Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2024/2406
2024/2399
26 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/2406
KARAR NO: 2024/2399
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/07/2024
NUMARASI: 2024/268 E - 2024/268 K
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ: 26/09/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İhtiyati Haciz isteyen vekili 03/07/2024 tarihli dilekçede özetle; Müvekkili ekiplerince 12.06.2024 tarihinde yapılan kaçak elektrik tüketimi tespitinde, davalı tarafın işletmesinde olan adrese ilişkin EPTHY madde 42/1(c) bendi uyarınca ilgili kullanım yerinde sayaç ölçü sistemine müdahale ederek sayacın eksik ölçüm yapması suretiyle kaçak elektrik tüketimi yapıldığı tespit edilerek ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı tanzim edildiğini, EPTHY mevzuatı kapsamında 543.903,90 -TL bedelli kaçak elektrik tüketim faturası tahakkuk ettirildiğini, 03.07.2024 tarihinde İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin henüz tebliğe çıkarılmadığını, müvekkili yetkilerince video kaydı alındığını, video kaydında davalı tarafın kaçak elektrik kullanımı ve kurmuş olduğu harici hat düzeneği açıkça gözükmekte olduğunu, 2024 tarihli güncel İstinaf ve Yargıtay kararlarında kaçak elektrik tüketiminden kaynaklı fatura alacaklarının, dosya sunulan kaçak görüntüleri, video kayıtları ve mükerrer tutanaklar ile yaklaşık ispatın sağladığından bahisle ihtiyati haciz talebinin kabul edilebileceğine ilişkin güncel kararları sunduklarını, müvekkil şirketin kamu hizmetinin ifasını ve alacağını tahsil etmesini engellemekte ve aynı zamanda kamu zararı oluşmasına neden olmakta olduğunu, somut olayda, ihtiyati haciz şartlarını taşıdığının kabulü ile borçlunun mallarını kaçırma ihtimali, alacağın sürüncemede kalmaması ve açılan icra takibinin sonuçsuz kalmaması açısından borçlunun menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İİK’ da ihtiyati haciz için aranan koşullar sağlanmış olduğunu belirterek borçluların söz konusu takipteki borca yeter miktardaki menkul, gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi ve menkullerin muhafazası için öncelikle teminatsız olarak, mahkeme aksi kanaatte ise de mahkemece takdir edilecek olan teminatın yatırılması karşılığında ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. İDM tarafından 05.07.2024 tarihli karar ile "Talep eden tarafından, dosyaya sunulan fatura, kaçak elektrik tespit tutanağı, ve video kayıtları dikkate alındığında, İİK 258 kapsamında kanaat verici delil niteliğinde olduğunun kabulü ile beliren durum karşısında, İİK.md.257 de öngörülen ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu anlaşıldığından %15 teminat mukabilinde ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçeleriyle 1-İhtiyati haciz talebinin 543.903,90 TL bedel üzerinden % 15 (81.585,58 TL) oranındaki teminatla KABULÜ ile borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarından borcu karşılayacak miktarı üzerine İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA, 2-Takdir olunun orandaki teminat nakdi ya da banka teminat mektubu-ile karşılandığında/yatırıldığında, Karar suretinin infazı için İstanbul Adalet Komisyonu Başkanlığının 20/06/2017 tarih ve ... muh sayılı yazısı gereğince İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına gönderilmesine 3-İİK.md.261/1 uyarınca kararın 10 gün içinde infaz edilmemesi durumunda, ihtiyati haciz kararının kalkmış sayılmasına, karar verilmiştir. Bu karar karı tarafın itirazı üzerine duruşmalı yapılan inceleme sonunda 24.07.2024 tarihli ek kararla "İİK'nun 50. maddesi ile yetkili mahkemenin belirlenmesinde HMK hükümlerine atıfta bulunulmuştur. Karara dayanak teşkil eden husus kaçak elektrik kullanım iddiasından kaynaklanmakta olup haksız fiil hükümleri uygulanması gerektiği, bu nedenle davacının yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğu anlaşılmakla yetkiye yönelik itirazların reddine karar vermek gerekmiştir, yine karşı taraf borcu bulunmadığına uyuşmazlığa konu ceza bedelinin tek taraflı hukuksuz işlem ile kesildiğine yönelik itiraz nedenlerinin ihtiyati hacze itiraz sebeplerinde sayılmadığı ve işin esasına yönelik olduğu, menfi tespit ya da istirdat davasının konusunu teşkil edebileceği ve dava aşamasında dinlenebileceği, İİK. 265. maddesinde sayılan itiraz nedenlerinden olmadığı, ihtiyati hacze itiraz aşamasında değerlendirilemeyeceği istikrarlı Yargıtay kararlarında da vurgulandığı, teminatın 6100 sayılı HMK 87. Maddesi, İİK 259. Madde hükümleri vd maddeleri göz önüne alındığında talep edilen alacak miktarı da göz önüne alındığında herhangi bir usule aykırılık saptanmadığı" gerekçeleriyle itirazın reddine karar verilmiştir. Karara karşı aleyhine tedbir istenen tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Aleyhine tedbir istenen vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; dosyaya mübrez BAM kararlarındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Yargıtay kararında; ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için somut olayın özelliklerinin dikkate alınması, ölçülülük ilkesine uygun düşmesi ve kararda bahsi geçen Elektrik Piyasası Tüketici Hizmet Yönetmeliğinin 43. Maddesinde belirtilen usule riayet edilmesinin arandığını, mahkemenin ihtiyati haciz kararı vermeye yetkili olmadığını, yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin ihtiyatî haczin talep edildiği tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, hal böyle iken yetkili mahkemenin, müvekkil şirketin yerleşim yeri olan Bakırköy Mahkemeleri olduğunu, İstanbul ... İcra Dairesinde açtığı ... E. Sayılı takip dosyasına da yetki itirazlarını sunduklarını, talep edenin alacağa dayanak olarak gösterdiği ceza faturası, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmet Yönetmeliği M.42/1-C kapsamında kaçak kullanım yapıldığı iddiasıyla kesildiğini, ilgili M.42/1-C hükümde ''c) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken....'' denilmek suretiyle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine atıfta bulunulduğunu, bu haliyle talep edenin işlemi yapabilmesi için taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunması ve sözleşmeye göre işlem tesis edilmesi gerektiğini, arada sözleşme ilişkisinin bulunmaması halleri ilgili maddenin başka fıkralarında ayrıca düzenlendiğini, talep eden ile müvekkil arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, talep edenin sözleşmenin tarafı olmadığını, kesilen ceza faturasının, sözleşmeye dayalı olup uyuşmazlık, haksız fiilden kaynaklanmadığını, ihtiyati haciz kararı verilmesi için aranan şartların oluşmadığını, kararın dayandırıldığı sebeplere itiraz etiklerini, İhtiyati haciz kararı verilebilmesi aranan şartlar somut olay özelinde değerlendirilmesi ve alacağın varlığı usul ve yasaya uygun delillerle ispatlanması gerektiğini, her şeyden öte, gerçek ve muaccel bir alacağın bulunmasının ihtiyati haciz kararı verilmesi için temel şart olduğunu, mahkemece alacağın varlığını; yalnıza talep edenin tek taraflı olarak düzenlenen tutanağa dayalı faturadan kabul edilerek ihtiyati haciz kararı verildiğini, talep edilebilir, gerçek ve muaccel bir alacak olmadığını, uyuşmazlığa konu ceza bedelini, talep edenin tek taraflı hukuksuz işlemi ile kesildiğini, müvekkili şirketin, hiçbir zaman kaçak elektrik kullanmadığı gibi, elektrik panolarına da müdahalesi olmadığını, panoların atölyeden uzakta ortak alanda bulunduğunu, müvekkili şirketin panolara müdahale imkan ve kabiliyeti olmadığını, ekte sunulan faturalardan anlaşılacağı üzere müvekkilinin elektrik faturalarının olağan şekilde arttığını, fatura bedellerinde olağan dışı bir azalış olmadığı gibi kullanılan elektrik enerjisinde de olağan dışı bir değişim olmadığını, teminatın yetersiz olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Talep, kaçak elektrik faturalarının tahsili talebiyle başlatılan takip nedeniyle ihtiyati haciz talebine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık; ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar." Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Güncel Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir.Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tarihinde muaccel olacağı nedeniyle koşulları bulunması halinde ölçülülük ilkeleri de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır. Somut uyuşmazlıkta, ihtiyati haciz talep eden elektrik dağıtım şirketi olan alacaklının kaçak tespit tutanaklarına dayanarak yaptığı hesaplama kapsamında tahakkuk eden fatura alacağına dayalı talepte bulunmaktadır. Sunulan kaçak tespit tutanağı, hesap bülteni gibi belgelerin takdiri delil niteliğinde olduğu, gerek kaçak kullanım gerekse süre, gerekse alacağın miktarı yönünden ispat yükünün talep eden üzerinde olduğu noktasında duraksama yoktur. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğunun yukarıda açıklandığı, bu haliyle takibe konu alacağın miktar olarak varlığının yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği, gelinen aşamada takip konusu alacağın yaklaşık olarak ispatlanamadığını kabul zorunludur. Yukarıda yer verilen Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında esasen aynı ilkeler benimsenmiş olup somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğinin belirtilmiş olduğu, talep eden tarafından alacağın varlığını "yaklaşık ispat"a elverişli başkaca delil sunulmamış olduğu, uyuşmazlık konusu kaçak kullanım ve kullanım sonucu tahakkuk edecek miktarın yargılamaya muhtaç olduğu açıktır. Borçlunun kaçak kullanım yaptığının kabulü halinde dahi talep edilen alacak miktarının tek taraflı düzenlenen belgelere dayalı olması nedeniyle yargılama sonunda belirlenecektir.Borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yarar iddia ve delil de sunmadığı anlaşılmaktadır.Şu halde, İİK 257. vd maddeleri gereği ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı gözetilerek talebin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, aleyhine tedbir istenenin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1-b-2 md gereğince ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak yeniden itiraz hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Aleyhine ihtiyati haciz talep edilenin istinaf talebinin kabulü ile, ihtiyati hacze itirazın reddine dair 24.07.2024 tarihli ek kararın HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak, yeniden; 2-Davalının ihtiyati hacze itirazının kabulü ile, ihtiyati hacze ilişkin 05.07.2024 tarihli ara kararın Kaldırılmasına, "Davacının İhtiyati Haciz Talebinin Reddine", -Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, -Yapılan yargılama giderinin talep eden taraf üzerinde bırakılmasına, -Karşı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT gereği 4.700,00 TL vekalet ücretinin talep edenden alınarak karşı taraf vekiline verilmesine, -Artan avansın karar kesin olmakla, yatıran taraflara iadesine, İstinaf İncelemesi İle İlgili Olarak; Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, Karşı tarafın istinaf sebebiyle yapmış olduğu 248,00 TL istinaf yargılama giderinin talep edenden alınarak karşı tarafa verilmesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.26/09/2024
AZLIK OYU Dava, kaçak elektrik kullanımı nedeniyle tahakkuk eden faturalara dayalı başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece ihtiyati haciz talebi kabul edilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlan- madığı noktasındadır. 2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”, Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi; “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içermektedir. Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Söz leşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş ol- ması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tara- fın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade Tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar. " Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir (Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir. Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tarihinde muaccel olacağı nedeniyle koşulları bulunması halinde ölçülülük ilkeleri de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır. Somut uyuşmazlıkta; Elektrik dağıtım şirketi olan ... kaçak tespit tutanaklarına dayanarak yaptığı hesaplama kapsamında tahakkuk eden fatura alacağına dayalı talepte bulunmaktadır. 1-... ekiplerince yapılan kontroller sonucu, karşı tarafın işletmekte olduğu tekstil binasında bulunan elektrik tesisatında EPDK Tüketici hizmetleri yönetmeliği 42/1-c bendine göre sayaç ölçü sistemine müdahale edilerek sayacın eksik ölçüm yapmasına sebebiyet vererek elektrik enerjisi tükettiği tesbit edilmekle ... nolu kaçak tespit tutanaklarının düzenlendiği, 2- Davacı tarafından sunulan kaçak tespit tutanakları borçlu veye temsilcisinin huzu runda düzenlenmiş, tutanak altına " imzadan imtina" açıklaması yazılmıştır. Sonuçta bu tutanağa dayalı tutanak ve faturaların, video görüntüsü ve uzman görüşünün takdiri delil niteliğinde olduğu, gerek kaçak kullanım türü ve yerinin niteliği, süresi, hesaplamada esas alınacak diğer unsurların ispat yükünün davacı üzerinde olduğu noktasında duraksama yoktur. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahke- menin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğu hususu yukarıda açıklanmış olup takiplere konu alacağın varlığı ve miktarının yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği de tartışmasızdır. Ancak, borçlu şirketin aboneliği kapsamında tesisatta bulunan sayacın korunması ile yükümlü olduğu, dosya kapsamına göre borçlu tarafın kullanımında bulunan sayaç ölçü sistemine müdahale edilerek sayacın eksik ölçüm yapmasına sebebiyet verildiği, harici hat ile kaçak elektrik kullanıldığına dair fotoğraf kayıtları vs hususlar gözetildiğinde eldeki davada yaklaşık ispatın sağlandığı, alacağın muaccel olup faturanın son ödeme tarihinde ödenmediği ve rehin ile temin edilmediği gözetildiğinde ihtiyati haciz koşullarının oluştuğu kanaatinde olmam nedeniyle sayın çoğunluğun gerekçe ve görüşüne katılmamaktayım.26/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15