SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/913

Karar No

2024/2279

Karar Tarihi

18 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2024/913

KARAR NO: 2024/2279

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 17/02/2023

NUMARASI: 2020/676 E - 2023/134 K

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 18/09/2024

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında 05.12.2019 tarihli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme kapsamında müvekkilinin, davalı şirkete son derece avantajlı fiyat ile elektrik tedarik ederek davalının ciddi bir kazanç elde etmesini sağladığını, ancak davalının hukuka ve sözleşme hükümlerine aykırı davranışı nedeniyle sözleşmenin davalı kusuru sebebiyle feshedilmek zorunda kalındığını, müvekkilinin ciddi zarara uğradığını ve ticari faaliyetlerinin bozulduğunu, maddi kayıplar yaşadığını, davalının, müvekkili şirkete olan borçlarını ödemediğini, başlatılan icra takibine ise kötü niyetli bir şekilde itiraz ederek takibi durdurmuş olması nedeniyle işbu davanın ikame edilmesi zarureti hâsıl olduğunu, müvekkilinin sözleşme ile üstlendiği edimini yerine getirdiğini ve davalının mart ve nisan ayında tükettiği enerjiyi faturalandırdığını, ancak davalının faturalarını ödemediğini, müvekkilinin mart ayı faturasının ödenmesi için ihtarname göndererek davalıyı temerrüde düşürdüğünü, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin 1. maddesi gereği, ... elektrik enerjisini kullanıma hazır bulundurmayı, sözleşmenin diğer tarafı ... A.Ş. ise kullandığı elektriğin bedelini ödemeyi taahhüt ettiği, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 6446 sayılı EPK’nin 3/1-j ve EPTHY’nin m.4/k maddesine göre "ikili anlaşma" olduğunu, sözleşmede tedarikçinin serbest tüketiciye elektriği kullanıma hazır bulundurmayı ve kullandırmayı taahhüt ederken, tüketicinin ise kullandığı elektriğin bedelini ödemeyi taahhüt etmiş olduğunu, bir taraf edimine devam ederken, diğer tarafın ifasının askıya alınmasının karşılıklı borç yükleyen sözleşmenin ayakta kalmasına imkan vermediğini, kaldı ki davalı tarafından müvekkiline gönderilen 29/03/2020 tarihli ... nolu yazıda taraflar arasında düzenlenmiş olan sözleşmenin mücbir sebep maddesi nedeniyle davalı tarafından borçlarının askıya aldığı iddia edilmiş ise de; ilgili sözleşmenin 12. mücbir sebepler maddesi; salgın hastalık nedeniyle tarafların yükümlülüklerinin bu durumunun devamı süresince askıya alınmış olduğunu açıkça düzenlemiş olduğundan, davalının müvekkili şirketin edimine devam etmesini talep etmesi sözleşme hükmüyle şüpheye mahal bırakmaksızın açık aykırılık teşkil etmekte olduğunu, dünya genelinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen coronavirüs [Covid-19] salgını ülkemizi de etkilemiş olduğunu, ülkemizde bu salgına karşı bir dizi idari tedbir alındığını ve bu tedbirlerin elektrik sektörünü olumsuz yönde etkilemiş olduğunu, Covid-19 salgınının kontrol altına alınması amacıyla ülkemizde, İçişleri Bakanlığı tarafından birçok işyerinin faaliyetlerinin durdurulmasına karar verildiğini, bazı ticari işletmeler ise çalışanlarının ve müşterilerinin salgına maruz kalma riskini bertaraf etmek ve/veya tedarik ve dağıtım kanallarında aksamalar nedeniyle faaliyetlerini azaltmış veya tamamen durdurmuş olduğunu, alınan bu idari tedbirler sonucu müvekkili elektrik alımı gerçekleştirdiği tedarikçileri de mücbir sebep hükümlerine dayanarak elektrik satış sözleşmelerini askıya aldığını, müvekkili şirketin görevli tedarik şirketi olmadığını, bu sebepler müvekkili şirketin ücretini alamayacağı miktarda elektriği davalıya satmaya devam etme imkanının ortadan kalkmış olduğunu, Covid-19 salgını nedeniyle ticari işletmelerin önceden akdettikleri sözleşmelerin ifasında güçlük yaşadıklarını, bazı sözleşmelerin ise ifasının imkânsızlaştığı görüldüğünü, virüsün ülkemizde ilk görüldüğü günden itibaren iyi niyet çerçevesinde anlaşmanın yürürlükte kalması için müvekkili şirketin alabileceği tüm önlemleri aldığını, öncelikle Cumhurbaşkanlığı Makamı tarafından yapılan ve nihayetinde 01/04/2020 tarihinde Sağlık Bakanının yaptığı basın açıklamalarıyla; 01/04/2020 itibarıyla ülkemizde vaka görülmeyen il kalmamış olduğunu, artık tüm dünyayı etkisi altına alarak dünyanın bütün ülkelerinde görülen coronavirüs salgınının mücbir sebep olarak başlangıç tarihinin 01/04/2020 kabul edilebileceğinin çok açık bir gösterge olduğunu, ayrıca coronavirüs salgınının mücbir sebep olduğunun açıkça belirtildiği tebliğler yayınlandığını,T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun 03/04/2020 tarihinde almış olduğu kararla coronavirüs salgını nedeniyle 3 aylık süre boyunca elektrik faturaları için sayaç okunmayacağı, geçmiş dönem tüketim ortalamalarına göre tüketiciye fatura gönderileceğinin belirtilmiş olduğunu, sadece bu karar dahi daha önce emsali görülmemiş bir karar olduğundan; mücbir sebebin varlığına karine teşkil etmekte olduğunu, ülkemizde etkisini sürdüren Covid-19 salgınının, elektrik piyasası için hem mevzuat hem de taraflar arasındaki sözleşme kapsamında bir mücbir sebep hali olduğu EPDK'nin 04.04.2020 tarihli Resmi Gazete ’de yayımlanan 02.04.2020 ve 9276 sayılı Kararı ile teyit edilmiş olduğunu, bu sebeplerle müvekkili şirketin ekonomik ve fiili anlamda davalının taleplerini kabul ederek faaliyetlerini yürütmesi imkânsız hâle geldiğini, bu halde dahi müvekkili şirket; davalı ile akdedilmiş olan sözleşme için "mücbir sebep" olarak nitelendirilen durumda olmasına rağmen sözleşme yükümlülüklerini mücbir sebep dolayısıyla askıya alma hakkı varken bu yola gitmek istemediğini, davalı şirkete elektrik tedarik etmeye devam etme kararı almış ise de, davalı tarafın hukuka ve sözleşme hükümlerine aykırı şekilde sözleşmeyi tek taraflı askıya aldığını, doğmuş borçlarını ödemeyeceğini ve belirsiz bir süre boyunca da doğacak olan borçlarını ödemeyeceğini, 29/03/2020 tarihli ve usulünce yapılmayan yazıları ile bildirmiş olduğunu, ayrıca davalı şirketin pandemi döneminde dahi normal faaliyetlerine ara vermediğini, her türlü hasta kabulü ve tedavisi gerçekleştirdiğini ve hatta check-up kampanyası gibi kampanyalar yürütmüş olduğunu, sözleşmenin 12. mücbir sebepler maddesi hükümlerinden de açıkça anlaşılacağı üzere mücbir sebep durumunda tarafların yükümlülükleri ancak karşılıklı olarak askıya alınabileceğini, Borçlar Kanunu’ nun 136. Maddesi uyarınca mücbir sebep halinin ortadan kalkmasına kadar davalının vadesi gelmiş borçlarının madde kapsamında koruma altında olmadığı gibi davalının, ...’ in henüz ifa etmemiş olduğu ve mücbir sebep dönemi olarak vadesi gelmemiş borçlarını da ödemeyeceği beyanına karşı sözleşme borcunu ifa etmesini talep etmesi kanuna ve sözleşmeye aykırı ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, ayrıca Borçlar Kanunu 137. Maddesi uyarınca davalının talebi mücbir sebep durumu nedeniyle borcunu ifa edemeyeceğini ve vadesi gelmiş borçlarının mücbir sebep nedeniyle imkânsızlaşmamış olduğu gibi alacaklı olan müvekkili şirketin kısmi ifaya razı olması şartı arandığını, oysa ki davalının vadesi gelmiş olan borcunun karşılığında müvekkili şirket ediminin tamamını ifa ettiğini, kısmi ifaya rızası olmadığını, ayrıca sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut bulunan şartlar önemli ölçüde değişmişse artık taraflar sözleşme ile bağlı olmaması gerektiğini, buna, beklenmeyen hâl şartı ilkesi adı verildiğini, sözleşmelerin yapıldığı zamandaki durumların değişmemesi örtülü şartıyla yapıldığı varsayılacağını, anca sözleşmenin yapıldığı zamandaki şartların önemli ölçüde değişmesi halinde sözleşmeye bağlı kalmayı beklemek adil sonuçlar doğurmayacağı gibi Türk Medeni Kanunu m.2 uyarınca dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil edeceğini, Türk Borçlar Kanunu’nda beklenmeyen hal şartı, "aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138.maddede düzenlenmiş olduğunu, bu maddeye göre, sözleşmenin kurulmasından sonra, sözleşmenin uyarlanabilmesi için olağanüstü bir durumun gerçekleşmesi gerektiğini, Yargıtay kararlarında da sözleşmenin uyarlanması ya da sözleşmeden dönülmesi için sonradan ortaya çıkan durum değişikliklerinin olağanüstü nitelikte olması gerektiği ifade edildiğini, özellikle değişen koşulların olağanüstü olmasının yanı sıra, objektif nitelikte de olması önem arz ettiğini, toplumun tamamını etkileyen olaylar siyasi veya doğal nedenler, savaş, ekonomik kriz ve para değerinin düşmesi, salgın ve bulaşıcı hastalıklar, ani işsizlik, genel açlık, borsa fiyatlarının alt üst olması, ülke ekonomisine etki eden büyük bankaların iflas etmesi, yeni vergilerin yürürlüğe girmesi, ithalat veya ihracat yasağı gibi sebepler bu olaylara örnek gösterilebileceğini, değişen hâl ve koşullar sebebiyle tarafların yüklendikleri edimler arasındaki denge, aşırı ve açık biçimde bozulmuşsa edimlerin dengelenmesi ve adil çözüme ulaşılması ayrıca TMK m.2 kapsamında dürüstlük ilkesinin de gereği olduğunu, sözleşmenin uyarlanabilmesi için aranan bir diğer şart, sonradan ortaya çıkan olağanüstü durumun sözleşmenin kurulması anında öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenemeyen bir durum teşkil etmesi olduğunu ki Covid-19 salgını da bu şartı kapsadığını, taraflardan birinin ekonomik durumunun iyi olması değişen durum karşısında ortaya çıkan riski üstlenmesini gerektirmeyeceğini, Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesince belirtilen şartlardan biri de sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguların kendisinden ifanın istenmesinin dürüstlük kuralına aykırı düşecek şekilde borçlu aleyhine değişmiş olduğunu, diğer bir ifade ile meydana çıkan durum değişikliğinin öyle bir boyuta ulaşması gerekir ki aksini iddia etmek dürüstlük kuralına aykırı düştüğünü, bu hâlde edimler arasındaki dengesizliğin sonucu olarak dürüstlük kuralınca ifanın beklenememesi yeterli olduğunu, Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesinin 6. Maddesinde davalının vadesi gelmiş borçlarını ödenmediği takdirde müvekkili sözleşmeyi feshetme hakkı ve yasal yollara başvurma hakkı bulunduğunu ve abonenin uğrayacağı zararlardan sorumlu tutulamayacağını, Sözleşmenin 7. Maddesinde nevi ne olursa olsun müvekkili davalıdan alınan teminat mektubunu nakde çevirebileceğini ve borcun kapanmaması durumunda kalan borcu için hukuki yollardan tahsiline gidebileceğini, yine sözleşmenin 8. Maddesinde ilgili madde gereği davalının vadesi gelmiş borçlarını ödenmediği takdirde ,müvekkilinin davalıya yedi gün süre verdiğini ve akabinde temerrüde düşen davalı ile arasında akdedilmiş olan sözleşmeyi yine sözleşme hükmüne dayalı olarak davalının kusurundan kaynaklı olarak fesin etmek zorunda kalınmış olduğunu, davalının doğmuş ve doğacak borçlarını ödemeyeceğini, ancak elektrik alımına devam etme talebi kabul edilemeyecek olmasına rağmen, müvekkili şirket sözleşmenin ayakta kalabilmesi adına üst yönetim kapsamında telefonla, yüz yüze ve ayrıca yazılı olarak defalarca teklifler sunduğunu, ancak davalının haksız ve kötü niyetli şekilde anlaşmaya yanaşmadığını ve gelinen noktaya planlı olarak adım adım gelinmesine yol açtığını, müvekkili şirketi zarara uğrattığını, borçlarını ödemediğini ve başlatılan icra takibine kötü niyetli şekilde itiraz ederek huzurdaki bu davanın ikame edilmesine sebep olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği, borç ödeme temerrüdüne düşülmesi durumunda fesih ve portföyden çıkarma söz konusu olduğunu, davalı şirketin temerrüde düştüğünü, Sözleşme hükümlerine uygun davranmak basireti tacirin yükümlülüklerinin en başında gelmesine karşın, kötü niyetli davalının sözleşmenin feshine sebep olarak müvekkilini zarara uğratmış olduğunu, Mart ve Nisan 2020 faturalarını ödemeyen ve ihtaren temerrüde düşen davalının müvekkiline İstanbul ... Noterliği aracılığıyla 08.06.2020 tarihinde ihtarname gönderdiğini, işbu ihtarnamede Mart ve Nisan ayı faturalarının incelendiğini ve teminat mektubu miktarı düşüldükten sonra dahi düzenlenmiş faturalardan talep edilen tutar kadar müvekkiline borçları olduğunun davacı tarafından kabul edilmiş olduğunu, ikrar içeren ihtarname ile ayrıca muhasebe mutabakatı ile de yapılmış olduğunu, davalı, hem noter aracığıyla hem de muhasebe mutabakatı yoluyla kendiliğinden ikrarda bulunduğu borcuna karşı müvekkili şirketin başlattığı icra takibine sebepsiz yere itiraz ederek süreci kötü niyetle uzatıldığını, icra dosyası başlatıldığında şirket muhasebesi finans birimiyle görüştüklerini uygun görülürse ödeneceğini yoksa vakit kazanmak için borca itiraz edileceğinin müvekkili şirkete bildirildiği, sözleşme hükmü, hukuk ve yasa tanımayan kötü niyetli borçlunun usulsüz itirazı ile durdurulan takibin devamı için Mahkemeye başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; Borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasına itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. Mahkeme,taraflar arasında 05.12.2019 tarihli elektrik enerjisi satış sözleşmesinin bağıtlandığı, davalı tarafça sözleşme ile edinilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, fatura edilen ödemelerin vadesi geçtiği halde ödenmemesi, vadesi geçen faturalara ilişkin ihtarname ile yeniden süre verilmesine rağmen ödeme yapılmaması, mücbir sebepten önce doğmuş alacaklar için mücbir sebep klozunun ileri sürülmesi, mücbir sebep varlığı sebebiyle sözleşmeden doğan borcun ifa edilememesi durumunda karşılık yükümlülüğün ifasının beklenmesi sebebiyle davacı yanın 08.05.2020 tarihli sözleşmenin tek taraflı feshinin içerir iradesinin mevzuat hükümlerine ve taraflar arasındaki satış sözleşmesine uygun olduğu, itirazın iptali davasına konu alacağın mevzuata ve tarafların iradesine uygun olarak hazırlanıp imzalandığı tespit olunan 05.12.2019 tarihli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nden doğan bir alacak olduğu, alacağa ilişkin temerrüdün oluştuğu ve cezai şart talep etme hakkının doğduğu; davacı şirketin takip tarihi itibariyle davalı yandan Nisanı 2020 ayı faturasının ödenmemiş kısmı nedeniyle takip tarihi itibariyle 45.955,19 TL alacaklı olduğu hususunun tespit ve rapor edildiği,bu raporun hükme ve denetime elverişli olduğu gerekçesi ile; "1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE; Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 45.955,19-TL asıl alacak üzerinden İPTALİNE, takibin 45.955,19-TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki talep gibi DEVAMINA, 2-Alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı 9.191,038‬-TL' nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE" karar vermiştir. Kararı davalı vekili istinaf etmiştir. İstinaf dilekçesinde; davada delillerin tartışılmadığı,karar gerekçesinde yer alması gereken unsurların yer almadığı,bilirkişi raporunun eksik ve denetime elverişli olmadığının,itirazların karşılanmadığını,bilirkişinin sözleşme feshi konusunda uzman olmadığını, heyete bu konuda bir bilirkişi atanması gerektiğini,bilirkişi raporunun seçenekli hazırlandığını,Covid 19 unu mücbir sebep olarak kabul edilememesi halinin kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda davalının temerrüdünün tartışılmadığını, davacının sözleşmeyi feshetmesinde yani portföyden çıkarmasında herhangi bir haklı sebebi oluşmadığını,davacı tarafından Mart 2020 fatura bedelinin son ödeme tarihinin sözleşmenin 6. maddesindeki "faturaların her ayın 17'sine kadar ödenmesi" ifadesinden yola çıkıldığında; son ödeme tarihinin her ayın17. günü olduğunu,ancak söz konusu düzenlemeye rağmen, davacı tarafça tam son ödeme günü olan 17.04.2021 tarihinde portföyden çıkarma işlemi yapıldığı,yani başka deyişle de sözleşmenin feshedildiğini,emsal olarak İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/557 E. Sayılı dosyasından alınan 08.09.2021 tarihli Bilirkişi Raporu ile de bu kapsamda detaylı bir inceleme yapıldığını, portföyden çıkarılma tarihi olan 17.04.2020 tarihinde geriye dönük olarak bir temerrüdünün oluşmadığını, teminatın paraya çevrilmesi usulünün hatalı olduğunu,bunun taraflar arasındaki sözleşmeye ek protokolün 5. maddesine belirtilen cezai şartın uygulanması için, abonenin sözleşme yükümlülüklerine aykırı davranması yahut da abonenin sözleşmeyi süresinde önce feshetmesi gerektiğini, ancak davalının sözleşmeye aykırı bir tutumunun , taraflar arasındaki ticari ilişkinin başından beri söz konusu olmadığını,sadece tüm dünyayı etkisi altına alan salgın nedeniyle, davalının pandemi hastanesi olarak hizmet vermesi ile birlikte hasta sayısındaki ciddi oranlardaki düşüşten dolayı kazancının da düşmesi üzerine, müvekkilinin sadece sözleşmedeki haklarını kullanma yoluna gittiği ve bunu da iyiniyet çerçevesindeki halletmek ister iken, davacının daha ağır koşullarla sözleşme şartlarını müvekkili aleyhine değiştirmesi ve akabinde de doğrudan sözleşmeyi fesih yoluna gitmesi ile taraflar arasında ihtilaf vuku bulduğunu, istinaf dilekçesinde belirttikleri hususlarda tekrar bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği , tarafları ve konusu aynı olan İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/487 E. sayılı dosyası ile yargılamanın devam ettiğini,mahkemece 2020/676 E. sayılı dosyası ile işbu huzurdaki davanın birleştirilerek, 2020/487 E. sayılı dosya üzerinden yargılamanın devam etmesine karar verilmesi gerekirken, bu yönde de bir değerledirme yapılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava ödenmeyen bakiye fatura bedelinin tahsiline yönelik itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. İstanbul ... İcra Dairesi'nin MTS (Merkezi Takip Sistemi) ... E sayılı sayılı takipte, alacaklı davacı ... İhracat A.Ş.tarafından, borçlu ... A.Ş. Hakkında 45.955,19 TL fatura bakiye alacağı ile 815,39 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamı 46.770,58 TL nın tahsiline yönelik yapılan ilamsız takibin itiraz üzerine durdurulduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça davanın takip edilmediği,davacı tarafın ticari defterleri üzerinde Mali Müşavir bilirkişiden Ankara'dan talimatla bilirkişi raporu alındığı,kök raporda takip tarihi itibarıyla davacının davalı şirketten ödenmeyen fatura kısmı için takip tarihi itibarıyla 45.955,19 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporuna davalı vekilinin itirazı üzerine bu kez M.Müşavir bilirkişi yanına Borçlar Hukuk konusunda uzman bilirkişi eklenerek itirazlar doğrultusunda ek rapor alındığı,ek bilirkişi heyet raporunda; davanın taraflar arasında imzalanan 05/12/2019 tarihli elektrik enerjisi satış sözleşmesinden doğan alacak olduğu,alacağa ilişkin temerrüdün oluştuğu,cezai şart hakkının doğduğu,davacının davalıdan son ödeme tarihi 10/04/2020 olan faturanın ödenmemiş kısmı nedeniyle takip tarihi itibarıyla 45.955,19 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Davalının edimlerini yerine getirmeyeceği ve askıya aldığını açıkça davacıya bildirdiği,davacının da ödenmeyen son ödeme tarihi 10/04/2020 olan ve henüz ödenmemiş olan vadesi dolmuş 281.239,37 TL tutarındaki mart ayı faturasını ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde ödenmesini davalıya ihtarname yoluyla ihtar ettiği ,sözleşmenin 6. maddesinde davalının vadesi gelmiş borçlarını ödenmediği takdirde sözleşmeyi feshetme hakkının düzenlendiği, sözleşmenin 7. Maddesinde teminat mektuplarının paraya çevrilme usulünün belirtildiği, sözleşmenin 8. Maddesinde ödenmeyen borçlar nedeniyle sözleşmeye aykırılık durumunda verilecek 7 günlük süre sonunda aykırılık giderilmediği taktirde sözleşmenin feshinin yapılabileceğinin hüküm altına alındığı anlaşılmıştır. Dosya bulunan ve 05/12/2019 tarihinde sözleşme eki olarak düzenlenen protokolün 5.maddesinde haksız fesih durumunda yada sözleşmedeki yükümlülüklere aykırılık halinde fesih tarihine kadar geçen sürede en yüksek fatura bedelinin 2 katının cezai şart bedeli olarak ödeneceğinin hüküm altında alındığı da belirlenmiştir. Davalı tarafça davacıya gönderilen 29/03/2020 tarihli yazıda ödeme yapamayacaklarının,edimlerini askıya aldıklarının bildirildiği görülmüştür. Bunun üzerine davacı tarafça davalıya 21/04/2020 tarihli ihtarnamenin gönderildiği,01/05/2020 tarihi itibarıyla elektriğin görevli tedarik şirketi tarafından temin edileceği için görevli tedarik şirketine geçiş için karşı tarafın izlemesi gereken prosedürleri eksiksiz yerine getirmeleri gerektiği ve son ödeme tarihi 10/04/2020 olan ve henüz ödenmemiş olan vadesi dolmuş 281.239,37 TL tutarındaki faturanın ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiği,ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği,bilahare davacı tarafından Ankara ...noterliğinin 08/05/2020 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacının sözleşme fesih bildiriminin davalıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Davacı ticari defterlerinde davacının son ödeme tarihi 10/04/2020 olan ve henüz ödenmemiş olan vadesi dolmuş 281.239,37 TL tutarındaki faturanın ödenmemiş kısmı nedeniyle takip tarihi itibarıyla 45.955,19 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Davalının zamanında ödeme yaptığını ispatlayamadığı da açıktır. Kaldı ki davalı tarafın davacıya gönderdiği yazıda ödeme yapamayacağı ve sözleşmedeki ödemeye dair kısmın askıya alındığını bildirilmekle, temerrüdün davalı tarafça kabul edildiği de görülmüştür. Bu doğrultuda alınan ve hükme dayanak yapılan kök ve ek bilirkişi raporunun taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşılmıştır. Mahkemenin kararı usul ve hukuka uygundur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 3.139,19 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 784,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.354,39 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

iptalinedavanıngereğikabulüistanbuldevamınakonusudüşünüldüreddine"İtirazınİptalikısmen

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim