Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2024/2550
2024/2535
3 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/2550
KARAR NO: 2024/2535
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/08/2024
NUMARASI: 2024/324 E - 2024/366 K
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ: 03/10/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İhtiyati tedbir talep eden vekili dilekçesinde özetle; Borçlu ile alacaklı arasında 27.05.2021 tarihinde bir İş Ortaklığı Sözleşmesi'nin imzalandığını, sözleşme ile ...’un sahip olduğu 18.03.2016 tarihli, ... numaralı Maden İşletme Ruhsatına sahip Samsun ili sınırları içerisinde toplam 594,9 hektar alana sahip demir cevheri maden sahasının ilk işletmeye alınması, işletme için gerekli makine ve ekipmanın temini, %60-62 tenörde demir cevherinin maden sahasından istihsali ve satışının 600.000 Metrik Ton miktarına ulaşılıncaya kadar işletilmesi işi için ... ve ... arasında her birinin %50 paya sahip olduğu bir adi ortaklık kurulduğunu, ..., Sözleşme m. 9.1(a) uyarınca 600.000 Metrik Ton miktarında, %60-62 tenörlü demir cevherinin sahadan istihsal edilmesi işini üstlendiğini, sözleşme m. 9.1(c)’de ...’un madenin işletmeye alınabilmesi için gereken makine ekipmanı sözleşme’nin imzasından itibaren 4 ay içinde temin ederek sahada çalışmaya başlayacağının düzenlendiğini, ... ise Sözleşme m. 9.2 tahtında maden sahasının işletilmesini teminen kullanılacak olan makine ekipmanın bedeli için yatırım sermayesi ihtiyacını karşılamak üzere yatırım sermayesini sağlamayı üstlendiğini, sözleşme m. 6 doğrultusunda maden sahasının sözleşmenin imzalanmasından itibaren 4 ay içerisinde ... tarafından işletmeye açılacağı kararlaştırılmış olsa da maden sahası ile ilgili alacaklının sonradan öğrenmiş olduğu hukuki engeller nedeniyle maden sahası, işletmeye süresi içerisinde alınamadığını, kamu kurumları tarafından Samsun ili, Çarşamba ilçesi, ... Köyü mevkinde bulunan sahanın doğal sit alanı sınırlarında kaldığına dair hukuken tartışmalı görüş verildiği ve bu görüş doğrultusunda orman izninin alınamadığı sonradan öğrenildiğini, bu hukuki engellere ilişkin sonradan alacaklı tarafından bazı bilgilerin edinildiğini, sonrasında alacaklı tarafa izin belgesinde belirtilen hususların yerine getirilip getirilmediğine ilişkin herhangi bir bilgi verilmediğini, bir bildirimde bulunulması için beklendiğini, fakat bu süreçte kendisine bir bildirimde bulunulmadığı gibi ...'un saha için başka bir şirket ile görüşmelere başladığının öğrenildiğini, 03.06.2024 tarihindeki alacaklının işyerinde yapılan toplantı sonrasında, toplantıda anlaşılanın aksine ...'un işbirliğinde bulunmaması üzerine ... ile olan sürecin devam ettiği duyumu alan alacaklının öncelikle 8 Haziran 2024 tarihinde Beyoğlu ... Noterliği’nden muhatap ...’e keşide ettiği ... yevmiye numaralı ihtarname ile Sözleşme m. 9/1(a) uyarınca, maden sahasının Sözleşme süresi boyunca her ne nam altında olursa olsun Ortaklık dışında hiçbir üçüncü kişi tarafından işletilemeyeceğini veya sahada herhangi bir madencilik faaliyetinin icra edilemeyeceğini, maden sahasının bütün işletme haklarının münhasıran Ortaklık’a tahsis edildiğini bildirerek ... ile hukuka aykırı olarak yürütülen sürecin derhal sonlandırılmasını ihtar ettiğini, ... tarafından tarafımıza dönüş yapılmadığını, alacaklının her şeye rağmen Sözleşme’yi ayakta tutma gayreti ve tüm iyi niyetiyle muhatap ...’a 12 Haziran 2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameyi Beyoğlu ... Noterliği’nden keşide ederek ...’u ifaya davet ettiğini, ... ise 4 Temmuz 2024 tarih ve ... yevmiye numaralı Kadıköy ... Noterliği’nden keşide ettiği ihtarname ile alacaklının yükümlülüklerini yerine getirmediğinden ve bu nedenle sözleşmenin amacının gerçekleştirilmesinin imkansız hale geldiği yönündeki gerçekten uzak, mantıksal ve hukuki dayanaktan yoksun iddialarını gerekçe göstererek sözleşmeyi “haklı nedenle” feshettiğini ihbar ettiğini, sözleşmenin geçerliliğini sürdürdüğünü, ... temerrüt halinde olup alacaklı tarafından aynen ifa ve gecikme tazminatı talep edileceğini, tahkim yargılaması öncesi sayın mahkemenizden ihtiyati tedbir talep etmemiz hmk hükümlerine uygun olup tahkim anlaşmasına da aykırılık teşkil etmemekte olduğunu, ihtiyati tedbirin şartları oluşmuş olup ihtiyati tedbir kararı verilmeden önce karşı tarafın dinlenmesine ve alacaklı tarafından teminat gösterilmesine de ihtiyaç bulunmadığına ileri sürerek ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile Davalıya ait 18.03.2016 tarihli ve ... sayılı Maden İşletme Ruhsatının üçüncü kişilere devrinin ihtiyati tedbiren engellenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından; "İhtiyati tedbir talep dilekçesi ekinde sureti sunulan 27/05/2021 tarihli İş Ortaklığı Sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin taraflarından ...'a ait Maden Sahasının işletilmesinde işbirliği yapılması ve gelirinin paylaştırılması hususunda akdedildiği belirlenmiştir. Taraflar arasında akdedilen sözleşme, yine talep dilekçesi ekinde sunulan ihtarnameler ve sair belgeler birlikte incelendiğinde, tedbir talep eden, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında alacaklarının tahsili ve karşı tarafın temerrüte düştüğünden bahisle gecikme zararlarının tazmini ile karşı tarafın sözleşmesel yükümlülüklerinin ifası hususlarında menfaatlerinin korunması için karşı tarafa ait olan maden ruhsatının üçüncü kişilere devrinin önlenmesine ilişkin tedbir talep edildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında akdedilen sözleşme maden ruhsatının devri hususunda değil, açıkça karşı tarafa ait maden sahasının işletilmesi neticesinde gelir paylaşımına ilişkin olup, bu kapsamda taraflar arasında uyuşmazlık alacak ve tazminat taleplerine ilişkin olup, maden ruhsatı, aidiyeti, devri hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Bu durumda HMK'nın 389. Maddesi gereği uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinden ve taraflar arasındaki sözleşme kapsamında maden ruhsatı/devri hususu uyuşmazlık konusu olmadığından davalıya ait 18.03.2016 tarihli ve 201500194 sayılı Maden İşletme Ruhsatının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için maden ruhsatı hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. " gerekçeleriyle 1-18.03.2016 tarihli ve ... sayılı Maden İşletme Ruhsatının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için maden ruhsatı hakkında ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir. Karara karşı ihtiyati tedbir talep eden tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; ihtiyati tedbir koşumlarının oluştuğunu, tedbir talebinin uyuşmazlık konusu hakkında olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Talep, taraflar arasındaki 27.05.2021 tarihinde bir İş Ortaklığı Sözleşmesi'ne dayalı Maden İşletme Ruhsatının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir taleplerine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 389/1. Maddesi, "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Somut olayda; taraflar arasında imzalanan iş ortaklığı sözleşmesi kapsamında sözleşme gereklerinin taraflarca yerine getirilip getirilmediğinin ancak yargılama sırasında belirleneceği, aleyhine tebpit istenin ifaya yanaşmadığı ve saha için üçüncü kişilerle görüştüğü noktasında yaklaşık ispatın sağlanamadığı anlaşılmakla mahkemece verilen karar isabetli bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda usule aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 03/10/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15