İstanbul BAM 3. HD 2024/395 E. 2024/390 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2024/395
2024/390
8 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/395
KARAR NO: 2024/390
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 10/11/2023
NUMARASI: 2023/678 E
DAVANIN KONUSU: Tespit
KARAR TARİHİ: 08/02/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; araflar arasında 01/10/2019 tarihli Gizlilik ve Aradan Çıkarmama Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirketin bu sözleşme bağlamında Kuzey Irak'taki elektrik santrallerini işletmesi ve bakımı ile ilgili olarak ticari sır ve fırsatları ...'ye aktardığını, bağlantılarını ve işe ilişkin önemli bilgileri kendilerine açtığını, karşılıklı çıkara dayalı iş fırsatlarının kullanarak birlikte çalışmaya karar verildiğini, ayrıca 04/05/2020 tarihli Mutabakat Zaptı imzalandığını, taraflar arasında adi ortaklık koşulları oluştuğunu, tarafları birlikte düzenleyerek imzaladıkları 16/10/2019 tarihli Niyet Mektubu'nu işveren ... Bakanlığına ileterek işi birlikte üstlenme niyetinde olduklarını belgelediklerini, taraflar birlikte düzenleyerek imzaladıkları 16/07/2020 tarihli teknik ve ticari taahhütleri içeren Teklif Mektubu'nu işveren ... Bakanlığına ileterek işi birlikte yapma amacına yönelik bir ortak girişim/adi ortaklık kurmayı kabul ve taahhüt ettiklerini belgelediklerini, teklifin teslimi, teknik ve ticari değerlendirme ve müzakere aşamaları sırasında ve sonrasında davalı ... Enerji müvekkili ile iletişimi kestiğini, görüşme isteklerine yanıt vermediğini, süreci gizlice götürdüğünü, müvekkilinin davalıya 16/10/2021 tarihli e posta ile bildirdiğini, davalının 25/10/2021 tarihli e posta ile cevap verdiğini, müvekkilinin çabalarıyla konuya ilişkin anlaşmazlıkların çözümü için 06/122022 de bir toplantı yapıldığını, davalının 10/01/2023 tarihinde gönderdiği e posta ile durumu değerlendireceklerini bildirerek konuyu kapattıklarını, sonuç olarak anlaşamadıklarını, bu nedenlerle; davalarının kabulü ile, Kuzey Irak Bölgesel Hükümeti (KRG) Elektrik Bakanlığı(işveren) tarafından verilen 300 MW Khabat Termik Santrali İşletme ve Bakım ... işinin yapımı konusunda taraflar arasında yapılan adi ortaklık sözleşmesinin yürürlükte ve bağlayıcı, ortaklık ilişkisinin ayakta olduğunun, ... sözleşmesi ile kazanılan hak ve alacakların rekabet yasağı, yetkisiz temsil vekaletsiz iş görme hükümleri gereği ortaklık malı olduğunun tespiti ile tarafların arasında oluşan muarazanın giderilmesini, iş ortaklığının idare, icra ve karar işlerini yürütmek üzere Yönetim Kurulunun Hükmen Kurulmasını, yönetim organını kurmak üzere kayyuma görev ve yetki verilmesini, Adi Ortaklık Sözleşmesine konu işle ilgili bilcümle gelirin işletme giderleri dışında kalan bölümünün ilgili banka hesabında bloke edilerek davalıya ödenmemesi yönünde İhtiyati Tedbir Kararı verilmesini, Adi Ortaklık Sözleşmesine konu işle ilgili bilcümle gelirin işletme giderleri dışında kalan bölümünün ilgili banka hesabında bloke edilerek davalıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ihtiyati tedbir ve kayyum atama kararlarının elverişli vasıtalarla kamuya duyurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından ; " davanın konusunun adi ortaklığın kurulmasına yönelik olduğu, henüz ortada adi ortaklığın olup olmadığı ihtilaf konusu olduğu, henüz kurulmayan adi ortaklığa bu aşamada kayyım atanamayacağı ve ortaklığın malvarlığına yönelik tedbir talepleri yargılamayı gerektirdiği" gerekçeleriyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; Mahkemenin gerekçesi tümüyle hatalı olduğunu, dayandığı hukuki sebep sundukları güçlü deliller ışığında soyut yasanın emrine de somut olayın özüne açıkça aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir taleplerinde sadece dava dilekçesi ve ekinde sunulan dayanak kanıtların dayanak gösterilmediğini, tedbirin tensiple birlikte hemen karara bağlanmasının da istenmediğini, aksine;, müvekkili şirketin tüm davacıların ortak duygusu olan, yargısal çözüm umudu ve adli tatmin beklentisiyle dava açtığını, taraflar arasında adi ortakılğın kurulduğunu, kurulamayanın yönetim kurulu olduğunu, uyuşmazlığın "Sözleşmedeki Geçerlilik Süresinin Dolup Dolmadığı, Taraflar Açısından Yürürlükte ve Bağlayıcı Olup Olmadığı Konusundaki Tartışmadan Kaynaklandığının" açıklandığını, ilgili sözleşmeler, niyet mektupları, mutabakat metinleri ile özellikle davalının ikrar niteliği taşıyan 10 Ocak 2023 tarihli elektronik yazışma içeriğinin mahkemeye sunulduğunu, esasen davalı yanın da sözleşme ilişkisinin hiç başlamadığına yönelik bir itirazı olmadığı halde, mahkemenin delil tespit taleplerini geri çevirerek yerinde tespit edeceği delil ve kayıtlarla karşılaştırma yaparak tedbire ilişkin talebin süratle denetim ve teyit olanağını kaybettiği gibi davalı tarafın cevap ve savunmalarının da beklenmediğini, tespit taleplerinin tensiple birlikte ve anlaşılmaz bir şekilde reddedildiğini, yaklaşık ispat için gösterdikleri kanıtların toplanmasının engellendiğini ileri sürerek "İhtiyati Tedbir İsteminin Reddine" ilişkin 10/11/2023 tarihli ara kararının "davacının dilekçesinde bildirdiği eksik deliler ile davalı delilleri toplanıp davalı beyan, savunma itirazları alındıktan, inceleme ve araştırma tamamlandıktan sonra mevcut delil durumu, korunmak istenen hukuki yararın haklılığı, yaklaşık olarak ispat şartının sağlanıp sağlanmadığı yönlerinden yapılacak ayrıntılı bir değerlendirme sonucuna göre yeni bir karar verilmek üzere" ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevabında özetle; müvekkili ile davacı arasında bir adi ortaklık kurulmadığının cevap dilekçelerindeki delilleri ve hukuki dayanakları ile kesin bir şekilde ortaya koyulduğunu, yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğini, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararı usul ve yasaya uygun olduğunu beyan etmiştir. Dava, Kuzey lrak Bölgesel Hükümeti (KRG) Elektrik Bakanlığı (İşveren) tarafından verilen 300 MW Khabat Termik Santrali İşletme ve Bakım ... İşinin yapımı konusunda taraflar arasında yapılan adi ortaklık sözleşmesinin yürürlükte ve bağlayıcı, ortaklık ilişkisinin ayakta olduğunun, ... sözleşmesi ile kazanılan hak ve alacakların Rekabet yasağı, yetkisiz Temsil-Vekaletsiz İş Görme hükümleri gereği ortaklık malı olduğunun tespiti ile bu konuda taraflar arasında oluşan muarazanın giderilmesi, iş ortaklığının idare, icra ve karar işlerini yürütmek üzere yönetim kurulunun hükmen kurulmasına, yönetim organını kurmak üzere atanacak kayyuma görev ve yetki verilmesi ile delillerin karartılması ihtimaline karşı davalı firmanın şirket merkezinde keşif ve bilirkişi incelemesi ile davalı şirket merkezi veya başka bir yerde tutulan ve ekteki davanın aydınlatılması için zorunlu olduğu anlaşılan bilcümle ticari hesap ve kayıtlar ile yazı, yazışma, vesair dokümanın tespit edilerek birer örneğinin mahkeme dosyasına alınması taleplerine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 389/1. Maddesi, "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Eldeki dosyada davacı davalı ile aralarında adi ortaklığın kurulduğunu, ancak yönetim kurulunun oluşturulmadığını ileri sürerek iddianın yaklaşık olarak ispatı halinde ihtiyati tedbir talep etmiştir. Yargılamanın bulunduğu tedbir talebinin değerlendirildiği aşamada davalı henüz cevap dilekçesini sunmamış olup, dava dilekçesi içeriğinden de adi ortaklığın kurulup kurulmadığına ilişkin davacı iddialarını destekler kanıtların sunulmadığı, tedbir talebinin ise sunulan kanıtlar çerçevesinde değerlendirilmesinin isabetli olduğu, yargılamanın ileri aşamalarında taraflarca sunulan deliller ile yaklaşık ispatın sağlandığının düşünülmesi durumunda her zaman yeni bir talepte bulunulabileceği hususları bir arada değerlendirildiğinde mahkemece bu aşamada dava dilekçesindeki tedbir talebinin değerlendirilmesi ile yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Davacıdan alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin istinaf eden davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08/02/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20