SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 3. HD 2023/2423 E. 2024/232 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/2423

Karar No

2024/232

Karar Tarihi

25 Ocak 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/2423

KARAR NO : 2024/232

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/02/2023

NUMARASI : 2015/594 E - 2023/164 K

DAVANIN KONUSU: Alacak

KARAR TARİHİ: 25/01/2024

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; adi ortaklık ilişkisinden kaynaklanan kanuni yükümlülüklerin, davalılar tarafından değişik şekillerle ihlal edilmesi sonucunda müvekkili şirketin ve adi ortaklığın uğradığı zararların tazmini talebiyle bu davanın ikame edildiğini, davalılardan bazılarının adi ortaklığın yöneticisi konumunda (yönetici ortaklar ..., ..., ... ve ... olup birlikte "Türk Ortaklar" olarak anılacaklarını) olduğunu, diğerlerinin ise yönetici ortaklar ile müşterek menfaatleri doğrultusunda birlikte ve işbirliği içerisinde hareket eden davalılar olduğunu.(...Ticaret ve A.Ş., ..., ... A.Ş.) ... Ekim 2003 tarihinde Bahreyn'de kurulduğunu, İthmaar, Nisan 2010'da bir başka Bahreyn bankası olan .... ile birleştiğini, İthmaar, bu birleşme ile Shamil'in malvarlığını, tüm hak ve yükümlülükleri ile devraldığını,.... ise, 2008 yılı başlarında tamamen ithmaar mülkiyetinde ve Kuveyt'le kurulmuş olan bir özel işlem şirketi olduğunu, Verity, her bir Proje Şirketi*nde hisse sahibi olduğunu, bu şirket, adi ortaklık ilişkisine taraf olmadığından işbu davada davacı sıfatını taşımadığını, sadece, adi ortaklığın ortağı konumundaki davacı ...'ın bünyesinde yer alan bir kuruluş olduğunu,davalı ..., T.C. vatandaşı olup diğer davalı Üçgen şirketinin hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu,davalı ..., T.C. vatandaşı olup ...Ltd.Şti. hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, aynı zamanda ...'nın damadı olduğunu,davalı ..., T.C. vatandaşı olup ...'nın ve ...nın iş ortağı olduğunu,... A.Ş., Aralık 2007\le kurulmuş bir şirket olduğunu, bu şirketin yönetim kurulu başkanı ve müdürü ... olduğunu, diğer müdürlerin ise ... ve ... olduğunu, ... A.Ş., aracılık faaliyetinde bulunan ... vasıtasıyla Şubat 2007 tarihinde ... İle tanıştırılan. 1947 yılında kurulmuş bir Türk şirketi olduğunu,..., T.C. vatandaşı olup ...'nın eşi olduğunu,... A.Ş., Mart 2013 tarihinde ... tarafından kurulmuş bir Türk anonim şirketi olduğunu,... A.Ş., müvekkili şirket ve Türk ortakların yatırım yapmak hususunda mutabık kaldığı gayrimenkulleri satın almak ve geliştirmek amacı ile Mayıs 2007'de kurulmuş bir Türk anonim şirketi olduğunu,... A.Ş., müvekkili şirket ve Türk ortakların yatırım yapmak hususunda mutabık kalacağı gayrimenkulleri satın almak ve geliştirmek amacı ile Aralık 2007'de kurulmuş bir anonim şirketi olduğunu,...A.Ş., müvekkili şirket ve Türk ortakların yatırım yapmak hususunda mutabık kaldığı gayrimenkulleri satın almak ve geliştirmek amacı ile Ağustos 2007'de kurulmuş bir Türk anonim şirket olduğunu, ... A.Ş, müvekkili şirket ve Türk ortakların yatırım yapmak hususunda mutabık kaldığı gayrimenkulleri satın almak ve geliştirmek amacı ile Kasım 2007'de kurulmuş bir Türk anonim şirket olduğunu,müvekkili şirketin, Nisan 2007'de Türk ortaklar ile Türkiye'de gayrimenkul projeleri inşa etmek üzere uygun olan gayrimenkulleri belirlemek, satın almak, geliştirmek ve inşa edilecek gayrimenkullerin üçüncü kişilere satılması suretiyle kar elde etmek amacı ile bir adi ortaklık kurduğunu, taraflar, uygun gayrimenkullerin satın alınması ve geliştirilmesi için gerekli olan kuruluş sermayesinin çoğunluğunun müvekkili şirket tarafından sağlanacağı hususunda mutabık kaldıklarını, müvekkili şirket mali konularda destek sağlamayı kabul ettiğini, ayrıca, uygun gayrimenkullerin belirlenmesi, geliştirilmesi ve satışı hususlarından da Türk ortakların sorumlu olacağı hususunda adi ortaklığın taraflarınca mutabık kalındığını, müvekkili şirket,in Türk ortakların tarafından satın alınması ve proje olarak geliştirilmesi uygun olduğu belirtilen gayrimenkul projelerine adi ortaklık ilişkisi süresince yaklaşık olarak 90.000.000,00- USD yatırım yaptığını, Türk ortakların ve ilişkili tarafları müvekkili şirket tarafından yapılan yatırım sayesinde kar elde ettiklerini, Türk ortakların tarafından tavsiye edilen projelerden hiçbirinin müvekkili şirkete kar getirmediğini ve sonuç olarak müvekkili şirketin yatırımının tamamının zayi olduğunu, proje şirketlerinin tamamının teknik iflas halinde olduğunu, müvekkili şirket alacaklı üçüncü kişilerin menfaatleri için icra ve İflas Kanunu uyarınca iflası gerçekleştirmek üzere girişimde bulunmaya zorladığını,Türk ortaklar, ortak sıfatları gereği olan borç vc yükümlülüklerini ihlal etmek suretiyle dilekçede belirtilen eylemleri gerçekleştirdiğini, bu eylemler dolayısıyla ihlal edilen yükümlülükler, Türk ortaklar bakımından, özellikle, adi ortaklıkta ortakların sadakat borcunu düzenleyen, eski Borçlar Kanunu ("eBK'nun 526. ve onun karşılığını teşkil eden yeni Türk Borçlar Kanunu ("TBK'nun 626. maddesi hükümleri ile özen borcuna ilişkin TBK m. 528 ve m. 530/f.l (TBK m. 62.8 ve m. 630/f.l) hükümleri olduğunu,Türk ortakların, proje şirketlerinin kendileriyle (ve ilişkili taraflarla) kredi sözleşmeleri ve fon transferleri yapmasını sağladığını ve bu vesile ile proje şirketlerine ait gayrimenkullerin ve nakdin kendi (ve ilişkili tarafların) menfaatleri doğrultusunda Adi Ortaklık ve müvekkili şirketin zararına olarak kasten elden çıkarılmasına neden olduğunu,Türk ortakların, uzun bir süre boyunca tamamı müvekkili şirketten gizlenen, kendilerine ve ilişkili taraflara sağlanan çok sayıda kredi aracılığıyla proje şirketlerinden milyonlarca dolar kullandıklarını ve müvekkili şirketin bilgisi bu kredilerin hiçbirinin geri ödenmemiş olduğu yönünde olduğunu,Türk ortaklar, müvekkili şirketin bilgisi olmaksızın Beylikdüzü ve Orhanlının kendilerine, ilişkili taraflara ve Belek'e toplamı 40.000.000,00- USD'yi aşan yüzlerce ödeme yapmasını sağladığını, Türk ortaklar, her bir ödemeyi müvekkili şirket onayının gerekeceği yetki sınırının altında kalmasını (birçok durumda da hemen altında) sağlayarak müvekkili şirketten gizlediklerini, bu şekilde Türk ortaklar işbu iki Proje Şirketinden aynı gün içinde tekrar eden çoklu ödemeler ile yüz binlerce dolar çıkardıklarını, Belek'e yapılan ödemeler, diğer Proje Şirketleri'nden ve adi ortaklıktan Belek aracılığıyla Türk ortakların kendilerine ve ilişkili taraflara para transferine dair daha geniş bir planın parçası olduğumu, bir kısım inşaat şirketlerine ... ve ...) gerçekleştirilen ödemeler de bu planın bir parçasını teşkil ettiğini,Türk ortakların, Belek'in müvekkili şirketten gizlenen sözleşmeler tahtında kendileri veya ilişkili kişilerin sahibi veya bağlantılı olduğu inşaat şirketleri ile milyon dolarlar değerinde sözleşmeler akdetmesini sağladığını, bu sözleşmeler için hiçbir ticari gerekçe olmadığını, Belek projesinde hiçbir inşaat yapılmamış olması da bunun açık kanıtı olduğunu,Türk ortakların, hukuka aykırı bir şekilde kendi (ve kendileri ile bağlantılı diğer kişilerin menfaatlerini) menfaatlerini adi ortaklık ve müvekkili şirketin menfaatinden üstün tutan işlemlere giriştiklerini,Türk ortakların, müvekkili şirket ile daha öncesinde böyle bir teminat işlemi yapılmayacağı hususunda mutabakat sağlanmış olmasına rağmen kredi temini karşılığında ağır teminatlar vermesine sebep olmak suretiyle Belek'in alacaklıları olarak kendi ve ilişkili tarafların menfaatlerini üstün tuttuklarını, kredilerin (ve ilişkili teminatların) varlığı müvekkili şirketten gizlendiğini, bu şekilde, kendi ve ilişkili tarafların menfaatleri Adi Ortaklık ve müvekkili şirketin menfaatinden üstün tutulduğunu, Belek borçlarını ödeyemez hale geldikten sonra Türk ortaklar müvekkili şirkete bildirimde bulunmaksızın Belek aleyhine icra takiplerine başladıklarını, ...'da da olduğu üzere, müvekkili şirketin, kendisinin sağladığı finansman sayesinde satın alınan Belek proje arazisinin büyük bir bölümünün elden yitirilmesine neden olan cebri icra satışı ile ilgili olarak son derece sınırlı şekilde bilgilendirildiğini, Türk ortaklar, diğer Proje Şirketleri'ndcn Belek'e milyon dolarlar aktardığını, bu fonlar yukarıda anlatılan plan dahilinde Belek'ten Türk ortakların kendilerine ve ilişkili taraflara aktarıldığını, bu planın bir sonucu olarak Türk ortaklar ve ilişkili kişiler adi ortaklığın uğradığı zararlardan kendilerini korumuş olsalar da (aslında işlemlerden kar elde etmişlerdir) müvekkili şirket tarafından adi ortaklığa yatırım olarak sağlanan on milyonlarca dolar kaybedilmiş ve/veya halihazırda teknik olarak iflas halinde olan Belek aracılığı ile Türk ortaklar tarafından elden çıkartıldığını, Söz konusu adi ortaklık ilişkisinin oluştuğu, davalılardan Bekay tarafından kendi internet sitesinde kamuoyunu duyurulmuş ve internet sitesinde adi ortaklık kapsamında yürütülen projelerin detaylarına yer verildiğini,14 Ocak 2008 tarihinde ..., gönderdiği e-posta mesajında adi ortaklığın varlığını sabit kılan bir taslak anlaşma sunduğunu ve bu anlaşmada adi ortaklığın kapsamına ilişkin bilgileri sağladığını, söz konusu e-posta mesajında ... taslak anlaşmaya dair "iletideki işbirliğimizi tanımlamak adına hazırlamaya çalıştım" beyanında bulunduğunu,müvekkili şirket ve Türk ortaklardan bir kısmı, ortaklık anlaşmasının hükümlerini görüşmek üzere 20 Ocak 2008 tarihinde Bahreyn'de toplandığını ve gündemde olan her bir projeye dair ayrıntılı görüşmeler gerçekleştirildiğini,adi ortaklığın tarafları, Mayıs 2007'den itibaren adi ortaklığın nihai amacına ulaşmasını sağlamak amacıyla, Türk ortakların tavsiyeleri doğrultusunda proje şirketleri vasıtası ile gayrimenkul projeleri belirlediğini, projeler için gerekli arazileri satın alarak geliştirmeye başlandığını,davalıların, adi ortaklık ilişkisinden kaynaklanan yükümlülüklerini sürekli ve bilinçli olarak ihlal etmeleri sonucunda, müvekkili şirket tarafından Beşiktaş 3. Noterliği aracılığı ile 1 Ağustos 2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini ve Türk ortaklara adi ortaklık kapsamındaki ihlallerini ortadan kaldırmaları; aksi takdirde adi ortaklığın amacının imkansız hale gelmesi nedeniyle sona ermiş sayılacağının bildirildiğini, bu ihtara karşılık, ... dışındaki davalılar tarafından çeşitli tarihlerde neredeyse birebir aynı içerikte cevabi ihtarname1er gönderildiğini,Türk ortakların, adi ortaklığın devamı süresince adi ortaklığı ve müvekkili şirketi Türkiye'deki çıkarlarından yoksun bırakmak adına gizlice anlaştığı birçok kişi ve şirketi müvekkili şirket ile tanıştırdığını, Türk ortaklar ile ilişkili taraflar, kendi kişisel kazançları uğruna masrafları adi ortaklık ve müvekkili şirket tarafından karşılanmak suretiyle itibarsız işlere giriştiklerini, bu faaliyetler müvekkili şirketin itibarını zedelediğini,Türk ortakların hukuka aykırı ve hatalı davranışları vc adi ortaklık nezdinde gerçekleştirdikleri ihlalleri neticesinde oluşan zararları gidermek için hiçbir adım atmamaları sonucunda müvekkili şirket Eylül 2014'te Adi ortaklığın şeklen münfesih olduğunu kabullenmek durumunda kaldığını ve bu durumu Türk ortaklara bildirdiğini,...şirketinin içi Türk Ortakların davranışları neticesinde tamamen boşaltıldığını, bu operasyon neticesinde... arazisini icra ihalesinden satın alan şirketin ise ... ve ...ın yakın ilişki içinde oldukları SBK şirketi olduğunu, ...'nın SBK ile beraber adi ortaklık zararına hareket ettiğini, (İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... R. Sayılı dosyası) icra takibinden kaynaklanan alacağının 2.000.000,- TL'lik kısmını 31 Ekim 2013 tarihinde SBK'ya temlik etmesinden anlaşıldığını, ... proje arazisinin yitirilmesine neden olan cebri icra satışı SBK'nın temlik aldığı fiktif alacaklara dayandığını,nitekim SBK ile Türk Ortakların adi ortaklık aleyhine ortak hareket etme niyeti ... yönetim kurulu üyesi olan ... sebebiyle de anlaşıldığını, zira ...'ın kartvizitinde SBK'nın adresi ve unvanı yer aldığını, buna ilaveten ...'ın halihazırda hissedarı olduğu ... Limited Şirketimde ("...") ise ... eski hissedar olduğunu,SBK'nın aynı zamanda Beylikdüzü arazisini satın alan ve halihazırda bütün borçlarını ödememiş ve ödememek niyetinde olan Noil ile de bağı bulunduğunu. SBK'nın kurucu ve tek ortağı olan Sezgin Baran Korkmaz, aynı zamanda Noil'in genel müdürü ve imza yetkilisi olduğunu.Türk Ortakların Beylikdüzü ve Orhanlı tarafından yetki limiti aşılmadan ..., ..., .... Beylikdüzü ve Belek alıcılarına 138 adet 6.400.00,00.-TL tutarında ödemeler yapıldığını, bunların özellikle müvekkili şirketin atamış olduğu yönetim kurulu üyesinin onayını almadan işlem yaptıkları ve bu işlemleri müvekkili şirketten gizlediklerini,Türk Ortakların Gebze, ... şirketleri ile inşaat sözleşmeleri imzaladığını, ... şirketleri ile yapılan sözleşme kapsamında ... şirketine 1.100.000,-USD ve ... şirketine 3.000.000,- USD avans ödemeleri kararlaştırıldığını ancak bu iki sözleşmenin ihale yoluyla sonlandırıldığını, ancak avans ödemlerinin yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa iade edilip edilmediği hususunda müvekkili şirketin herhangi bir bilgisinin olmadığını, bu sözleşmeleri müvekkili şirketin bilgisi dışında sadece Türk Ortakların imzaladığını,proje şirketleri ile Belek arasında birçok keyfi para transferleri ve işlemler olduğunu ve daha sonra Türk Ortaklar ve ilişkili oldukları kişiler tarafından Belek'in içinin boşaltıldığını neticesinde Belek, karşılanması imkansız çok ağır bir finansal borç yükü altına sokulduğunu, şirketin teknik olarak iflas halinde olmasına neden olunduğunu; bunun sonucunda da, adi ortaklığın ve müvekkili şirketin menfaatleri, Türk Ortakların yukarıda anlatılan faaliyetleri sonucunda ağır bir şekilde zarar gördüğünü Adi ortaklığın amacının gerçekleşmesinin imkansız hale gelmiş olması dolayısıyla TBK m 639/b.l hükmü uyarınca sona ermiş olduğunun tespitine, Beylikdüzü'nde ikinci bir arazi satın alınması ve banka kredisi teminatlandırılmasının hatalı bir şekilde yapılandırılması ve kabulünün açıkça hem TBK m. 628 ve TBK m. 630/f.1 hemde TBK m. 630/f.l'in atfıyla uygulanacak olan TBK m. 506/f.2 uyanınca özen borcuna aykırılık teşkil etmesi sebebiyle;banka kredisi ve teminat işlemleri için yapılan masraf ve söz konusu kredi için ödenen faizin adi ortaklığın uğradığı asgari zarar olduğunu, belirtilen yükümlülüğün ihlaline ilişkin fazlaya dair hakları saklı tutulmak kaydıyla, iş bu dava tarihi itibariyle Türk Ortakların sebep olduğu maddi zararın toplam tutarı olan 3.789.300,00.-TL'nin davalı Türk Ortaklardan müteselsilen tahsiline,satın alınan arazinin rayiç değerinin adi ortaklığın işbu arazi için ödemiş olduğu tutardan düşüklüğü nispetinde adi ortaklığın zarara uğradığının sabit olduğunu, bu durumun, hem TBK m. 626 ve hem de TBK m. 630/f.1 in atfıyla uygulanacak olan TBK m. 506/f.2 uyarınca açıkça sadakat borcuna aykırılık teşkil ettiğini, dava tarihi itibariyle olası maddi zararların davacı tarafça belirlenmesi ve hesaplanmasının mümkün olmadığını ve ancak mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile belirlenebileceğini, davanın bu kısmını belirsiz alacak davası olarak açılmakla olduğunu, işbu yükümlülüğün ihlali dolayısı ile fazlaya dair haklarını saklı tutarak, müvekkili şirketin tespit edilecek maddi zararının en az 10.000,- TL lik kısmının davalı Türk Ortaklardan müteselsilen tahsiline,dava dilekçesinde anlatılan, hatalı proje seçimi kararının hem TBK m. 628 ve TBK m. 630/f.1 hem de TBK m. 630/f.1'in atfıyla uygulanacak olan TBK m. 506/f.2 uyarınca özen borcuna açıkça aykırılık teşkil ettiğini, adi ortaklığın zararı, Beylikdüzü projesinin ilk planlandığı şekliyle alışveriş merkezi, konut, ofis ve otelden oluşan karma bir yapı kompleksi olarak inşa edilmesi halinde elde edeceği gelir ile projede konsept değişikliğine gidilip, sonuçta Noil vc Otomobil'e blok satış yoluyla satılmasından elde edilen toplam gelir arasındaki farktan ibaret olduğunu, bu duruma konu olacak maddi zarar tutarının davacı tarafça kesin olarak belirlenmesi ve hesaplanması mümkün olmadığını, bu nedenle mahkemece bilirkişi atanarak işbu hususun belirlenmesi ve hesaplanmasını talep ettiklerini, bu nedenle, davanın bu kısmı belirsiz alacak davası olarak açılmakta olduğunu, müvekkili şirketin işbu sarih ihlal dolayısı ile uğradığı zararına karşılık olarak fazlaya dair hakların saklı tutmak kaydıyla, en az 10.000,-TL'lik kısmının davalı Türk Ortaklardan müteselsilen tahsiline,dava dilekçesinde anlatılan, Türk Ortaklarca müvekkili şirketin haberi veya onayı olmadan ve hangi ticari amaca hizmet ettiği ve adi ortaklığa ne gibi bir fayda sağladığı bilinmeyen Otomobil adlı şirketin ibra edilmesi işleminin hem TBK m. 626 ve hem de TBK m. 630/f.l'in atfıyla uygulanacak olan TBK m. 506./f.2 uyarınca açıkça sadakat borcuna aykırılık teşkil etmesi sebebiyle adi ortaklığın zararı, işbu ibra işlemi hiç yapılmamış olsaydı ortaklık malvarlığının bulunacağı durum ile ibra işlemi sonrasındaki durumu arasındaki farktan ibaret olduğunu, bu da ibra konusu gecikme faizi vc cezai şart borçlarının toplam tutarına denk geldiğini, işbu duruma özellikle konu olacak maddi zarar tutarının davacı tarafça kesin olarak belirlenmesi ve hesaplanması mümkün olmadığını, mahkemece bilirkişi atanarak işbu hususun belirlenmesi ve hesaplanmasını talep ettiklerini, bu nedenle, davanın bu kısmı belirsiz alacak davası olarak açılmakta olduğunu, işbu sarih ihlale karşılık olmak üzere, müvekkili şirketin uğradığı zararın en az 1.000,- TL'lik kısmının davalı Türk Ortaklardan müteselsilen tahsiline,dava dilekçesinde anlatılan, hatalı nakit akış modeli açıkça hem TBK m. 628 ve TBK m. 630/f l, hem de TBK m. 630/f. 1 ym atfıyla uygulanacak olan TBK m. 506/f.2 uyarınca özen borcuna aykırılık teşkil ettiğini, adi ortaklığın zararı, asgari olarak işbu proje için yapılan toplam yatırım ile projedeki bağımsız bölümlerin 4. yılın sonu itibariyle satışı sonucunda elde edilmiş olan gelir arasındaki farktan ibaret olduğunu, işbu duruma konu olacak maddi zarar tutarının davacı tarafça kesin olarak belirlenmesi ve hesaplanması mümkün olmadığını, mahkemece bilirkişi atanarak işbu hususun belirlenmesi ve hesaplanmasını talep ettiklerini, bu nedenle, davanın işbu kısmı belirsiz alacak davası olarak açılmakta olduğunu, işbu sarih ihlale karşılık olmak üzere, müvekkili şirketin uğradığı zararın en az 10.000,00.-TL'lik kısmının işbu yükümlülüğün ihlaline ilişkin fazlaya dair haklarını saklı tutmak kaydıyla, davalı Türk Ortaklardan müteselsilen tahsiline,Üçgen'e arazi alımı için ödenen bedelin arazinin alım tarihindeki gerçek rayiç değerinden fazlalığı nispetinde adi ortaklık, Türk Ortaklar ve Üçgen tarafından zarara uğratıldığını, işbu durum, hem TBK m. 626 ve hem de TBK m. 630/f.1 in atfıyla uygulanacak olan TBK m. 506/f.2 uyarınca açıkça sadakat borcuna aykırılık teşkil ettiğini, işbu duruma konu olacak maddi zarar tutarının davacı tarafça kesin olarak belirlenmesi ve hesaplanmasının mümkün olmadığını, mahkemece bilirkişi atanarak işbu hususun belirlenmesi ve hesaplanmasını talep eliklerini, bu nedenle, davanın işbu kısmı belirsiz alacak davası olarak açılmakta olduğunu, işbu sarih ihlale karşılık olmak üzere, müvekkili şirketin uğradığı zararın en az 10.000,- TL'lik kısmının davalı Türk Ortaklardan ve onlarla çıkar ve işbirliği içerisinde hareket eden Üçgen'deı müteselsilen tahsiline,dava dilekçesinde anlatılan, adi ortaklığa satılan Bektu proje arazisinin hatalı seçimi dolayısıyla hiçbir kazanç elde edilemediğini, işbu arazinin adi ortaklık malvarlığından çıkmasına sebep olunduğunu, açıkça hem TBK m. 628 vc TBK m. 630/f I , hem de TBK m. 630/f.I'in atfıyla uygulanacak olan TBK m. 506/f.2 uyarınca özen borcuna aykırılık teşkil etmesi sebebiyle adi ortaklığın zararı;Bektu arazisinin satın alınmasına dair yanlış tavsiyede bulunulması dolayısıyla işbu proje için yapılan toplam yatırım maliyeti ile proje arazisinin alım tarihindeki gerçek rayiç değeri arasındaki farktan ibaret olduğunu, Bektu'nun ticari defterlerine erişiminin olmadığını, bu sebeple işbu duruma konu olası maddi zarar tutarının davacı tarafça kesin olarak belirlenmesi ve hesaplanmasının mümkün olmadığını, mahkemece bilirkişi atanarak işbu hususun belirlenmesini ve hesaplanmasını talep etliklerini, bu nedenle, davanın bu kısmı belirsiz alacak davası olarak açılmakta olduğunu, işbu sarih ihlale karşılık olmak üzere, müvekkili şirketin uğradığı zararın en az 10.000,00- TL lik kısmının davalı Türk Ortaklardan müteselsilen tahsiline,Bektu arazisinin adi ortaklık malvarlığından çıkmasına kasten sebebiyet verilmesi dolayısıyla proje arazisinin cebri satış tarihindeki piyasa rayiç bedeli (yaklaşık 16.000.000,- TL) ile işbu araziyi cebri satış yoluyla satın alanın ödemiş olduğu satış bedeli (8.000.000,- TL) arasındaki farktan ibaret olduğunu, işbu durumun, hem TBK m. 626 ve hem de TÖK m. 630/f.l'in atfıyla uygulanacak olan TBK in. 506/f.2 uyarınca açıkça sadakat borcuna aykırılık teşkil etmekle olduğunu, bu nedenle, 8 000.000,- TL'nin işbu sarih ihlale ilişkin fazlaya dair haklarını saklı tutmak kaydıyla davalı Türk Ortaklar ile onlarla çıkar ve işbirliği içerisinde hareket eden SBK'dan müteselsilen tahsiline.dava dilekçesinde anlatılan, Türk Ortakların Belek projesini geliştirmek için arazi satın alımına uygun strateji ve mali planlamayı geliştirip uygulamamaları ve sonrasında işbu arazinin adi ortaklığın mal varlığından çıkmasına sebep olduğunu, bu durum açıkça hem TBK m. 628 ve TBK m. 630/f.l hem de TBK m. 630/f.1 in atfıyla uygulanacak olan TBK m. 506/f.2 çerçevesinde özen borcuna aykırılık teşkil etmesi sebebiyle adi ortaklığın uğramış olduğu zararın asgari olarak,Belek arazisinin satın alınması hususunda yanlış bir strateji uygulanması dolayısıyla işbu proje için yapılan toplam yatırım tutan ile proje arazisinin alım tarihindeki gerçek rayiç değeri arasındaki farktan ibaret olduğunu, davacı tarafça Belek'in ticari defterlerine erişme imkanı bulunmadığını ve işbu duruma özellikle konu olacak maddi zarar tutarının davacı tarafça kesin olarak belirlenmesi ve hesaplanması mümkün olmadığını, mahkemece bilirkişi atanarak işbu hususun belirlenmesi ve hesaplanmasını talep ettiklerini, bu nedenle, davanın bu kısmı belirsiz alacak davası olarak açılmakta olduğunu, işbu sarih ihlale karşılık olmak üzere, müvekkili şirketin uğradığı zararın en az 10.000,- TL'lik kısmının davalı Türk Ortaklardan müteselsilen tahsiline,Belek arazisinin adi ortaklık malvarlığından kasten çıkartılması dolayısıyla proje arazisinin cebri satış tarihindeki piyasa rayiç bedeli (yaklaşık 104.658.831.60,- TL) ile işbu araziyi cebri satış yoluyla salın alanın ödemiş olduğu satış bedeli (52.350.915.80,- TL) arasındaki farktan ibaret olduğunu, işbu durum, hem TBK m. 626 ve hem de TBK m. 630/f.1'in atfıyla uygulanacak olan TBK m. 506/f.2 uyarınca açıkça sadakat borcuna aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle, 52.307.915,80- TL'nin işbu sarih ihlale ilişkin fazlaya dair haklarını saklı tutmak kaydıyla Davalı Türk Ortaklardan müteselsilen tahsiline,dava dilekçesinde anlatılan, Türk Ortakların, kendileriyle menfaat bağı bulunan ilişkili taraflarla el birliği içinde ve kötü niyetle müvekkili şirketin haberi veya onayı olmadan, hatta müvekkili şirketin açıkça itirazı bulunmasına ve durumu Türk Ortaklara ihtar etmesine rağmen Beylikdüzü arazilerinin satılması işlemlerinin açıkça hem TBK m. 626 ve hem de TBK m. 630/f.l'in atfıyla uygulanacak olan TBK m. 506/f.2 anlamında sadakat borcuna aykırılık teşkil ettiğini, bu sebeple Noil toplu satışlarından tahsil edilemeyen tutar adi ortaklığın zararını teşkil ettiğini, Noil ile Türk Ortaklar arasındaki muvazaanın tespiti ile bu iki tarafın gerçekleştirmiş oldukları muvazaalı işlemler sonucu müvekkili şirketin uğradığı maddi zarar tutarının davacı tarafça kesin olarak belirlenmesi ve hesaplanması mümkün olmadığını, mahkemece bilirkişi atanarak işbu hususun belirlenmesi ve hesaplanmasını talep ettiklerini, bu nedenle, davanın işbu kısmı belirsiz alacak davası olarak açılmakta olduğunu, işbu sarih ihlale karşılık olmak üzere, müvekkili şirketin uğradığı zararın en az 10.000,- TL'lik kısmının işbu yükümlülüğün ihlaline ilişkin müvekkilinin fazlaya dair haklarını saklı tutmak kaydıyla, davalı Türk Ortaklardan müteselsilen tahsiline,dava dilekçesinde anlatılan, Türk Ortaklarca müvekkili şirketin haberi veya onayı olmadan, ticari sebep ve gayesi açıklanamayacak şekilde (dolaylı ve doğrudan) fonların şahsen kullanımları açıkça hem TBK m. 626 ve hem de TBK m. 630/fTin atfıyla uygulanacak olan TBK m. 506/f.2 uyarınca sadakat borcuna aykırılık teşkil ettiğini, bu sebeple adi ortaklığın zararı, işbu fonlar harcanılmamış olsaydı adi ortaklık malvarlığının bulunacağı durum ile fonların harcanılmasından sonra oluşan durum arasındaki farktan ibaret olduğumu, söz konusu harcamaların toplamı 654.000,00- Avro, 405.000,00- TL ve 3.319.812,00- USD olduğunu, işbu tutarların adi ortaklığa geri ödenip ödenmediği davacı tarafça tespit edilemediğini, dolayısıyla, mahkemece bilirkişi atanarak işbu hususun tespit edilmesini talep ettiklerini, bu nedenle, davamızın bu kısmı belirsiz alacak davası olarak açılmakta olup işbu sarih ihlale karşılık olmak üzere, müvekkili şirketin uğradığı zararın cn az 10.000,00- TL'lik kısmının davalı Türk Ortaklardan müteselsilen tahsiline,dava dilekçesinde anlatılan, Türk Ortaklarca müvekkili şirketin haberi veya onayı olmadan, ticari sebep ve gayesi açıklanamayan vc imza limitlerinin özellikle aşılmamasına dikkat edilerek yapılan ödemelerin açıkça hem TBK m. 626 ve hem de TBK m. 630/f.1 'in atfıyla uygulanacak olan TBK m. 506/f.2 anlamında sadakat borcuna aykırılık teşkil ettiğini, bu sebeple adi ortaklığın zararı, bu ödemeler hiç yapılmamış olsaydı adi ortaklığın malvarlığının bulunacağı durum ile ödemeler sonrasındaki durumu arasındaki farktan ibaret olduğunu, hali hazırda sahip oldukları bilgiye göre, Türk Ortaklar Beylikdüzü'nün toplamda 3.931.453,- TL ve Orhanlının da toplamda 896.636,- TL tutarında ödeme yapmasını sağlamış olup işbu tutarların geri ödenmediği kuvvetle muhtemel olduğunu, buna ilaveten, ... ve Belek tarafından da buna benzer ödemelerin yapılıp yapılmadığı davacı tarafça tespit edilemediğini, dolayısıyla, işbu duruma konu olacak maddi zarar tutarının davacı tarafça kesin olarak belirlenmesi ve hesaplanmasının mümkün olmadığını, mahkemece bilirkişi atanarak işbu hususun belirlenmesi ve hesaplanmasını talep ettiklerini, bu nedenle, davanın işbu kısmı belirsiz, alacak davası olarak açılmakta olduğunu, işbu sarih ihlale karşılık olmak üzere, müvekkili şirketin uğradığı zararın en az 10.000,- TL'lik kısmının davalı Türk Ortaklardan tahsiline ve Türk Ortaklar ile çıkar ve işbirliği içerisinde hareket eden Üçgen'den, elde ettiği tutarlar nispetinde tahsiline,Dava dilekçesinde anlatılan, Türk Ortaklarca müvekkili şirketin haberi veya onayı olmadan yapılan ve ticari sebep ve gayesi açıklanamayan, çeşitli Proje Şirketlerinden, Türk Ortakların çoğunluk hisseye sahip oldukları Belek'e, şirketler hukukunun tüm normlarına aykırı biçimde, usulsüz olarak fon transferleri gerçekleştirilmesi açıkça hem TBK md 626 ve hem de TBK m. 630/f.1 in atfıyla uygulanacak olan TBK m. 506/f.2 çerçevesinde sadakat borcuna aykırı olduğunu, adi ortaklığın zararı, işbu fon transferleri yapılmamış olsaydı adi ortaklık malvarlığının bulunacağı durum ile işbu transferler sonucu oluşan durum arasındaki farka karşılık geldiğini, Belek'in ticari defterlerine erişemediklerini ve işbu duruma özellikle konu olacak maddi zarar tutarının davacı tarafça kesin olarak belirlenmesi ve hesaplanmasının mümkün olmadığını, mahkemece bilirkişi atanarak işbu hususun belirlenmesi ve hesaplanmasını talep ettiklerini, bu nedenle, davanın bu kısmı belirsiz alacak davası olarak açılmakta olduğunu, işbu sarih ihlale karşılık olmak üzere, müvekkili şirketin uğradığı zararın en az 10.000,- TL'lik kısmının davalı Türk Ortaklardan müteselsilen tahsiline,dava dilekçesinde anlatılan, Türk Ortaklarca müvekkili şirketin haberi veya onayı olmadan yapılan ve ticari sebep vc gayesi açıklanamayan işlemler ve Türk Ortakların sözde şahsi alacakları ile Türk Ortakların menfaat bağı içinde bulundukları şirketlerin sözde alacakları dayanak gösterilerek sahnelenen seri ve itirazsız kesinleştirildi icra takipleri neticesinde ortaklık malvarlığının yitirilmesine sebebiyet verildiğini, bu durumun açıkça hem TBK m. 626 ve hem de TBK m. 630/f.1 in atfıyla uygulanacak olan TBK m. 506/f.2 çerçevesinde sadakat borcuna aykırılık teşkil etliğini, bu nedenle, mahkemece işbu icra takiplerine komi edilen söz konusu alacakların gerçek olup olmadığının tespit edilmesini talep ettiklerini, Belek'in bu açıdan Türk Ortaklar ve ilişkili şirketlerine olduğu iddia edilen borcunun toplam tutarının yaklaşık olarak 26.963,442,- USD olduğunun tahmin edildiğini, buna ilaveten. ... tarafından başlatılmış olan icra takibine konu alacak bedeli, işbu bedel üzerinden işlemiş faizler, tüm harç ve masraflar ile vekalet ücretlerinin ...'dan tahsil edilmesi gerektiğini, fıktif alacak tutarları ile buradan hareketle hesaplanan faizler, tüm harç ve masraflar ile işbu fiktif icra takibi için ödenmiş olan vekalet ücretleri toplamı adi ortaklığın zararını teşkil etmekte olduğunu, işbu fıktif alacakların mahkemece belirlenmesi gerektiğini, bu nedenle davanın bu kısmı belirsiz alacak davası olarak açılmakta olduğunu işbu sarih ihlale karşılık olmak üzere, müvekkili şirketinin uğradığı zararın en az 10.000,- TL'lik kısmının davalı Türk Ortaklardan ve ... dan, elde ettiği tutarlar nispetinde, müteselsilen tahsiline, dava dilekçesinde anlatılan, Türk Ortaklarca müvekkili şirketin haberi veya onayı olmadan yapılan ve ticari sebep ve gayesi açıklanamayan Türk Ortaklar ile menfaat bağı içinde bulunan şirketlerle yapıldığından şüphe edilen ödemeler dolayısıyla adi ortaklığın Türk Ortaklar tarafından zarara uğratılmasının muhtemel olduğunu, işbu durum, açıkça hem TBK m. 626 ve hem de TBK m. 630/f.1in atfıyla uygulanacak olan TBK m. 506/f.2 çerçevesinde sadakat borcuna aykırılık teşkil ettiğini, işbu ihlale konu maddi zarar tutarının davacı tarafça kesin olarak belirlenmesi ve hesaplanmasının mümkün olmadığını, mahkemece bilirkişi atanarak işbu ön ödemelerin usulsüzlüklerini, bahsi geçen ilgili inşaat şirketlerine ödeme yapıldı ise geri ödenip ödenmediğinin tespit edilmesini talep ettiklerini, akdedilmiş inşaat sözleşmelerinin bedeli toplamda en az 6.200.000,00- USD olduğunu, bu nedenle, davanın bu kısmının belirsiz alacak davası olarak açılmakta olduğunu işbu sarih ihlale karşılık olmak üzere, müvekkili şirketin uğradığı zararın en az 1.000.- TL'lik kısmının davalı Türk Ortaklardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ve başkaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile toplam 64.209.215,80 TL tutarındaki tazminatın, 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca, her bir zararın oluştuğu tarihten itibaren değişen oranlarda işleyecek ticari temerrüt faizi (avans faizi) oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte her bir talep içeriğinde belirtilmiş olan davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline karşı açmış olduğu davanın konusunun müvekkilinin hayali bir adi ortaklık aleyhine haksız fiil sergilemesi nedeni ile doğan tazminat davası olduğunu belirtmiş ise de talepler ve dava konusu çelişkiler nedeni ile net olarak anlaşılamadığını, dava dilekçesinde yer alan hayali iddialar değerlendirildiğinde görevli mahkemenin olasılıklar içerisinde ticaret mahkemeleri olma olasılığının bulunmadığı halde işbu dava ticaret mahkemesinde açıldığını, işbu davada asliye ticaret mahkemelerinin görevli olmadığını, müvekkilinin davacının kurgulayarak hazırladığı bu senaryo metninde bir tacir sıfatına haiz olmadığını, davacı banka ile ilgili hiçbir ticari faaliyetinin olmadığını, müvekkili ile diğer davalılar arasında mecburi ya da ihtiyari dava arkadaşlığını oluşturan herhangi bir birliktelik söz konusu olmadığını, bu nedenle tüm taraflara ayrı dava ile dava açılması gerektiğini, adi ortaklık söz konusu olmadığı için mecburi dava arkadaşlığından da söz edilemeyeceğini, davanın konusunun açık ve anlaşılır olmadığını, davacının bu davada ne istediğinin müphem olduğunu, davacı pozisyonundaki bankanın müvekkiline dava açabilmesine olanak tanıyabilecek herhangi bir hukuki sıfatı olmadığını, bu banka ile müvekkili arasında dava konusu olabilecek herhangi bir ihtilafın söz konusu olmadığını, bir bankanın vermiş olduğu krediye dayanarak müvekkilini hukuki ve ticari eylemlerini sorgulama hakkının bulunmadığını, yeni hissedar Verity Development Holding K.S.C.C Kuveytte kurulan bir şirket olduğunu, Belek Şirketinin ortaklarının tamamen özel kişiliklerden ve bağımsız tüzel kişiliklerden oluştuğundan ... şirketinde davacı bankanın herhangi bir sıfatı olmadığını, davacı bankanın varlığını iddia ettiği adi ortaklığın söz konusu olmadığını, sadece Türk kanunları uyarınca değil davacı bankanın mukim bulunduğu ülke kanunları gereğincede bir adi ortaklık ilişkisi olmasının mümkün olmadığını, yine Bahreyn bankacılık kanununa göre bir Bahreyn Bankası ortak olduğu bir şirkete şirket sermayesinin %25'inden fazla kredi veremeyeceğini, davacının bahsettiği ödemelerin şirketlere kredi yolu ile geldiğini, zaten bu paraların kredi olduğunu, herhangi bir ortaklığa ilişkin olmadığını, kendilerininde bunu kabul ettiğini, açıklanan bu nedenlerle; davanın 5718 sayılı kanun yönünden değerlendirilerek reddini, öncelikle usul yönünden incelenerek görevsizlik kararı verilmesi ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini, dosyanın ususl yönünden incelenerek dava şartı olan dava açma ehliyetine haiz olmayan davacının davasının usul yönünden reddini, yine davanın zamanaşımı yönünden reddini, ikame edilen davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olması nedeni ile esastan reddini, davacı yanın kötü niyetli olması nedeni ile %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinden anlaşılacağı üzere davacı bankanın yabancı bir şirket olduğunu, anayasamızın 36. Maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamında bu konuda yabancı vatandaş yapmamış bulunmakta ancak kural bu olmakla beraber bazı istisnai durumlarında dava açanın veya mahkemeden herhangi bir talepte bulunan kimsenin öncelikle teminat gösterme yükümlülüğünün bulunduğunu, bu yükümlülüğün davacının davasında haksız çıkması halinde karşı tarafın uğrayacağı zararları ve bu bağlamda yargılama giderlerinin de davacıdan istenebilmesi için kanun koyucunun koyduğu kural olduğunu, davacının dava dilekçesine eklediği klasör halindeki delillerin Türkçe tercümesini yaptırıp noterden onaylatmadan İngilizce lisanı olarak mahkemeye sunduğunu, davacı tarafın kanunun bu emredici hükmüne de uymadığını, delilleri İngilizce olarak dosyaya koyduğunu, taraflarına tebliğ ettirdiğini, böylece cevap verme haklarının engellendiğini, açıklanan bu nedenlerle; mahkemece taktir edilecek teminat yükümlülüğünün davacı tarafından yerine getirmesini, davacı tarafından dava dilekçesine ekli klasör halindeki delillerin Türkçe'ye resmi tercümelerinin yaptırılarak mahkemeye ve taraflarına tebliğini, taraflarına tebligatın yapılmamış sayılmasını, eksikliklerin yerine getirildikten sonra yeniden tensip tutanağı düzenlenmesine ve yeni tensip tutanağından sonra cevap sürelerinin belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Tic. A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı bankanın Bahreyn bankası olduğunu, Bahreyn ile Türkiye arasında ticari ve medeni mevzuata adli münasebetleri tanzim edildiğine dair bir sözleşme olmadığından davacının 5718 sayılı kanunun 48. Maddesine göre teminat yatırması gerektiğinden davacı tarafça böyle bir teminatta yatırılmadığını, dava konusunun net olarak ne olduğunun anlaşılamadığını, bu davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, bahse konu talebin süresinde olmadığını, yasal sürelerin geçtiğini, talep hakkının zamanaşımına uğradığını, davalı taraflar arasında mecburi ya da ihtiyari dava arkadaşlığını oluşturan herhangi bir birlikteliğin söz konusu olmadığını, bu nedenle tüm taraflara aynı dava ile dava açılamayacağını, davacı bankanın müvekkil şirkete dava açabilmesine olanak tanıyabilecek herhangi bir hukuki sıfatının bulunmadığını, davacının müvekkil taraftan haksız bir şekilde para talep ettiğini, bazı olayları kendince yorumlamak suretiyle gerçek dışı senaryo yaratarak ve Türk Hukuku'nda kanuni prosedürlere bağlanmış adi ortaklık, sözleşmesel sorumluluk, haksız fiil sorumluluğu gibi kurumları temel alarak gerçekleştirmeye çalıştığını, müvekkil şirketin kendisine ait gayrimenkulü serbest piyasa rejimi doğrultusunda taraflarla pazarlık suretiyle satmış olduğunu, bu işlemden dolayı satışa taraf olmayan herhangi bir şahıs ve kurumun taraflarına hesap sormasının mümkün olmadığını, müvekkilinin kendisine ait satışa konu gayrimenkulü üzerindeki muhdesat ile birlikte sattığını, satışa konu gayrimenkullün satış tarihinde dahi rayiç değerlerinin çok altında satıldığını, müvekkilin satış bedelinin kendisine ödenmesi sırasında ne davacı bankadan ne shamil banktan ne de dava dilekçesinde adı geçen sair şirket ve şahıslardan herhangi bir gerçek ve tüzel kişiliğe bir borcu bulunmadığını, açıklanan bu nedenlerle; görevsizlik kararı verilmesi ve dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini, davanın 5718 sayılı kanun yönünden değerlendirilerek reddini, dosyanın usul yönünden incelenerek dava şartı olan dava açma ehliyetine haiz olmayan davacının davasının usul yönünden reddini, yine davanın zamanaşımı yönünden reddini, ikame edilen davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle esastan reddini, keza davacı yanın kötü niyetli olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.Davalılar ..., ... ve ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usul açısından incelenmesi bağlamında öncelikle davacı bankanın Bahreyn bankası ve yabancı bir tüzel kişilik olduğunu, Bahreyn ile Türkiye arasında 5718 sayılı kanunun ticari ve medeni mevzuatta hukuki ve adli münasebetlere ilişkin bir sözleşme veya karşılıklılık olmadığından bu doğrultuda davacının belirtilen kanun maddesine göre teminat yatırarak işbu davayı açması gerektiğini, davacı tarafça da böyle bir teminat yatırılmadığını, dava dilekçesinde yer verilen hayali iddialar değerlendirildiğinde görevli mahkemenin olasılıklar içerisinden Ticaret Mahkemesi olma olasılığı bulunmadığını, davalı taraflar arasında mecburi ya da ihtiyati dava arkadaşlığını oluşturan herhangi bir birlikteliğin söz konusu olmadığını, bu nedenle tüm taraflara ayrı ayrı dava açılması gerektiğini, davacının kendisinin 2003 yılında kurulduğunu 04/2010 yılında Shamil Bank ile birleştiğini, murabaha adı altında verilen kredilerin krediyi alan kişi veya kurumun yaptığı işe ortaklık anlamına gelmediğini, bu gibi kredilerin faizsiz bankacılık yapan kurumların veya bankaların kredi verme yöntemi olduğunu, sair kredilerden hiçbir farkı olmadığını, davanın konusunun açık ve anlaşılır olmadığını, davacının bu davada ne istediğinin müphem olduğunu, davacı bankanın müvekkillerinden haksız bir şekilde para talep ettiğini, bu haksız talebini delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmayan bazı olayları kendince yorumlamak sureti ile gerçek dışı bir senaryo yaratarak ve Türk Hukukunda kanunu prosedürlere bağlanmış Adi Ortaklık sözleşmesel sorumluluk haksız fiil sorumluluğu gibi kurumları temek alarak gerçekleştirmeye çalıştığını, davaya konu şirketlerden .....A.Ş.'nin Türk Kanunlarına göre 2007 yılında kurulduğunu, ..., ..., ..., ...'nın ortak oldukları bir şirket olduğunu, yeni hissedar ....... Kuveytte kurulmuş bir şirket olduğunu, ... Şirketinin ortaklarının tamamen özel kişiliklerden ve bağımsız tüzel kişiliklerden oluşturuğundan ... Şirketinde davacı bankanın herhangi bir sıfatı olmadığını, davacı bankanın bir Adi ortaklık kurmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından Beşiktaş ... Noterliğinin 01/08/2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi gönderdiğini, aynı şekilde mesnetsiz iddialar sunulduğunu, ancak müvekkil tarafından bu ihtarnameye de Beyoğlu .... Noterliğinin 05/08/2014 tarih ve ... sayılı cevabı ihtarnamesi ile cevap verildiğini, adi ortaklık iddiası dahil davacı tarafın ihtarnamesindeki tüm taleplerinin gerçek dışı olduğundan kabul edilmediğini, davacının bir kurum olduğunu, şahsi tavsiyelerle hareket etmeyeceğini, açıklanan bu nedenlerle; davanın 5718 sayılı kanun yönünden değerlendirilerek reddini, öncelikle davanın usul yönünden incelenerek görevsizlik kararı verilmesi dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini, dosyanın usul yönünden incelenerek dava şartı olan dava açma ehliyetine haiz olmayan davacının davasının usul yönünden reddini, ikame edilen davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle esastan reddini, keza davacı yanın kötü niyetli olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.Mahkeme, davacının, davalılar ..., ..., ..., ... A.Ş. arasında varlığını iddia ettiği adi ortaklık ilişkisinin kişi, sermaye, müşterek amaç, ve sözleşme unsurlarının bir araya gelerek oluştuğunu ispatlayamadığı,davacıya, davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatıldığı, davacının yemin deliline dayanmayarak ara karardan rücu edilmesini talep ettiği,bilirkişi incelemesi sonucu teknik değerlendirme doğrultusunda projeler ile ilgili, davacı iddiaları incelendiğinde, davalıların, ortaklığın zarara girmesine sebep oldukları, uygun arazi seçimi yapmadıkları, yanlış fon aktarımı yaptıkları, yanlış kararlar aldıkları, haksız kazanç sağladıkları, ortaklığın parasını yanlış değerlendikleri gibi konularda bir kusur tespit edebilmek için, eylemde bulunan kişilerin, yetki ve sorumluluk sınırlarım belirleyen yazılı bir belge, vekalet sınırı, para kullanma ve harcama sınırı veya varsa bir ihmalin somut delili olmadan, sadece şirketlerin zarar etmesine sebebiyet verdikleri iddiasının kusur tespiti için yeterli kabul edilmediği, davacı vekili bilirkişi ek raporun itiraz dilekçesinde raporun ara kararda sorulan hususları karşılamadığı itirazında bulunmuş ise de, bilirkişi raporlarının adi ortaklığın unsurları bakımından yeterli tespitleri içerdiği, kredi kullanımı, davacının Türkiye de kurulu bir banka olup olmadığı bankacılık uygulamaları, örtülü kazanç gibi hususlar adi ortaklığın unsurlarına etki edecek hususlar olmadığından bu itirazlar yönünden yeniden rapor alınmasını gerektirmediği gerekçesi ile;"Davanın REDDİNE" karar vermiştir.Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; dosyada yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belge bulunmadığının karar gerekçesinde belirtilmesine rağmen sunulan ve istinaf dilekçesinde ayrıntılı belirtilen belge ve delillerin aslında yazılı delil başlangıcı sayılması gerektiğini,adi ortaklık sözleşmesinin taraflarca ifa edilmiş olduğunu,iş ortaklığının bulunduğunu, sunulu e -posta ve taslak sözleşmenin yazılı delil başlangıcı olduğunu, mahkemece tanık delilinin değerlendirilmediğini, davanın tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceğinin açık olduğunu,tanık delilinin gerekçede tartışılmadığını,davalı ...'nın İngiliz Denizcilik Mahkemesi huzurunda 27/1/2012 tarihinde verdiği beyanında ortaklığı ikrar ettiğini,bu beyanın mahkemece dikkate alınmadığını,mahkeme içi ikrarın kesin delil olduğunu,davalı ... Holdingin ... gibi şaibeli bir kişi ile doğrudan ilişkisinin göz ardı edildiğini,davalı . ..şirketinin ortaklığın kurulduğunu kendi sitesinden duyurduğunu,davalı ... tarafından adi ortaklık sözleşmesinin kurulması için taslak hazırlandığını,tarafların devam eden 7 yıl için ortaklık kapsamında onlarca projeye imza attıklarını,ortaklığa sermaye olarak getirilen 90 milyon USD nin ortaklık konusunun gerçekleştirildiği projeler için kaynak olarak kullanıldığını,sunulan bazı mütalaalar konusunda değerlendirme yapılmadığını,adi ortaklık ilişkisinin ispatlandığını,adi ortaklığın kişi,sermaye,müşterek amaç ve sözleşme unsurlarının bir araya gelerek oluştuğunun davacı tarafça ispatlandığını,taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunduğunun sabit olduğunu,bu nedenle kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava, adi ortaklık kaynaklı uğranılan zararın tahsiline yöneliktir.Uyuşmazlığın çözümü, davacı tarafından dayanılan adi ortaklık sözleşmesinin hukuki tanımı, kurulma aşaması ve ispatında toplanmaktadır. Adi ortaklık; iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(TBK md 620/1). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; bir birini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzel kişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (katılım paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur.Buna göre adi ortaklığın unsurları; kişi, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba (affectio societatis), katılım payı (sermaye) ve sözleşme bağı şeklinde belirtilebilir.Adi ortaklık sözleşmelerinin kuruluşu bakımından, ortakların esaslı noktalarda uyuşması gerekir (TBK md 2/1). Eş söyleyişle, ortakların şahsı, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba, katılım payının türü ve kapsamı, ortaklık açısından esaslı unsurlar olup, bunlarda uyuşulması ortaklık sözleşmesinin kurulması için yeterlidir. Ortaklar, ikinci derecedeki noktalarda uyuşmamış olsalar bile, ortaklık kurulmuş sayılır.Adi ortaklık sözleşmesi yazılı yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilir. İhtilaf halinde, bu ortaklığın var olduğunu ileri süren kişi, iddiasını, HMK'nın 200. md gereğince senetle ispat etmelidir. Her ne kadar adi ortaklık ilişkisi her hangi bir şekle bağlı değilse de, bu kural geçerlilik şekli bakımından söz konusu olup, ihtilaf çıktığında adi ortaklık sözleşmesinin varlığını ispat yükü, adi ortaklık ilişkisinin varlığını iddia edene düşer. Bu durumda, davacı ortaklığın varlığını ispat ile yükümlüdür. Adi ortaklıkta yazılı sözleşme, geçerlilik koşulu değil, bir ispat aracıdır. HMK'nın 200/1 md gereğince; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri 2.500,00 TL'yi geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Sözü geçen maddenin 2. fıkrası gereğince, senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir. Ayrıca HMK 202.madde gereğince "delil başlangıcı" bulunan hallerde 203/1 md gereğince de "altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemlerde" tanık delilline başvurulabilir.Davacı bazı e-mail delillerine dayanmış ise de, ibraz olunan e-maillerin delil başlangıcı niteliği arz edip etmediği, tanık deliline başvurulup başvurulmayacağı ve bu delillerin ispat gücü üzerinde durulmalıdır.6100 sayılı HMK'nun HMK 202.maddede delil başlangıcı; "(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir." şeklinde tanımlanmıştır.Ancak bu e-maillerin davacı ile davalılar arasında adi ortaklığın kurulması, ortaklığın amacı, tarafların hak ve yükümlülükleri, kar ve zarara katılım ve unsurlar yönünden somut hükümler içeren, tarafların karşılıklı irade ve rızalarını, imzalarını içeren bir beyan açıklaması içermediği tespit edilmiştir.Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarında da ,mahkemede adi ortaklık kanaati oluşturacak adi ortaklığın tespitine dair belirlemeler yapılamamıştır.İngiliz Denizcilik Mahkemesinde davalı ...'nın beyanının da ikrar olarak kabul edilemeyeceği, yine İngiliz mahkemesinde tanık olarak dinlenen kişinin beyanının bu davada tanık olarak dinlenilmediğinden davaya etkisi bulunmadığı kabul edilmelidir.Buna göre, davacı taraf, davalı taraflarla adi ortaklık sözleşmesi niteliğinde akdi ve hukuki ilişkisinin varlığını yazılı delillerle ispatlayamamıştır. Mahkemece davacıya iddiasını ispat zımnında, adi ortaklığın varlığı hususunda karşı tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılmasına rağmen,davalının yemin deliline dayanmadığı ve yemin ara kararından rücu talebinde bulunduğu görülmekle,davacının davası ispatlanamamıştır.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,7‬0 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 25/01/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngereğiistanbulAlacakkonusureddine"

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim