Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2024/763
2024/1901
4 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/763
KARAR NO: 2024/1901
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/01/2024
NUMARASI: 2022/653 E - 2024/49 K
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ: 04/07/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile ... A.Ş. arasında müvekkili şirketin bünyesinde yer alan 4 adet otelin ve lojmanın elektrik kullanımı için 03/12/2020 tarihli Elektrik Satış Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmeye ek olarak taraflar arasında aynı tarihli protokol ve Ek- Sayaç-Abonelik listesi düzenlendiğini, taraflar arasında bahse konu protokol ile Aktif Elektrik Enerjisi Birim satış fiyatının 0.S00kWhH/Ay aktif enerji birim fiyatından yüksek olmayacağının kararlaştırıldığını, yine ... A.Ş. Elektrik Satış Sözleşmesinin 3. Maddesinde yer alan dengesizlik maliyetinin müşteriye yansıtılmayacağı hususunda anlaşma sağlandığı, müvekkili şirket ile davalı şirketin basiretli tacir olarak hür iradeleri ile imzaladıkları sözleşmede her ne kadar elektrik enerjisi satış fiyatının tavan miktarı ve dengesizlik maliyetinin yansıtılmayacağı belirlenmiş ise de, davalı şirket tarafından iş bu sözleşmeye ve protokole uyulmadığı, davalı şirket tarafından, müvekkili şirket bünyesinde yer alan ve abonelik listesinde bulunan ... (abone no:...), ... abone no:..), ... (abone no:...), ... (abone no:...)isimli oteller ve şirketin kullanımında bulunan ... lojman (abone ...) için 2021 yılı Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ilişkin sözleşme ile belirlenen sabit birim kullanılmaksızın sözleşme yok sayılarak faturalar kesildiği, müvekkili şirket tarafından iş bu faturalandırmanın doğru yapılmadığı, sözleşmeye aykırı olarak faturalandırma yapıldığı yönünde davalıya bilgilendirme yapılmış ise de davalı şirket tarafından bu hususun kabul edilmediğini, müvekkili şirkette pandemi sebebiyle geç açılan turizm sezonunun tam ortasında elektrik faturasını ödememesi halinde elektriğinin kesilmesi ve tüm hizmetinin sekteye uğraması riski ile karşı karşıya kalmamak ve telafisi imkansız zararlara mehil vermemek amacıyla faturayı ödemek durumunda kalındığını, müvekkili şirket tarafından her ne kadar davalı tarafından kesilen faturalar elektrik enerjisinin kesilmesi yaptırımı ile karşı karşıya kalınmaması adına ödenmiş ise de müvekkili şirket tarafından sözleşmede belirlenen birim fiyat üzerinden hesaplama yapılarak fazlaca kesilen bedellerin iadesi amacıyla fiyat farkı faturaları düzenlendiğini, davalı şirket tarafından bahse konu fiyat farkı faturalarının kabul edilmeyerek taraflarına iade edildiğini, davalı yanca iade kesilen faturalarında kabul edilmemesi üzerine taraflarınca Manavgat ... Noterliğinin 05.10.2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek "...sözleşme ile belirlenen birim satış fiyatı üzerinden fatura düzenlendiği bu sebeple belirlenen birim fiyatı ile kesilen faturalardaki birim fiyat farkı arasındaki ve faturalandırılan bedelin müvekkili tarafa ödenmesi" hususu bir kez daha ihtar edildiğini, davalı tarafından iş bu ihtara rağmen de herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine dava açmadan önce zorunlu arabulucuya başvurulmuş olup yapılan müzakereler sonucunda anlaşamama tutanağı tutulduğunu beyanla; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, davalı şirket tarafından sözleşmeye aykırı olarak kesilen faturalar sebebiyle fazlaca tahsil edilen şimdilik 10.000,00 TL'nin haksız olarak ödendiği tarihten itibaren ticari temerrüt ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 18/10/2023 tarihli talep arttırım talepli ıslah dilekçesinde ;davacıdan fazla tahsilat sebebiyle talep ettiği 10.00,00 TL bedelin ıslah edilerek net 744.052,92 TL’ye yükseltilmesine ve bu miktara haksız olarak ödendiği tarihten itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava belirsiz alacak davası olarak açılmıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Elektrik piyasası koşullarının, taraflar arasındaki sözleşmenin akdedilmesinden sonra artan maliyetler neticesinde elektrik fiyatlarının hızlı bir ivmeyle arttığını, buna bağlı olarak müvekkili şirketin elektrik tedarik ettiği üretici firma ile alım sözleşmesinin üretici firma tarafından erken feshedildiğini, maliyetlerin öngörülemez şekilde satış fiyatlarının çok üzerine çıkmış ve davacı ile anlaşılan şekilde sözleşmede yer alan sabit fiyat üzerinden elektrik tedariki sağlamanın imkansız hale geldiğini, söz konusu üst fiyat limitinin sözleşmenin imzalandığı tarihteki ulusal tarife fiyatı baz alınarak belirlendiğini, tarifeye gelen zam ile söz konusu sınırında güncellendiğini, Ulusal tarifedeki değişikliklerin üst fiyat limitine yansıtıldığını, taraflar arasında sabit fiyat taahhüdü bulunmadığını, taraflar arasındaki aktif elektrik enerjisi birim fiyatı (saatlik PTF + YEKDEM) x (1+MARJ)=%15 olarak belirlendiğini ve tüm faturaların bu formüle uygun olarak düzenlendiğini, müvekkilinin düzenlediği bu faturalara davacının iade faturaları düzenlediğini, müvekkilinin iyi niyet çerçevesinde ve davacıyı mağdur etmeme amaçlı olarak, sözleşmede yer alan cezai şart maddesi uygulanmaksızın sözleşmenin feshedilebileceğini belirttiğini, davacı tarafça sözleşme feshedilmeyerek müvekkili şirketten elektrik tedarikine devam edildiğini, dava dilekçesinde "elektriklerinin kesilmemesi için söz konusu bedellerin ödendiği" belirtilmiş, davacı taraf tacir olduğundan taraflar arasındaki elektrik satış sözleşmesinin ikili anlaşma niteliğinde olduğu ve ikili anlaşma kapsamındaki serbest tüketicilerin elektriklerinin, elektrik borçlarını ödememeleri sebebiyle kesilemediğini bilmesi gerektiğini, Türk Medeni Kanunu m.2'de yer alan objektif iyi niyet kuralı gereği, her zarara uğrayanın, zararını en aza indirmek için azami gayreti gösterme mecburiyeti olduğu, aksi halde hukuki güvenilirliğin zedelenmiş olacağı, davacının piyasadan, müvekkil tarafından sunulmuş olan yeni fiyatlardan daha düşük bir fiyatı bulmaya çalışması gerektiğini, müvekkili şirketin ulusal tarifeye uygun şekilde fatura düzenlemesine sebep olan hususların tüm dünyayı etkilediğini, bu durumun hiçbir tacir tarafından öngörülmesinin mümkün olmadığı, tüm elektrik piyasasını etkileyen bu sürecin tüm elektrik üreten, dağıtan, tedarik eden şirketlerin maliyetlerini olağanüstü şekilde artırdığını, Borçlar Kanununun 138. Maddesi "Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır." hükmünün havi olduğunu, sözleşmede yer alan fiyatlama modelinin dışına çıkmamış ve sözleşmeye uygun şekilde fatura keşmiş ise de öyle olmasaydı dahi, piyasa koşullarındaki öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü değişikliğin, müvekkili şirketten kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıktığı ve müvekkil şirketten aynı şartlarda ifanın istenmesinin dürüstlük kuralına aykırı olacağını, müvekkili şirketin fesih hakkı olmasına rağmen, ahde vefa ilkesine de uygun olarak, iki tarafı da mağdur etmeyecek şekilde, tarifeye uygun şekilde fatura düzenlendiğini beyanla; haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir.Mahkeme, sözleşme kapsamında yer alan ve abonelik listesinde bulunan ... (Abone No: ...), ... (Abone No:...), ... (Abone No:...), ... (Abone No :...) isimli oteller ile lojman (abone no:...) için 2021 yılı Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylülaylarına ilişkin sözleşme ile belirlenen Aktif Elektrik Enerjisi Birim Fiyatı 0,5 TL/kWh tavan (üst) fiyat limitine uyulmaması nedeniyle davacı için düzenlenen faturalarda Aktif enerji bedeli, fonlar ( EF, TRT ve BTV ) ve KDV miktarı olarak toplam 744.052,92 TL fazla tahsilat yapıldığının bilirkişi raporu ile sabit hale geldiği,davalı tarafın yapmış olduğu fazla tahsilatlar için elektrik piyasasındaki koşulların hızla değişmesi ve artan maliyetleri gerekçe gösterdiği,dayanak olarak da iki haber sitesinde yer alan 15/10/2021 tarihli ve 12/01/2022 tarihli elektrik fiyatlarındaki artışa ilişkin haberleri göstermiş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin 03/12/2020 tarihli olduğu, fazla tahsilata sebebp olan faturaların ise haber tarihinden önceki dönemler olan 2021 yılı Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ilişkin olduğu dikkate alındığından davalının bu yöndeki savunmalarına itibar edilmediği,basiretli bir tacirin işiyle ilgili alanın gerektirdiği alanın gerektirdiği teknik bilgiye, işin risklerine, risklere uygun önlemlere hakim olması gerektiği,davalının sözleşme imzalar iken davacıya ait işyerlerinin otel olduğunu, tüketim hacmini öngörerek bir birim fiyat belirlemesi gerektiği,davalının basiretli davranmayarak sözleşmede belirlediği birim fiyatın üzerinde fiyatlandırma yaptığı,üstelik fazla fiyatlandırmayı sözleşmenin kuruluşundan kısa bir süre sonra yaptığı, Yargıtay içtihatlarına göre de basiretli bir tacirin TBK m. 138 bağlamında aşırı ifa güçlüğü sebebiyle sözleşmenin uyarlanmasını talep hakkı olmadığı gibi davalının sözleşmenin uyarlanması ile ilgili bir talebi de olmadığı , davalının davacıdan fazladan tahsil ettiği 744.052,92 TL'nin davacıya iadesi gerektiği, davacı tarafından davalıya temerrüt için ihtar gönderilmiş ise de ihtarnamede belirli bir borç miktarı bulunmadığından ve temerrüdün şartları oluşmadığından dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği gerekçesi ile;"Davanın KABULÜ ile; sözleşme ve fatura birim fiyat farklılığı sebebiyle fazladan tahsil edilen 744.052,92 TL'nin dava tarihi olan 14/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar vermiştir.Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde;cevap dilekçesinde açıkça belirtilmiş olmasına rağmen talepleri doğrultusunda bilirkişi raporunda ulusal tarife fiyatlarına yer verilmeyerek eksik ve hatalı hesaplamalar yapıldığını,ikili anlaşmalarda da anlaşma sağlanırken ulusal tarife sınırları dikkate alınarak formüller oluşturulduğunu,bu nedenle de ulusal tarifeye zam gelip gelmediği hususunun somut olayda önem arz ettiğini, davacı ile sözleşme imzası sırasında bu husus tartışılmış olup muhtemel gelebilecek zam miktarına göre sözleşmede yer alan sınırın revize edileceği üzerinde mutabık kalındığını, sözleşmede sabit fiyat taahhüdüne ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığını,sözleşmedeki üst fiyat limiti, dünya çapındaki tarife artışları sebebiyle hükümsüz kalmış ve sözleşmedeki formüle göre hesaplanarak faturalar kesilmeye devam edildiğini,bilirkişi raporunda bu hususa yer verilmediğini, PTF+YEK modeli üzerinden fatura kesilmesi halinde, bu model protokolde yer almakla, davacının herhangi bir alacağı bulunup bulunmadığı ile ilgili herhangi bir tespit yapılmadığını, protokolde, sözleşmenin imzalandığı 2020 yılının 4. çeyrek tarife fiyatı 594TL/MWh baz alınarak 500-TL sınırı öngörüldüğünü, tarifeye gelen %15'lik zam sebebiyle söz konusu sınırın revize edildiğini,bu durumun sözleşmenin kurulma aşamasında davacı ile görüşülerek üzerinde mutabık kalındığını,taraflar arasındaki aktif elektrik enerjisi birim fiyatı (saatlik PTF + YEKDEM) x (1+MARJ) Marj=%1,5 olarak belirlenmiş ve hiçbir şekilde bu formülün üstüne çıkılmadığını, tüm faturalar bu formüle uygun olarak düzenlendiğini, sözleşmeye uygun şekilde fatura düzenlendiğini, bunlara ek olarak, davacı faturaları ihtirazi kayıt koymaksızın ödediğini,bilirkişi raporunda bu durum mahkemenin takdirine bırakılmış ise de iki tarafın da tacir olduğu işbu uyuşmazlıkta, fatura bedelleri ödenirken ihtirazi kayıt koyulmaması veya faturalara süresi içinde herhangi bir itirazda bulunulmamasının önem arz ettiğini, bu sebeple müvekkili şirketin bilirkişi raporunda yer alan hesaplamalardan sorumlu olmadığını,Türk Borçlar Kanunu'nun 138. Maddesi "Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır." hükmü bulunduğunu,her ne kadar müvekkili şirket, sözleşmede yer alan fiyatlama modelinin dışına çıkmamış ve sözleşmeye uygun şekilde fatura kesmiş ise de öyle olmasaydı dahi, piyasa koşullarındaki öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü değişikliğin, müvekkili şirketten kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıktığı ve müvekkili şirketten aynı şartlarda ifanın istenmesinin dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde değiştirdiğinin açık olduğunu,bu durumda kanun, müvekkili şirkete fesih hakkı vermesine rağmen, müvekkilinin , ahde vefa ilkesine de uygun olarak iki tarafı da mağdur etmeyecek şekilde tarifeye uygun şekilde fatura düzenlediğini,Yargıtay 13. HD., E. 2013/11750 K. 2014/1317 T. 15.1.2014 kararında, Japon Yen'indeki artışın davacı bakımından beklenmeyen hal oluşturduğu, öngörülebilir olmadığı, sözleşmenin kuruluşu sırasında var olan dengenin davacı aleyhine bozulduğu kabul edildiğini, döviz kurundaki dalgalanmaların dahi öngörülebilir kabul edilmediği durumda tüm elektrik piyasasını etkileyen, maliyetleri olağanüstü şekilde artıran bir durumun öngörülemez kabul edileceği izahtan vareste olduğunu, TBK md. 138'de düzenlenmiş olan "aşırı ifa güçlüğü"; sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen işlem temelinin çökmesine ilişkin olup, aşırı ifa güçlüğünden bahsedilebilmesi için; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca ön görülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkmış olması, bu durumun da borçludan kaynaklanmamış olması gerektiğini, somut olaydaki durumun davacının otel işletmesi olması ile bağdaştırılarak basite indirilmeye çalışılmasına anlam verilemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava fazladan tahsil edeline bedelin iadesi talebine ilişkindir.Alınan bilirkişi kök raporunda; sözleşme kapsamında Aktif Elektrik Enerjisi Birim Fiyatının (Saatlik PTF+YEKDEM)x (1+MARJ) (MARJ=%15)) formülü ile hesaplanacağı ve Aktif Elektrik Enerjisi Birim Fiyatı için 0,5 TL/kWh tan yüksek olamayacağının kararlaştırıldığı halde, davalı tarafından davacı adına düzenlenen faturalarda bu maddeye uyulmadığı, bu nedenle taraflar arasında imzalanmış, 01.02. 2021 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan elektrik satış sözleşmesine davalı tarafından düzenlenen elektrik faturalarının uygun olmadığı, sözleşme kapsamında yer alan ve abonelik listesinde bulunan ... (Abone No: ...), ... (Abone No:...), ... (Abone No:...), ... (Abone No :...) isimli oteller ile lojman (abone no:...) için 2021 yılı Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ilişkin sözleşme ile belirlenen Aktif Elektrik Enerjisi Birim Fiyatı 0,5 TL/KWh tavan (üst) fiyat limitine uyulmaması nedeniyle davacı için düzenlenen faturalarda Aktif enerji bedeli, fonlar ( EF, TRT ve BTV ) ve KDV miktarı olarak toplam 744.052,92 TL fazla tahsilat yapılmış olup bu miktarın davalı tarafından davacıya iade edilmesi gerektiği belirlenmiş,itiraz üzerine alınan ek bilirkişi raporunda ise kök raporlardaki tespitlerin tekrarlandığı görülmüştür.Taraflar arasında 03/12/2020 tarihli Elektrik Satış Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme eki Ek Protokolün Açıklama bölümünde "... tüketiciye uygulanacak olan madde 1'de (Aktif Elektrik Enerjisi Birim Fiyatı ) belirtilen hesaplama yöntemine göre elektrik enerjisi birim satış fiyatı 0,500 kWh/Ay aktif enerji birim fiyatından yüksek olmayacaktır. Hükmü bulunduğu,ayrıca sözleşmenin 9. Maddesinde de sözleşmenin feshine ilişkin şartlar düzenlendiği,söz kousu sözleşmenin feshine yönelik dosyada delil bulunmadığı,bu bağlamda sözleşmenin yürürlükte olduğu ve bağlayıcı olduğu kabul edilmelidir.Sözleşme hükümlerine göre Aktif Elektrik Enerjisi Birim Fiyatının (Saatlik PTF+YEKDEM)x (1+MARJ) [MARJ= %1,5] formülü ile hesaplanacağı ve Aktif Elektrik Enerjisi Birim Fiyatı için 0,5 TL/kWh ‘tan yüksek Olamayacağının taraflarca kabul edilmesine rağmen , davalı tarafından tanzim edilen söz konusu faturalarda bu sözleşme ve protokol hükümlerine uyulmadığı anlaşılmıştır.Benzer uyuşmazlıklarla ilgili olarak ,Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Eş söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Türk hukukunda da öteden beri MK.nun 2 ve 4. maddesinden de esinlenilerek, İşlem Temelinin Çökmesi Kuramı uygulanmak suretiyle, uyarlanma davalarının görülebilir olduğu benimsenmiştir.6098 Sayılı Yasanın 138. maddesinde “Aşırı İfa Güçlüğü” madde başlığı altında düzenlemiş, “ Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağan üstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir. Maddeye göre; uyarlamanın bütün koşulları gerçekleşmişse borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir. Bunun mümkün olmaması hâlinde borçlu, sözleşmeden dönebilir; sürekli edimli sözleşmelerde ise kural olarak, fesih hakkını kullanır.” denilmektedir. Somut olayda , davalı tarafça uyarlama ile ilgili dava yoluna başvurulmamıştır.Ancak taraflar tacir olduğundan ,bu sebeple uyuşmazlığın çözümünde TTK hükümlerinin de dikkate alınması gerekir. TTK m.18/f.2 uyarınca “Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.” Basiretli bir işadamı gibi hareket etme yükümlülüğünün gerektirdiği özen derecesi, objektif ölçülere göre tespit ve tayin olunur düzenlemesi de dikkate alındığında , TTK m. 18/4.2 hükmünün tacirlere , kanunun belirttiği borç ve yükümlülükler yanında basiretli bir işadamı gibi hareket etme yükümlülüğünün getirdiği borçları da yüklemektedir. Kaldı ki, USD kurunda ve Piyasa Takas Fiyatlarındaki artış , bu piyasada iş yapan davalı tarafça öngörülemeyen ,öngörülmesi de beklenemeyen hallerden sayılmadığından davalının ifa güçlüğü ne ilişkin savunması yerinde değildir.Alınan bilirkişi kök ve ek raporu taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 50.826,25 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 12.706,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 38.119,65 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 04/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09