İstanbul BAM 3. HD 2023/3653 E. 2024/1044 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2023/3653
2024/1044
4 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2023/3653
KARAR NO: 2024/1044
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/10/2023
NUMARASI: 2022/1145 E - 2023/1009 K
DAVANIN KONUSU: Adi Ortaklık Fesih ve Tasfiye
KARAR TARİHİ: 04/04/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılar arasında imzalanmış olan Bakırköy ....Noterliği’nin 29/03/2016 tarihli sözleşmesi ile bir adi ortaklık kurulduğunu, ek protokollerin imzalandığını, kurulan iş ortaklığı ile ... AŞ arasında arsa satışı karşılığı gelir paylaşım işi sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşme uyarınca ... ..... Ada ... parselde bulunan taşınmaz üzerinde iş ortaklığı tarafından inşaat yapıldığını, inşa edilen binan imalatının 2020 yılında bitirildiğini, sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiklerini, inşa edilen binada bulunan bağımsız bölümlerin satış ve pazarlamalarının tümüyle bitirilemediğini, bu nedenle sözleşme ile taahhüt edilen asgari hasılat bedelinin sağlanamadığını, bunun üzerine asgari hasılat bedeli alacağına yönelik olarak ... AŞ tarafından bağımsız bölümlere değerleme yapıldığını, bu değerleme üzerinden bağımsız bölüm seçimi yapılarak alacağın tahsil edildiğini, kalan bağımsız bölümlerin ise ortaklar arasında imzalanan 14/04/2022 tarihli paylaşım protokolü ile paylaşıldığını, bundan sonra ortaklığın tüm çalışanlarının işten çıkarıldığını, işyeri ve vergi kaydının kapatıldığını, gelinen noktada iş ortaklığının amacının gerçekleştiğini ve ortaklığın yapacağı başka iş kalmadığını, ortaklığın tasfiyesini gerektiğini, davalıların ihtarname ile tasfiyeye davet edildiklerini, bu hususta ortaklar arasında mutabakat sağlanamadığını belirterek davanın kabulü ile müvekkili ile davalılar arasında kurulan ortaklığın sona ermiş olduğunun tespiti ile ortaklığın tasfiyesine, ortaklıktaki paylarına göre ve ortaklık sözleşmesi ile ek protokoller hükümleri doğrultusunda birbirlerine olan alacak ve borçlarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde usulü eksikliklerin bulunduğunu, tasfiyenin ortaklık sözleşmesi tahtında yapılmasının gerektiğini, tarafların 14/04/2022 tarihinde bir araya geldiklerini, mal paylaşım protokolü imzalayarak tasfiye gerçekleştirdiklerini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafından ihtarnamede sözkonusu hesap ve tasfiye tablosunun ortaklık muhasebe hesaplarına ve ana sözleşme eki protokollerine aykırı olduğunu, hesap ve tasfiye tablosunu kabul etmediklerini, tarafların aldıkları malların yeniden değerlemesi yapılarak tarafların tasfiye paylarının belirlenmesi halinde davacı tarafın alması gerekenden fazla tasfiye payı aldığının ortaya çıkacağını, bu konuda isticvap ve yemin taleplerinin olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... şirketi tarafından usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi verilmediği görülmüştür.Mahkeme,davacı ile davalılar arasında "..." kurulmuş olup, iş ortaklığı sözleşmesinin 16.maddesinde işin ortaklığı süresine ilişkin hüküm içerisinde ortaklığın tasfiyeye yönelik olarak işverene yönelik mali ve hukuki yükümlülüğün fiilen sona ermesini takiben ortaklık malvarlığının tamamen paraya çevrilmesi ve ortakların birbirlerine karşı olan tüm yükümlülüklerini yerine getirerek ortaklığın fiilen tasfiye edildiği tarihe kadar süreceğinin kararlaştırıldığı,somut uyuşmazlıkta ortaklar arasındaki sözleşme ile tasfiyeyi ortaklık malvarlığının tamamen paraya çevrilmesi ve ortakların birbirine karşı olan tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi şeklinde kararlaştırılmış olup 14/04/2022 tarihli paylaşım listesi başlıklı belge ile paylaşım listesinde her bir hissedara verilecek bağımsız bölümler listelenmiş ve kalan bağımsız bölümler üzerinde de taraflar arasında mutabakata varıldığı,bir diğer deyişle, ortaklığa ait malvarlığı ortaklar arasında paylaştırılmış, paraya çevrilecek bir malvarlığı da kalmamış, çalışanlar ve üçüncü kişiler arasındaki alacak borç ilişkilerinin de fiilen tasfiye edildiğini, mahkemece atanan bilirkişiler tarafından yapılan incelemede ortaklığın tüm çalışanlarının işten çıkarıldığı, işyeri ve vergi kaydının kapatıldığı, ortaklık tarafından yapılacak başkaca bir işlem kalmadığının da tespit olunduğu, ortaklığın tarafların mutabakatı ve davacı tarafın da imzası ile tasfiye edildiği, tasfiyeyi gerektirir bir husus bulunmadığı gerekçesi ile; "AÇILAN DAVANIN REDDİNE" karar vermiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir. İstinaf dilekçesinde; gerekçe ve gerekse karara esas alınan bilirkişi raporunun dosyadaki delillere, usul ve yasaya aykırı olduğunu, tasfiyesini talep ettikleri Adi Ortaklığın ortakları arasında adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin olarak imzalanmış herhangi bir sözleşme, protokol, vs. Olmadığını, kararın gerekçesinde ve karara esas alınan bilirkişi raporunda 14/04/2022 tarihli paylaşım protokolünden bahisle "bağımsız bölümlerin ortaklar arasında paylaşıldığı, gerek ortaklar gerekse üçüncü kişiler ile olan alacak ilişkilerinin fiilen tasfiye edildiği" belirtilerek adi ortaklığın tasfiye edilmiş olduğu yönündeki kabulün, hukuken dayanaksız ve yersiz olduğunu, bağımsız bölümlerin ortaklar arasında paylaşılmış olması, ortakların birbirleri arasındaki borçların tasfiye edildiği anlamına geldiğini, söz konusu 14/04/2022 tarihli paylaşım protokolünde ortaklar, kendi aralarında bir borç kalmadığını ve adi ortaklığı tasfiye ettiklerini hiçbir şekilde beyan etmemekte, sadece değerleri belirlenmiş olan bağımsız bölümlerin ayınlarını kendi aralarında paylaştıklarını, paylaşımda eğer bağımsız bölümlerin değerleri aynı değilse ve ortaklar birbirlerini ibra etmemişlerse, tabi ki daha düşük değerli olan bağımsız bölümü alan ortak, diğerinden hisselerin denkleştirilmesi için bir bedel talep edeceğini,kararda ve bilirkişi raporunda bahsi geçen paylaşım, sadece bağımsız bölümlerin ayın olarak hangi ortağa ait olacağı yönünde bir paylaşım olduğundan,bu paylaşımda, ortaklar arasında adi ortaklığın tasfiye edildiği ve ortakların birbirlerine herhangi bir borçlarının kalmadığı yönünde herhangi bir ifade ve anlaşma bulunmadığını, kararda ve karara esas alınan bilirkişi raporunda bu paylaşım uyarınca "ortaklar arasındaki borçların fiilen tasfiye edildiği" şeklindeki kabulünün hangi hukuki gerekçeye dayandığını anlamadıklarını,esasen karara esas alınan bilirkişi raporunun 7 inci sayfasının 4 üncü paragrafında "Tasfiye ile kastedilen esasen bütün hesapların görülüp ortakların birbirleriyle bütün alacak verecek ve ortaklıktan doğmuş olan ilişkilerinin kesilmesi yolu ile ortaklık ilişkisinin sona erdirilmesidir." denilerek tasfiyenin nasıl olması gerektiği ifade edilmiş iken ve yine söz konusu raporda belirtildiği üzere ortaklık kayıtlarına göre ortaklar arasında borç bulunmakta iken ve ortaklar arasında tasfiye konusunda yapılmış bir anlaşma da bulunmuyorken "ortaklar arasındaki borçların fiilen tasfiye edildiği" sonucuna varılmış olmasının çelişkili olduğu,bağımsız bölüm paylaşımının ortaklar arasındaki borçların tasfiyesi ile hiçbir ilgisi olmadığını,böyle bir tasfiyenin ancak ortaklar arasında bu konuda imzalanmış bir tasfiye sözleşmesi ile yapılmasının mümkün olduğunu,böyle bir sözleşme olmadığı müddetçe, salt bağımsız bölüm paylaşımını adi ortaklığın tasfiyesi olarak kabul etmek tamamen dayanaksız ve keyfi bir değerlendirme olduğunu, karara esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere adi ortaklık hesaplarına göre ortakların birbirlerine karşı borçları bulunduğunu,ortaklar arasında imzalanmış olan adi ortaklık sözleşmesinin 16 ncı maddesinde tasfiyenin, ortaklık malvarlığının tamamen paraya çevrilmesi ve ortakların birbirlerine karşı olan tüm yükümlülüklerini yerine getirilmesi ile gerçekleşeceğinin kararlaştırıldığını,bu halde ortakların birbirlerine karşı tüm yükümlülüklerini yerine getirdiklerinden ve dolayısıyla ortaklığın tasfiye edilmiş olduğundan bahsedilemeyeceğini, ortakların birbirlerine karşı paylaşımdan doğan borçları bulunduğunu, paylaşımla birlikte ortaklığın konusunun ve amacının kalmadığı ve böylece sona erdiği, ancak ortaklar arasındaki borçların ve dolayısıyla ortaklığın tasfiye edilmediği, paylaşım protokolünde bu yönde herhangi bir hüküm bulunmadığının ortada olduğundan, ortaklık hesaplarına göre ortaklar arasındaki borçlar belirlenerek tasfiyeye karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,dava dilekçesinde iki ayrı talep bulunduğunu, taleplerden birincisi adi ortaklığın tasfiyesi, ikincisi ise ortaklar arasındaki alacak ve borçlarının tespiti olmakla,karara esas alınan bilirkişi raporunda; adi ortaklık hesabında davalı ... davacıya 2.743.308,69.TL, diğer davalıya ise 2.904.848,39.TL borçlu olduğunun tespit edildiği,adi ortaklığın tasfiyesi yönündeki talep reddedilse dahi, bilirkişi raporundaki bu tespit doğrultusunda dava dilekçesindeki ikinci talep uyarınca en azından talebin kısmen kabulü ile ... davacıya 2.743.308,69.TL borçlu olduğu tespitine karar verilmesi gerekirken,bu talep hiç değerlendirilmeksizin davanın reddine karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olduğundan,kararın kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava,adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine yöneliktir.Somut olayda, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin hükümler açısından,adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür. Tasfiye ile artık ortaklık malvarlığı para haline dönüştürülecek, borçlar ödenecek, sermaye değerleri ortaklara iade edilecek ve geri kalan meblağ ortaklar arasında kar ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacaktır. 6098 sayılı Kanun'un 622 nci maddesine göre; "Ortaklar, niteliği gereği ortaklığa ait olan bütün kazançları aralarında paylaşmakla yükümlüdürler."Aynı Kanun'un 623 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre; "Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir."düzenlemesi yer almaktadır.Adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte, ortaklık tasfiye aşamasına girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür. TBK'nın 642 vd. maddelerinde düzenlenen tasfiye; ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Tasfiye memuru tarafından hesap ve işlemlerinin incelenmesiyle bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkın belirlenmesi zorunludur.Tasfiye usulünü düzenleyen Türk Borçlar Kanunu'nun 644 üncü maddesine göre; "Ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür.Tasfiye usulünü düzenleyen sözkonusu hüküm uyarınca ,maddede düzenlenen tasfiye aşamalarından ;Üçüncü ve son aşamada ;diğer aşamalardaki işlemler sonucu oluşan değerden, öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan herbirinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya (ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse) zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir.Yargılama sırasında alınan bilirkişi heyet raporunda; davacı ..., davalı ... ve davalı ... arasında Bakırköy ....Noterliği 29.03.2016 tarih ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile “...”nın kurulduğunu, adi ortaklığın 14.04.2022 tarihinde kanunen sonlandırıldığı hususunda bir ihtilaf olmadığı, adi ortaklığın ticari defterlerine göre, 14.04.2022 tarihli kaydi bilançosunda aktifi olarak sadece ortakların adi ortaklığa olan 16.166.180,80 TL borcu, buna mukabilde 16.166.180,80 TL özkaynağı bulunduğu, tasfiye öncesinde adi ortaklığın ortaklarının adi ortaklığa borçlu oldukları, adi ortaklığın kaydi özkaynaklarından hisseleri oranında olmak üzere; ... düşen bedelin 6.547.303,22 TL, ... düşen bedelin 6.385.641,42 TL, ... düşen bedelin ise 3.233.236,16 TL olarak belirlendiği, ortakların özkaynaklardan hisselerine düşen bedelden, adi ortaklığa olan borçlarımahsup edildiğinde, ... 2.743.308,69 TL alacağı, ... 2.904.848,39 TL alacağı, ... ise 5.648.157,08 TL borcu bulunduğu, kaydi olarak Adi Ortaklığını hesaplarının kapatılması neticesinde ... 2.743.308,69 TL, ... İnşaat'a 2.904.848,39 TL borcu göründüğü, adi ortaklık, ortakları arasında taraflarının iradesiyle imzalanan sözleşme neticesinde ortaklığın malvarlığını oluşturan bağımsız bölümlerin ortaklar arasında paylaşıldığı, gerek ortaklar gerekse üçüncü kişiler ile olan alacak borç ilişkilerinin fiilen tasfiye edildiğin, bu ortaklıkta davacının tüm bu sürece katıldığı ve bağımsız bölümlerin dağılımına ilişkin protokolü imzaladığı dikkate alındığında yeniden şirketin tasfiyesini talep etmesinin mümkün olmadığı bildirilmiştir.Bu durumda adi ortaklık ilişkisinin anlaşma ile tasfiye edildiği anlaşılamamıştır.Çünkü alınan bilirkişi heyet raporunda bile tarafların birbirlerine karşı alacak ve borçlarının halen mevcut olduğu,sadece ortaklık konusu daire paylaşımlarının anlaşarak yapıldığı,alacak ve borç konusunda ayrıca bir tasfiye işlemi yapılmadığı görülmüştür.Adi ortaklığın fiilen sona ermesine rağmen tasfiye işlemlerinin tamamlanmadığı,bu hususta Yargıtay emsal kararlarında belirtilen süreç izlenerek bilirkişi raporu ve ve bilanço düzenlenmesi gerektiği gözetilmelidir.Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.04/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01