SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/2348

Karar No

2024/2246

Karar Tarihi

17 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2024/2348

KARAR NO: 2024/2246

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ARA KARAR TARİHİ: 11/07/2024

NUMARASI: 2024/150 E

BİRLEŞEN 2024/313 ESAS SAYILI DAVADA

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit | İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 17/09/2024

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ... San. Ve Tic. Ltd Şti vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin, davı dışı lisanslı elektrik tedarik şirketi olan ... İthalat İhracat A.Ş.'nin sanayi grubu sözleşmeli abonesi olarak ... tesisat/hizmet numaralı kullanım yerinde elektrik enerjisi kullandığını, İstanbul Avrupa yakası bölgesinde lisanslı elektrik dağıtım şirketi olan davalı tarafından, davacı şirketin bu kullanım yerinde kaçak elektrik enerjisi kullanıldığı iddiası ile düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağına dayanılarak 15.02.2024 tarihli, ... no'lu ve 1.832.702,52-TL bedelli kaçak elektrik tüketim faturası (ek-2) ve aynı tarihli, ... no'lu ve 1.135.798,26-TL bedelli kaçak ek tüketim faturası (ek-3) ile davacı müvekkil adına toplam 2.968.500,78-TL kaçak elektrik tüketim borcu tahakkuk ettirildiğini, oysa ki davacı tarafından, mezkür kullanım yerinde kaçak elektrik enerjisi kullanılmadığını, davalı şirket tarafından müvekkil atfen ileri sürülen haksız eylem nitelikli kaçak elektrik kullanım iddiasının haksız, maddi ve hukuksal mesnetten yoksun olduğunu, huzurdaki davadan önce İstanbul 5. Asliye Ticaret Mah.'nin 20.02.2024 tarihli ve 2024/66 D. İş, 2024/71 K. sayılı ihtiyati tedbir kararı ile “müvekkilin kullanmakta olduğu elektrik enerjisinin, davaya konu mezkür faturaların borçlarından dolayı kesilmemesine” dair ihtiyati tedbir kararı verildiğini, 22.02.2024 tarihinde İstanbul ... İcra Müd.'nün ... E. sayılı dosyası ile ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının talep edildiğini, mezkür ihtiyati tedbir kararına konu uyuşmazlığın esasını oluşturan davaya konu faturalardan dolayı davacı müvekkilin borçlu olmadığının tespitine yönelik asıl dava olan menfi tespit davası,ticari dava (TTK.m.4) kapsamında zorunlu arabuluculuk dava şartına (TTK.m.5/A) tâbi olmakla, öncelikle 23.02.2024 tarihinde İstanbul Arabuluculuk Bürosu'na başvurulduğunu, taraflar arasında anlaşma sağlanamayarak buna dair 04.03.2024 tarihli, ... Büro, ... Arabuluculuk numaralı arabuluculuk son tutanağı düzenlendiğini beyanla; HMK.m.109 hükmü uyarınca kısmi dava olarak,“fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak” kaydıyla; davacının davalı tarafından düzenlenen 15.02.2024 tarihli, ... no'lu ve 1.832.702,52-TL bedelli ve 15.02.2024 tarihli, ... no'lu ve 1.135.798,26-TL bedelli faturalar ile borç olarak tahakkuk ettirilen 2.968.500,78-TL'nın şimdilik 500,00-TL kısmından borçlu olmadığının tespitine, HMK.m.397/4 ve m.323/1-ç hükümlerine göre, huzurdaki asıl dava dosyasının eki olan İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/66 D. İş sayılı ihtiyati tedbir dosyasının giderleri de dâhil olmak üzere, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin de davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu uyuşmazlık bakımından müvekkili şirket kayıtlarında yapılan araştırmalara göre; "... Mahallesi, ... Sokak No:... Dükkan:... Başakşehir İstanbul" adresinde EPTHY 42./1C Bendine göre ilgili kullanım yerinde " sayaç ölçü sistemine müdahale edilerek sayacın eksik ölçüm yapıldığı" hususunun tespit edildiğini, yapılan bu tespite istinaden davacı adına Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili hüküm- leri uyarınca 15.02.2024 tarih ... seri numaralı zabıt düzenlendiğini, söz konusu tespit neticesinde, H/609878 seri numaralı tutanağa istinaden Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönet- meliği mad- deleri kapsamında tesisatın kurulu güç bilgilerine göre kaçak tüketim miktarı 17.11.2023 -15.02.2024 tarihleri arasında 90 gün x 233. 33 kWx 0.6 x 21h = 264596 Kwh karşılığı 1.832.702,52-TL tutarında kaçak elektrik faturası, 15.02.2023- 17.11.2023 tarihleri arasında 275 gün x 23333 Kw x 0.6 x 21 h = 808488 kWh karşılığı 1.135.798,26-TL tutarında kaçak ek tüketim faturasının davacı adına tahakkuk ettirildiğini, davacının ilgili faturaları süresinde ödememesi üzerine de tarafımızca İstanbul ... İcra Dairesi ... E.sayılı dosyasıyla davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacının takibe itiraz ettiğini beyanla , davanın reddini savunmuştur.

BİRLEŞEN DAVADA: Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; asıl dava dosyasına sunduğu cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarlamış, davalı borçluların takibe itirazlarının haksız ve dayanaksız olduğunu, dava konusu mahalde kaçak elektrik kullanıldığı hususunun dosyaya ibraz olunan kaçak elektrik tespit tutanağı, tahakkuk , müvekkili şirket kayıtları, dilekçe ekinde ibraz olunan uzman görüşü ile yaklaşık olarak ispatlandığını, borçlulardan ...'ın, diğer borçlu durumundaki şirketin yetkilisi olduğunu, tüzel kişinin organı niteliğindeki yöneticilerin, tüzel kişi adına ve yararına işledikleri haksız fillerden dolayı zarar gören üçüncü kişilere karşı TBK madde 41 ve TMK madde 50/3 uyarınca haksız fiil faili olarak sorumlu tutulacağını, bu halde tüzel kişinin ve organlarının sorumluluğun türünün Borçlar Kanunu'nun 51. maddesi hükmünde düzenlenen zincirleme (müteselsil) sorumluluk olacağını, alacak muaccel olup rehin ile temin edilmediğini, işbu davanın sonuçlanması ve icra takibinin kesinleşmesi beklenildiği takdirde, "kamu alacağı" niteliğinde olan kaçak elektrik bedelinin tahsili tehlikeye gireceğini beyanla; Öncelikle davalı/borçlunun taşınır, taşınmaz malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerinde İİK m. 257 gereği dava ve takip kesinleşinceye kadar teminatsız veya Mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına, işbu davanın İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/150 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, yargılama sonunda: davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın % 20’ sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde;asıl dava dosyasına esas dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarlamış, ilaveten davacı tarafından, 2.968.500,78-TL kaçak elektrik bedeli, 9642 ora- nında işlemiş faizi 3.463,25-TL ve faizin KDV'si 692,65-TL olmak üzere toplam 2.972.656,68-TL'nın tahsili için İstanbul ... İcra Müd.'nün ... E. sayılı dosyası ile davalı müvekkili şirket ile temsil ve ilzama yetkili kanuni temsilcisi olan gerçek kişi davalı müvekkil hakkında icra takibi başlatıldığını, ancak müvekkil şirket tarafından kaçak elektrik enerjisi kullanılmadığını, ileri sürülen haksız eylem nitelikli kaçak elektrik kullanım iddiasının haksız, maddi ve hukuksal mesnetten yoksun olduğunu, müvekkili şirketin temsilcisi durumundaki gerçek kişi davalının ise , iddia edilen kaçak elektrik kullanımı eyleminin maddi ve/veya manevi yönden asli ve/veya fer-i faili olmadığı ve iddia edilen eylemin gerçekleşmesinde kusurlu hareket sergilemediği gibi,iddia edilen eylem sebebiyle bir ceza mahkemesince mahküm da edilmediğini, davacı tarafından aksi yönde ileri sürülmüş herhangi bir iddia ve delilin de bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesi'nce birleşen dava ile ilgili olarak; 11.07.2024 tarihinde " , "gerek sayaca müdahale olgusunun ispatı, gerekse kaçak kullanım süresi ve buna bağlı olarak tüketim tutarlarının hesaplanmasının yargılamayı gerektirmesi, vadesi gelmiş bir para borcundan söz edile- meyeceği, ihtiyati haczin koşullarından olan yaklaşık ispat koşulunun şu aşamada gerçekleşmediği " gerekçesi ile "İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE " karar verilmiştir. 11.07.2024 tarihli ara karar birleşen davanın davacısı ... tarafından istinafa getirilmiştir. ... vekili istinaf dilekçesinde: Mahkemece deliller ve gerekçeli karar arasında her hangi bir illiyet bağı kurulmadığını, dava konusu olay nezdinde muhakeme yapılmadığını, kanun hük- mü atfı ile hüküm kurulduğunu, işbu dosya kapsamına sundukları Kaçak/Usulsüz elektrik kullanım tespit tutanakları, kaçak tahakkuk zabıtları, dava konusu kaçak elektrik tutanaklarına ve tahakkuk- larına ilişkin olarak hazırlanan Uzman Görüşü, faturalar ve fotoğraf kayıtlarının borcun varlığını kesin kıldığını, aksi karşı tarafça da ispat edilemediği için muaccel borcun varlığının açık ve net bir şekilde kanıtlandığını, hal böyle iken; İlk derece mahkemesince İİK 257. ve devamındaki maddelerin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle hüküm kurulduğunu, bu durumun Anayasa hükümlerine ve pek çok hukuki düzenlemeye aykırılık teşkil ettiğini, alacağın yargılamaya tabi olmadığı görüşünün Yargıtay hukuk dairelerince kabul görmediğini, ihtiyati haciz kararı, alacağı teminat altına alan bir tedbir kararı olup yargılama aşamasına etki etmeyeceğini beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, asıl davada kaçak elektrik kullanım bedelinden kaynaklanan borç nedeniyle menfi tespit, birleşen davada ise aynı alacağa dayalı takibe vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Birleşen davada davacı durumundaki alacaklı vekili alacağı güvence altına almak ama- cıyla ihtiyati haciz talep etmiş, mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu ara karar istinafa getirilmiş olmakla ; bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı noktasındadır. 2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”, Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi; “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içermektedir. Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Söz- leşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş ol- ması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tara- fın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade Tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar." Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir. Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tarihinde muaccel olacağından, koşulların bulunması halinde "ölçülülük ilkesi" de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahke- menin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'',yani "yaklaşık ispat"ın sağlanması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta birleşen dosya davacısı elektrik dağıtım şirketi olan ... alacağını yaklaşık ispat noktasında ;kaçak tespit tutanaklarına,bu tutanağa dayanarak yaptığı tahakkuk ve faturalara laboratuvar sonuçlarına dayanmaktadır. 1- Alacağın dayanağını oluşturan 15.02.2024 tarih ... nolu tutanak ... çalışanları tarafından ,davalı şirketi 'sayaç ölçü sistemine müdahale edilerek sayacın eksik ölçüm yapıldığı" gerekçesi ile düzenlenmiş olup tespit anında borçlu şirket adına hazır bulunan kişinin imzadan imtina ettiği belirtilmiş ise de ,isim ve kimlik bilgileri yazılmamıştır. Takip ve dava konusu faturalar da bu tutanaklara istinaden düzenlenmiştir. 2- Birleşen dava dilekçesinde, " dava konusu borç nedeniyle davalı borçlular aleyhine , takip yapıldığı ve ödeme emri gönderildiği, borçlu tarafın itirazı üzerine takip durduğundan itirazın iptali talebiyle eldeki davanın açıldığı " belirtilmiş olup istinaf incelemesi için gönderilen fiziki dosya içinde ve Uyap ortamında söz konusu icra dosyası bulunamamıştır. UYAP'ta mevcut " ilgili icra dosyası" sekmesinde söz konusu takip dosyası içeriğine ulaşılamamıştır. Borçluların itiraz dilekçesinin bir örneği de sunulmadığından borçlunun söz konusu borca ilişkin beyanları de tespit edilemiştir.3- Menfi tespite ilişkin asıl dava açılmadan önce davacı tarafça değişik iş yoluyla dava konusu faturalar nedeniyle elektriğin kesilmemesi hususunda tedbir talep edilmiş, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mah.'nin 20.02.2024 tarihli ve 2024/66 D. İş, 2024/71 K. sayılı kararı ile ihtiyati tedbir talebi kabul edilmiştir. (İİK 72. Md gereğince ,faturalar nedeniyle takibin durdurulması yönünde tedbir talep edildiği ve bu yönde karar verildiğine dair bilgi ve belge mevcut değildir.) 4- Dosya içeriğinden borçlulardan ... hakkında, Küçükçekmece 6. Asliye CM'de 2024/397 Esas sayılı davanın görüldüğü anlaşılmakta ise de, söz konusu dosya celp edilme- diğinden eldeki uyuşmazlık ile ilgili olup olmadığı anlaşılamamıştır. *** Alacağın haksız fiil niteliğindeki kaçak elektrik tüketiminden kaynaklandığı ve haksız fiil tarihinde alacağın muaccel olacağı dikkate alındığında, mahkemenin "vadesi gelmiş bir para borcundan söz edilemeyeceği" şeklindeki gerekçesi hatalıdır. Birleşen davada, sayaca müdahale edilip edilmediği, ne şekilde müdahale edildiği, sayacın hangi oranda eksik ve hatalı kayıt yaptığı, kaçak kullanım türü ve yerinin niteliği, süresi , hesaplamada esas alınacak diğer unsurlarda ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı tarafından sunulan kaçak tespit tutanakları ve buna dayalı tutanak ve faturalar, uzman görüşü takdiri delil niteliğindedir. Takibe konu alacağın varlığı ve miktarı hususunun, yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği tartışmasız olup, dosya kapsamında sayaca ne şekilde müdahale edildiğine dair bilgi ve belgenin bulunmadığı, yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle "yaklaşık ispat"ın sağlanmadığı ve İİK 257. vd maddeleri gereği ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı gözetildiğinde talebin reddine karar verilmesi isabetlidir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında,usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, birleşen davada davacı ...'ın 11.07.2024 tarihli ara karara ilişkin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.

K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Birleşen davanın davacısı ...'ın 11.07.2024 tarihli ara karara ilişkin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 17/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngereği|TespithacizepthyreddineİptalidavadaistanbulkonusudüşünüldüMenfiİtirazıntalebininbirleşen"ihtiyati

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim