İşleri getirildiği beyan edilen firmalara göre davacının yıllara göre getirdiği işlerin oranının gösterildiği, Davacı ...'nın Yapmış olduğu satışların maliyeti; 2007 yılı için 379.125-TL, 2008 Yılı için, 1.841.933,65 TL ve 2009 yılı için 477.269,83-TL toplamda hesaplanan maliyet tutarı ise 2.698.,328,48-TL olduğu tespit edildiği, Davacı ...nın dosyaya sunmuş olduğu ve beyan ettiği tahsil edilen tutarın 429.446,74-TL olduğu, Somut olayda davacı taraf, davalı tarafın üretim maliyetlerini yüksek göstermek, böylece iş sonucunda ortaya çıkan fiyat ile satış fiyatı arasındaki farkı düşürmek suretiyle cari hesapta kendisine alacak olarak yazılacak bedelin düşürüldüğünü iddia etmektedir. TTK m. 90/1-(a) hükmü uyarınca; aksi kararlaştırılmadıkça, cari hesaba alacak veya borç kaydedilmesi, tarafların, alacağı veya borcu doğuran sözleşme veya işleme ilişkin dava ve savunma haklarını düşürmez. Dolayısıyla cari hesaba yazılan ve yazılacak olan bedellere itiraz mümkündür. Somut olayda da davacı taraf davalı tarafın gösterdiği maliyet tutarlarına itiraz etmiştir. Ancak; teknik ve mali bilirkişiler yaptıkları inceleme ve değerlendirme sonucunda taraflar arasında akdedilen protokölde belirtilenin aksine tarafların ortak yaptıkları her iş için fiyat çizelgesinin bulunmadığını, buna ek olarak tarafların ortak tüm işlerinin üretim maliyetini gösterecek şekilde örneğin de yer almadığı, dolayısıyla maliyet hesaplamasının yapılamayacağını belirtmiştir. Bu kapsamda, maliyetin cari hesaba yansıtılandan farklı olduğunu iddia eden davacının iddiasını ispatlaması gerekmekte olup, davacı taraf iddialarını ispatlayamamış konumdadır. ... Neticeten davacının davalıdan alacağının bulunmadığı, aksine davalı firmaya borçlu olduğu, davacının davalının gösterdiği bedellere itiraz edebileceği, ancak bu itirazının haklılığını ispatlayamadığı..." mütalaa edilmiştir. 25.05.2018 tarihli raporda bilirkişiler Mali Müşavir ... ile emekli öğretim üyesi matbaa basım uzmanı ... raporlarında ; " Davacı yan tarafından davalı şirketten satışlara ilişkin 429.446,74 TL tahsil edildiği beyan edilmiştir. Davalı yan ise 591.504,39 TL ödendiğini beyan etmiştir. Davalı yan daha fazla ödediğini iddia ettiğine göre aradaki fark tutarını belgeleriyle ortaya koymalıdır. Taraflar arasında ki beyan farkına ilişkin davalı tarafından dosyaya sunulan somut bir bilgi, belge veya delile dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Bu nedenle davacıya ödenen tutara ilişkin davacı beyanı dikkate alınacaktır. Yukarıdaki tabloya göre davacının hak edişinden bakiye alacağının (714.625.,19 TL - 429.446.74 TL)— 285.178,45 TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı beyanına göre davacıya 591.504,39 TL ödendiği ve alacağı kalmadığı beyan edilmiştir. Buna göre davacının satışına aracılık ettiği satışlardan 591.504,39 x 2 — 1.183.008,78 TL tutarında kar elde edildiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede 3.040.900,37 TL satış toplam tutarı üzerinden kar marjının % 63,67 olduğu görülmektedir. ... Netice olarak iddia ve savunma, protokol, taraflarca beyan edilen ödemeler, davacının aracılık ettiği satışlar, kar marjları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı beyanına üstünlük tanınırsa; davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 285.178,45 TL alacaklı olduğu, aksinin kabulü halinde 162.057,65 TL alacaklı olduğu sonucuna varılmıştır." şeklinde görüş bildirmişlerdir. Kaldırma kararı sonrası alınan tarihli raporda bilirkişi mali müşavir ... raporunda davalı tarafından sunulan belgelere göre yapılan hesaplamayı göstermiş ve önceki raporda davacının 162.057,65 TL kadar alacaklı olduğu hesaplanmışsa da dosyada belgeleri bulunan belgelerden yapılan hesaplama da davacının 162.057,65 TL -31.151,46 TL= 130.906,19 TL alacaklı olduğu hesaplanmıştır. Bilirkişi Mali müşavir ... kök raporda belirtilen tespitlerden ayrılmayı gerektiren bir husus bulunmadığını, davalı tarafın ticari defterleri incelenemediği ve dolayısıyla karşılaştırma ve doğrulama yapma imkanım olamadığı için sadece dosyada bulunan bilgilere göre değerlendirme yapmamın mümkün olamayacağını bildirmiştir. Tüm bunlara göre yapılan değerlendirmede, taraflar arasında ihtilafsız olan protokol hükümlerine göre davacı ... tarafından getirilen işlerin davalı tarafından faturalandırılarak tahsilatının yapılacağı fiyatlamanın sözleşmede belirtilen şekilde yapılacağı yapılacak hesaplama sonucu ortaya çıkan fiyat ile satış fiyatının 1/2sinin kesintisiz olarak KDV, Gelir vergisi vb vergiler tahsil edilmeksizin davacıya verileceği sabittir. Protokolde "Her siparişin üzerinde bir fiyatlandırma çizelgesi yer alacak ve karşılıklı teyid edilecektir.” düzenlemesi bulunduğu halde dosyaya her sipariş için bir fiyatlandırma çizelgesi sunulmamış, cari hesap olarak kaydedilmiş ise de taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesi ve mutabakatının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça liste halinde davalı şirkete getirilen işler sunulmuş, mahkemece yapılan araştırmada ise bunlar arasından getirilen ve yapılan işler raporda gösterilerek hesaplama yapılmıştır. Sunulan raporlar arasında 10.11.2017 tarihli raporda davalının ticari defterleri ve gelirler değerlendirilmiş, diğer raporlar ve hükme esas raporda ise davacının sunduğu listeler ve beyanlara göre hesaplama yapılmıştır. 10.11.2017 tarihli raporda davalı tarafça sunulan masraf, çek gibi ödemelere ilişkin belgeler ve mahkemece belirlenen firmalardan alınan işlere göre hesaplama yapılmış ve davalı tarafça davacıya yapılan ödemeler hesaplanmış ve davacının bakiye alacağının kalmadığı açıklanmıştır. Davacı tarafça takip ve davaya dayanak olarak gösterilen liste ve tabloların protokole göre fiyatlandırma çizelgesi niteliğinde olmadığı gibi davalının da onayını içerir mutabakat niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Davacının davalı tarafça ödendiği ispatlanan kısım haricinde bakiye alacağının kaldığını ispat yükü davacıya aittir. Davacı tarafça takip ve davaya konu alacağın ispatlanamadığı, 10.11.2017 tarihli bilirkişi raporunun hesaplama yöntemi itibariyle de denetime elverişli olduğu, mahkemece hükme esas alınan raporların ise alacağın varlığı ve hesaplama noktasında denetime elverişli olmadığı nedenle hükme esas alınmasının hatalı olduğu, davacını alacağının ispatlanamadığı, davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1-b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan gerekçelerle yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf talebinin kabulü ile karar HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında; 1-Davanın reddine, 2-Harçlar Yasası uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 17,15 TL 'nin mahsubu ile bakiye 410,45 TL 'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3- Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu masrafın üzerinde bırakılmasına, 4-Davalının yargılama sırasında yapmış olduğu 1.075,65 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 20.944,99 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısımların kararın kesinleşmesi halinde yatıran taraflara iadesine, İstinaf incelemesiyle ilgili olarak; Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, Davalının istinaf aşmasında yapmış olduğu 290,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 29/02/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngereğimazotİptalikabulüistanbulşeklikonusudüşünüldüfiyaandırmafaturaİtirazınkısmen

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim