SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 3. HD 2024/1630 E. 2024/1676 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1630

Karar No

2024/1676

Karar Tarihi

6 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2024/1630

KARAR NO: 2024/1676

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ARA KARAR TARİHİ: 28/12/2023- 15/02/2024

NUMARASI: 2023/555 Esas

DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil

KARAR TARİHİ: 06/06/2024

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 28/12/2023 tarihli ara kararı gereğince; somut olaya bakıldığında,dava konusunun tedbir talep edilen taşınmazlara ilişkin olduğu, dosyada mevcut deliller ile yukarıda açıklanan HMK 390/3 md. belirtilen yaklaşık ispat ölçütünün karşılandığı, dosya kapsamına göre, teminat karşılığı ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, tedbir konusu taşınmazların muhtemel değerlerinin, dava dilekçesinde gösterilen dava değerinin daha yüksek olabileceği, bu nedenle davalı tarafında hakkaniyetlerinin tedbir nedeni ile dava konusu taşınmazların muhtemel bedellerine oranla uğrayabileceği zararlarında telafisi gerektiği göz önünde bulundurularak takdiren %50 oranında teminat alınması zaruri görülmüş ve Davacının İhtiyati Tedbir talebinin tapu kayıtlarının davalı adına kayıtlı olması halinde KABULÜNE, İstemde bulunandan nakit ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubu şeklinde olmak üzere %50 (1.500.000,00-TL) güvence alınmasına, şeklinde karar verilmiş, verilen bu karara ilişkin davalı vekilince 26/09/2023 tarihli dilekçeyle; davacının sunduğu sözleşmeler ve ihtarnamelerden davacıların inşaatı süresinde bitirmediğinin açıkça anlaşıldığını, dava konusu 406 taşınmazın bir tanesinin değerinin beşte biri oranında bir teminatla tedbir verilmesini anlamanın mümkün olmadığını, ekte sunulan ekspertiz raporundan da müvekkilinin uhdesinde bulunan söz konusu projeye ait sadece 301 adet taşınmazın 01/11/2022 tarihi itibariyle değerinin 1.133.000.000 TL olduğunu, bu değerlendirmenin de yaklaşık bir yıl önce yapılmış olduğunu, davacının müvekkiline vereceği zararın büyük miktarlarda olacağını, müvekkili şirketin oldukça ciddi bir malvarlığına sahip olduğunu tüm ... personelinin maaşlarından yapılan kesintilerin aktarıldığı emekli sandıkları şirketi olduğunu, dolayısıyla kimseden mal kaçıracak veya böyle bir harekete teşebbüste bulunmasının söz konusu olmadığını, ayrıca davacıyla imzalanan 22.11.2018 tarihli sözleşmenin sadece 227 konutun inşaatına ilişkin olup, davacı vekilinin 406 adet bağımsız bölümün tapusunun iptalini talep ettiğini belirterek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, aksi kanaat halindeyse teminat miktarının en az 600.000.000,00 TL'ye çıkarılmasını talep etmiştir.Mahkemece, teminat ve harç yönünden yapılan itirazın değerlendirilebilmesi için uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yaptırılarak 24.11.2023 tarihli ön rapor alınmış olup, raporda, dava konusu 406 adet bağımsız bölümden oluşan inşaatın %58,25 oranında tamamlandığı, dava tarihi itibariyle harca esas değerinin yaklaşık 815.600.811,13 TL. olarak tespit edilmiştir. HMK 392 maddesi gereğince ihtiyati tedbir talep eden tarafın haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişinin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşı teminat göstermek zorunda olduğu,mahkemece dava dilekçesi ile ilk etapta talep edilen tedbir kabul edilirken dava değeri olarak gösterilen miktar üzerinden teminat kararlaştırılmış olup, yapılan itiraz üzerine uzman bilirkişiden alınan ön raporda uyuşmazlık konusu taşınmazların yaklaşık değeri tespit edilmiş ve bu tespite göre dava değerinin düşük gösterildiği harcın da eksik yatırıldığı bu değer üzerinden ihtiyati tedbire ilişkin teminatın düşük kaldığı ve teminatın uyuşmazlığın değerinin mahkemenin genel uygulaması doğrultusunda %15 oranında takdir edilmesi gerektiği anlaşıldığı,bu arada dava konusu taşınmazlardan A blok 1. Bodrum katta bulunan 30 no'lu bağımsız bölüm, ... blok ... katta bulunan 36 no'lu bağımsız bölüm, ... blok ... Bodrum katta bulunan 1 no'lu bağımsız bölüm, ... blok ... Bodrum katta bulunan 8 no'lu bağımsız bölümün ... Personeli Özel Sosyal Güvenlik Hizmetleri Vakfı tarafından satın alındığı, ... blok ... Bodrum katta bulunan 15 no'lu bağımsız bölüm, B blok 2. Bodrum katta bulunan 22 no'lu bağımsız bölüm ve D blok 2. Bodrum katta bulunan 1 no'lu bağımsız bölümün ... Bankası Memur ve Hizmetlileri Emekli ve Sağlık Yardım Sandığı Vakfı tarafından satın alındığı, ayrıca ... blok ... Kat 136 no'lu bağımsız bölümün İstanbul Anadolu 3. Tüketici Mahkemesi 2022/1001 esas 2023/905 karar sayılı kararına dava dışı ... adına tapuya kayıt ve tescil edildiği yine ... ada 3 no'lu parselde kayıtlı ... blok ... katta bulunan 106 no'lu bağımsız bölüm dava dışı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği bu nedenle taşınmazların üzerine konan ihtiyati tedbirlerin kaldırılması gerektiği,davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına yaptığı itirazın kısmen kabulüne dair; "1-Dava konusu taşınmazlardan; ... blok ... Bodrum katta bulunan 30 no'lu bağımsız bölüm, ... blok ... katta bulunan ... no'lu bağımsız bölüm, ... blok ... Bodrum katta bulunan 1 no'lu bağımsız bölüm, ... blok ... Bodrum katta bulunan 8 no'lu bağımsız bölüm, ... blok ... Kat ... no'lu bağımsız bölüm ve ... ada ... no'lu parselde kayıtlı ... blok ... katta bulunan 106 no'lu bağımsız bölüm, ... blok ... Bodrum katta bulunan 15 no'lu bağımsız bölüm, .. blok ... Bodrum katta bulunan 22 no'lu bağımsız bölüm ve .. blok ... Bodrum katta bulunan 1 no'lu bağımsız bölüm üzerine konulan İHTİYATİ TEDBİRLERİN KALDIRILMASINA, 2-Dava konusu taşınmazlar üzerinde belirlenen muhtemel değerin %15'i oranında (797.520.990,13 * %15) 119.628.148,52 TL olarak arttırılmasına, Dava açılırken yatırılan teminatın bu miktardan mahsubu ile kalan 118.128.148,52 TL teminatın 2 haftalık kesin süre içerisinde yatırılması halinde diğer taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbirin devamına, 2 haftalık kesin süre içerisinde teminatın yatırılmaması halinde ihtiyati tedbirin kaldırılacağının davacı tarafa ihtarına, (ihtarın bu ara kararın tebliği ile yapılmış sayılacağına) Dair tarafların yokluğunda, ara kararın tebliği tarihten itibaren 7 gün içinde itiraz yolu açık olmak üzere 28/12/2023 tarihinde karar verilmiştir.Bu taraf vekilleri tarafından davada verilen 28/12/2023 tarihli ara karara yönelik taraf vekillerinin itiraz dilekçeleri incelenmekle, yukarıda esas sayılı dava dosyasında verilen 28.12.2023 tarihli ara kararın; Mahkemece verilen ilk ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazlara karşılık 25/102023 tarihli tedbire itiraz duruşmasının yapıldığı, iş bu duruşmada itirazın bilirkişi raporu geldikten sonra celse arasında dosya üzerinden değerlendirilmesine karar verilmesi ve alınan bilirkişi raporu sonucu tedbire itirazların değerlendirilmesi şeklinde olduğu, iş bu aşamada kararın her ne kadar sonuç kısmında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde Mahkememize itiraz yolu açık olarak yazılmış ise de HMK 341/1-b maddesi gereğince artık itirazların değerlendirildiği ve itirazlara yönelik olarak karar verildiğinden iş bu karara karşı itiraz yolu değil istinaf yolunan açık olduğu anlaşılmakla, "HMK 341/1-b maddesi gereğince taraf vekilleri tarafından yapılan itirazların istinaf dilekçesi olarak kabulü ile sisteme kayıt edilmesine, Dosyanın itirazların değerlendirilmesi açısından Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, İş bu karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbirin kaldırılması yönünden tapu müdürlüğüne yazı yazılmamasına, İtiraz dilekçelerinin ve iş bu ara kararın taraf vekillerine tebliğine" ilişkin 15/02/2024 tarihinde dosya üzerinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı ve davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı itiraz talep dilekçesi sunarak istinaf talebinde bulunmuştur, istinaf dilekçesinde; dava konusu bir kısım bağımsız bölümler üzerindeki ihtiyati tedbirlerin kaldırılması yönündeki karar hukuka aykırı olduğunu, zira her ne kadar üçüncü kişilerce satın alınmış olsalar da davalı şirketin, adi ortaklıktan ayrılmış olması sebebiyle bağımsız bölümlerin sahiplerine teslimi hususunda müvekkili şirketin sorumluluğu bulunduğunu, bu kapsamda, henüz hak sahiplerine tapu kaydı devredilmiş olan bağımsız bölümlerin üzerindeki ihtiyati tedbirlerin kaldırılması yönündeki ara kararın hukuka aykırı olduğunu, 24/11/2023 tarihli bilirkişi raporuna ilişkin 29/12/2023 tarihli itiraz dilekçesi dikkate alınmaksızın teminat bedelinin yükseltilmesi yönünde verilen karar hukuka aykırı olduğunu, zira, bilirkişi raporuna itiraz sunulması beklenmeden rapor yönünde ara karar kurulduğunu, 24/11/2023 tarihli bilirkişi raporu hatalı ve hakkaniyete aykırı değerlendirme ve tespitler ihtiva ettiğini, anılan raporda inşaatın tamamlanma seviyesi ve yaklaşık dava değeri hatalı hesaplandığını, mezkur bilirkişi raporunun bu haliyle hükme esas teşkil etmesinin kabulü mümkün olmadığını, itirazın kabulü ile 28/12/2023 tarihli ara karardaki 1 nolu kararda bilgileri yazılı olan taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbirlerin devamına, teminat bedelinin 119.628.148,52 TL'ye yükseltilmesi kararından dönülerek dosyaya daha önceden yatırılmış teminat bedeli üzerinden veya itiraza konu kararda belirtilen orandan daha düşük bir oran üzerinden hesaplanacak teminat bedeli üzerinden dava konusu taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbirlerin devamına, ara kararla esas alınan bilirkişi raporuna itirazlar doğrultusunda ek rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmesini istemiştir.Davalı istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen 28/12/2023 tarihli Ara Karar’a ve 15/02/2024 tarihli ara karar’a ilişkin istinaf başvuru dilekçesinin sunulduğunu, görülmekte olan dava dosyası kapsamında Mahkeme tarafından 11/09/2023 tarihinde davacı tarafından bildirilen taşınmazlar hakkında bunların dava ile ilgisi olup olmadığına bakılmaksızın ihtiyati tedbir kararı verildiğini,ihtiyati tedbir kararının haksızlığı ve hukuksuzluğuna ilişkin olarak dosyaya tedbire karşı itiraz dilekçelerini sunduklarını,ardından mahkemece oluşturulan ara kararla itirazları hakkında bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve sonrasında verilen 28/12/2023 tarihli ara kararda özetle; "• Tedbirin kararda belirtilen taşınmazlar yönünden kısmen kaldırılmasına, • Dava açılırken yatırılan teminatın bu miktardan mahsubu ile kalan 118.128.148,52 TL teminatın 2 haftalık kesin süre içerisinde yatırılması halinde diğer taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbirin devamına, • Bu karara ilişkin olarak mahkemeye bir hafta içerisinde itiraz edilebileceğine" karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen işbu ara karara 25/01/2024 tarihli dilekçe ile itiraz edildiğini,ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen 15/02/2024 tarihli ara karar ile ‘’taraf vekilleri tarafından yapılan itirazların istinaf dilekçesi olarak kabulüne’’ karar verildiğini,dolayısıyla ihtiyati tedbir kararının tüm taşınmazlar üzerinden kaldırılması talebi reddedilmiş olup, işbu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,bu dilekçe ile 28/12/2023 tarihli ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine ilişkin yerel mahkeme kararı ve 15/02/2024 tarihli esasen hükümsüz kalan ihtiyati tedbir kararının istinaf aşamasında dahi devamına ilişkin yerel mahkeme kararları hakkında istinaf kanun yoluna başvurduklarını, İlk Derece Mahkemesi tarafından 15/02/2024 tarihli ara kararı ile ‘’Dosyanın itirazların değerlendirilmesi açısından Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, İşbu karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbirin kaldırılması yönünden tapu müdürlüğüne yazı yazılmamasına’’ ilişkin kararı tamamıyla usul ve yasaya aykırı olduğunu,İlk Derece Mahkemesi tarafından davacıların talebi üzerine müvekkili şirket uhdesinde bulunan taşınmazlara ilişkin 11/09/2023 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile tedbir konulduğunu,ancak milyarlarca Türk Lirası değerinde olunan taşınmazlara 1.500.000,00-TL teminat ile ve tedbire ilişkin hiçbir şart oluşmadan tedbir konulmasının hukuka ve usule aykırı olması nedeniyle defaatle bu karara karşı itiraz edildiğini,mahkeme tarafından davanın esasına geçilmeden harca esas değeri belirlemek amacıyla bilirkişi raporu tanzim ettirildiğini,24/11/2023 tarihli bilirkişi raporuyla dava tarihi itibariyle harca esas değeri yaklaşık 815.600.811,13-TL olarak tespit edildiğini, ardından İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen 28/12/2023 tarihli ara karar ile ‘’ Dava konusu taşınmazlar üzerinde belirlenen muhtemel değerin %15'i oranında (797.520.990,13 * %15) 119.628.148,52 TL olarak arttırılmasına, dava açılırken yatırılan teminatın bu miktardan mahsubu ile kalan 118.128.148,52 TL teminatın 2 haftalık kesin süre içerisinde yatırılması halinde diğer taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbirin devamına, 2 haftalık kesin süre içerisinde teminatın yatırılmaması halinde ihtiyati tedbirin kaldırılacağının davacı tarafa ihtarına’’ karar verildiğini, ancak, iki haftalık kesin süreye rağmen davacılar tarafından artırılan teminat miktarı yatırılmamış ve ihtiyati tedbir kararının hükümsüz kaldığını,İlk Derece Mahkemesi tarafından kesin süre verilmesine ve davacılar tarafından yatırılmayan teminata rağmen İlk Derece Mahkemesi’nin 15/02/2024 tarihli ara kararı ile ‘’ Dosyanın itirazların değerlendirilmesi açısından Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, İşbu karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbirin kaldırılması yönünden tapu müdürlüğüne yazı yazılmamasına’’ ilişkin kararının tamamen usul ve yasaya aykırı olduğunu,davacılar tarafından kesin süre içerisinde yatırılmayan teminat sonucu ihtiyati tedbir kararının hükümsüz kaldığını, hükümsüz kalan bir kararın infaz etkisinin devam ettirilmesinin kabul edilemeyeceğini, mahkeme açıkça KESİN SÜRE vermiş ancak davacılar tarafından kesin sürede teminat yatırılmadığını,hal böyle iken mahkeme tarafından hükümsüz kalan bir kararın uygulanmaya devam edilmesine karar verilmesinin mümkün olamayacağını,. Mahkemenin kendi verdiği karara uymamazlık edemeyeceğini,mahkemece verilen kesin süreye rağmen yatırılmayan teminat nedeniyle ihtiyati tedbir kararının artık YOK HÜKMÜNDE olduğunu,yok olan bir kararın etkisini devam ettirmesinin mümkün olamayacağını,mahkemenin buna aykırı uygulaması bir yorum meselesi değil doğrudan müvekkilini zarara uğratıcı bir kanuni ihlal olduğunu, bu sebeplerden dolayı, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kesin süre içinde teminatın yatırılmaması ile ihtiyati tedbir kararı hükümsüz kaldığından, tedbirlerin kaldırılmaması usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekte olup Dairenizce tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, davacı açık şekilde dava konusu bağımsız bölümleri tamamlayamadığını ikrar etmişken ve HMK uyarınca tedbire ilişkin şartları hiçbir surette karşılayamıyorken tedbirin devamına ilişkin iddiaların hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını,Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir şartlarının olayımızda hiçbirisinin gerçekleşmediğini, ihtiyati tedbire karar verilebilmesi için ileride telafisi mümkün olmayacak zararların ortaya çıkması tehlikesi söz konusu olması gerekirken,öncelikle, davacı dava konusu bağımsız bölümleri/inşaatı tamamlayamamış ve bu hususu da açıkça ikrar ettiğini,hal böyle iken davacının tedbir taleplerine ilişkin yaklaşık ispatına delil oluşturacak hiçbir durum bulunmadıını,dosyada dilekçe teatisi tamamlanmış olup sayın mahkeme yaklaşık gerçeği görmüş durumda olduğunu,ilgili tedbirin haksızlığı ile ilgili yeteri kadar bilgi ve belgenin dosya içerisine girdiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen, tedbirin bazı taşınmazlar yönünden devamına ilişkin karar hukuka aykırı olup Dairenizce ihtiyati tedbir kararının tümüyle kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, davacının davaya konu ettiği tapular yaklaşık beş yıldır müvekkili uhdesinde bulunmakta olup ki, davalı tarafından istenseydi bu taşınmazların pek rahatlıkla 3. Kişilere devredilebilir durumda olduğunu, müvekkili şirketin Türkiye’nin en köklü ve en büyük kamu bankalarından biri olan ... Emekli sandıkları iştiraki olduğunu, müvekkili şirket bir kamu kuruluşu hassasiyetiyle davranmakta olup müvekkili şirketin yöneticileri de ... çalışanları veya emeklileri olduğunu,bu kişiler ... emekli sandıkları ve Vakıfbank yönetimi tarafından atanmakta olup hiçbir şekilde hukuksuz bir eylem ve işlemin içine girmelerinin mümkün olmadığını,hal böyle iken müvekkili şirketin emanet olarak bulundurduğu taşınmazları bir başkasına devretmesinin söz konusu olamayacağını,davacı tarafın tedbirin kaldırılmasına ilişkin itirazda bulunduğu bir kısım bağımsız bölümlerin işbu dava ile de hiçbir ilgisi olmadığını,yine diğer taraftan her iki tarafın kabul ettiği ve bizzat davacı tarafından dosyaya sunulan Temmuz 2018 tarihli Ön Protokol kapsamında 3. kişilere ait olup emaneten müvekkiline devredildiği kararlaştırılan taşınmazların dahi dava konusu edilmesi açıkça davacının kendi ikrarı ile sabit olup dosyaya sunulduğu üzere 3. kişi tüketicilere ait olduğu bizzat mahkeme kararı ile belirli olan bağımsız bölümlerin üzerinde dahi ihtiyati tedbir kararının konulmasının haklı hiçbir tarafı olmadığını,bu davanın konusu davacı ile müvekkili arasında imzalanan 28.11.2018 tarihli Konut Satış Sözleşmesi adlı ve aslında inşaat sözleşmesi olan sözleşmenin ekinde yer alan 227 adet bağımsız bölüm olduğu, ancak davacı davayı açarken adi ortaklığın tasfiyesine dair 31 Temmuz 2018 tarihli Ön Protokol’de bizatihi 3. kişilere ait olduğunu kabul ettiği ve bu 3. kişilerin taksit ödemelerini tamamladığından kendilerine devredilmek üzere müvekkiline emaneten devredilen bağımsız bölümlerin de dava konusu etmiş ve bu konuda yerel mahkemede ihtiyati tedbir kararı verildiğini,halbuki bu taşınmazların taraflar arasındaki uyuşmazlıkla bir ilgisi olmayıp bu taşınmazların tamamen 3. kişilere ait olduğunu,bu şekilde 3. kişilere ait olan taşınmazlarla ilgili bazı tüketiciler tarafından tapu iptali ve tescil davaları açılmış ve bu davalar ilgili tüketiciler tarafından kazanılmış olup tapu iptaline karar verildiğini, bu şekilde açılan davalara ait mahkeme dosyasına sundukları iki Tüketici Mahkemesi kararına konu taşınmaz üzerinde tedbir kaldırılmışken taraflar arasındaki sözleşmenin konusu olmadığı açık olan ve tam aksine bu şekilde 3. kişilere ait olduğunu, davacının da sözleşme ile kabul ettiği diğer taşınmazların üzerindeki tedbirin kaldırılmamasının açıkça hukuka aykırı olduğunu,bu nedenle de 11.09.2023 tarihli ihtiyati tedbir kararının tümden kaldırılması gerektiğini,davacı tarafın teminat miktarına ilişkin itirazlarının da hukuken hiçbir karşılığı olmadığını,hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın belirttiği şekilde inşaat seviyesi daha yüksek ise teminat miktarı da bununla orantılı olarak daha da yüksek olacağını,davacı tarafların teminatın aynı şekilde devamına veya daha az olarak karar verilmesine ilişkin hukuka aykırı taleplerinin tümden reddi gerektiğini, davacı teminat miktarına ilişkin bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini belirtmiş; inşaatın tamamlanma seviyesinin daha yüksek olduğunu iddia ettiğini,davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla inşaatın tamamlanma seviyesinin daha yüksek olduğu varsayımında teminat miktarının da doğru orantılı olarak artacağını,davacının işbu iddiaları kötü niyetli olup tamamen teminatın yatırılmasına ilişkin süreyi uzatma çabası olduğnuu,mahkeme tarafından alınan 24.11.2023 tarihli bilirkişi raporunun yalnızca dava değerini belirlemek amacıyla tanzim ettirildiğini,bu sebeple işbu değerlemenin, tanzim edilen bilirkişi raporundaki hesaplamalardan aşağısında olma imkanı bulunmadığını, söz konusu teminat tutarı bilirkişi raporu ile belirlenen değerin %50’si olması gerekirken mahkeme tarafından bilirkişi raporu ile belirlenen değerin %15’i oranında teminatın artırılmasına karar verildiğini,davacının bu kapsamdaki itirazlarının anlaşılamadığını, davacının teminat miktarının aynı kalması veya daha düşük bir teminata karar verilmesi yönündeki haksız taleplerinin Dairenizce reddi gerektiğini,İlk Derece Mahkemesi tarafından taşınmazlar üzerine ihtiyarı tedbir konulmasına ilişkin kararı hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, mahkeme tarafından 28/12/2023 tarihli ara kararda tedbir kaldırılan taşınmazlar dışındaki taşınmazlar üzerindeki tedbirin devamına karar verilirken bilirkişi raporu ile belirlenen değerin %15’i oranında teminatın artırılmasına karar verildiği,mahkemenin 11/09/2023 tarihli ihtiyati tedbire ilişkin ara kararında teminat miktarı %50 olarak belirlenmişken 28/12/2023 tarihli ara kararda teminat miktarının %15 olarak belirlenmesinin objektif gerçekliğe ve mahkemenin bizatihi tedbir kararındaki kendi yazdığı gerekçelere aykırı olduğunu,mahkeme bizatihi kendi tedbir kararında tedbir kararının verilebilmesi için dava değeri üzerinden % 50 oranında teminat alınmasına karar verdiğini, O zamandan bu zamana ne değişti de tedbir oranının azaltılmasına karar verildiğini,mahkemece tedbir kararı verilen aşamada % 50 oranında bir teminat alınmasına karar verilmişken bazı değerlendirmeler yapılmış olup ona göre bu oranda teminat alınmasına karar verildiğini,müvekkili açısından tedbir kararı verilirken var olan zarar ihtimali hiç azalmadığı gibi dosyaya sundukları beyan ve delillerle tedbirin haksız olduğunu ortaya koyduklarını, tedbire ilişkin teminat oranının %15’e düşürülmesini haklı gösterecek hiçbir gerekçenin ortada olmadığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından 28/12/2023 tarihli ara karar ile birtakım taşınmazlar üzerinde haksız ve hukuka aykırı şekilde tedbirin devamına karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kesin süre içerisinde teminat tamamlanmadığı için hükümsüz kalan ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerekirken İlk Derece Mahkemesi tarafın ihtiyati tedbirin kaldırılmamasının usulen ve hukuken anlaşılabilir hiçbir yanı olmadığından haksız ve hukuka aykırı olan 11/09/2023 tarihli ihtiyati tedbir kararının tümden kaldırılması gerektiğini belirterek,istinaf başvurularının kabulü ile ihtiyati tedbir kararının verilmesine dair hiçbir koşulun oluşmaması ve İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kesin süre içerisinde davacılar tarafından artırılan teminatın yatırılmaması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi’nin 11/09/2023 tarihli ihtiyati tedbir kararının ve bu karara karşı yaptıkları itirazın reddine dair yerel mahkemece verilen 28/12/2023 tarihli ara karar kaldırılmasına ve böylece mahkemece ihtiyati tedbir konulan tüm taşınmazların üzerindeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, ayrıca 28/12/2023 tarihli ara kararın 2. maddesi kapsamında davacı tarafa verilen kesin süre içerisinde teminatın yatırılmaması nedeniyle ihtiyati tedbir kararının hükümsüz kaldığının tespitini ve hükümsüz kalan bu ihtiyati tedbir kararı kapsamında Kadıköy Tapu Sicil Müdürlüğü’ne müzekkere yazılarak ihtiyati tedbir kaydının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunarak davalının istinaf talebinin reddini talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Davadaki talep ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yöneliktir. Mahkemece ihtiyati tedbir talepli açılan davada öncelikle 11/09/2023 tarihli ara kararla; "1-) Davacının İhtiyati Tedbir talebinin tapu kayıtlarının davalı adına kayıtlı olması halinde KABULÜNE, 2-)İstemde bulunandan nakit ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubu şeklinde olmak üzere %50 (1.500.000,00-TL) güvence alınmasına, 3-)Teminat bedeli Mahkeme veznesine yatırılmasını müteakip HMK madde 393/1 uyarınca; kararın tebliğinden itibaren 1 hafta içinde ihtiyati tedbirin uygulanması talep edilmediği takdirde ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkacağının İHTARINA 4-) Bu ara kararın taraflara tebliğine" itirazı kabil olarak 11/09/2023 tarihinde karar verildiği anlaşılmıştır. Bu karara itiraz üzerine yapılan itirazın değerlendirildiği 28/12/2023 tarihli celsede; bu kez "Dava konusu taşınmazlardan; ... blok ... Bodrum katta bulunan 30 no'lu bağımsız bölüm, ... blok ... katta bulunan 36 no'lu bağımsız bölüm, ... blok ... Bodrum katta bulunan 1 no'lu bağımsız bölüm, ... blok ... Bodrum katta bulunan 8 no'lu bağımsız bölüm, ... blok ... Kat ... no'lu bağımsız bölüm ve ... ada ... no'lu parselde kayıtlı ... blok ... katta bulunan 106 no'lu bağımsız bölüm, ... blok ... Bodrum katta bulunan 15 no'lu bağımsız bölüm, ... blok 2. Bodrum katta bulunan 22 no'lu bağımsız bölüm ve ... blok ... Bodrum katta bulunan 1 no'lu bağımsız bölüm üzerine konulan İHTİYATİ TEDBİRLERİN KALDIRILMASINA, Dava konusu taşınmazlar üzerinde belirlenen muhtemel değerin %15'i oranında (797.520.990,13 * %15) 119.628.148,52 TL olarak arttırılmasına, Dava açılırken yatırılan teminatın bu miktardan mahsubu ile kalan 118.128.148,52 TL teminatın 2 haftalık kesin süre içerisinde yatırılması halinde diğer taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbirin devamına

2 haftalık kesin süre içerisinde teminatın yatırılmaması halinde ihtiyati tedbirin kaldırılacağının davacı tarafa ihtarına, (ihtarın bu ara kararın tebliği ile yapılmış sayılacağına) dair tarafların yokluğunda, ara kararın tebliği tarihten itibaren 7 gün içinde itiraz yolu açık olmak üzere" 28/12/2023 tarihinde karar verilmiştir. Daha sonra ise, 15/02/2024 tarihli ara kararla, taraf vekilleri tarafından davada verilen 28/12/2023 tarihli ara karara yönelik taraf vekillerinin itiraz dilekçeleri incelenmekle, dava dosyasında verilen 28.12.2023 tarihli ara kararın; mahkemece verilen ilk ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazlara karşılık 25/102023 tarihli tedbire itiraz duruşmasının yapıldığı, iş bu duruşmada itirazın bilirkişi raporu geldikten sonra celse arasında dosya üzerinden değerlendirilmesine karar verilmesi ve alınan bilirkişi raporu sonucu tedbire itirazların değerlendirilmesi şeklinde olduğu, iş bu aşamada kararın her ne kadar sonuç kısmında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde Mahkememize itiraz yolu açık olarak yazılmış ise de HMK 341/1-b maddesi gereğince artık itirazların değerlendirildiği ve itirazlara yönelik olarak karar verildiğinden iş bu karara karşı itiraz yolu değil istinaf yolunun açık olduğu anlaşılmakla, "HMK 341/1-b maddesi gereğince taraf vekilleri tarafından yapılan itirazların istinaf dilekçesi olarak kabulü ile sisteme kayıt edilmesine, Dosyanın itirazların değerlendirilmesi açısından Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, İş bu karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbirin kaldırılması yönünden tapu müdürlüğüne yazı yazılmamasına, İtiraz dilekçelerinin ve iş bu ara kararın taraf vekillerine tebliğine" ilişkin 15/02/2024 tarihinde dosya üzerinde karar verilmiştir. Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararındaki teminat, dava değerinin tespiti amaçlı alınan bilirkişi raporu doğrultusunda 28/12/2023 tarihli itirazın değerlendirildiği duruşma ara kararı ile değiştirilmiş, bu karara karşı itiraz yolu açık gösterilmiş ise de, artık itirazların duruşmada değerlendirildiği,bu karara karşı ancak istinafa başvurulacağı belirtilerek 15/02/2024 tarihli ara karar oluşturularak bazı taşınmazlarda ihtiyati tedbirin kaldırılması konusunda karar kesinleşinceye dek tapuya müzekkere yazılmadığı görülmüştür. Tüm bu kararlar davalı vekili tarafından istinaf edilmekle, öncelikle ihtiyati tedbir kararın tamamıyla kaldırılması gerektiği,ayrıca davacı tarafça bilirkişi raporu ile belirlenen teminatın süresinde yatırılmadığı, devam eden taşınmazlarda da ihtiyati tedbirin kalkmış alacağı ileri sürülerek istinaf sebebi yapılmıştır. Davacı taraf istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde hernekadar taşınmaz değerinin tespitine dair alınan bilirkişi raporuna itiraz süreleri dolmadan teminat arttırımı yapıldığını ileri sürmüş ise de, mahkeme ara kararı ile son belirlenen teminat tutarının yatırılmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda belirtilen süre içinde ihtiyati tedbir için belirlenen ek teminat bedelinin davacı tarafça yatırılmadığı gözetilerek,ihtiyati tedbir devam eden taşınmazlarda HMK 393.madde kapsamında ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılması gereklidir.Ayrıca dava konusu taşınmazlardan ... blok ... Bodrum katta bulunan ... no'lu bağımsız bölüm, ... blok ... katta bulunan 36 no'lu bağımsız bölüm, ... blok ... Bodrum katta bulunan 1 no'lu bağımsız bölüm, ... blok ... Bodrum katta bulunan 8 no'lu bağımsız bölümün ... Personeli Özel Sosyal Güvenlik Hizmetleri Vakfı tarafından satın alındığı, B blok 4. Bodrum katta bulunan 15 no'lu bağımsız bölüm, ... blok 2. Bodrum katta bulunan 22 no'lu bağımsız bölüm ve ... blok 2. Bodrum katta bulunan 1 no'lu bağımsız bölümün ... Bankası Memur ve Hizmetlileri Emekli ve Sağlık Yardım Sandığı Vakfı tarafından satın alındığı, ayrıca ... blok .... Kat ... no'lu bağımsız bölümün İstanbul Anadolu 3. Tüketici Mahkemesi 2022/1001 esas 2023/905 karar sayılı kararına dava dışı ... adına tapuya kayıt ve tescil edildiği yine ... ada ... no'lu parselde kayıtlı ... blok ... katta bulunan 106 no'lu bağımsız bölüm dava dışı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği anlaşılmakla,bu taşınmazların artık davalı adına kayıtlı olmadığı,davada taraf olmayan üçüncü şahısların haklarını ihlal eder mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden,bu taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasında aykırılık görülmemiştir. Bu nedenle davacının istinaf talebinin HMK 353/1b-1.madde gereği reddine, davalının istinaf başvurusunun ise kabulü ile, karar HMK 353/1-b-2 maddesi gereği kaldırılarak "28.12.2023 tarihli tedbire itirazın değerlendirildiği ara karar ile ihtiyati tedbire ilişkin 11.09.2023 tarihli ihtiyati tedbir kararının ek teminat yatırılmadığından HMK 393.md. gereği kalkmış sayılmasına dair yeniden karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine, B-Davalı istinaf başvurusunun kabulü ile karar HMK 353/1-b-2 maddesi gereği kaldırılarak yeniden; "28.12.2023 tarihli tedbire itirazın değerlendirildiği ara karar ile ihtiyati tedbire ilişkin 11.09.2023 tarihli ihtiyati tedbir kararının belirlenen ek teminat yatırılmadığından HMK 393.maddesi uyarınca kendiliğinden kalkmış sayılmasına, bu konuda ilk derece mahkemesince tapuya müzekkere yazılmasına, İstinaf incelemesiyle ilgili olarak; Davalıdan peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf eden davalıya isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, Davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davalının istinaf sebebiyle yapmış olduğu yargılama giderinin esas kararla birlikte değerlendirilmesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 06/06/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınTapukesinkabulünegereğiTesciltedbirlerinihtiyatiistanbulkaldırılmasınaVekonusudüşünüldüihtarınanumarasıİptalihükmünde

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim