İstanbul BAM 3. HD 2023/3614 E. 2024/1042 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2023/3614
2024/1042
4 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2023/3614
KARAR NO: 2024/1042
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/01/2023
NUMARASI: 2018/788 E - 2023/19 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 04/04/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı/Borçlu ... San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin müvekkili olan şirkete ... abone numarası ile kayıtlı olduğunu, davalı/borçlu şirketin 31/01/2008, 18/02/2008 ve 03/03/2008 son ödeme tarihli fatura bedellerini ödemediğini, davalı/borçlu şirketin işbu tüketim bedellerini ödemediği gibi 29/03/2008, 26/04/2008, 06/05/2008, 04/06/2008 ve 03/07/2008 tarihlerinde kaçak elektrik kullandığından davalı/borçlu şirket hakkında kaçak elektrik kullanımı gerçekleştirdiğinden tutanaklar tutulduğunu, davalının bu tutanaklara istinaden tahakkuk eden bedelleri de ödemediğini, bu sebepten taraflarınca davalı/borçlu şirkete karşı son ödeme süresi geçen tüketim faturaları ile kaçak tahakkukların tahsili amacıyla İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu şirket ortaklarından ...'ın ise iş bu icra takibine kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalının tüketmiş olduğu enerji bedelini ödemediği gibi yapılan icra takibine de itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini beyanla İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile yapılan takibe yönelik davalı/borçlunun haksız ve yersiz itirazının iptali ile asıl alacağı uygulanacak %16,80 yıllık 6183 sayılı yasa gereği değişecek oranlar üzerinden gecikme zammı, iş bu gecikme faizi tutarına işleyecek %18 katma değer vergisi ile birlikte takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 29/01/2020 tarihli dilekçesinde ve özetle; dava dışı şirketin elektrik aboneliğine istinaden ödemediği borçlarının olduğunu, bu borçların amme borcu niteliğinde olduğundan abonelik sözleşmesinin yapıldığı dava dışı şirket dışında şirket ortaklarına karşı da takibin başlatıldığını belirtmiştir. Davalı tarafa usule uygun tebligat yapılmış olmasına rağmen davayı takip etmediği ve cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyada davacı tarafça davalı ve dava dışı ... hakkında toplam 113.879,93-TL alacağın eklentileri tahsiline yönelik yapılan ilamsız takibe davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür. Mahkeme, davaya konu ve takibe dayanak olan kaçak elektrik tüketim tespit tutanağı incelendiğinde; abone numarasının: ..., kullanıcı adı-ünvanının ... San. Ve Tic. Ltd. Şti., abone grubunun: Ticarethane, abonelik sözleşmesinin de dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti ile davacı şirket arasında 06/06/2008 tarihinde akdedildiği, kaçak elektrik kullanıldığına ilişkin tutanakların dava dışı şirket olan ... San. Ve Tic. Ltd. Şti adına tanzim edildiği ve işbu şirket adına kaçak elektrik kullanımına ilişkin tutanaklar baz alınarak düzenlenen beş adet faturalandırmanın da dava dışı şirket adına yapıldığı, keza tüketim bedellerine ilişkin düzenlenen üç adet faturada da muhatabın dava dışı şirket olan ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. olduğunun görüldüğü, dolayısıyla davalı şirket yetkilisi ... hakkında kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlenmemesine ve tüketim bedeline ilişkin faturaların adına tanzim edilmemesine rağmen davalı hakkında icra takibi yapıldığı ve itiraz sonrası işbu davanın açıldığı anlaşılmakla, hakkında kaçak elektrik tespit tutanağı ve tüketim bedeline ilişkin fatura düzenlenmeyen davalı şirket yetkilisi ...'a karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiği gerekçesi ile; (Benzer mahiyette içtihat İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 03/02/2022 tarih, 2021/1284 Esas ve 2022/286 Karar sayılı ilamı) "Davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile REDDİNE" karar vermiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; mahkemenin bu kararı usul ve yasaya aykırı olduğu, zira borca yalnızca ... itiraz etmiş olup, icra takibinin durmasına sebep olduğu,takibin ...'a yöneltilmesinin hukuki bir gereklilik olduğu, şirket ortağı ve yönetmeye temsile yetkili şahıs olan ...'ın aynı zamanda ödenmeyen faturalar yönünden ve haksız fiil sayılan kaçak elektrik tüketimi yönünden sorumluluğu bulunduğu,davaya konu olay hem sözleşmeye aykırılık hem de haksız fiil ihtiva ettiği, TTK m. 632 hükmü gereğince, limited şirketin yönetimi ve temsili ile yetkilendirilen kişinin, şirkete ilişkin görevlerini yerine getirmesi sırasında işlediği haksız fiilden şirket sorumlu tutulduğu, TTK’da, limited şirket müdürlerinin sorumluluklarının neler olduğunu düzenleyen bağımsız bir hüküm bulunmamakta; anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümlere atıf yapıldığı, özel hukuk tüzel kişilerinin haksız fiilleri ancak organları aracılığıyla işleyebileceği düşünüldüğünde, temsile yetkili kişilerin de şirket tüzel kişiliği ile birlikte müteselsil sorumlu olduğunu, kanunun veya şirket ana sözleşmesinin kendilerine yükledikleri görevleri yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı müteselsilen sorumludurlar hükmü gereği zarara uğrayanlar sorumlu yöneticilerin kusur derecesine bakmadan tazminatın tamamını birinden veya tamamından talep edebileceği, sorumluluğun kusura dayandığı, bu kişilerin kusurlu olmadıklarını ispat etmedikçe kusurlu sayılacağı, TTK’nın “Hukuki Sorumluluk” başlıklı 11. Bölüm hükümlerini ele almak gerekirse; limited şirket müdürleri, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludur hükmü bu genel sorumluluk hali kapsamında talep ve dava hakkı[1]; şirket tüzel kişiliğinin, ortaklarının ve şirket alacaklılarının bünyesinde doğduğu,müdürlerin ise, kusurlu hareket etmediklerini ispat ettikleri oranda, sorumluluktan kurtulacağı, borca da bir tek davalının itiraz ettiği hesaba katıldığında,dava bakımından herhangi bir pasif husumet yokluğu söz konusu olmayıp, yerel mahkemenin aksi yöndeki kararının bozularak düzeltilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, dava dışı ş rketin ödenmeyen fatura borcu ve ayrıca kaçak tüketim bedellerinin davalı şirket ortağından tahsiline yönelik yapılan takibe karşı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Ödenmeyen faturalar dava dışı abone şirket hakkında düzenlenmiş ve dava dışı şirket tarafından ödenmemiş olup,yine kaçak tespit tutanakları ve kaçak tahakkuklarının da yine dava dışı şirket adına düzenlendiği anlaşılmıştır. Ayrıca kaçak tutanakları dava dışı ... tarafından tutulmuş olmakla kaçak tahakkuk bedelinin de dava dışı ... tarafından tahsilinin talep edilmesi gerekirken hem ödenmeyen fatura alacağı hemde kaçak tahakkuk bedelleri davacı ... tarafından talep edilmiştir. Husumet konusu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 187. maddesinde (HMK m. 116) yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden gözetilir. Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki iliş- kidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Bkz. Baki Kuru- Ramazan Arslan- Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani bir davada taraf olabilmek için, ya hakiki şahıs; ya da hükmi şahıs olmak gerekir. Zira taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Bkz. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s. 288 ). Diğer taraftan, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda "sıfat" olarak tanımlanmaktadır ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunludur. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olmasına karşın, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan, anılan hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine aittir ve buna aktif husumet denilmektedir. Bir sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi ise, o hakka uymakla yükümlü olan kimsedir ve bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır. Sübjektif hakkın sahibi olan kimse ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun saptanması, bir başka anlatımla davada davacı ve davalı sıfatlarının kimlere ait olduğu hususu, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin maddi hukuk sorunudur. Dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, mahkemece dava konusu hakkın esası (var olup olmadığı) hakkında inceleme yapılmadan dava sıfat yokluğundan reddedilir. Taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğindedir ve yargılamanın her aşamasında, isteme gerek kalmaksızın mahkemece kendiliğinden gözetilmesi zorunludur. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2022/4844 Esas- 2022/6372 Karar sayılı ilamı) Somut olayda; takip ve dava konusu olup dava dışı borç davalı şirket hakkında düzenlenen kaçak tespit tutanakların ve normal tüketim faturalarından kaynaklanmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 49.maddesi hükmüne göre tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. Aynı kanunun 50. maddesi hükmüne göre de organları, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar ve organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar. Bu hukuksal olguların sonucu olarak tüzel kişinin organı niteliğindeki yöneticilerin, tüzel kişi adına ve yararına işledikleri haksız fiillerden dolayı zarar gören üçüncü kişilere karşı tüzel kişi ile birlikte Borçlar Kanununun 41 ve Türk Medeni Kanunu'nun 50/3.maddesi hükmüne göre haksız fiil faili olarak sorumlu tutulmaları gerekir.Buna göre; tüzel kişinin ve organlarının sorumluluk türünün Borçlar Kanunu'nun 51. maddesi hükmünde düzenlenen zincirleme (müteselsil) sorumluluk olacağı kuşkusuzdur.Dosya içeriğinden, davalının şirketin temsilcisi olduğu anlaşılmakla, davalı şirketin "haksız fiil " niteliğindeki kaçak elektrik kullanımı nedeniyle şirketin yöneticisi/temsilcisi durumundaki davalı ...'ın şirketle birlikte ve şirket gibi-müteselsilen ve müştereken sorumlu olduğu tartışmasızdır.Ancak kaçak tahakkukları nedeniyle takip ve davanın ... yerine ... tarafından açılarak yapılması nedeniyle kaçak tahakkukları açısından davanın aktif husumet nedeniyle reddi gerekir. Davacının dava dışı şirketin ödenmeyen normal tüketim fatura bedelleri açısından yaptığı takip ve açtığı itirazın iptali davası yönünden ise; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 49.maddesi hükmüne göre tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. Aynı kanunun 50. maddesi hükmüne göre de organları, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar ve organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar. Bu hukuksal olguların sonucu olarak tüzel kişinin organı niteliğindeki yöneticilerin, tüzel kişi adına ve yararına işledikleri haksız fiillerden dolayı zarar gören üçüncü kişilere karşı tüzel kişi ile birlikte Borçlar Kanununun 41 ve Türk Medeni Kanunu'nun 50/3.maddesi hükmüne göre haksız fiil faili olarak sorumlu tutulmaları gerektiğinden, ödenmeyen fatura alacağı haksız fiil niteliğinde olmadığından,bu fatura bedellerinin de şirket yetkilisi yerine dava dışı fatura borçlusu dava dışı şirketten tahsili talep edileceğinden,bu talep yönünden ise davalı şirket yetkilisi hakkında davanın pasif husumet nedeniyle reddi gerektiği açıktır. Bu nedenle, davacının istinaf talebinin kabulü ile; karar HMK 353/1b-2 gereği kaldırılarak aşağıdaki şekilde yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf talebinin kabulü ile; karar HMK 353/1b-2 gereği kaldırılarak yeniden esas hakkında; Davacının davasının kaçak tüketim yönünden aktif husumet nedeniyle, normal tüketim yönünden ise pasif husumet nedeniyle reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 427,60-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 1.375,39-TL harçtan mahsubu ile artan 947,79-TL harcın karar kesin olmakla talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri ve yatırılan delil avansı bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-HMK'nın 333.maddesi gereğince davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın talep halinde ve hüküm kesinleştiğinde davacıya iadesine,İstinaf incelemesi ile ilgili olarak; Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf eden davacıya isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, Davacının istinaf sebebiyle yapmış olduğu 137,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 04/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01