SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/3086

Karar No

2024/2294

Karar Tarihi

18 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2023/3086

KARAR NO: 2024/2294

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 11/07/2023

NUMARASI: 2019/896 E - 2023/504 K

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 18/09/2024

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti'ne uzun süre elektrik tedariği sağladığını ödenmeyen borçları için icra takibi başlattığını fakat borçlu şirketin iflas etmesi üzerine alacağını tahsil edemediğini, borçlu ... şirketinin internet sitesi incelendiğinde dava dışı müflis ... LTD. şirketinin devamı olan bir şirket olduğunu, aynı adreste aynı işi yaptığını ve aynı marka çikolatalar ürettiğini, belirtilen nedenlerle davalı ... ile dava dışı müflis ... LTD. şirketleri arasında organik bağ bulunduğunu bu nedenle borçtan ... şirketinin de sorumlu olduğunu beyanla icra takibine yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ... LTD. şirketi ile müvekkili ... şirketi arasında organik bir bağ bulunmadığını, müvekkili şirkete ait işyerinin, makinelerin ve Türkiye çapında ün yapmış olan markaların bunların sahibi olan ...'u iştiraklerinden ... Paz. A.Ş.'den (... Gıda San. ve Tic. A.Ş. eski unvanlı) kiralandığını, davacının bahsettiği çikolata markalarının da ... LTD. Şirketinin değil, ... GIDA A.Ş. şirketinin markaları olduğunu, devralma yoluyla ...'a geçtiğini; bahse konu çikolata markalarının işyeri, fabrika üretim makineleri ile birlikte dava dışı ve mülkiyet sahibi ... şirketinden kiralanmış olduğunu, dolayısıyla söz konusu markaların ... LTD. şirketiyle herhangi bir bağının bulunmadığını, ... firmasının ... şirketinin devamı olmadığını ve borçlarından sorumlu tutulamayacağını beyanla davanın reddine, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan beyan dilekçesinde özetle: ... Gıda A.Ş.'nin kül olarak devralındığını, ... Gıda bünyesindeki çikolata üretim fabrikası, marka ve üretim makinelerinin müvekkili şirkete satıldığını ve bunların 20.10.2014 tarihinde dava dışı ... şirketine, 01.10.2017 tarihinde ise davalı ... şirketine kiralanmış olduğunu, ... ile hem davalı ... şirketi hem de dava dışı müflis ... şirketi arasında bahse konu kira sözleşmeleri dışında herhangi bir bağlantının bulunmadığını beyan etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "... 21.03.2022 tarihli rapora göre, Yargıtay içtihatları doğrultusunda, şirketlerin aynı merkezden idare ediliyor olması, hakim sermaye ortaklarının aynı olması, farklı şirketlerin ortakları arasında bulunan akrabalık ilişkisi, şirketlerin aynı müşteri çevresine hitap etmesi, şirkette çalışan kişilerin önemli ölçüde aynı oluşu, şirketler arasında devir ilişkisi olması, şirketler arası iktisadi bütünlük gibi hususların birlikte ya da ağırlıklı ölçüde varlığının belirlenmesi halinde şirketler arasında organik bağın varlığından söz edilebileceği, dosyada mübrez Ticari Sicil kayıtları ve ihbar olunan tarafından yapılan kiralama sözleşmeleri incelendiğinde, davalı ... şirketiyle dava dışı ... şirketinin aynı adreste ve aynı faaliyet konusunda çalıştıkları, bahse konu markaların 1985'ten itibaren hizmet veren ... GIDA A.Ş.'ye ait olduğu, bu şirketin 06.07.2009 tarihinde ...şirketi tarafından devralındığı, çikolata üretimi yapılan fabrikanın, makinelerin ve ... GIDA A.Ş.'den ...'a geçen çikolata markalarının farklı tarihlerde yapılan kiralama sözleşmeleriyle önce müflis ... şirketine sonra da davalı ... şirketine kiralanmış olduğu, dolayısıyla bahse konu çikolata markalarının borçlu-müflis ... şirketine ait olduğunu destekler bir delile dosyada rastlanmadığı, mülkiyeti ve hakları ... şirketine ait olan fabrika nitelikli işyerinin, üretim makinelerinin, gıda markalarının 2014 yılında müflis ... şirketine, 2017 yılında ise davalı ... şirketine kiralanmış olması dışında davalı ... ile müflis ... şirketi arasında herhangi bir ilişkilendirme yapılamadığı, belirtildiği gibi şirketler arasında organik bağdan bahsedebilmek için güçlü kanıtlara ihtiyaç olduğu, davalı ... şirketi ile dava dışı müflis ... şirketi arasında organik bağ olduğu yönünde bir tespit ve kanaate ulaşılamadığı rapor edilmiş olup, davacı tarafça sunulan rapora itirazların değerlendirilmesi, ayrıca, bankalardan gelen müzekkere cevaplarının da irdelenerek ek rapor sunulması amacıyla dosya aynı bilirkişiye tevdi edilmiş, itirazlar irdelenerek ve görev tanımına uyularak sunulan ek rapora göre, bilirkişinin ek rapordaki görüş ve kanaati ile kök rapordaki görüş ve kanaatinin aynı olduğu rapor edilmiş olup, bilirkişi kök ve ek raporlarının bu yönleriyle gerekçeli, denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunması sebebiyle yeniden rapor alınması cihetine gidilmeyerek, her ne kadar davacı tarafça itirazın iptali isteminde bulunulmuş ve ticari defterlerde davacının, dava dışı şirketten alacağı bulunduğu tespit edilmiş ise de, dava dışı firma ile davalı şirket arasındaki bağa ilişkin yapılan tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, her iki firma arasında organik bağ bulunduğu hususunun kanıtlanamadığı, bu hali ile davacının davasını ispat edemediği anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan her ne kadar davalı tarafça davacıdan kötü niyet tazminat talebinde bulunulmuş ise de takibin kötü niyetli olmaması karşısında 2004 sayılı İİK'da yer alan kötü niyet tazminatının yasal koşulları oluşmadığından talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; ... ile yapılan kira sözleşmesinde ...'ın isminin olması, bu kişinin davalı şirketin kira sözleşmesinde de müteselsil kefil olarak bulunması hususu ile organik bağın tespiti rahatlıkla yapılabilecekken türlü sebeplerle bu hususa gereken önem verilmediğini, müvekkili şirket tarafından yapılan piyasa araştırmalarında,... şirketinin gerçekten fabrikayı kiraya veren şirket olduğunu, ancak fabrikayı kiralayanların sırasıyla .... San. Ve Tic. Ltd. Şti. (daha önceki dilekçelerinde de adı geçen ...'ın yetkilisi olduğu şirket olduğu), ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. İle ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. Şirketleri olduğu, ... ve ... Şirketlerinin şirket çalışanları adına kurulduğu, bu şekilde aynı adreste aynı marka çikolata üretimi ile faaliyete devam edildiğini, şirketin piyasa borçları arttığı halde şirketlerin iflası ile başka bir kişi adına şirket kurdurularak yine aynı adreste, aynı işin devam ettirildiğini, burada çalışan ve işin başındaki kişinin adı geçen şirkette de "..." olduğunu ve bu şekilde organik bağın profesyonelce gizlenmeye çalışıldığının tespit edildiğini, ...'ın tanık olarak dinletilmesi taleplerinin değerlendirilmediğini, Davalı şirketin sunmuş olduğu sözleşmede yer alan kira bedelinin gerçek olduğu düşünülemeyeceğini, kira ilişkisinin, organik bağın gizlenmesi amacıyla göstermelik olarak kurulduğunu, bu hususta inceleme yapılmadığını, kira sözleşmesinde, bir aylık kira karşılığının 8.700,00-TL+KDV olduğu göz önüne alındığında, 1950 metrekarelik benzer nitelikte işletmelerin kirası düşünüldüğünde kira sözleşmesinde yer alan marka kira bedeli, makine kira bedeli ve fabrika kira bedeli ile birlikte sözde kira bedelinin piyasanın çok altında kaldığının açık olduğunu, Dava dışı müvekkili şirket borçlusu ... Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. ile dava dışı ... San. Ve Tic. A.ş. Şirketlerinin İstanbul Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/476 E. Sayılı dosyası ile aynı anda iflas erteleme davası açtıklarını, bu dosyanın incelenmediğini, bu iki şirketin iflasının akabinde ticaret hayatında hiçbir geçmişi olmayan davalı ...'nın faaliyete geçtiğini, Her iki şirkette de ortak çalışanlar olmasına karşın bu durumun göz ardı edildiğini, Şirketlerin aynı marka çikolataları üretmesinin dikkate alınmadığını, çikolataların marka değeri olduğunu, sözde kira sözleşmesinde marka hakkının da kiralanmış olduğunu, markanın bilinirliğinden ..., ... Gıda, ... ve ...şirketlerinin faydalanmış olduğunu, bu sebeple bu marka çikolataların üretimi için kullanılan elektriğin de marka değerine hizmet etmiş olduğunu, Şirketlerin aynı marka çikolatayı üretmeleri nedeniyle aynı müşteri çevresine sahip olmasının da irdelenmediğini, aynı adreste, aynı iletişim numaralarıyla, aynı isimli çikolatalarla aynı müşteri çevresine hitap eden iki şirketin organik bağlı olmadığını iddia etmenin hukuk ve mantık kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Uyuşmazlık, davacının abonesi olan dava dışı müflis şirkete veriği elektrik tüketim bedelinin müflisle aralarındaki organik bağa dayalı olarak davalıdan tahsili isteminden ibarettir. Kural olarak, elektrik tüketim bedelinden sözleşmenin tarafı olan abone sorumludur. Elektrik dağıtım şirketleri, önceki abonenin borcunu yeni aboneden talep edemeyeceği gibi yeni aboneliğin tesisi için bu borcun ödenmesini de isteyemez ( Dairemizin 10.02.2016 tarihli ve 2015/18255 E., 2016/1677 K. sayılı ilamı). Türk Hukuk Lûgatında muvazaanın “Anlaşmalı saptırma, gerçek dışı durumlara gerçekmiş niteliğini kazandırma işlemi; hukuksal bir işlem konusunda gerçek duruma aykırılıkta birleşilerek yapılan ortak açıklama (beyan) ya da ortaya konulan belge; danışıklı işlem” (Türk Hukuk Lûgatı Türkçe-Türkçe Cilt I, Ankara 2021, s. 819) şeklinde yapılan tanımından hareketle, muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile ve fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmaları olarak ifade edilebilir.Bir diğer deyişle, irade açıklamasında bulunan taraflar bu açıklamanın sonuç doğurmaması konusunda anlaşmışlar, yalnız gerçek bir hukuki işlemin bulunduğu görünüşünü yaratmayı istemişlerse, muvazaadan söz edilir. Kural olarak hiç kimse kendi muvazaasına dayanarak bir hak talep edemez. Kaldı ki böyle bir hak talebi herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunamayacağını belirten 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine de aykırıdır Muvazaa iddiası, muvazaalı işlemin tarafları dışında, işlemin butlanını talep etmekte doğrudan doğruya veya dolaylı şekilde hukuki menfaati bulunan kişiler tarafından ileri sürüldüğünde, tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebilir. Mahkemece taraf delilleri toplanarak bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Mali müşavir ve elektrik mühendisi bilirkişi raporlarında,; " Takip tarihi olan 05.09.2019 itibariyle davacının dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti'den 335.592,75 TL asıl alacak, 146.646,24 TL işlemiş faiz olmak üzere alacaklı olduğu, Davalı ... SAN. VE TİC. LTD.ŞTİ. ile elektrik tedariğine ilişkin herhangi bir bağ bulunmadığı, ikili anlaşma tarafı ... San. ve Tic. Ltd. Şti ile davalının arasında olduğu iddia edilen ticari bağ ile ilgili heyetimizde uzman bulunmadığı, bu yönüyle değerlendirme yapılamadığı" belirtilmiştir. Ticaret hukuku alanında uzman bilirkişiden rapor alınmış bilirkişi raporunda; "Yargıtay içtihatları doğrultusunda, şirketlerin aynı merkezden idare ediliyor olması, hakim sermaye ortaklarının aynı olması, farklı şirketlerin ortakları arasında bulunan akrabalık ilişkisi, şirketlerin aynı müşteri çevresine hitap etmesi, şirkette çalışan kişilerin önemli ölçüde aynı oluşu, şirketler arasında devir ilişkisi olması, şirketler arası iktisadi bütünlük gibi hususların birlikte ya da ağırlıklı ölçüde varlığının belirlenmesi halinde şirketler arasında organik bağın varlığından söz edilebileceği, dosyada mübrez Ticari Sicil kayıtları ve ihbar olunan tarafından yapılan kiralama sözleşmeleri incelendiğinde, davalı ... şirketiyle dava dışı ... şirketinin aynı adreste ve aynı faaliyet konusunda çalıştıkları, bahse konu markaların 1985'ten itibaren hizmet veren ... GIDA A.Ş.'ye ait olduğu, bu şirketin 06.07.2009 tarihinde ...şirketi tarafından devralındığı, çikolata üretimi yapılan fabrikanın, makinelerin ve ... GIDA A.Ş.'den ...'a geçen çikolata markalarının farklı tarihlerde yapılan kiralama sözleşmeleriyle önce müflis ... şirketine sonra da davalı ... şirketine kiralanmış olduğu, dolayısıyla bahse konu çikolata markalarının borçlu-müflis ... şirketine ait olduğunu destekler bir delile dosyada rastlanmadığı, mülkiyeti ve hakları ...şirketine ait olan fabrika nitelikli işyerinin, üretim makinelerinin, gıda markalarının 2014 yılında müflis ... şirketine, 2017 yılında ise davalı ... şirketine kiralanmış olması dışında davalı ... ile müflis ... şirketi arasında herhangi bir ilişkilendirme yapılamadığı, belirtildiği gibi şirketler arasında organik bağdan bahsedebilmek için güçlü kanıtlara ihtiyaç olduğu, davalı ... şirketi ile dava dışı müflis ... şirketi arasında organik bağ olduğu yönünde bir tespit ve kanaate ulaşılamadığı" mütalaa edilmiştir. Buna göre her iki şirkette çalışanlardan sadece iki kişinin ortak çalışan olduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere abone olan dava dışı şirketle davalı arasında organik bağ bulunduğunun davacı tarafça kanıtlanamadığı anlaşılmakla mahkemece kararda belirtilen gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmuştur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Davacıdan alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin istinaf eden davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili vergi dairesine yazılmasına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngereğiSatımdanistanbulkonusudüşünüldüKaynaklanan)İtirazınltdştiİptali(Ticari

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim