SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/2297

Karar No

2024/2152

Karar Tarihi

9 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2024/2297

KARAR NO: 2024/2152

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 04/07/2024

NUMARASI: 2024/583 E - 2024/677 K

DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz

KARAR TARİHİ: 09/09/2024

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Talep eden vekili dava dilekçesinde; ... numaralı tesisatın bulunduğu , borçluya ait "... Cad. No:... Dükkan ... Kahve Üsküdar/İstanbul" adresindeki işyerinde yapılan denetimler sonucu“perakende satış sözleşmesi/ikili anlaşma olmadan ve kurumun rızası hilafına” elektrik enerjisi tüketildiği tespit edilmekle, borçlu hakkında 19.03.2024 tarih ve ... seri numaralı Kaçak Elektrik Tüketimi Tespit Tutanağı düzenlendiğini, bu tutanaktaki tespitler dikkate alınarak 929.514,90 TL bedelli Kaçak Elektrik Tahakkuku yapıldığını, alacak miktarının çok yüksek miktarda olduğunu ve hiçbir teminata bağlanmadığını, vadesi geçtiği halde bugüne kadar borcun ödenmediğini, davalının alacaklılara zarar vermek amacıyla mallarını kaçırdığına dair duyumlarının bulunduğunu beyanla davalı/borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nce:" taraflar arasında abonelik sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, abonenin kaçak elektrik kullanımının hukuken haksız fiil niteliğinde olmadığı,uyuşmazlığın sözleşmeye aykırılık kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği, bu aşamada alacağın varlığı, miktarı, vadesi ve sorumlusunun tartışmalı olduğu, 'ihtiyati haciz sebepleri ve dayanak belgeler nazarında ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin yaklaşık ispata havi yeterli kanaat oluşmadığı" gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin REDDİNE karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: Karar davacı tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde:Borçlunun kaçak elektrik kullanımının ,kurum görevlilerince mahallinde düzenlenen tutanak ile kayıt altına alındığını, bu tutanağa istinaden düzenlenen fatura bedelinin ödenmediğini, kaçak elektrik kullanımının haksız fiil niteliği arz ettiğini ve zararın haksız fiilin işlendiği tarihte doğduğunu, alacak muaccel olup rehin ile temin edilmediğini, tutanak, tahakkuk,fatura ,video vs kayıtların yaklaşık ispata yeterli olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Davacı taraf, kaçak elektrik kullanım bedelinden kaynaklanan alacağı güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz talep etmekte ve bu talebini değişik iş yoluyla ileri sürmektedir. Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı noktasındadır. 2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”, Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi; “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir.İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içermektedir. Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Söz- leşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş ol- ması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tara- fın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade Tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar. "Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir. Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tarihinde muaccel olacağı nedeniyle koşulları bulunması halinde ölçülülük ilkeleri de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır. Somut uyuşmazlıkta davacı durumundaki elektrik dağıtım şirketi; borçlunun perakende satış sözleşmesi ve/veya ikili anlaşma olmaksızın elektrik enerjisi kullandığını ve bu durumun tutanak ile kayıt altına alındığını iddia etmekte,bu tutanaklara dayanarak yaptığı hesaplama kapsamında tahakkuk eden fatura alacağının tahsilini amaçlamaktadır.Dosyanın tetkikinde; alacağa dayanak, kaçak tespit tutanağı, tahakkuk ve fatura dosyaya ibraz edilmiştir. 19.03.2024 tarih ve ... seri numaralı tutanak alacaklının çalışanı duru- mundaki personel tarafından düzenlenmiş olup, tespit anında borçlu hazır değildir. Diğer yandan, ... İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Perakende Satış Şirketi'nin 03.07.2024 tarihli cevabi yazısında ;" ... nolu tesisat ile abonelik tespit edildiği, ancak sistemsel alt yapı ve iyileştirme çalışmaları kapsamında arşivde yapılan çalışma nedeniyle abonelik dosyasına ulaşı- lamadığı" belirtilmiştir.Bundan başka, ihtiyati haciz talebinde bulunan alacaklı tarafından ,borçlu aleyhine talep konusu borç nedeniyle , İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya üzerinden takibe girişildiği anlaşılmakla birlikte, söz konusu dosya bağlı dosya olarak görünme- mektedir. Ayrıca fiziki evrak veya Uyap ortamından celp edilmediğinden takibin akıbeti, borçlunun itirazda veya beyanda bulunup bulunmadığı, takibin kesinleşip kesinleşmediği vs hususlarda bilgi bulunmamaktadır. Neticede , kaçak tespit tutanakları ve buna dayalı tutanak ve faturaların takdiri delil niteliğinde olduğu, gerek kaçak kullanım türü ve yerinin niteliği, süresi , hesaplamada esas alınacak diğer unsurların ispat yükünün alacak iddia eden üzerinde olduğu noktasında duraksama yoktur. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahke- menin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğu hususu yukarıda açıklanmıştır. Takiplere konu alacağın varlığı ve miktarının yargılama aşamasında sunulan/sunulacak deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği açıktır. Gelinen aşamada takip konusu alacağın varlığı ve miktarı yaklaşık olarak ispatlanamamıştır.Mevcut delil durumuna göre; İİK 257. vd maddeleri gereği ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı gözetildiğinde talebin reddine karar verilmesi isabetlidir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında,usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, ihtiyati haciz talep eden davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.

K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının İstanbul ...'ın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngereğireddineistanbulkonusuHacizİhtiyati

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim