SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 3. HD 2023/1838 E. 2024/456 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1838

Karar No

2024/456

Karar Tarihi

13 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2023/1838

KARAR NO: 2024/456

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 13/10/2022

NUMARASI: 2020/211 E - 2022/647 K

BİRLEŞEN DOSYA :İstanbul 4 Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/216 Esas, 2020/172 Karar

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit

KARAR TARİHİ: 13/02/2024

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili ...'nın 2018 yılı Ocak ayında ortak tanıdıkları olan tanıklarından ... ve ... aracılığıyla davalı ... ile tanıştığını,'besi ve et işi ile iştigal ettiğini' beyan eden ...'ın "...' isimli nargile cafe/ restaurantın sahibi ve ... Turz. Ve Dış Tic. A.Ş'ne ortak olduğunu, ... isimli cafenin çok kar getiren bir müessese olduğunu" beyan ederek müvekkili ...'- yı ortak olması konusunda ikna ettiğini, müvekkili ...'nın kendisinde güven oluşturan davalı ...'a 2018/ Şubat ayında 800.000,00 TL nakit para verdiğini, ayrıca 2018 yılı Şubat ayından başlamak üzere muhtelif vade ve bedelli ortağı /yetkilisi olduğu diğer davacı ... İnş. Taah. Emlak İth. İhr. San ve Tic Ltd Şti'nin keşidecisi ve kendisinin de lehdarı /cirantacısı olduğu 4.000.000 TL bedelli çekleri de cirolayıp davalı ...'a teslim ettiğini, ancak bir süre sonra davalı ...'ın ödeme güçlüğü içerisinde düştüğünü beyan etmesi üzerine yapılan araştırma neticesinde ... isimli işletmenin ruhsatsız olarak faaliyette bulunduğu sebebiyle resmi kurum- larca kapatıldığı, ... isimli işletmenin ve davalı ...'ın borca batık olduğu , bu durumun müvekkillerinden gizlenildiği, ... A.Ş hakkında İstanbul 3 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/583 Esayılı dosyası ile iflas kararı verildiğinin öğrenildiğini, bunun üzerine müvekkillerinin davalı ...'dan bedelsiz kalan tüm çeklerinin iadesini talep ettiklerini, ...'ın 900.000,00 TL tutarındaki çekleri iade ettiğini, ancak bedelsiz kalan 2.300.000 TL tutarındaki çekleri iade etmeyip birlikte hareket ettikleri diğer davalı ... ve dava dışı ...'e ciroladığını, kötü niyetli davalı ...'in bakiye çek bedellerinin tahsili için müvekkilleri aleyhine icra takipleri başlattığını, davalılar hakkında bedelsiz çekleri kullanma ve dolandırıcılık suçu nedeniyle İstanbul Başsavcılığı'nın 2019/197250 soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunul- duğunu, ancak savcılık tarafından "kovuşturmaya yer olmadığına" karar verildiğini beyanla; Öncelikle ...nun 389 ve devamı maddeleri gereğince müvekkillerinin ileride telafisi olanaksız zararlara uğramaması için İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı icra takibinin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, Yargılama sonunda; müvekkillerinin keşidecisi ve lehdarı oldukları ... Bodrum Şubesinin 1012015 çek numaralı 30/11/2018 keşide tarihli,100.000,00 TL , ... Bodrum Çarşı Şubesinin ... çek numaralı, 02/11/2018 keşide tarihli 100.000,00 TL bedelli, ... Bodrum Çarşı Şubesinin ... çek numaralı, 14/09/2018 keşide tarihli 100.000,00 TL bedelli bedelsiz kalan çeklerden takibe konu edildikleri İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına konu borçtan dolayı davalılara borçlu bulunmadıklarının tespitine, davalıların % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 4 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/216 Esas , 2020/172 Karar sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; Asıl davadaki beyanlarını tekrar ederek ,müvekkillerinin keşidecisi ve hamili/cirantacısı oldukları bedelsiz olan çeklerle ilgili olarak; 1- Öncelikle HMK.'nun 389. ve devamı maddeleri gereğince , müvekkillerinin ileride telafisi olanaksız zarara uğramaması için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ..., ..., ..., ..., ... ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takiplerinin tedbiren/ve teminatsız olarak durdurulmasını, 2- Takip dayanağı bedelsiz çeklerin TTK'nun 776/b maddesinde öngörülen "kayıtsız şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadi" unsurunu ihtiva etmemesi nedeniyle kambiyo senetlerine mah- sus haciz yoluyla takibe konu yapılamayacağı, taraflar arasındaki ihtilafın çözümü yargılamayı gerektirdiği, ayrıca davacıların ' alacaklı olduğu'nu iddia eden davalılara herhangi bir borcunun bulunmadığı gözetilerek; Davacıların keşidecisi ve lehdarı/cirantacısı durumunda oldukları; A- ... Bodrum Çarşı Şubesi'nin, ... çek nolu 07.09.2018 keşide tarihli 100.000,00-T'L bedelli ... çek nolu 21.09.2018 keşide tarihli 100.000,00-TL bedelli ... çek nolu 28.09.2018 keşide tarihli 100.000,00-TL bedelli ... çek nolu 05.10.2018 keşide tarihli 100,000,00-TL bedelli ... çek nolu 09.11.2018 keşide tarihli 100,000,00-TL bedelli ve, B- ... Bodrum Şubesi'nin; ... çek nolu 16.11.2018 keşide tarihli 100.000,00-TL bedelli ... çek nolu 23.11.2018 keşide tarihli 100.000,00-TL bedelli ... çek nolu 07.12.2018 keşide tarihli 100.000,00-TL bedelli ... çek nolu 21.12.2018 keşide tarihli 100.000,00-TL bedelli ... çek nolu 28.12.2018 keşide tarihli 100.000,00-TL bedelli ... çek nolu 04.01.2019 keşide tarihli 100.000,00-TL bedelli bedelsiz çeklerden (teminat senetlerinden) ve sözkonusu bedelsiz çeklerin takibe konu edildikleri; C-İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takiplerinden dolayı dava- lılara borçlu olmadıklarının tespitine, huzurdaki davanın, aralarındaki hukuki ve fiili irtibat gözetilerek HMK'nun 166. Maddesi gereğince İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/211 Esas sayıl dosyası ile birleştirilmesine, davalıların % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile so- rumlu tutulmalarına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesini talep etmiştir. Birleşen davanın davalılarından ... vekili cevap dilekçesinde; Davaya konu çekler nedeniyle davacılara ve davalı ...'a karşı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. ayılı dosyasından takip yapıldığını ve takiplerin kesinleştirildiğini, davacıların anılan dosyada borca itirazının bulunmadığını, Davalı ... ile birlikte hareket eden davacı taraf Bodrum'da yerleşik bir şirket iken bir günde şirketi Bakırköy Ticaret Mahkemeleri yargı çevresine taşıdığını ve hemen akabinde de Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/547 E. sayılı dosyası ile konkordato başvurusunda bulunduğunu, borç listesinde ve projelerinde müvekkilinin alacaklı olduğu çeklerin yer alıp almadı- ğını bilmemekle birlikte- konkordato dosyasına müvekkili adına alacak kaydı yapıldığı, alacaklılar toplantısına katıldıklarını, davacı borçluların müvekkilinin alacağının olmadığı yönünde bir itirazda bulunmadığını, aksine kendileri tarafından hazırlanan alacaklı listesinde ...'ın alacaklı olarak kaydedildiğini, Davacı tarafın menfi tespit konusu yaptığı çeklerin keşidecisinin ... İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti., lehdarının ... , cirantalarının sırasıyla ... ve bankaya ibraz eden ... olduğunu,müvekkilinin davacı taraf ile hiç bir bağ- lantısı ve ilişkisinin bulunmadığını, çeklerin cirantacı durumundaki ... tarafından çekler ciro edilerek müvekkiline teslim edildiğini, Kambiyo senetleri illetten mücerret ödeme araçları olduğunu, ayrıca TTK. 687. Mad- desinde yer alan "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle ken- di arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmü uyarınca müvekkiline karşı çeklerin bedelsizliği iddiasında bulunamayacağını, Davacı taraf basiretli bir tacir olmadığı gibi iddialarının ve davasının da TMK. m. 2 'de hüküm altına altına "dürüstlük" kuralına aykırı olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nce:"ASIL VE BİRLEŞEN DAVANIN REDDİNE" karar verilmiştir.

İstinaf Başvurusu: Hüküm davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Müvekkillerinin dava konusu çekleri ... A.Ş.'nin işlettiği ... isimli ... Cafe'ye ortak olmak amacıyla davalı ...’a verdiğini, ...'ın ise işbirliği içinde olduğu diğer davalılara cirolayarak devrettiğini, davalı ...'ın ödeme güçlüğü içerisine düştüğünü beyan etmesi üzerine davacı tarafça yapılan harici araştırmada sonucu ... isimli işlet- menin açıldığından beri ruhsatsız olarak faaliyette bulunduğu, kısa bir süre sonra ruhsatı olmadığı için resmi kurumlarca kapatıldığı, işletmenin ve davalı ...’ın borca batık olduğu ve bu durumun müvekkillerinden saklandığının öğrenildiğini, ... A.Ş. hakkında İstanbul 3. Asliye Ti- caret Mahkemesince iflas kararı verildiğini, müvekkilinin vadesi gelen bir kısım çekleri ödemek zorunda kaldığını, bedelsiz kalan çeklerin iadesinin talep edildiğini , davalı ...'ın sadece 900.000,00 TL tutarında çekleri iade ettiğini, fakat uhdesindeki bedelsiz kalan 2.300.000,00TL tuta- rındaki çeki iade etmediğini, Bir kısım çeklerin davalılar ... Ve ... tarafından vadele- rinde bankaya ibraz ettiğini ve bankaların sorumlu olduğu miktarı tahsil ettiklerini, bakiye kısım için icra takibi başlattıklarını, ayrıca karşılıksız çek keşide etmekten dolayı icra ceza mahkemelerinde ceza davaları açıldığını, Davalı ... ve ...'in ... A.Ş.’nin ortağı ve ortak ... vekili olduklarından kesinlikle iyiniyetli olmadıklarını, arasındaki fiili, organik, hukuki bağ bulunduğunu, kötüniyetli olarak birlikte hareket ettiklerini, Davalıların dava konusu eylem ve işlemleri; bedelsiz senedi kullanma ve dolandırıcılık suçlarının maddi ve manevi unsurlarını da ihtiva ettiğinden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/197250 soruşturma sayılı dosyasından suç duyurunda bulunduklarını, savcılık makamınca; taraflar arasındaki ilişkinin, hukuki nitelik arz ettiğinden bahisle ' Kovuşturmaya Yer Olmadığı'na karar verildiğini, Dava dilekçelerinde, dava konusu çeklerin bedelsizliği nedeniyle menfi tespit talep ettiklerini, çeklerin icra takibine konu edilmesi ve takiplerin halen derdest olduğunu, takip devam ettiği sürece her zaman menfi tespit davası açılabileceğini, hal böyle iken TBK 39. Maddesindeki hak düşürücü sürenin geçirildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramlar ile mevzuatın irdelenmesinde yarar bulunmaktadır. HGK'nun 2020/11-698 E, 2022/1545 K. nolu 17.11.2022 tarihli ilamında belirtildiği üzere; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi,“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818). Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraf- larından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kam- biyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil, ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir. Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu, ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutula- mayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir. Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hüküm- süzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamaya- cağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel ala- cağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedel- siz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 ve devamındaki maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hu- kuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 6). Fakat, alacaklının dayan- dığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiası ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Somut olayda ,davacı taraf asıl ve birleşen davada " davalı ...'ın kendisini al- datması ve yanıltması sonucu, ... İth. İhr. Taah. A.Ş. nin işlettiği ... isimli kafeye ortak olmak istediğini ,dava konusu ettiği çeklerin bu amaçla ...'a verildiğini, daha sonra ortak olunan şirketin mali durumu hakkında aldatıldığını öğrendiğini ,bu çeklerin iade edilmediğini işbirliği halindeki diğer davalılara ciro ettiğini, kötü niyetle takibe konu edildiğini " iddia etmektedir.İddianın ileri sürülüş biçimine göre , davada ispat yükü davacı tarafa ait olup dava değeri senet ile ispat sınırında kalmaktadır. 1-Davacılardan ... şirketi tacir olup TTK 18/2 md gereğince " ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekmektedir." 2- Davacı taraf her ne kadar davalı ...'nın yanıltması sonucu ortaklığa ikna olduğunu ve bu kapsamda söz konusu çekleri keşide ve ciro edilerek davalı ...'ya verdiğini beyan etmiş ise de, dosya içeriğinde dava konusu çeklerin verilmesine dayanak teşkil eden ortaklığa dair bir protokol, sözleşme vs yazılı belge bulunmamaktadır. Oldukça yüklü miktarlardaki çekler sadece keşide ve ciro işlemleri ile işleme tabi tutulmuştur. 3-Söz konusu çeklerin tetkikinde, TTK 'de düzenlenen zorunlu unsurları (çek kelimesi, koşulsuz belirli bir paranın ödenmesi için kayıtsız ve şartsız havale emrini, muhatap, düzenleme tarihi, düzenleme yeri, düzenleyenin imzası vs ) içerdiği görülmüştür. 4- Dosya içeriğinden ... İth. İhr. Taah. A.Ş hakkında İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 02.11.2018 tarihinde 2018/583 Esas sayılı iflas kararı verildiği, iflas işlemlerinin İstanbul ...İflas Dairesi'nin ... nolu dosyası üzerinden yürütüldüğü,keyfiyetin 04.12.2018 tarih 9716 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilerek üçüncü kişilere duyurulduğu anlaşıl- maktadır. (Davacı tarafın söz konusu çekleri keşide /ciro etmeden önce söz konusu şirketin ticaret sicili kayıtlarını incelediği yönünde bir beyanı bulunmamaktadır.) 5- Davacı taraf her ne kadar dava dilekçelerindeki iddialarına istinaden dolandırıldığın- dan bahisle ..., ... , ..., ... ve ... hakkında İstanbul CBS'na şikayeti olmuş ise de, savcılık makamınca yapılan soruşturma sonunda " bir an için iddia olunan vakıaların gerçekleştiği kabul edilse dahi şüpheli ...'nın söylediği ileri sürülen yalanın müştekinin denetim imkanını ortadan kaldıracak nitelikte bulunmadığı, bu miktarda bir ortaklık yapacak tacirin ortak olmayı düşündüğü işletmenin tüm aktif ve pasiflerini incelemesi gerektiği, hiç değilse bu konuda yapılmış bir protokol imza etmeleri gerektiği tespit edilmiş, olayda müştekilerin denetim imkanını ortadan kaldıran bir yalanın söylenmemiş olduğu, bu itibarla anlatılan eylemlerin atılı suçu oluşturmadığı, taraflar arasındaki anlaşmazlığın hukuk mahkemelerinde halli gereken türde ihtilaf niteliğinde olduğu"ndan bahisle Kovuşturmaya Yer olmadığına karar verilmiş, davacı tarafın bu karara itirazları Sulh Ceza Mahkemesi'nce reddedilmiştir. 6- Dava konusu kambiyo senetlerinin hata ,hile ,ikrah vs iradeyi sakatlayan hallerle düzenlendiği veya bedelsiz olduğuna dair iddia yasal deliler ile ispatlanamamıştır. Buna göre , kam- biyo borçlusu durumundaki davacının söz konusu çekler ile ilgili menfi tespit talebi yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, asıl ve birleşen davanın davacı- larının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.

K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Asıl dava yönünden; Davacıdan alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70-TL'nin istinaf eden davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

Birleşen dava yönünden; Davacıdan alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70-TL'nin istinaf eden davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1- maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 13/02/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngereğiTespitistanbuldosyakonusudüşünüldüMenfireddine"birleşen

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim