SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1318

Karar No

2024/2711

Karar Tarihi

15 Ekim 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2024/1318

KARAR NO:2024/2711

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:15/11/2023

NUMARASI:2021/380 E - 2023/895 K

DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket

KARAR TARİHİ:15/10/2024

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde ; müvekkillerinden ...'in uzun yıllar çimento ve beton sektöründe yönetici olarak çalışmış, piyasanın tanınmış isimlerinden biri olduğunu ve 2002 yılından itibaren davalı ... ile aynı sektörde beraber çalışmaya başladıklarını, ...’un piyasada tanınır hale gelmesinde davacının çaba ve katkısının büyük olduğunu, ... ve ...'un 2005 yılında hali hazırda ortak oldukları ... Şti’ni kurduklarını, aynı yıl ...'un kendi isteğiyle ortaklıktan ayrıldığını, ancak taraflar arasındaki bağın kopmadığını , tarafların bu kez 2012 yılında hali hazırda ortak oldukları .... Şti şirketinde yeniden ortak olduklarını,İlerleyen süreçte davalı ...'un davacı ...’in desteği ve .... Şti’nin piyasadaki bilinirliği sayesinde,Türkiye'de beton ve yapı kimyasalları üretim ve satış faaliyetinde bulunan ... firması ile bayilik sözleşmesi imzaladığını,Tarafların .... şirketindeki resmi ortaklıkları devam ederken 2015 yılı Kasım ayında Mersin'de faaliyet gösteren .... A.Ş. ... yetkilileri tarafından davet edildiklerini, İstanbul ve yakın illerde kendileri adına çimento pazarlamaları husu- sunda iş teklifi aldıklarını, görüşmeler sonucunda uzun zamandır ortak olan tarafların yeni bir şirket kurma gereği duyduklarını ve bunun üzerine hali hazırda davalı ...’un tek yetkilisi olduğu dava dışı ....Şti (...- ..., ... Şirketi) üzerinden faaliyete geçip ... şirketi ile çalışmaya başladıklarını,Dava dışı ... isimli şirketin ticaret sicil kayıtlarında tek ortak ve yetkili olarak ...'un yer aldığını, ancak tarafların dava dışı ... Sti şirketi nezdinde adi ortaklıklarının bulunduğunu,

... şirketi tarafından kendilerine verilen işin yerine getirilmesi için çalışmaya başlayan tarafların ilk olarak Ocak 2016 tarihinde .... ve ... Şti adına Tekirdağ İli, Marmara Ereğlisi İlçesi sınırları içerisinde arazi kiraladıklarını, ruhsat ve inşaat işlemlerini, makine parkurunun kurulması ve kadro temini gibi hususların yerine getirildiğini ve işletmeyi faaliyete geçirdiklerini, bu tesisin kurulmasında davacı ...’in emeği ve özverisinin davalıdan fazla olduğunu,... isimli şirketin piyasa ve bankalar nezdinde kredibilitesi olmadığı için işlet- menin kurulması esnasında gerekli olan sermaye ve finansman desteğinin davacı ....Şti tarafından verilen çekler, nakdi ödemeler ve ...’in şahsi evini bankaya teminat olarak göstermek suretiyle .... adına aldığı 200.000.00 TL bedelli kredi ile sağ- landığını, Davacı ...'in dava dışı şirketin tüm işlemlerini bizzat şirket yetkilisi sıfatı ile yürüttüğünü, ortağı olduğu şirketin faaliyete geçeceği arsanın kiralanması ve tapuya kira kontratının şerh edilmesi işlemlerini de bizzat kendisinin yaptığını, Dava dışı ... şirketinin resmi yetkilisi olan davalı ... tarafından, dava dışı ... şirketi adına ...’e verilen vekaletnamelerin ayrıca dava dışı .... şirketi ile tarafların resmiyette ortağı oldukları davacı ....Şti şirketi arasındaki ve tarafların şahsi hesapları arasındaki para transferlerinin tarafların dava dışı şirketteki ortaklığının delili olduğunu, Bir süre sonra, ... firması ile dava dışı ... şirketi arasındaki ticaretin, ... şirketinin “zarar ettiği ”gerekçesi ile durdurulduğunu, daha sonra da şirketin ...’e devrinin gündeme geldiğini,... şirketi yetkililerinin dava dışı ... şirketine talip oldu- ğunu ve dava dışı şirketin hisse devri için ... firması ile hisse devir görüşmelerine başlandığını, Bu sürecin davacı ... ve davalı tarafından birlikte yürütüldüğünü, niha- yetinde dava dışı ... şirketinin % 67 hissesinin ... şirketinin Yönetim Kurulu üyesi olan ...’e 800.000.00 TL bedel ve dava dışı ... şirketine yapılacak ilave yatırımlarla devri edilmesi konusunda tarafların mutabık kaldığını, ...şirketinin % 67 hissesinin devir bedeli olan 800.000.00 TL'nin alıcılar tarafından ... şirketinin ... Bankası ... Şubesi hesabına 17.08.2016 tarihinde havale edildiğini,aynı gün bu paranın ... şirketinin tek yetkilisi olan ... tarafından bankadan çekildiğini, bunun akabinde Bakırköy .... Noterliği'nin 30.09.2016 tarih ... yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile ... şirketinin % 67 hissesinin ...'e devredildiğini,. ..'un şirket hesabına giren ve aynı gün bankadan çektiği 800.000,00 TL devir bedeli ile 29.08.2016 tarihinde İzmir ili, Çeşme İlçesi, ... Ada ... parsel ... bağımsız bölüm nolu taşınmazı satın aldığını, ancak bu taşınmazın gerçekte adi ortaklık malı olduğunu, Bu süreçten sonra % 67 hisseyi satın alan hakim ortak . firmasının yetkilisinin işleri zora soktuğunu ve ... şirketine çimento sevkiyatını durduğunu, davalı ...'un kalan % 33 hisseyi de Bakırköy .... Noterliği'nin 20.06.2017 tarih ... yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi gereğince ve 1.785.000,00 TL bedel karşılığında ... firmasının yönetim kurulu Üyesi olan ...'e sattığını,1.785.000,00 TL devir bedelinin ne şekilde ödeneceği hususunda ..., ... ve ... arasında bir mutabakat yapıldığını,Müvekkil ... ortağı olduğu .... şirketine ait hisselerinin tamamen devredildiği tarih olan 20.06.2017 tarihinden sonra ortağı olduğu davalı ...’dan devredilen hisse bedelinin karşılığı olan paralardan kendi hissesine düşen alacağını istemiş olmasına rağmen ... tarafından müvekkil ...'in ... Bankası ... Şubesi'ndeki hesabına 20.06.2017 tarihli son hisse devrinden 2 gün sonra ( 22.06.2017 tarihinde) sadece 125.000,00 TL ödendiğini, hatta davalının ...'e Whatsapp mesajı yoluyla 125.000,00 TL'ye ilişkin bana dekontunun fotoğrafını gönderdiğini ,kalan kısım için "limit doldu yarın tamamlarım " şeklinde açıklama yaptığını , ancak davacı ...'un tüm iyi niyetli çabalarına rağmen kalan miktarın ödenmediğini,Davalı tarafından gönderilen 125.000,00 TL'nin de taraflar arasındaki adi ortaklığın ve adi ortaklığın tasfiye sürecinin en somut delili olduğunu beyanla, Öncelikle : İzmir İli, Çeşme İlçesi, ... Ada ... parselde kayıtlı 4 numa- ralı bağımsız bölüm adi ortaklık malı olduğundan ve tasfiyeye konu edileceğinden söz konusu taşın- mazın 3. kişilere devrinin tedbiren önlenmesini ,Neticede ; Davacılar ile Davalı ... arasında hisseleri devredilen dava dışı ..... Şti (.... Kimyasalları ...- .... .... Limited Şirketi) şirketinde adi ortaklık ilişkisi bulunduğunun tespiti ile taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini,Davacıların adi ortaklıktan kaynaklanan alacaklarının tasfiye memuru tarafından hesaplanmasını ve ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini,Yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini talep ve dava etmiştir.Davalı davaya cevap vermemiştir.1.İlk Derece Mahkemesi'nce 2018/548 E., 2019/123 K. Nolu 30.01.2019 tar. ilamda:"Türk Hukuk sisteminde bir ticari şirkete ancak kanunun öngördüğü şekilde ortak olunabi- leceği, bir ticari şirket içinde adi ortaklığın söz konusu olamayacağı, ancak bir ticari şirketin de aralarında bulunduğu gerçek veya tüzel kişiden oluşan iki ya da daha fazla kişi tarafından belirli bir amaç için adi ortalık oluşturulabileceği, oysa davacıların, dava dışı limited şirket ile değil, dava dışı limited şirketin içinde adi ortak olduklarını ileri sürdükleri, diğer yandan bir an, davacıların davalı şirkette adi ortak oldukları iddiaları kabul edilse bile, davacıların fesih ve tasfiye talepleri nedeniyle tasfiyenin TBK'ya göre mi, yoksa limited şirketlerin tasfiyesi şeklini düzenleyen TTK hükümlerine göre mi yapılacağının duraksamaya yol açacağı, Zira, TTK ve TBK'nın fesih ve tasfiye nedenleri ve şeklinin birbirinden farklı olduğu, bir limited şirketin adi ortaklık gibi tasfiyeye tabi tutulmasının hukuken mümkün olmadığı, diğer yandan limited şirketin fesih ve tasfiyesinin talep edildiği davada husumetin bu şirkete yöneltilmesi gerektiği, oysa eldeki davada husumetin fesihi istenen şirkete yöneltilmediği, davacılar dava dışı şirket ile bir adi ortaklık oluşturduklarını değil, dava dışı şirketin içinde adi ortak olduklarını iddia ettiklerinden kanuni düzenlemeler karşısında adi ortaklığın tespiti talebinin yerinde görülmediği " gerekçesiyle "DAVANIN REDDİNE " karar verilmiştir.2.Davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine dairemizce yapılan inceleme sonucu 13.04.2021 tarih 2019/990 E., 2021/1086 K. Nolu ilamda:"Davacılar iş bu davada, dava dışı Kuzeykim şirketinde davalı ... ile adi ortaklık- larının bulunduğunu iddia etmekte, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini, şirket hisselerinin dava dışı üçüncü kişiye devrinden kaynaklanan ortaklık payının tahsilini talep etmektedir.Bu aşamada, iç ortaklığın bir alt türü olan gizli adi ortaklık kavramı üzerinde kısaca durmak gerekir.Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2020/3659 Esas, 2020/6509 Karar nolu 12/11/2020 tarihli ilamında da vurgulandığı üzere; Gizli adi ortaklıkta gizlilikten kasıt, dışarıya karşı işlemlerin ortaklık olarak yapılmamasıdır. Dolayısıyla gizli adi ortaklıkta, ortakların diğer hususlar yanında, bilhassa dışarıya karşı sadece bir ortağın görüneceği hususunda anlaşmaları gerekir. Bu haliyle gizli adi ortaklık tamamen bir iç ilişki halindedir. Yine gizli adi ortaklıkta ortakların elbirliğiyle hak sahibi oldukları bir ortaklık malvarlığı da yoktur. Tüm işlemler dışarıdan görülen aktif ortak tarafından kendi adına gerçekleştirilir. Bu ortaklık türünde, gerek sermaye olarak getirilen değerler, gerekse işlemler sonucunda elde edilen diğer değerler, dışa karşı görünen aktif ortağın malvarlığına aktarılır ve üzerinde sadece o ortağın tasarruf edebileceği, onun mülkiyetine tabi bir mal varlığı unsuru teşkil edilir (...).Bu sözleşme bağı çerçevesinde aktif ortağın üstlendiği temel edim, işletmeyi kendi adına fakat iç ilişkide hem kendi hem de gizli ortak hesabına işletmektir. Bunun doğal sonucu olarak aktif ortak olan davalı, elde edilecek olan işletme gelirinden gizli ortağa olan pay tutarını ödemeyi de yüklenmiş demektir (...)....’a göre; aktif ortak, iç ilişkide hem kendi, hem de gizli ortak hesabına olsa da, dışa karşı işlemleri sadece kendi adına gerçekleştirir. Bu bakımdan, ortaklığın temsili söz konusu değildir, aktif ortak temsilci konumunda bulunmamaktadır(...). ....’e göre ise, gizli adi ortaklık, dolaylı temsilin tipik bir örneğidir. Ancak, dolaylı temsilci- den farklı olarak, burada dışa karşı hareket eden aktif ortak, sadece gizli ortağın hesabına değil, aynı zamanda kendi adına ve hesabına da hareket etmektedir(....) Gizli ortaklık, bir iç ortaklık ilişkisi teşkil ettiğinden ve bir şirket mal varlığı söz konusu olma- dığından, ortaklığın sona ermesinden sonra, gerçek ve teknik anlamda bir tasfiyeden bahsedilemeyecektir. Sadece gizli ortağın hesap görülmesi ve payına düşen kazanç tutarının ödenmesi konusunda aktif ortağa yöneltebileceği, ayni etki taşımayan, salt borçlar hukuku kökenli bir kişisel talep hakkı mevcuttur(...). Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacıların davalı ile iç ilişkilerinde dava dışı ... şirketinde adi ortaklıklarının bulunduğunu iddia etmeleri karşısında, taraflarca gösterilen tüm deliller toplanarak, davacılar ile davalı ...'un iç ilişkilerinde ... şirketinde bir adi ortaklıklarının bulunup bulunmadığının , varsa gizli ortak durumundaki davacıların hesaplarının görülmesi ve şirket hisselerinin satışından elde edilen hisse bedellerinden payına düşen kazanç tutarının belirlenmesi sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur." denilerek " davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK 353/1-a-6 md gereğince yukarıda belirtilen esaslar doğrultusunda yargılama yapılarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine " karar verilmiştir. 3. Kaldırma kararımız sonrasında ilk derece mahkemesince 2021/380 E., 2023/895 K. Nolu 15.11.2023 tarihli ilam ile; "Davanın KABULÜ ile, 1.142.500,00-TL alacak, dava tarihi olan 04.06.2018 tarihinden geçerli işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacılara verilmesine" karar verilmiştir.Hüküm davalı tarafından istinaf edilmiştir Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Taraflar arasında ne fiili, ne de usuli olarak bir adi ortaklığın asla kurulmadığını, adi ortaklık sözleşmesi yapılmadığını, davacı tarafta iki adet davacı bulunduğunu, müvekkilinin hangisi ile adi ortaklık kurduğu ve müvekkilinin payının % 50 olduğuna dair kanaatin nasıl oluştuğunun gerekçeli kararda açıklanmadığını, hatalı bilirkişi raporu ile usul ve yasaya aykırı hüküm kurul- duğunu, davacılardan ... hakkında " hiçbir yetkisi olmadığı halde müşteri çeklerinin arkasına.... Şti. Kaşesini basarak ve kaşe üstünü imzalayarak şüphelinin kendi şirketi olan .... Şti. İsimli firmasına ciro ederek kullandığı..." iddiasıyla "Nitelikli Dolandırıcılık " ve "Resmi Evrakta Sahtecilik " suçlarını işlediğinden bahisle Bakırköy 2. Ağır CM'nin 2018/ 643 E. Sayılı dosyası üzerinden kamu davası açıldığını, mahkemece yapılan yargılama sonunda suçun sabit görüldüğünü ve mahkumiyet kararı verildiğini, huzurdaki davada adi ortaklığın tespitine dair karar verilmesi halinde davacının haksız ve hukuka aykırı olduğu sabit olan eylemlerini ortaklık başlığı altında açıklama/yasal zemin oluşturma çabasında olduğunu , bu durumun telafisi güç zararlara sebebiyet vereceğini, müvekkili ... ile davacı ... arasındaki ortaklık ilişkisinin sadece .... Şti'nde bulunduğunu, müvekkilinin haklı sebeplerle iş bu ortaklıktan çıktığını, taraflar arasında başka bir şirkette ortaklık ilişkisi bulunmadığını, davacı tarafın dilekçe- lerinde geçen para alıp verme ilişkisinin ... şirketi ile ilgili olduğunu, verilen çeklerin mü- vekkili tarafından ödendiğini, dosya kapsamında müvekkili tarafından verilen 125.000,00 TL adi ortaklık payı olarak değerlendirilmiş ise de, bu tutarın .... plakalı aracın satış bedeli oldu- ğunu, adi ortaklık ile ilgisinin bulunmadığını, taraflar arasındaki ilişkide adi ortaklık şartlarının oluşmadığını, ...'in resmi veya gayri resmi temsil yetkisini bulunmadığını, taraflar doğrudan ortak bir şirket kurabilecek veya davacıya geniş bir temsil yetkili verilebilecek iken ,davacı tarafın neden resmi bir ortaklık kurulmadığı ve neden tam bir temsil yetkisi verilmediği konularına açıklık getiremediğini, taraflar arasında adi ortaklık bulunduğuna dair iddianın kesin delil ile ispatla- namadığını, taraflara ait banka hesaplarının adi ortaklığın varlığını ispatlayacak nitelikte olmadığını, ...'in Bakırköy 2. Ağır CM'nin 2018/643 E. Sayılı dosyası üzerinden yargılanıp ceza aldığını, bu dosyanın celbini talep ettikleri halde mahkemece taleplerinin reddedildiğini,müvekkili ... tarafından ...'e verilen vekaletin tek amacının sadece Marmara Ereğlisi'nde kurulacak tesise ilişkin davacının o çevreyi çok iyi bilmesi ve aralarındaki güven ilişkisi nedeniyle müvekkil yokluğunda işleri güvenilir biri tarafından çözülmesi olup bu hususun adi ortaklık ilişkisi doğurmadığını, asla davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın talep ettiği rakamlar gerçek dışı olup ... Gazetesi incelendiğinde davacının talep ettiği rakamlardan çok daha düşük rakamlarda satış bedeli olarak kararlaştırıldığını, raporun resmi kayıtlardan ziyade davacının soyut iddialarına dayanarak hazırlandığını beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir.İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Önceki kararımızda;" davacılar ile davalı ...'un iç ilişkilerinde ... şirke- tinde bir adi ortaklıklarının bulunup bulunmadığının , varsa gizli ortak durumundaki davacıların hesaplarının görülmesi ve şirket hisselerinin satışından elde edilen hisse bedellerinden payına düşen kazanç tutarının belirlenmesi sonucuna göre karar verilmesi " işaret edilmişti. Mahkemece ...- ..., ...ve .... Üyesi Doç. Dr. ... ve ...'den alınan 07.07.2023 tarihli raporda;Mali Tespitler çerçevesinde,- Dava dışı ... Şirketi adına ..., ...ve ... .., ..., ..., ..., ... vb. işlerin takibi amacıyla Davacı ...'e Bakırköy.. Noterliği'nin 22.01.2016 tarih ... yevmiye numaralı ve Marmara Ereğlisi Noterliği'nin 08.02.2016 tarih ...yevmiye numaralı Düzenleme şeklindeki vekaletnamelerin verildiği ve anılan vekaletnameler mukabilinde davacı ... tarafından dava dışı şirket adına kiralama yapıldığı ve resmi dairelerde işlemler yapıldığı, -Davacı .... Şti ile dava dışı kuzeykim şirketi arasında finansman ilişkisinin bulunduğu, davacı şirket tarafından dava dışı ... Şirketi'nin finanse edildiği görülmüştür.Hukuki İnceleme, Tespit Ve Değerlendirmeler: Dava konusu somut olayda; davacı tarafından 'davalı ile, dava dışı .... Şti.'nde adi ortaklıkları bulunduğu, her ne kadar ... Şirketi'nin tek ortağı davalı olsa dahi, şirketin kurulmasında gereken sermayenin davacılar tarafından karşılandığı, davalının .... Şti.'ndeki hissesini 800.000,00 TL bedelle sattığı taşınmaz alındığı, taşınmazın adi ortaklık mali olduğu, bilahare de davalının .... Şti.'nin kalan 3 hissesini 1.785.000,00 TL bedelle sattığını, davacı ...'in bu satışlardan doğan pay alacağının ödenmesini davalıdan istediği, davalının davacının banka hesabına 125.000,00 TL gönderdiği, bakiye payını ise ödemediği, gönderilen bu paranın da adi ortaklığın ve adi ortaklığın tasfiye edilmeye başlandığının delili olduğu' ileri sürülerek adi ortaklıkları bulunduğunun tespitine, taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, adi ortaklığın tasfiyesinden kaynaklanan davacının hissesine düşen alacağın tasfiye memuru tarafından hesaplanarak ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava görülmektedir. Mahkeme tarafından ise heyetimize rapor tanzim edilmesi görevi tevdi edilmiştir.Dosyaya mübrez karşılıklı taraf beyanları ile taraflarca dosyaya ibraz edilen belgeler tetkik edilmiştir. Tüm bu inceleme ve değerlendirmeler ışığında konuya ilişkin görüşlerimiz ve kanaatlerimiz her türlü hukuki değerlendirme ve nihai takdiri yargılama makamına ait olmak üzere halli gereken uyuşmazlık konularının: 1. Davacıların dava dışı .... Şti.'nde adi ortaklıklarının bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise fesih ve tasfiye koşularının bulunup bulunmadığı, 2. Davacıların tasfiye alacağı talep edip edemeyeceği, talep edebilecek ise miktarının, tespiti “noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu noktadan itibaren açıklamalarımıza tespit edilen hususların başlıklandırılmak suretiyle incelenmesi ile devam edilecektir. 1. Davacıların Dava Dışı .... Şti.'nde Adi Ortaklıklarının Bulunup Bulunmadığı, Bulunmakta İse Fesih ve Tasfiye Koşularının Bulunup Bulunmadığına İlişkin İnceleme: Adi ortaklık sözleşmesi, TBK m. 620/f.1'de tanımlanmıştır. Buna göre adi ortaklık, iki yahut daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca ulaşmak amacıyla birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Kanun hükmündeki ibaresinde yer alan “ve” bağlacı, “veya” olarak anlaşılmalıdır. Öte yandan bu husus, TBK m. 621/f.1 hükmü ile de açıkça çelişmektedir. Zira ilgili maddede her ortağın, para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak, ortaklığa bir katılım payı koymakla yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Hâl böyle olunca adi ortaklığın oluşumu için ortakların hem emek hem de mallarını birleştirme zorunluluğundan bahsedilmesi söz konusu değildir.TBK m. 620/f.1 hükmünde yer alan tanımdan da anlaşılacağı üzere adi ortaklık sözleşmesinin kurucu unsurları kişi, müşterek amaç, katılma payı ve sözleşme bağından ileri gelmektedir. i. Kişi Unsuru: Adi ortaklık bir kişi birliği olmakla birlikte, temel unsuru “kişi”dir. Bu sebeple kanun koyucu, adi ortaklığın oluşumu bakımından kişi unsuruna TBK m.620/f.1'deki tanımda “...kişinin..." sözcüğünü kullanarak açıkça yer vermiş olup; en az iki kişinin varlığını şart koşmuştur. Nitekim somut olayda da adi ortaklığın mevcudiyeti açısından davacı ve davalı olmak üzere iki kişi mevcut olduğundan kanunun aradığı kişi unsurunu sağladığı söylenebilecektir. ii. Müşterek Amaç Unsuru: Ortaklık ilişkisine katılan kişilerin müşterek bir amaç etrafında toplanmaları ve bu amaç uğrunda çaba sarf etmeleri (affectio Societatis) adi ortaklığın temel unsurudur. Gerçekten de, bir hukuksal ilişkinin adi ortaklık olarak kabul edilebilmesi için sözleşmede ortaklığa amaç olarak biçilen nihai hedefin bütün ortaklar bakımından müşterek olması şarttır.Somut ihtilafın müşterek amaç unsuru bakımından değerlendirilmesi neticesinde tarafların, Medcem şirketi tarafından kendilerine verilen işin yerine getirilmesi için çalışmalara başladıkları tarafların Ocak 2016 tarihinde ... Şti adına ,Tekirdağ İli, Marmara Ereğlisi İlçesi, sınırları içerisinde arazi kiralamış, ruhsat ve inşaat işlemleri, makine parkurunun kurulması ve kadro temini gibi hususların yerine getirerek işletmeyi faaliyete geçirmek suretiyle ortaklık ilişkisi içine girmek istedikleri anlaşılmaktadır. iii. Katılma Payı Unsuru: Adi ortaklıkta ortaklık için öngörülen müşterek amaca ulaşılabilmesi, her şeyden evvel ortakların birtakım değerleri ortaklığa tahsis etmelerine bağlıdır. Bu değerler, müşterek amaca ulaşılmasını sağlayacak en önemli araç durumundadır. Dolayısıyla her bir ortağın getirmeyi üstlenmek durumunda olduğu bu değerlere “katılma payı” adı verilir. Nitekim somut ihtilafta davacının yetkilisi olduğu davacı şirketin dosyaya mübrez 22.04.2016 tarihinde ... Bankası Şirinevler Şubesi'ne ait ... Kredi hesap numaralı 200.000,00 TL anapara tutarı + 40.868,46 TL + 2.043,28 TL BSMV Tutarı olmak üzere = 242.911,74 TL tutarındaki krediyi, ödeme planına uygun kabul ettiği, ... Bankası'nın, ... Şubesi'nden davacı .... Şti'ne 22.07.2016 tarihinde “Nakit Kredi Kullandırımı” açıklaması ile 200.000,00 TL'yi EFT yolu ile ödediği, davacı şirketin ....Bankası ... Şubesi'nden 25.07.2016 tarihinde dava dışı ...Şirketi'ne 185.000,00 TL "Analiz Yapı Test Teslimatı" açıklaması ile gönderdiği müşahede edilmektedir. Bu yönü ile somut ihtilafta katılma payı unsurunun da sağlandığı düşünülmektedir.iv. Sözleşme Bağı Unsuru:Adi ortaklık, onu oluşturan kişilerin iradelerine dayanan bir hukuki ilişkidir. Gerçekten de bir hukuksal bağın adi ortaklık olarak kabul edilebilmesi için, öncelikle tarafların ortaklık kurma niyetiyle hareket etmeleri gerekir. Öyle ki mali incelemeler başlığı altında da ifade edildiği üzere dava dışı ...Şirketi adına Tapu Kadastro İşlemleri, Valilik ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü İzinleri, Tedaş izinleri, Anıtlar Kurulu Yazışmaları, Kazılar, Harita Mühendislik İşleri, Plan Proje İşleri vb. işlerin takibi amacıyla Davacı ...'e Bakırköy ... Noterliği'nin 22.01.2016 tarih ... yevmiye numaralı ve Marmara Ereğlisi Noterliği'nin 08.02.2016 tarih ...yevmiye numaralı Düzenleme şeklindeki vekaletnamelerin verildiği ve anılan vekaletnameler mukabilinde davacı ... tarafından dava dışı şirket adına kiralama yapıldığı ve resmi, dairelerde işlemler yapıldığı, davacı ..... Şti ile Dava dışı ... Şirketi arasında finansman ilişkisinin bulunduğu, davacı Şirket tarafından dava dışı ... Şirketi'nin finanse edildiği görülmüştü. Hâl böyle olunca heyetimizde, taraflar arasında bir ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu görüş ve kanaati hasıl olmuştur. Sözleşme Bağının Oluşumu ve Şekil Sorununa İlişkin İnceleme: Adi ortaklık ilişkisinin temeli bir “sözleşme” olduğuna göre, sözleşmelerin oluşumuna ilişkin genel borçlar hukuku kuralları, adi ortaklık açısından da uygulama alanı bulur. Kanun koyucu, adi ortaklık sözleşmesinin geçerliliğini özel bir şekil şartına tabi tutmamıştır. Bu nedenle, TBK m. 12/f.1'de ifadesini bulan ve sözleşme özgürlüğü ilkesinin bir görünümü olan şekil serbestisi prensibi karşısında, adi ortaklık sözleşmesinin herhangi bir şekle bağlı olmaksızın, sözlü olarak da kurulabileceği; hatta bazen söze dahi gerek kalmadan zımni irade beyanıyla veya iradeyi ortaya koyan davranışlarla da oluşturulabileceği ifade edilmelidir,. Bununla birlikte, bazı istisnai hallerde ortaklık sözleşmesinin geçerliliği belirli bir şekle uyularak yapılmasına bağlı bulunabilir. Bunlardan ilki tarafların, sözleşmenin belirli bir şekilde yapılmasını şart kılmış olmaları haline (iradi şekil) ilişkindir. Bu halde ortaklık sözleşmesi kararlaştırılan şekilde yapılmadığı takdirde TBK m. 17/f.1 gereği geçersiz olur. Ortaklık sözleşmesinin belirli bir şekle uygun olarak yapılması zorunluluğuna ilişkin bir diğer husus, ortaklık sözleşmesinde geçerliliği kanunen şekle tabi bir taahhüt yer alıyorsa, ortaklık sözleşmesi de o şekle uyularak yapılmasına ilişkindir. Ezcümle, ortaklardan birinin katılma payı olarak ortaklık ilişkisine maliki bulunduğu bir taşınmazın mülkiyetini getirmeyi taahhüt etmesi halinde, mülkiyeti nakil borcu doğuran sözleşmeleri resmi şekle tâbi tutan TMK m. 706/f.1 hükmü uyarınca, ortaklık sözleşmesi de zorunlu olarak resmi şekilde yapılmak zorundadır.Dosya kapsamında; taraflar arasındaki ilişkide ortaklardan herhangi birinin katılma payı olarak ortaklık ilişkisine maliki bulunduğu bir taşınmazın mülkiyetini getirmeyi taahhüt etmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Bu yönü ile taraflar arasında yazılı bir sözleşme ilişkisinin bulunmaması adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığı yönünde bir ihtimali de gündeme getirmeyecektir. Tüm bu açıklamalardan sonuçla heyetimizce taraflar arasında TBK m. 620 hükmü uyarınca bir adi ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Şayet Mahkemece sayılan bu unsurlardan herhangi birinin sağlanmadığı kanaatinde olunması halinde taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığı ifade edilebilecektir. Bir kez daha ifade edelim ki nihai takdir ve kanaat tamamen ve münhasıran Mahkemeye aittir. Adi ortaklığın sona ermesi tasfiyesine ilişkin açıklamalarımız bir alt başlıkta ortaya konulmuştur. Adi Ortaklığın Sona Ermesine İlişkin İnceleme: Adi ortaklık sözleşmesinin sona erme sebepleri, TBK m. 639 ve 640 hükümlerinde düzenlenmiştir. TBK m. 639/ hükmü uyarınca;“Ortaklık, aşağıdaki durumlarda sona erer:1. Ortaklık sözleşmesinde öngörülen amacın gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız duruma gelmesiyle.2. Sözleşmede ortaklığın mirasçılarla sürdürülmesi konusunda bir hüküm yoksa, ortaklardan birinin ölmesiyle,3. Sözleşmede ortaklığın devam edeceğine ilişkin bir hüküm yoksa, bir ortağın kısıtlanması, iflası veya taşfiyedeki payının cebri icra yoluyla paraya çevrilmesiyle.4. Bütün ortakların oybirliğiyle karar vermesiyle.5. Ortaklık için kararlaştırılmış olan sürenin bitmesiyle.6. Ortaklık sözleşmesinde feshi bildirme hakkı saklı tutulmuş veya ortaklık belirsiz bir süre için ya da ortaklardan birinin ömrü boyunca kurulmuşsa, bir ortağın fesih bildiriminde bulunmasıyla.7. Haklı sebeplerin bulunması hâlinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkeme kararıyla” Dosyaya mübrez belgelerden T.C. Bakırköy .... Noterliği 30.09.2016 tarihli ... Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile dava dışı ... şirketinin % 67 hissesinin dava dışı ...'e devredildiği, T.C. Bakırköy .... Noterliği 20.06.2017 tarihli ... Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi uyarınca ise dava dışı ... şirketinin kalan % 33 hissesinin dava dışı ...'e devredildiği anlaşılmaktadır. Bu yönü ile gerek davacının gerekse de davalının adi ortaklık ilişkisini bir üçüncü kişiye devretmek suretiyle sona erdirdikleri anlaşılmaktadır. Bu kapsamda taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin TBK m. 639/b.1 uyarınca “ortaklık sözleşmesinde öngörülen amacın gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız duruma gelmesi sebebiyle sona erdiği” kanaatine varılmıştır. Hâl böyle olunca taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin TBK m. 642 ve TBK m. 643 uyarınca tasfiye edilmesi gerekir.2. Davacıların Tasfiye Alacağı Talep Edip Edemeyeceği, Talep Edebilecek İse Miktarına İlişkin İnceleme: TBK m. 642 uyarınca katılım payı olarak bir şeyin mülkiyetini koyan ortak, ortaklığın sona ermesi üzerine yapılacak tasfiye sonucunda, o şeyi olduğu gibi geri alamaz; ancak koyduğu katılım payına ne değer biçilmişse, o değeri isteyebilir. Ancak somut ihtilafta herhangi bir ortağın taşınmazı sermaye olarak koyması söz konusu değildir. Bu nedenle TBK m. 642 hükmünün somut ihtilafta uygulanma durumu söz konusu değildir.TBK m. 643 hükmüne göre ise ortaklığın borçları ödendikten ve ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazanç, ortaklar arasında paylaşılır.Bu kapsamda ilk olarak dava dışı şirketin tek pay sahibi olan davalı ...'un 50.000,00- TL' lik sermayeyi iade alacağı ifade edilmelidir. Somut ihtilafta evvelce de ifade edildiği üzere dava dışı ... şirketinin hisseleri toplamda 2.585.000,00 TL bedelle ...'e satıldığından ve dosya mündericatından ortaklığın herhangi bir borcunun veya ortaklık için yapılan giderlere rastlanmadığından dava dışı şirketin tek pay sahibi olan davalı ...'un 50.000,00-TL'lik sermayeyi iade almasının ardından kalan bedelin taraflar arasında paylaştırılması gerektiği düşünülmektedir. Bu kapsamda davacının ortaklığın tasfiyesinden kaynaklı alacağının (2.850.000,00-TL-50.000,00-TL/2) = 1.267.500,00-TL olduğu düşünülmektedir. Ancak davalı ... tarafından Davacı ...' e ... Bankası'ndan 125.000,00 TL ödediği hususu nazara alındığında bahse konu bedelin mahsubu neticesinde davacının ortaklığın tasfiyesinden olan alacağının 1.142.500,00- TL olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." şeklinde görüş belirtilmiştir. Davalı taraf istinaf dilekçesinde " davalı ... tarafından Davacı ...' e ... Bankası'ndan gönderilen 125.000,00 TL'nin adi ortaklık ile ilgisinin olmadığını,bu ödemenin .... plakalı aracın satış bedeli olduğunu" iddia etmiş ise de, ilgili banka dekontu incelendiğinde söz konusu paranın ... tarafından , 22.06.2017 tarihinde ...'in banka hesabına gönde- rildiği, dekontun "araç satış bedeli " veya "ortaklık tasfiye borcu vs " şeklinde bir açıklama içermediği görülmektedir. Ancak ... ile ... arasında yapıldığı anlaşılan dava dilekçesine ekli ... detaylarından, söz konusu ödemenin 20.06.2017 tarihli son hisse devrinden 2 gün sonra ( 22.06.2017 tarihinde) gerçekleştiği de gözetildiğinde , ... şirketinin devir bedeli kap- samında yapıldığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında,usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.

K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 78.044,18 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 19.083,45 TL harcın mahsubu ile bakiye 58.960,73 TL'nin istinaf eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15/10/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngereğireddinekabulüistanbulTicaritarihiŞirketdüşünüldü"davanın

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim