Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2024/2747
2024/2574
8 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/2747
KARAR NO: 2024/2574
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/07/2024
NUMARASI: 2024/693 D.İş - 2024/693 K
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ: 08/10/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İhtiyati haciz talep eden vekili dava dilekçesinde; 09.12.2022 tarihinde, borçluya ait mahalde , müvekkili kurumun kaçak ekipleri tarafından yapılan kontrolde "sayacın hafıza okumalarında yüksek frekans ile müdahale edilerek uyutulduğu ve kayıt yapmasının engellendiği tespit edilmiştir. Bu müdahale sonucunda tarihsaat bilgisinin geride kaldığı görülmüştür.Müdahale olmadığında doğru kayıt yapmaktadır "denilerek davalı hakkında ... nolu tutanağın düzenlendiğini, bu tutanak gereğince tahakkuk olunan 573.542,19 TL bedelli 23.12.2022 son ödeme tarihli fatura ödenmediğinden karşı taraf aleyhine icra takibine girişildiğini,kaçak elektrik kullandığı tespit edilen borçlu hakkında İstanbul CBS'na suç duyurusunda bulunduklarını, ifadesine başvurulan borçlunun Cumhuriyet Savcılığı'nca alınan 09.05.2024 tarihli ifadesinde "ben halen Beyoğlu'nde ikamet ederim. Bana okumuş olduğunuz her iki farklı tutanağa konu edilen iki farklı adreste bulunan dükkanlar bana aittir. Burada kaçak elektrik kullanımının ne şekilde yapıldığını bilmiyorum. Fakat tutulan tutanaklara ve tanzim edilen bilirkişi raporuna bir diyeceğim yoktur. Bilirkişi raporunda belirtilen 108.364,00 TL'yi 20.05.2024 tarihine kadar ödeyeceğim" dediğini, ancak söz konusu ödemeyi yapmadığını, ayrıca davalının bu borca ilişkin olarak İstanbul 12. ATM'de 2020/331 E. Sayılı dosya üzerinden menfi tespit davası açtığını, bu davada iki defa bilirkişi raporu alındığını, her iki raporda da , borçlunun EPTY'nin 42,44,45 ve 46. Md gereğince abonesiz ve sözleşmesiz olarak kaçak elektrik enerjisi kullandığı, bu nedenle 104.899,71 TL borç olduğunun be- lirtildiğini, sonuçta 06.06.2023 tarihinde menfi tespit davasının reddine karar verildiğini, davalı borç- lunun kaçak elektrik tüketiminden kaynaklanan borcunu ödememesi nedeniyle icra takibine girişil- diğini, borçlunun borca ilişkin bir ödeme, yapılandırma ve ifa işlemi bulunmayıp sessiz kaldığını, alacak miktarı yüksek ve borçlunun malvarlığını kaçırmasının muhtemel olduğunu beyanla, şimdilik 103.388,86 TL alacağı teminen borçlnun menkul ve gayrimenkul malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi'nce: " Eldeki davada taraflar arasındaki ilişkinin nitelendirilmesi ve davacının hakkının bulunup bulunmadığı, kaçak elektrik kullanımının olup olmadığı , davacı tarafından ya- pılan hesaplamanın yerinde olup olmadığı yargılamayı gerektirir mahiyettedir.Bu hususun tarafların tüm delilleri toplanıp değerlendirildikten sonra ortaya konulması gerekmektedir. Bu aşamada ihtiyati haciz koşul- ları oluşmamıştır " denilerek "İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE" karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu: Karar ihtiyati haciz talep eden tarafından istinaf edilmiştir. İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde; borçlunun kaçak elektrik kullanı- mının tespitine dair usulen düzenlenen ... nolu tutanağın dosyaya sunulduğunu, ayrıca suç duyurusunda bulunduklarını , bu kapsamda Cumhuriyet Savcısı tarafından bilirkişi raporu alındığını ve ifadesine başvurulan borçlunun 09.05.2024 tarihli ifadesinde"Bilirkişi raporunda belirtilen 108.364,00 TL'yi 20.05.2024 tarihine kadar ödeyeceğim" dediğini, bu soruşturma evrakı ile ilgili olarak borçlu hak- kında İstanbul 41. Asliye CM'de 2024/325 E. Sayılı dosya üzerinden karşılıksız yararlanma suçundan kamu davası açıldığını, borcun ödenmemesi nedeniyle borçlu aleyhine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden takibe girişildiğini, borçlunun mal kaçıracağına dair ciddi duyumlar alındığını, ihtiyati haciz yönünden haklılığın ortaya konulduğunu, alacağın rehin ile temin edilmediğini, icra takibinin kesinleşmesi beklenildiği takdirde kaçak elektrik bedelinin tahsilinin tehlikeye gireceğini, Yargıtay 3HD'nin 25.03.2024 tarih 2024/83 E., 2024/1218 K. Nolu ilamında "kaçak elektrik kullanıldığının tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk olunan faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden alacağın ve 2004 sayılı İİK'nun 257vd maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının oluştuğu kanaatine varan mah- kemenin ölçülülük ilkesine uygun düşecek ölçüde ihtiyati haciz kararı verebileceği"ne hükmedildiğini beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dosya içeriğine göre; ihtiyati haciz talep eden kaçak elektrik kullanım bedelinin tahsili talebiyle borçlu aleyhine icra takibine girişmiş, alacağını güvence altına almak amacıyla değişik iş yoluyla ihtiyati haciz talep etmiştir. Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre, bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluş- madığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı noktasındadır. 2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”, Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi; “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içer- mektedir. Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çer- çevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Söz- leşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı ver- miştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin müm- kün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulu- nandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlen- memesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getiril- memekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar. "Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tara- fından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E- 2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). İhtiyati haciz talep edenin istinaf dilekçesinde atıf yaptığı Yargıtay 3. Hukuk Dairesi' nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek sure- tiyle "kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik ener- jisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite daya- narak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapıla- bilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörül- düğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerek- tiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapı- lan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden,alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahke- menin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceği" belirtmiştir. Sonuçta; her talebin somut olayın özelliği, ibraz olunan deliller ve tüm dosya kapsa- mına göre değerlendirileceği gerçeği, mahkeme ve hakim önüne getirilen tüm uyuşmazlıklar için geçerlidir. Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağından, koşulların bulunması halinde "ölçülülük ilkesi" de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahke- menin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğu hususu yukarıda açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta; kaçak kullanım türü ve yerinin niteliği, süresi, hesaplamada esas alınacak diğer unsurlar yönünden ispat yükünün davacı üzerinde olduğu noktasında duraksama yoktur. ihtiyati haciz talep eden ... alacağını yaklaşık ispat noktasında; kaçak tespit tutanaklarına, bu tutanağa dayanarak yaptığı tahakkuk ve faturalara, kaçak kullanımını gösterir video kayıtlarına dayanmaktadır. 1. Alacağın dayanağını oluşturan 09.12.2022 tarihli ... nolu tutanağın ... çalışanları tarafından, davalı borçlunun kullanımında bulunan "... Mah, ... Cad No:... İstanbul" adresinde otel olarak faaliyet gösteren iş yerinde "sayacın hafıza okumalarında yüksek frekans ile müdahale edilerek uyutulduğu ve kayıt yapmasının engellendiği tespit edilmiştir. Bu müdahale sonucunda tarih-saat bilgisinin geride kaldığı görülmüştür. Müdahale olmadığında doğru kayıt yapmaktadır " tespitiyle borçlu hakkında ... nolu tutanağın düzenlendiğini, bu tutanak gereğince tahakkuk olunan 573.542,19 TL bedelli 23.12.2022 son ödeme tarihli fatura ödenmediğinden bahisle borçlu aleyhine icra takibine girişildiği, ayrıca karşılıksız yararlanma suçunu işlediğinden bahisle 28.10.2022 ve 09.12.2022 tarihli tutanaklar kapsamında İstanbul CBS'na suç duyurusunda bulunulduğu , beya- nına başvurulan borçlunun Cumhuriyet Savcısı huzurunda alınan 09.05.2024 tarihli ifadesinde "ben halen Beyoğlu'nda ikamet ederim. Bana okumuş olduğunuz her iki farklı tutanağa konu edilen iki farklı adreste bulunan dükkanlar bana aittir. Burada kaçak elektrik kullanımının ne şekilde yapıldığını bilmiyorum. Fakat tutulan tutanaklara ve tanzim edilen bilirkişi raporuna bir diyeceğim yoktur. Bilirkişi raporunda belirtilen 108.364,00 TL'yi 20.05.2024 tarihine kadar ödeyeceğim. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum "şeklinde buyanda bulunduğu anlaşılmıştır. 2. Dava konusu tutanak kapsamında borçlu adına tahakkuk olunan fatura 23.12.2022 son ödeme tarihli 573.542,19 Tl olup alacaklı vekili bu faturaya ilişkin olarak şimdilik 103388,86 TL 'lik alacak itibariyle ihtiyati haciz talep etmektedir. 3. İcra dosyası ve ceza yargılamasına ilişkin bilgi /belge sunulmamıştır. İlgili dosyalar Uyap ortamından da bağlı dosya olarak görünmemektedir. Bu nedenle dosya içeriği görülememiş, borçluya ödeme emrinin tebliğ edilip edilmediği, itiraz dilekçesi sunulup sunulmadığı ve varsa itirazın içeriği denetlenememiştir. 4. Menfi tespit davasına ilişkin karar ilamı da dosyaya sunulmamıştır. Özellikle borçlunun Cumhuriyet Savcısı huzurunda alınan 09.05.2024 tarihli ifadesinde yer alan "Bilirkişi raporunda belirtilen 108.364,00 TL'yi 20.05.2024 tarihine kadar ödeyeceğim." şeklindeki beyanı ve dosya içeriği göz önüne alındığında , davacının alacağı yönünden yaklaşık ispatın sağlandığı, alacağın muaccel olduğu ve rehin ile temin edilmediği gözetildiğinde taleple bağlı kalınarak 103.388,86 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken ihtiyati haciz talebinin reddi isabetsiz olmuştur. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda maddi vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında usul ve yasaya aykırılık tespit edilmekle, ihtiyati haciz talep eden/davacının istinaf başvurusunun kabulüne, tespit edilen eksiklik yargılama gerektirmediğinden HMK 353/1-b-2 md gereğince, aşağıdaki şekilde yeniden karar vermek gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; İhtiyati haciz talep eden /davacının istinaf talebinin kabulüne, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince karar kaldırılarak yeniden esas hakkında; 1- İhtiyati haciz talep eden ...'ın kabulüne, borçlunun 103.388,86 TL tutarındaki alacağın yeterli taşınır ve taşınmaz malları ile 3.kişilerdeki, hak ve alacakları üzerine ihtiyati haiz konulmasına, Takdir olunan %15 oranındaki (15.508,32 TL) teminatın ilk derece mahkemesine tahsiline, 2- Alınması gereken 416,70 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına, 3- Yapılan yargılama giderinin istinaf edenin taraf üzerinde bırakılmasına, 4- Karşı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT gereği 7.500,00 TL vekalet ücretinin talep edenden alınarak karşı taraf vekiline verilmesine, 5- Artan avansın karar kesin olmakla, yatıran taraflara iadesine, İstinaf İncelemesi İle İlgili Olarak; Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, Davacının istinaf sebebiyle yapmış olduğu 232,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15