SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 3. HD 2023/1936 E. 2024/1275 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1936

Karar No

2024/1275

Karar Tarihi

2 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2023/1936

KARAR NO: 2024/1275

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 06/04/2023

NUMARASI: 2022/312 E - 2023/313 K

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 02/05/2024

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden 03.08.2021 tarihinde 36 ay süreli “Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi” imzalandığını, bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirkete elektrik kullandırıldığını, davalı şahsın ise davalı şirketin münferiden temsile yetkilisi olduğunu, ayrıca imzalanan Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nde de ticari kefaletinin bulunduğunu, elektrik piyasasında 2021 yılı son çeyreğinde yaşanan dalgalanmalar ve maliyet artışları nedeni ile müvekkili şirketin basiretli bir tacir olarak portföyünü gözden geçirme gerekliliği doğduğunu ve risk teşkil edebilecek müşterilerin belirlenmesi sırasında müvekkili şirket nezdinde davalıların yatırmayı üstlendikleri teminat/ güvence bedeli yükümlülüğünü yerine getirmediklerinin tespit edildiğini, bu hususta davalılara 20.10.2021 tarihli mail ekinde “ihbarname” gönderilerek bu güvence bedeli olan teminatın ulaştırılması, aksi takdirde sözleşmesel hakları kullanma imkanının doğacağının bildirildiğini, ancak verilen süre içerisinde teminat/ güvence bedelinin ulaştırılmaması neticesinde davalının 01.12.2021 tarihi itibariyle sözleşmesini lerek müvekkili şirketten elektrik tedarikinin sonlandırıldığını, davalının sözleşmesel yükümlülüğü ihlal etmesi neticesinde sözleşmenin 36 ay devam edeceği taahhüdüne dayalı olarak elektrik alımı yapan müvekkili şirketin zararının söz konusu olduğunu, yine davalının sözleşmeyi ihlal etmesinin bir sonucu olarak zarar şartı aranmaksızın sözleşmesel cezai şart kararlaştırıldığını, bu kapsamda davalı şirkete cezai şart faturası tanzim edilerek gönderildiğini, davalı şirkete düzenlenen cezai şart faturasına karşı iade faturası düzenlenmiş ise de işbu iade faturasına Kadıköy ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz edilerek cezai şart faturasının ödenmemesi halinde gerekli işlemlerin yapılacağı hususunun ihtar edildiğini, ancak herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine davalılar aleyhine Merkezi Takip Sistemi'nin ... Esas sayılı dosyasından faturaya dayalı alacağa dayanılarak takip başlatıldığını, borçlu şirket ve şahsın hiçbir gerekçe göstermeksizin haksız ve mesnetsiz olarak işbu icra dosyasına itiraz etmeleri üzerine takibin durdurulduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirketin ve şahsın yaptığı haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, borçluların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız kazanç teminine yönelik olduğunu, davacı şirketin elektrik dağıtım şirketi olup, müvekkili firmanın davacı şirketten Elektrik tedarik ettiğini, hiçbir haklı gerekçe olmadan karşı tarafça Elektrik tedarik sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğini, karşı tarafın sözleşmeyi feshetmekle kalmadığını haksız kazanç temin etmek için hukuka aykırı olarak müvekkili firmadan Cezai Şart Bedeli olarak 544.920,00 TL (Beşyüzkırkdörtbindokuzyüzyirmi TL) talep ettiğini ve Cezai Şart talep ettikleri faturayı müvekkili firmaya göndermeleri üzerine, müvekkili firmanın iade faturası ile haksız faturayı iade ettiğini, bunun üzerine karşı tarafça icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine itiraz etmeleri üzerine, karşı tarafça açılan itirazın iptali davasındaki talep ve anlatımların açıkça hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin karşı tarafça haksız olarak feshedilene kadar müvekkili firmanın tüm ödemelerini gününde yaptığını, karşı tarafça keşide edilen 19.10.2021 tarihli yazıda "Süreç içerisinde tarafınızla olan ticari ilişkimizde göstermiş olduğunuz anlayıştan dolayı memnuniyetimizi bildirerek şirketimiz adına sizinle olan ticari ilişkimizi uzun vadeli sürdürmek amacındayız. ... sözleşme hükmü uyarınca değişikliğe gidilmesi gereği doğmuştur. ... denk gelecek indirim oranına revize edildiğini bildirmek gerekmiştir. Anlayışla karşılayacağınızı ümit eder uzun vadede çalışma dileğimizi bildiririz." denilerek müvekkili firmaya daha pahalı elektrik satmaya başlandığını, müvekkili firmanın bu durumu sorgulaması üzerine ise müvekkili firma ile olan sözleşme bir bahane üretilerek karşı tarafça 30.11. 2021 tarihinde tek taraflı olarak feshedildiğini, davanın konusunu karşı tarafça talep edilen Cezai Şartın hukuka uygun olmadığı hususu oluşturduğunu, sözleşmedeki hükümlere uyulmaması sebebiyle cezai şartın talep edildiği hallere sık sık rastlandığını, bu tarz durumlarda cezai şartın Borçlar Kanunu’nun 179/2.maddesinde yer alan ‘ifaya ekli cezai şart’ olduğunun Yargıtay’ın istikrarlı görüşü olduğunu, cezai şartın, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaad ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevketmektir. Cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder. Bu bakımdan cezai şart, kuvvetlendirilecek asıl borcun mevcut olmasını gerektirir. Asıl borç yoksa cezai şart da söz konusu olamaz. Bu niteliği itibariyle cezai şart asıl borca bağlı fer’i bir borçtur. Asıl borç, mevcut ve geçerli ise, cezai şart da borç doğurur. Asıl borç sona ermiş ya da geçersiz doğmuşsa, cezai şart bağımsız bir borç oluşturamaz. Cezai şart, asıl borcun bağlı olduğu şekle tabidir. Ceza koşulunun var olması için asli bir borcun mevcudiyeti gerekmektedir. Asıl borç yok ise ceza koşulunun varlığından söz edilemez. Borcun bütünüyle ve kesin olarak meydana gelmemesi halinde ceza koşulu hükümleri askıda kalacağını, müvekkili firma ile davacı şirket arasındaki sözleşmesel ilişki karşı tarafça haksız şekilde sona erdirilene kadar müvekkil firma tüm faturalarını gününde eksiksiz bir şekilde ödemiştir. Başka bir değişle müvekkil firmanın karşı tarafa herhangi bir borcu bulunmamaktayken sözleşme karşı tarafça tek taraflı olarak feshedilmiştir. Yüksek Yargıtay içtihatlarına göre asıl borcun mevcut olmadığı durumlarda cezai şartın varlığından söz edilemeyeceği açıkça belirtildiğinden davanın konusunu oluşturan ceazi şart talebinin de hukuki bir dayanağı bulunmadığını, davacının Elektrik vermeye devam ettiğini faturalarda cezai şart talep edileceğine ilişkin ibare yer almamış bilakis ekte sunulan karşı tarafça keşide edilen 19.10.2021 tarihli yazıda "Süreç içerisinde tarafınızla olan ticari ilişkimizde göstermiş olduğunuz anlayıştan dolayı memnuniyetimizi bildirerek şirketimiz adına sizinle olan ticari ilişkimizi uzun vadeli sürdürmek amacındayız. ... sözleşme hükmü uyarınca değişikliğe gidilmesi gereği doğmuştur. ... denk gelecek indirim oranına revize edildiğini bildirmek gerekmiştir. Anlayışla karşılayacağınızı ümit eder uzun vadede çalışma dileğimizi bildiririz." denilerek kendi dayanakları olan sözleşmenin 7.2 maddesinde belirtilen 7 günlük sürenin üzerinden 80 gün geçtikten sonra kaleme aldıkları yazıda sözleşmenin 7.2 maddesinden bahsetmemişler ve cezai şart maddesinin geçersizliğini bu yazı ile ortaya koymuşlardır. Daha sonradan haksız kazanç temini amacıyla Cezai Şart talep edilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, karşı tarafça kaleme alınan ekte sunulan 30.11. 2021 tarihli fesih ihbarnamesinde herhangi bir Cezai Şart talebi de bulunmamaktadır. Bu yönüyle de fesih işlemi gerçekleşmesinden 1 ay sonra Cezai Şart talebinin hukuka aykırı olduğu izahtan vareste olduğunu, TBK 179/II maddesi; "Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feraget etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir" hükmünü amir olduğunu, somut olayda davacı tarafın sözleşmeyi feshettiği için ortada geçerli bir sözleşme bulunmadığı için artık sözleşmeye dayanarak Cezai Şart talep edemeyeceğini, bu yönüyle de davanın hukuki bir temeli bulunmadığını, haksız kazanç temini için keşide edilen faturanın hesaplama yönteminde de keyfi bir işlem yapıldığını, karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Dürüst davranma başlıklı 2 nci maddesi "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmünü düzenlemiştir. Davacı taraf EPDK kuralları gereği indirimli satması gereken elektriği piyasa fiyatlarının da üzerinde satmış olup sözleşmenin yapılma sebebini ortadan kaldırmış sonrasında da sözleşmenin başında alması gereken teminatı gündeme getirerek teminat yatırılmadığından bahisle sözleşmeyi feshetmiştir. Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Davacı tarafın sözleşmeyi ihlal eden ilk taraf olması nedeniyle cezai şart istemesi dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz. Bu sebeple cezai şart istemine ilişkin davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafın ilk olarak sözleşmeyi ihlal etmesi ve sonrasında sözleşmeyi feshedip cezai şart faturaları tanzim edip icra takibi yapmasında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından davalı taraf lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; bilirkişi tarafından düzenlenen raporda Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği (EPTHY) kapsamında yıllık tüketim miktarı 100.000 kwh üstü olan şirketler (yani davalı şirket) ile tedarikçiler arasındaki ikili anlaşmaların ticaret hukuku hükümlerine ve sözleşme serbestisine tabi olduğu doğru tespit edilmesine karşın; devam eden tespitlerde uyuşmazlık konusu dışına çıkılarak müvekkili şirketin cezai şarta dayanak olan Ekim ve Kasım ayı faturalarında tarife üzerinde faturalamalar gerçekleştirdiği, müvekkil şirketin cezai şart talep etmesinde bir engel olmadığı, ancak Ekim ve Kasım faturaları (bilirkişinin hatalı tespitince) tarifeden fazla düzenlendiğinden bu nedenle cezai şartın miktarının en fazla 199.740,30-TL olabileceği kanaatine varıldığını, rapora itiraz ettiklerini, her ne kadar başlangıçta taraflar arasında Düşük Tüketimli Tüketicilere İlişkin Son Kaynak Tedarik Tarifesi Üzerinden İndirim yöntemi ile anlaşma sağlanmış ise de, 30/09/2021 tarihinde yapılan protokol ile davalı şirketin elektrik faturalarındaki birim fiyatının hesabında yeni bir yöntem seçildiğini, davalının cezai şarta dayanak olan ekim 2021 ve kasım 2021 faturalarını da itirazsız bir şekilde ödediğini, dolayısıyla yargılamada yapılması gereken davalı şirketin teminatı yatırmamasının cezai şartı doğurup doğurmadığı ve bu cezai şart faturasının ekim ve kasım faturalarının toplamında düzenlenip düzenlenmediğini araştırmak olduğunu, müvekkili şirketin EPDK kuralları gereği indirimli elektrik satma zorunluluğu olmadığını, mahkemece verilen kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile verildiğini, tümüyle dava konusu dışında inceleme yapılmasının da hukuka aykırı olduğunu, uyuşmazlık konusunun müvekkili şirketin cezai şart talep etmekte haklı olup olmadığı, bu cezai şart faturasının sözleşmede belirlenen şekilde hesap edilip edilmediği olduğunu, müvekkili şirket aleyhine kötüniyet tazminatına da hükmedilmesi hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusuna cevabında, davacı şirketin tedarik sözleşmesini haksız olarak feshettiğini ve cezai şart talep ettiğini bilirkişi raporuyla ilk olarak sözleşmeyi ihlal eden taraf olduğunun ortaya çıktığını, teminat gösterilmediği iddiasının dava açıldıktan sonra ileri sürelen bir iddia olduğunu, 30.11.2021 tarihli İhbarname incelendiğinde fesih nedeni belirtilmediği açık bir şekilde görüldüğünü, 30.11.2021 tarihli fesih bildirimi incelendiğinde "Sayın Abonemiz Portföyümüzde bulunan sayaç ve sayaçlarınızın portföyümüzden çıkışı yapılmış olup, 01.12.2021 tarihinden itibaren elektrik tedariğiniz bağlı bulunduğunuz Elektrik Dağıtım firması tarafından yapılacaktır. Bu nedenle, elektrik kullanımı hususunda kaçak duruma düşmemeniz için ilgili Elektrik Dağıtım Firması ile sözleşme yapmanız gerektiği hususunu tarafınıza ihbaren bildiririz. Saygılarımızla" denilerek teminat hususuna hiç değinilmediğini, müvekkilinin sözleşmeye aykırı satılan elektrik faturalarını sorgulaması üzerine karşı tarafça sözleşme tek taraflı olarak haksız ve hukuka aykırı olarak feshedildiğini beyanla başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava, Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nin feshi nedeniyle sebebiyle tanzim edilen cezai şart faturalarının tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasında 03.08.2021 tarihli sözleşme ile “Sistem Kullanım ve Bağlantı Anlaşması hükümleri çerçevesinde, ... ve ilgili EDAŞ'ların hatları aracılığıyla, Alıcı'nın EK 1A ve EK 1B tüketim listesinde belirtilen Tüketim Birimlerinde tüketeceği elektrik enerjisinin satışı konusunda sözleşme yapılmış olduğu noktasında ihtilaf yoktur. Sözleşmenin 7.1. Toplam Satış Bedelinin Ödenmesi Maddesinde; “Fatura edilen toplam satış bedeli, en geç faturada yer alan son ödeme tarihinde Satıcı'nın Sözleşmenin 11.10.maddesinde yer alan banka hesaplarından birine Alıcı tarafından ödenecektir. Elden ödemelerin (makbuz karşılığı dahi olsa) hiçbir suretle Satıcı tarafından kabul edilmeyeceğini Alıcı peşinen kabul, ihtar ve taahhüt eder. Alıcının tanzim edilen faturada belirtilen son ödeme tarihine kadar fatura bedelini ödememesi halinde Satıcı, son ödeme tarihinden sonraki her gün için, ödenmeyen fatura tutarına aylık 965 (yüzde beş) oranında temerrüt faizi uygulayacaktır. Temerrüt faizinin Satıcı için zaman aşımına uğramaksızın kesinleşmiş saklı hakları kapsamında olduğunu ve Alıcıya bir sonraki ay tahakkuk ettirebileceği gibi daha sonraki bir ayda tahakkuk ettirilebileceğini ve Alıcının bu duruma itirazda bulunamayacağını taraflar peşinen kabul, beyan, ikrar ve taahhüt ederler. İşbu sözleşmeden doğan Alıcıya ait vadesi geçmiş borç bulunması halinde borcun ödenmesine kadar Satıcı'nın sözleşmeyi yürürlükte tutma hakkının olduğunu Alıcı peşinen kabul, beyan vetaahhüt eder. Faturalarda yer alan son ödeme tarihi kesin vadedir. Bu vadenin geçmesi ile Alıcı, hiçbir ihtara gerek olmaksızın, temerrüde düşmüş olur. Sözleşmenin 7.2. Maddesinde; “Alıcı, her tüketim dönemi sonunda, işbu sözleşme hükümleri çerçevesinde faturalandırılacak ilgili tüketim dönemine ait toplam satış bedelini, işbu Sözleşme'nin 7.1'inci maddesinde belirtilen ödeme koşullarına sadık kalarak zamanında ve eksiksiz olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Alıcı işbu sözleşmeyi imzalayarak DBS sistemine geçmeyi kabul, beyan ve taahhüt eder. Alıcı, Satıcının kabul edeceği söz konusu güvence bedelini herhangi bir ihtar veya ihbara gerek olmaksızın sözleşme tarihini müteakip 7 işgünü içerisinde satıcıya ulaştırmayı taahhüt eder. Alıcının söz konusu güvence bedelini sözleşme tarihini müteakip 7 işgünü içerisinde ulaştırmaması halinde, satıcı alıcıya karşı hiçbir tazminat yükümlülüğü doğmaksızın işbu sözleşmeyi herhangi bir ihtar veya ihbara gerek olmaksızın istediği zaman tek taraflı feshetme hakkına sahiptir...” hükmünün bulunduğu, Sözleşmenin 9.2.3. maddesinde; “Yapılanan elektrik enerji piyasası, uzun vadeli planlamalarla, daha ucuz ve güvenli elektrik tedarikini hedeflemektedir. Bu bağlamda satıcı, alıcı ile yapmış olduğu sözleşme akabinde uzun vadeli planlamalar yapıp taahhütlerde bulunmaktadır. Alıcının işbu sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle satıcının işbu sözleşmeyi feshetmesi halinde, alıcı satıcıya, son bir yıl içindeki faturalarından en yüksek bedel olan iki aylık elektrik fatura bedelleri toplamını ceza-i şart olarak ödemekle yükümlü olduğunu kabul, beyan ve taahhüt eder.” hükmünün bulunduğu,.." anlaşılmaktadır. 30.11.2021 tarihli fesih bildirimine ile davalı şirketin portföyünde bulunan sayaç veya sayaçların davacı şirketin portföyünden çıkışının yapıldığının, 01.12.2021 tarihinden itibaren elektrik tedarikinin bağlı bulunduğu Elektrik Dağıtım firması tarafından yapılacağı hususlarının bildirilmiştir. Mahkemece dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti raporlarında özetle; sözleşmenin özü aktif enerji birim fiyatı üzerinden %5 oranında indirim yapılması esasına dayanmakta iken dosyadaki faturalardan anlaşıldığı üzere EPDK'nın son kaynak tedariği kapsamında görevli tedarik şirketleri üzerinden satılacak elektrik birim bedellerinin oranlar nispetinde fazlasının yansıtıldığını, %5 indirim taahhüdünün yerine getirilmediğini, fesih işlemi ile davacının davalılara ceza şartı gereği faturalandırma yaptığı, ceza tahakkukunun sözleşmede düzenlendiği, davalının tüketim miktarı esas alınarak mevzuatta ceza bedeline ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı ve sözleşmede düzenlendiği şekliyle davacının ceza faturası tahakkuku yapmasında herhangi bir engel bulunmadığı, satış faturaları sözleşmeye aykırı tanzim edildiğinden mahkemenin fesih hususunda davacıyı haklı görmesi halinde dahi davacının talep edebileceği tutarın 199.740,30 TL olabileceğini mütalaa etmiştir. Buna göre, davacı şirketin sözleşmeye aykırı davranarak indirim taahhüdünü yerine getirmemiş olduğu, sözleşmede güvence bedelinin sözleşme tarihini izleyen 7 iş günü içerisinde ulaştırılacağının düzenlenmesine rağmen davacı şirket tarafından sözleşmenin uygulanmasına geçilmiş olduğu, taraflar arasındaki faturalandırma ihtilafları üzerine bu hususun ihtar edildiği anlaşılmasına göre mahkemece davacı şirketin sözleşmeye aykırı dayandığı tespitiyle kararda belirtilen sebeplerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmuştur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Davacıdan alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,7‬0 TL'nin istinaf eden davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili vergi dairesine yazılmasına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngereğiepthyistanbulkonusudüşünüldüİtirazınİptali

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim