Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2023/3131
2024/1960
11 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2023/3131
KARAR NO: 2024/1960
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/12/2022
NUMARASI: 2021/583 E - 2022/1090 K
DAVANIN KONUSU: Adi Ortaklık-Fesih , Tasfiye-Alacak(Asıl ve Karşı dava bakımından)
KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında Cezayir'de bulunan otelin tadilatının yapılması amacıyla adi ortaklık kurulduğunu, davalı .... Şirketinin Cezayir'de adi ortaklığı temsilen sözleşme imzaladığını, sözleşmenin uygulanmasında çıkan anlaşmazlık üzerinde tahkim yoluna gidildiğini, üç yıllık süreçten sonra 56.986.865,00 EURO bedelle 17/05/2009 tarihinde anlaşma imzalanarak işe başlandığını, ... Şirketinin sözleşmedeki işleri yapıp bedeli tahsil ettiğini, bu işin müvekkili şirketin sayesinde alındığını, adi ortaklıkta idarecinin davalı şirket olarak kararlaştırıldığını, davalının defter tutma, hesap verme, kar dağıtma gibi adi ortaklığına ilişkin hiçbir bir işlem yapmadığını, müvekkili şirketi ortaklıktan çıkarmak için İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/88 esas sayılı dosyasında dava açtığını, yargılama sonunda müvekkilinin ortak olduğuna ve dava tarihine kadar kar payına hak kazandığına hükmedildiğini, 11/10/2010 tarihinden dava tarihine kadar tahakkuk etmiş adi ortaklığın hesaplanan tüm kar payının davacıya ödenmesi gerektiğini bildirmiş, idareci ortak ... Şirketinin 2010, 2011, 2012 ve 2013 bilançolarını ibrazı ve hesap vermeye davet edilmesine, hesaplanacak safi kardan davacı payına düşen 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarının her biri için 2.500,00 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin adi ortaklığın üyesi olmadığını, şirketin adi ortaklığın kurulmasından sonra kurulduğunu, Cezayir'deki ihaleye taraf olmadığını, davacı tarafla hiçbir ticari ilişkisi olmadığını bildirmiş, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı- karşı davacı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davacının aciz halinde olması nedeniyle teminat yatırmak zorunda olduğunu, 1 nolu davalı hakkındaki davanın adi ortaklık sözleşmesine taraf olmaması nedeniyle husumet sebebiyle reddedilmesi gerektiğini, ... Şirketinin sözleşmenin tarafı olması ve mecburi dava arkadaşlığı sebebiyle davada taraf olması gerektiğinden davanın reddinin gerektiğini, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/88 esas sayılı dosyasında davacının kar payı talepli açtığı davada kar payına hükmedildiğini, kararın onanarak kesinleştiğini, kar payı konusunda kesin hüküm bulunması nedeniyle bu davada inceleme konusu yapılmasının mümkün bulunmadığını, bir konsorsiyum anlaşmasının imzalandığını, bununla otelin yenileme işinin yapılmasının amaçlandığını, yapılan işten zarar edildiğini, kesin hakedişin yapılmaması ve kar elde edilmemesi nedeniyle davacının talebinin haksız olduğunu, tahkim yargılaması sonrası devam edilen iş ile ilgili olarak davacının yükümlendiği hiçbir işi yapmadığını, bir gider avansı da vermediğini, davacının bir katkısı olmadan konsorsiyumun yenileme işlerini tamamlayarak iş verene teslim ettiğini bildirmiş, davanın reddine, ADİ ORTAKLIĞIN FESİH VE TESFİYESİNE ,davacının adi ortaklık ortağı olarak avans ve sair giderlere ve zarara katılma borcunu ifa etmemesinden dolayı oluşan bedelin şimdilik 10.000,00 TL olarak davalıdan avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, tarafların haricen yaptıkları 31 Ekim 2017 tarihli sulh sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığı kendi aralarında çözümledikleri, bu nedenle HMK'nun 315(1) maddesi uyarınca davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla harici sulh sözleşmesi uyarınca davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın davacı (karşı davalı) vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2021/401 Esas 2021/1538 Karar sayılı ilamı ile '' sulh tarihinden önce henüz iflas davasında feragat edilmediğinden bu sebeple sulh sözleşmesinin yapıldığı tarihte, sözleşmeyi imzalayan temsilcinin bu yönde yetkili olduğunun kabulü mümkün olmadığından ve bu sebeple sulh sözleşmesi geçersiz olduğundan mahkemece 31.10.2017 tarihli sulh sözleşmesinde belirtilen tarihte sulh olma ve davadan feragat yetkisi bulunmayan şirket yetkilisinin tasarrufunun esas alınarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmekle kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına '' gerekçesi ile mahkeme tarafından verilen karar kaldırılmıştır.Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonunda ; " 1 numaralı celse ile dava konusu uyuşmazlık tespit edilerek tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına dair ara karar kurulmuştur. Dosya içerisine bilirkişi ön raporu sunulmuş, asıl ve karşı dava yönünden taraflarca herhangi bir ticari defter ve kayıt sunulamadığından gerekli inceleme ve araştırmanın yapılamadığı bildirilmiştir. Bu defa her iki tarafa dayandıkları delil ve belgeleri sunmaları için 3 er haftalık kesin süre verilmiş, ve kesin süre ihtaratı duruşmada hazır bulunan taraf vekillerin yüzünde usulüne uygun olarak yapılmıştır. Ancak verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ön raporu doğrultusun da gerekli o0lan ticari defter ve kayıtlar mahkememize sunulmadığı gibi yerinde inceleme talepli herhangi bir dilekçede gelmediğinden dosya mevcut hali ile değerlendirilmiş olup hem asıl dava hemde karşı dava yönünden tarafların taleplerini ispatlar nitelikte herhangi bir yazılı delil veya belge sunulamamış olması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca tarafların dayandığı delil ve belgeleri mahkemeye ibraz etmeleri gerektiği ancak mahkememize ispata yarar herhangi bir delil veya belge sunulmadığı" bu sebeplerle asıl ve birleşen davanın ispat edilemediği gerekçesiyle REDDİNE karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı,davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.1- Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; "İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında her iki tarafa da delil ve belge sunulmasına dair süre verildiği ve sunulmamasından kaynaklı da davamızı reddettiğini belirtmiştir. Ancak mahkeme eksik inceleme ve değerlendirme yapmıştır. Şöyle ki; Davalı-karşı davalı ile müvekkili şirket arasında 07.12.2005 tarihli Ortak Girişim ve İşbirliği Kontratı ile Cezayir’in Cezayir kentinde ...’nin Yenilenme Ve Dekorasyonu ihalesine katılmak ve ihale kazanıldığı takdirde gerekli işleri genel müteahhit olarak güç birliği ile yapmak üzere ... adı altında adi ortaklık kurulduğu, adi ortaklık ilişkisinde ortakların müvekkili şirket ... Tic. A.Ş, ... Ltd. Şti. ve ... Tic. Ltd. Şti. (28.11.2012 tarihinde ... A.Ş dönüşmüştür. Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi 04.12.2012 tarihli 8207 sayı numaralı sayfasında ilan edilmiştir.) ortak olarak sözleşmeye imza attıklarını, taraflar arasında sözleşme ile kurulan adi ortaklık ilişkisinde davalı davalı... Anonim şirketinin lider firma olarak belirlendiği,davalı tarafın müvekkil firmayı adi ortaklık ilişkisinden çıkartma amacı ile Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2013/88 E. sayılı dosya ile ortaklıktan çıkarma davası açtığı, yapılan yargılama neticesinde de müvekkili firmanın adi ortaklığın ortaklarından biri olduğu ve dava tarihine kadarki kâr payına da hak kazandığına hükmedildiğini, davalı ... şirketi firmasının idareci ortak sıfatı olması sebebi ile TBK 630 ve 631. maddeye göre, idareci ortağa yüklenen ortaklıkla ilgi defter tutma, bilanço düzenleme, hesap verme, kar payı hesaplama, kar payı dağıtma yükümlülüklerinin mevcut olduğu,ticari defterlerin incelenmesi gerektiği, ... adi ortaklığının tarafı olarak yapılan işe ait kayıtların taraflarınca tutulmadığı, gerekçeli karar incelendiği takdirde dava dilekçesinde davalı olarak belirttikleri ... A.Ş (V.N:...) şirketi yer almasına rağmen davalı olarak belirtiğimiz ve mersis kayıtlarında TASFİYE HALİNDE olduğu belirtilen ... A.Ş. (V.N:...) şirketi yer almadığı, kararda mevcut olan ... şirketine dava açılmadığından ... şirketinin de karşı dava açma imkanı olmadığı, gerekçeli kararda davalıların eksik ve yanlış gösterildiği, asıl davanın reddi kararının usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir. 2-Davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin asıl dava (kar payı alacağı) ve karşı dava (... Konsorsiyumu unvanlı adi ortaklıktan kaynaklı alacak) yönünden ispat edilmemesi nedenleriyle davaların ayrı ayrı reddine karar verdiğini, karşı davada talep konusu yapılan ‘... Konsorsiyumu unvanlı adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi (TBK m.639)’ ile ...A.Ş’nin husumet itirazına yönelik taleplerine ilişkin ise hüküm kurmadığı,davalı Tasfiye Halinde ... A.Ş yönünden istinaf kanun yoluna başvurulduğu, asıl davada ‘husumete ilişkin itirazların da değerlendirilmesi’ suretiyle asıl davanın REDDİNE karar verilmesi gerektiği, eksik inceleme yapıldığı ve değerlendirilmeyen talepler bulunduğu, bunun yanında HMK m. 114/I-d bendi gereği davanın ... Konsorsiyumu unvanlı adi ortaklığın diğer üyesine (... Ltd. Şti.) yöneltilmeden ikamesi sonucunda HUSUMET yönünden dava şartı noksanı sebebiyle davanın REDDİNE karar verilmesi gerekirken değişik gerekçeyle davanın REDDİNE karar verilmesinin hukuka uygun olmayacağı ,tüm bunların yanında, taraflar arasında İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/88 Esas 2014/83 Karar 25.03.2014 tarihli kesinleşmiş ilamına istinaden HMK m. 114/I-i bendi gereği davanın davasının KESİN HÜKÜM sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirsen, bu hususta da eksik inceleme yapılarak değişik gerekçeyle asıl davanın REDDİNE karar verildiği, taraflar arasındaki ihtilaf konusu ... A.Ş, ... ile ... arasında 07 Aralık 2005 tarihinde akdedilen Beyoğlu ... Noterliği 16 Aralık 2005 tarih ... yevmiye numaralı Konsorsiyum Anlaşmasının sözkonusu olduğunu, Türkiye’de mukim şirketlerin kayıtlarında (özellikle Cezayir’de yapılan işten dolayı herhangi bir kar elde edilemediğinden/zarar edildiğinden) Türk muhasebe kayıtlarında ve ticari defter kayıtlarında kayıt bulunmadığı, ‘... Konsorsiyumu unvanlı adi ortaklığın FESİH ve TASFİYESİ’ talebi yönünden yeniden karar verilmesi gerektiği, davalı ... A.Ş’nin herhangi bir taraf sıfatı bulunmadığı, bu hususta daha önce Yerel Mahkeme kararlarında Davalı ...A.Ş yönünden husumet yokluğundan davanın REDDİNE dair hüküm kurulmuş ise de, Yerel Mahkeme’nin son kararında davalı ... A.Ş yönünden hiçbir hüküm kurmadığını, bu sebeplerle kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; asıl ve karşı dava ,adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ve alacak talebine ilişkindir.Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; Adi ortaklık ilişkisinde ortaklar .... A.Ş, ... Ltd. Şti. ve ... Tic. Ltd. Şti. (28.11.2012 tarihinde ... A.Ş dönüşmüştür..) ortak olarak sözleşmeye imza atmışlardır.Dava dilekçesinde adi ortaklardan ... Ltd. Şti davalı olarak gösterilmemiş olup, 02/03/2015 tarihli cevap dilekçesinde karşı davacı olarak yer almış ise de, açılan bu karşı davanın mesmu olup olmadığı yönünden gerekçeli kararda hüküm kurulmamış,kaldırma kararımızdan önceki aşamada ,mahkemece karardan sonra verilen tavzih dilekçesi üzerine,davalı gösterilmeyen bu şirketin karşı dava açamayacağı gerekçesiyle tavzih talebi reddedilmiştir.Diğer yandan adı geçen şirket adi ortaklık sözleşmesinde yer almasına rağmen,yargılamada bu sıfatla taraf gösterilmemiş,mahkemece de resen taraf teşkili sağlanmamış,yargılama bu şekilde sonuçlandırılmıştır.Diğer yandan; davada davalı/karşı davacı sıfatı bulunanve tasfiye halindeki ... A.Ş.’nin 6102 sayılı TTK m. 376 hükmü uyarınca borca batık durumda olduğu gerekçesiyle İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/359 Esas 2023/676 Karar sayılı 27.09.2023 tarihli kararı ile iflasına karar verildiği anlaşılmıştır. Asıl Davada ,kar payının istenmesi adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinin de istendiği anlamına gelmektedir.Karşı dava ise ,Adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ve alacak talebine ilişkindir.Adi ortakların tümünü ilgilendiren böyle bir davada, dava dışı ortakların da taraf olarak yer alması zorunludur. Zira, TBK'nın 644 üncü maddesinin birinci fıkrasında; ortaklığın sona ermesi halinde tasfiyenin, yönetici olmayan ortaklar da dahil olmak üzere, bütün ortakların elbirliği ile yapılması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Adi ortaklığa karşı açılan işbu davanın, ortakların tümüne karşı yöneltilmesi gerektiği dikkate alınarak, dava dışı ortak ... Ltd. Şti 'nin /davaya dahil edilmesi için davacı tarafa usulünce süre verilerek, taraf teşkilinin davacı taraf yönünden sağlanması gereklidir.Bu şirketin karşı davada davacı olarak yer alması ,asıl dava yönünden onu davalı konumuna sokmayacağından taraf teşkili yönünden davaya dahil edilmesi zorunludur. Ayrıca ;karar tarihinden sonra iflasına karar verilen ... A.Ş.’nin İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/359 Esas 2023/676 Karar sayılı 27.09.2023 tarihli kararı ile iflasına karar verildiği anlaşılmıştır.(İstanbul Anadolu ... İcra ve İflas Müdürlüğü ... İflas)Yapılan değerlendirme sonunda; kural olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 191. maddesi gereğince, borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallarI üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226. maddesi uyarınca da masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Belirtilen hükümler gereğince; iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226-229. maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK'nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi İflas Dairesine aittir. Müflis, iflasın açılması ile hak ehliyetini kaybetmediği gibi dava ehliyetini de kaybettiği söylenemez. Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, İİK'nın 194. maddesi gereğince müflisin davacı ve davalı bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durması öngörülmüştür. İİK'nın 194. maddesine göre; "Acele haller müstesna olmak üzere iflasın açılması ile kural olarak müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ancak alacaklıların ikinci toplantısından on gün sonra devam olunabilir"İflasın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da halen derdest bulunan ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi, duran davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada, müflisin davacı veya davalı olmasına göre, usul işlemleri farklılık arz eder. Müflisin davalı olduğu davalara gelince: iflâs idaresi, alacakları tahkik ederken, ( md. 230 vd) müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı davalı (çekişmeli) alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki kararı, ikinci alacaklılar toplantısında karar verilir. İkinci alacaklılar toplanması davaya devam edilmesine karar verirse, iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra (müflis yerine) davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir.Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194. madde hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemece asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplanmasında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırılması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekir.Bu itibarla, belirtilen husus kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle resen incelenmesi gerektiğinden davalı şirketin yargılama bittikten sonra iflas ettiği, bı davanın henüz kesinleşmediği ve derdest olmaya devam ettiği, 2. alacaklılar toplantısının henüz yapılmadığı dosya kapsamından anlaşılmakla, İİK 194. madde uyarınca müflisin davacı yada davalı taraf olduğu tüm davalar için durma kararı verilmesi zaruri olduğundan ve bu husus kamu düzenine ilişkin olmakla, davanın 194. madde kapsamı dışında kalan istisna davalardan olmadığı da dikkate alınarak İİK'nın 194. madde hükümlerine göre yargılamaya devam edilmesi gereklidir.Kabule göre de ,ayrıca İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/88 esas sayılı dosyasının celbi ile ,davada talep edilen alacağın neye ilişkin olduğu,davanın taraflarının hangi tüzel veya gerçek ikişer olduğu, verilen kararın ne olduğu,kararın kesinleşip kesinleşmediği, bilirkişi raporu alınıp alınmadığı hususlarının tesbit ve değerlendirilmesi gereklidir.Davalı tarafların ticari defterleri ibraz usulü, ibrazdan kaçınma vs konuların taraf tekili sağlandıktan sonra , TTK ve HMK hükümlerine mahkemece değerlendirilmesi gereklidir.Tesbit edilen bu hususlar yargılama gerektirdiğinden ,tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla,yukarıda açıklandığı şekilde taraf teşkli sağlanarak,gerekli usuli işlemler ikmal edilmek suretiyle yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52