Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2024/2598
2024/2482
1 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/2598
KARAR NO: 2024/2482
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 24/07/2024
NUMARASI: 2024/651 E
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 01/10/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafın "... Esenyurt-İstanbul" adresinde ticari iş yaptığını,elektrik aboneliğine ilişkin sözleşmesinin bulunduğunu, mahallinde yapılan kontrollerde "harici hat çekmek suretiyle kaçak elektrik kullanıldığı" tespit olunmakla buna ilişkin olarak 06.02.2024 tarih ve ... seri nolu Kaçak /Usulsüz Elektrik Kullanım Tespiti Tutanağı düzenlendiğini, tutanak gereğince 16.02.2024 son ödeme tarihli 571.595,72 TL ve 663.317,64 TL bedelli faturaların düzenlendiğini, söz konusu faturalar son ödeme tarihinde ödenmediğinden , davalı taraf aleyhine .... Sayılı dosyası üzerinden takibe girişildiğini, davalıların itirazı nedeniyle takibin durduğunu, alacak muaccel olup rehin ile temin edilmediğini, dosyaya ibraz olunan deliller ile yaklaşık ispatın sağlandığını beyanla; Tensiple beraber, öncelikle 717.318,36 TL fatura alacağının tamamı yönünden , mahkeme aksi kanaatte ise ,ölçülülük ilkesi gereğince borçlunun mal varlığının ihtiyaten haczine, Yargılama sonunda:borçluların .... sayılı dosya üzerinden takibine girişilen borca vaki itirazlarının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren borçluların % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkumiyetlerine, mahkeme masrafı ile ücret-i vekaletin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nce 24.07.2024 tarihinde, "Alacağın kesin varlığının tespitinin yargılamayı gerektirdiği, fatura tek taraflı bir belge olduğundan tek başına bir alacağın varlığını ve borcun ödenmediğini yaklaşık ispata elverişli olmadığı, davaya konu kaçak elektrik kullanım iddiası ve bu kullanımdan kaynaklanan bir borcun bulunup bulunmadığı hususunun delil ve belgeler ispat edilmesi gerektiği, talep eden vekili tarafından fatura ve tek taraflı düzenlenen kaçak elektrik tutanak örnekleri dışında herhangi bir delilin ibraz edilmediği, bu nedenle muaccel bir alacağın varlığı hususunun yaklaşık olarak ispat edilemediği" gerekçesiyle "İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE "karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: Ara karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Somut olay bazında ,İstanbul BAM 3. HD'nin kararlarında belirtilen "yaklaşık ispat " koşullarının sağlandığını, kaçak elektrik tutanağı, fotoğraf, video kayıtları, faturaların dosyaya sunulduğunu, Yargıtay 3. HD'nin 2024/83 E., 2024/1218 k. Nolu kararında belirtilen "ölçülülük ilkesi " gözetilerek ihtiyati hacze karar verilebileceğini beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir.İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Davada, asıl talep İİK 67 maddesine dayalı itirazın iptaline ilişkin olup , davacı vekili alacağı güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz talep etmiştir. Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre, bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluş- madığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı noktasındadır. 2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”,Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içer- mektedir. Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çer- çevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Sözleşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı ver- miştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin müm- kün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulu- nandan teminat alınması öngörülmüştür.Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade Tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar." Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tara- fından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Davacının istinaf dilekçesinde atıf yaptığı Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elek- trik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketi- minin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yön- temlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir. Sonuçta; her talebin somut olayın özelliği, ibraz olunan deliller ve tüm dosya kapsa- mına göre değerlendirileceği gerçeği, mahkeme ve hakim önüne getirilen tüm uyuşmazlıklar için geçerli olup sadece eldeki ihtiyati haciz kararına mahsus bir durum değildir. Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağından, koşulların bulunması halinde "ölçülülük ilkesi" de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır. Somut uyuşmazlıkta; ihtiyati haciz talep eden ... alacağını yaklaşık ispat nokta- sında, kaçak tespit tutanaklarına, bu tutanağa dayanarak yaptığı tahakkuk ve faturalara, kaçak kullanı- mını gösterir video ve fotoğraflara, icra dosyasına dayanmaktadır. Davacı tarafından sunulan kaçak tespit tutanağı, fatura ve video kayıtlarının takdiri delil niteliğinde olduğu, kaçak kullanım türü ve yerinin niteliği, süresi, hesaplamada esas alınacak diğer unsurlar yönünden ispat yükünün davacı üzerinde olduğu noktasında duraksama yoktur. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahke- menin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğu hususu yukarıda açıklanmıştır. 1.Elektrik dağıtım şirketi olan ... çalışanları tarafından ,davalı şirketin, cafe ola- rak faaliyet gösteren "...Esenyurt-İstanbul" adresindeki iş yerinde 06.02.2024 tarihinde yapılan denetimlerde;"harici hat çekmek suretiyle kaçak elektrik kullanıldığı" gerekçesiyle davalı şirket adına ... seri nolu Kaçak /Usulsüz Elektrik Kullanım Tespiti Tuta- nağı düzenlendiği, tutanakta davalı tarafın mahalde hazır bulunduğu, ancak imzadan imtina edildiğine dair açıklamaya yer verildiği, ayrıca harici hatta bağlı cihazların listesinin yapıldığı, 2. İş bu tutanak gereğince davalı şirket adına 16.02.2024 son ödeme tarihli 571.595,72 TL ve 663.317,64 TL bedelli faturaların düzenlendiği, söz konusu faturaların son ödeme tarihinde ödenmediğinden bahisle davalı şirket ile yetkilisi olduğu iddia olunan ...aleyhine ... Sayılı dosyası üzerinden takibe girişildiği, 3.Davalı borçluları temsilen vekillerinin icra dosyasına ibraz ettiği dilekçede: " Borçlu olarak gözüktüğümüz icra dosyasında, alacaklı gözüken tarafa borcumuz bulunmamaktadır. Alacaklı gözüken hukuki olarak karşılığı olmayan, tek taraflı başlatmışsa da işbu takibi başlatmışsa da böyle bir durum söz konusu olmadığından hukuki dayanaktan yoksun takibin de izahı bulunmamaktadır. Bundan sebeple açıkça borca, makbuza, sözleşmenin tamamına, faize, faiz oranlarına ve fer'ilerine ödeme emrinde geçen tüm ala- caklara itiraz ediyoruz. keza, müvekkilin alacaklıya doğmuş veya doğacak herhangi bir borcu da bulunma- maktadır. sair hususlar yargılamayı gerektirmektedir. keyfi olarak faiz talebinde bulunulmuş olup faize de açıkça itiraz etmekteyiz." denilerek itiraz edildiği , icra müdürlüğü'nce takip durdurulduğundan itirazın iptali talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır 4. Dava dilekçesi ile tensip tutanağı davalı tarafa tebliğ edilmiş isede , davalılar davaya cevap vermemiştir. 5. Dosya ön inceleme aşamasında olup henüz duruşma yapılmamış, bilirkişi raporu alınmamıştır. Somut olayda, -Davalı şirketin tutanakta belirtilen adreste harici hat çekmek vasıtasıyla kaçak elektrik kullandığı hususu dosyaya ibraz olunan tutanak, video görüntüleri, kaçak tahakkuku , faturalar vs tüm dosya içeriği ile yaklaşık olarak ispatlanmıştır. Alacak haksız fiil niteliği arz eden kaçak kullanım bedeline ilişkin olup kaçak kullanımın tespiti tarihinde muaccel olmuştur. Ayrıca alacak rehin ile temin edilmediğinden davalı şirket yönünden İİK 257. Maddesinde düzenlene ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu değerlendirilmiştir. -Diğer davalı durumundaki Abdullah Balkaş'ın sorumluluğu Borçlar Kanunu'nun 41 ve Türk Medeni Kanunu'nun 50/3.maddesi hükmüne dayalı olup kaçak tespitinin yapıldığı tarihte şirketin yönetici ortağı olup olmadığı, sorumluluğunun doğup doğmadığı hususu yargılamaya muhtaç olduğundan adı geçen davalı yönünden ihtiyati haciz koşullarını oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Hal böyle olunca, mahkemece davalı şirket yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile talebin tümden reddi isabetsiz olmuştur. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince verilen kararda maddi vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında usul ve yasaya aykırılık tespit edilmekle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, tespit edilen eksiklik yargılama gerektirmediğinden HMK 353/1-b-2 md gereğince, esasa ilişkin olarak yeniden aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf talebinin kabulü ile istinafa konu karar HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden talep hakkında;1.Davalı .... Şti. Yönünden İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN KABULÜNE, borçlu şirketin asıl alacak miktarı olan 717.318,36 TL tutarın- daki alacağa yeter miktardaki taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine İHTİYATİ HACİZ TESİSİNE, Takdir olunan %15 oranındaki (107.597,75 TL) teminatın ilk derece mahkemesince tahsiline ,2. Davalı ... yönünden İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE,3.Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,, 4.Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin esas kararla birlikte mahkemesince değerlendirilmesine 5.İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.01/10/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15