İstanbul BAM 3. HD 2023/2988 E. 2024/1023 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2023/2988
2024/1023
2 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2023/2988
KARAR NO: 2024/1023
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2020/384 Esas - 2023/484 Karar
TARİHİ: 13/06/2023
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 02/04/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahke- mesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...’ün şahıs firması sahibi olduğunu, motorlu kara taşıtlarının tamir ve onarımı faaliyetinde bulunduğunu, şirket faaliyeti doğrultusunda davalı şirketin araçlarının bakım ve onarımlarının yapıldığını, bu onarımlar nedeniyle düzenlenen faturaların ekte sunulduğunu, belirtilen faturalar davalı şirkete gönderildiğini, bu faturalara yasal süresinde itiraz edilmediğini, bu şekilde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayıldığını, davalının fatura bedellerini ödememesi nedeniyle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiğini, davalının müvekkilini zarara uğratmak ve tahsili geciktirmek amacıyla borca itiraz ettiğini, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar veril- diğini, ticari iş sayılan uyuşmazlık ile ilgili olarak davadan önce arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, bu görüşmede davalı tarafça borç kabul edilmiş olmasına rağmen ödeme yapılmadığını beyanla, davalı şirketin itirazının iptali ile takibin ticari avans faizi işletilmek suretiyle devamına, davalı borçlunun %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde;" davaya konu borcun arabuluculuk sürecinde kabul edildiği"ne dair iddianın gerçeği yansıtmadığını, bu ifadeler ile 6325 sayılı kanun 5.md ihlal edildi- ğinden suç duyurusunda bulunma hakkının saklı tutulduğunu,davacı tarafça kesilen faturaların, sahte belgeler olduğu hususunun Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı İstanbul Büyük Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı tarafından tespit edildiğini, davacı ve dava dışı ...'ün sahte belge düzenlemesi sebebiyle müvekkilinin %5 oranında vergi indiriminden yarar- lanamadığını ve büyük miktarda maddi zarara uğratıldığını, cari hesap bakiyesinin de müvekkilinin davacı şirketin alacaklı olduğunu gösterdiğini, müvekkili şirketin uğradığı zararın mahsubu ile dava- cının müvekkili şirkete borçlu olduğunun kabulüne, davanın reddine, kendi kötüniyetli eyleminden menfaat sağlayan davacının kötüniyet tazminatı ile mahkumiyetini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nce:"Davanın REDDİNE, davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: Hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının vergi indiriminden yararlandırıl- mamasına ilişkin işlem İstanbul 4. Vergi Mahkemesi'nin 2020/1590 E., 2021/2198 K. Nolu ilamı ile iptal edildiğinden davalının takas şartlarını oluşmadığını, avalının kendilerine tebliğ edilen faturaya yasal 8 günlük süre içinde itiraz etmediğini, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, hiç bir zararı bulunmayan davalıya takas hakkının kullandırılması halin- de davalının haksız menfaatler elde edeceğini, müvekkili ile 3. şahıs arasında organik bağ bulun- duğuna dair hiç bir resmi kayıt ve delil bulunmadığını, farazi değerlendirme ile organik bağ oluştu- rulduğunu beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, İİK 67 maddesine dayalı itirazın iptali talebine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı alacaklı tarafından, davalı aleyhine araç tamirine ilişkin faturalardan kaynaklanan 36.139,82 TL asıl alacak + 3.836,13 TL işlemiş faizden ibaret toplam 39.975,95 TL alacağın tahsili talebiyle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiği, davalı borçlunun "ödeme emrine, asıl alacağın tama- mına, borca, faize ve işbu icra takibinin tüm ferilerine" itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, İş bu davadan önce başvurulan arabuluculuk sürecinin anlaşmazlık ile sonuçlandığı, akabinde itirazın iptali talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, alacağın dayanağını oluşturan faturaların davalıya tebliğ edildiğini, yasal 8 günlük süre içinde itiraz edilmediğini, ayrıca davacının alacağının bilirkişi raporu BA-BS formları ile tespit edildiğini iddia etmektedir. Davalı ise, davacının alacaklı olmadığını, alacağın dayanağını oluşturan faturaların sahte olduğunu, bu durumun vergi denetimi sırasında tespit edildiğini, müvekkilinin %5 oranında vergi indiriminden yararlanamadığını ve zarara uğradığını beyanla söz konusu zararının takasını talep etmektedir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 23.10.2021 tarihli raporda; taraflar arasında, davacı tarafça davalıya motorlu kara taşıtlarına tamir, bakım, onarım hizmeti sunul- ması hususunda akdi ilişki bulunduğu, dava konusu faturaların da bu akdi ilişki kapsamında düzen- lendiği, her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ayrıca davalı şirketin BA formunda da beyan edildiği, söz konusu faturalar kapsamında hizmetin verildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, talep edilebilecek alacak miktarının 32.389,82 TL olarak tespit edildiği ve bu miktarın tarafların kayıtları ile uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının vergisel nedenlerle uğradığı kaybın söz konusu alacaktan takas edilip edilemeyeceği hususunda toplanmaktadır. HGK'nun 2019/(22)9-267 E. 2021/1463 K.nolu 18.11.2021 tarihli ilamında belirtildiği üzere;Hukukumuzda takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişi- lerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukukî işlemdir. Böylece takas ifa masraf ve külfetine katlanmadan, her iki tarafı da borcunu ifa ve alacağını tahsil etmiş durumuna getirir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 139. maddesinde takasın koşulları düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; “ İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zaman aşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir”. Maddeden de anlaşılacağı üzere takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu olması) gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin, dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Ayrıca takas için, yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins veya özdeş edimlerin takası mümkündür. Takas için aranan üçüncü koşul ise kural olarak her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olması gerekir. Dördüncü koşul ise tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1,3. Baskı, Temmuz 2013, s. 920-925). Taraflardan birinin alacağı muaccel olduğu hâlde, karşı tarafa olan borcu için bir vade- den yararlanıyorsa, bu alacak talep edildiğinde diğer taraf henüz muaccel olmayan kendi alacağını takas olarak ileri süremez (Uygur, s. 925). Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında alacak sahip- lerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin kişi alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Diğer bir anlatımla takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. İlke olarak, takas def'i de diğer def'iler gibi süresinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Aksi hâlde takastan kurtulmak isteyen borçlu hemen bir ihtilaf çıkartarak amacına ulaşabilir. Öte yandan ihtilaflı alacağın takas edilebilir olduğunu söylemekle de takasın ortaya konulması ile ihtilafın alacaklı lehine hâlledilmiş olduğu anlamı çıkmamalıdır. Sonuçta hâkim anlaşmazlığı çözerek sonucuna göre takas def’i talebini red veya kabul edecektir. Eldeki davada konuyla ilgili olarak bilirkişi kurulunca; " Mahkemece dosyaya celp edilen Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 22.02.2021 Tarihli Cevabi yazı ve ekleri incelendiğinde; Kartal Vergisi Dairesi'nde ... kimlik numarasında 07.12.2018 Tarihinden itibaren faal olan ... (davacı) hakkında düzenlenmiş herhangi bir vergi raporu ve dava kaydının olmadığı, ayrıca vergi müfettişi ... tarafından 2018 ve 2019 dönemlerinin incelemeye başlandığı ve incelemeye başlama tutanaklarının dairelerine gönderildiği, ancak dairelerine intikal eden herhangi bir vergi raporunun bulunmadığı, Davalının dosyaya Klasör halinde sunduğu belgeler tetkik edildiğinde ise, davalı şirketin takasa konu etmek istediği işlemlerin, Kartal Vergi Dairesi'nde, ... TCKN ile işlem görmekte olan dava Dışı ...-... Otomotiv Firmasıyla gerçekleştirilen Ticari ilişkiye dayalı işlemlerden kaynaklandığı, Davalı Şirketin, ... -... Otomotiv firmasıyla yapmış olduğu ticari işlemlerden kaynaklandığını iddia ettiği vergisel kayıplarını, hakkında herhangi bir vergi raporu veya dava kaydı bulun- mayan davacı firmanın fatura alacaklarından mahsup edip edemeyeceği hususunun hukuki değerlendirmeye muhtaç olduğu, Mahkemenin davalının vergisel kayıplarını davacı firmaya olan fatura borçlarından mahsup edemeyeceği sonucuna varması halinde, davacı firmanın takip tarihi itibariyle davalı şirketten talep edebi- leceği alacağın 32.389,82 TL olabileceği " belirtilmiştir. Mahkemece ;" Kartal Vergi Dairesi'nin cevabi yazısı ile, davacı hakkında incelemeye başlandığı, ancak herhangi bir raporun bulunmadığı, dava dışı ... hakkında yapılan denetim sonucu vergi müfettişince düzenlenen raporda; mükellef ...'ün sahte belge düzenlediği, defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediği ve V.U.K.'un 359.maddesinin 'a-2 ve b' fıkralarında belirtilen kaçakçılık suçunu işlediğinin tespit edildiği, davacı ile dava dışı ... ve ... Otomotiv arasında organik bağ olup olmadığı hususuyla ilgili olarak ; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'den celp edilen sicil kayıtlarına göre ... Hidrolik Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ortağının ... olduğu, ... ... Otomotiv ile çalışma konularının aynı olduğu, nüfus kayıtlarının incelenmesinde ... ve ...'ün karı koca oldukları, takibe konu faturaların ... Otomotiv tarafından düzenlendiği, davacı ile dava dışı ... ile aralarında organik ve ticari bağ olduğu, davacı ve dava dışı ...'ün düzenlemiş olduğu belge nedeniyle davalı vergisel zararının oluştuğu ve alacağın muaccel hale geldiği, her iki dava konusunun da para alacağı olduğu, davalı alacağının çekişmeli olmasının takas def’ine engel olmayacağı, takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesinin zorunlu olmadığı, savunma olarak da ileri sürülebileceği, TBK'nın 139. maddesinde düzenlenen takasa ilişkin tüm koşullarının gerçekleştiği, takas ile davacının alacağının kalmadığı" gerekçesiyle " DAVANIN REDDİNE" karar verilmiştir. Davalı şirket vekilince ibraz olunan 16.11.2022 tarihli dilekçe ekindeki İstanbul 4. Vergi mahkemesi'nin 2021/1590 E., 2021/2938 K. Nolu 05.11.2021 tarihli ilamının tetkikinde: Davalı tarafın takas def'ine konu ettiği zararına dayanak" % 5'lik vergi indiriminden yararlan- dırılmaması"na ilişkin işlemin iptali talebiyle dava açtığı, Vergi Mahkemesince yapılan değerlendirme sonucu; Davacı ... tarafından, 2019 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi sırasında “vergiye uyumda vergi indirim bilgisi" başlığı altında yapılan sorgulama neticesinde 2017 ve 2018 dönemlerinde KDV yönünden hakkında tarhiyat yapıldığından bahisle indirimden yararlanamayacağının bildirildiği, kurumlar vergisi beyannamesinin “... firmasına ilişkin 2017 ve 2018 dönemlerinde yapılan KDV beyanlarının düzeltilmesi sebebiyle vergiye uyumlu mükelleflere %5 vergi indirimi uygulan- madığı, haklarının saklı olduğu” yolunda ihtirazi kayıt konulması suretiyle verildiği, ihtirazi kaydın reddi üzerine tahakkukkun ihtirazi kayda konu olan kısmının iptali ile fazladan ödenen tutarın iadesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Olayda, Mahkememizce yapılan ara kararlar neticesinde; davacı hakkında yapılan izaha davet yazısı neticesinde ... firması tarafından 2017 ve 2018 yıllarında düzenlenen faturalara ilişkin düzeltme beyannamesi verilmesi suretiyle tablolarından çıkartıldığı, ayrıca davacı şirketin 2017 ilâ 2019 yıllarının muhtelif dönemlerinde e-fatura düzenleme yükümlülüğüne uyulmama fiilinden ötürü özel usulsüzlük cezası kesildiği belirtilmekle birlikte; davacı şirket hakkında yukarı metnine yer verilen ikmalen, re'sen veya idarece tarhiyat yapıldığı anlamına gelmeyeceği gibi hakkında başkaca tarhiyat bulunduğuna ilişkin bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, yukarıda metnine yer verilen “düzeltme hükümlerine göre tamamen ortadan kaldırılmış olması durumunda bu şart ihlal edilmiş sayılmaz” Kanun hükmü uyarınca, vergiye uyumlu mükellefler kapsamında %5 indirime hak kazanma şartlarının ihlaline ilişkin bir belgenin sunulmaması karşısında, davacı tarafından dava konusu edilen tahakkukun ihtirazi kayda konu kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır." denilerek " DAVANIN KABULÜNE, dava konusu işlemin kaldırılmasına, davacıdan yersiz tahsil edilen ve ihtirazi kayda konu % 5'lik kısmın davacıya iadesine" karar verilmiştir. Dairemizce UYAP ortamından yapılan incelemede; İstanbul 4. Vergi Mahkemesi'nin 2021/1590 E., 2021/2938 K. Nolu 05.11.2021 tarihli ilamı hakkında Anadolu Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce istinaf başvurusunda bulunulduğu, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, 1. Vergi Dava Dairesi'nce yapılan istinaf incelemesi sonunda istinaf başvurusunun reddedildiği, dosyasınn temyiz incelemesi yapılmak üzere Danıştay'a gönderildiği ,ancak henüz temyiz sürecinin tamamlanmadığı anlaşılmaktadır. Dosya içeriğinden ;davalı tarafın iş bu davada takasa konu ettiği vergi indiriminden yararlandırılmasından doğan zararını vergi mahkemesinde dava konusu yapmış, vergi mahkemesince de davalıdan yersiz olarak tahsil edilen kısmın iadesine karar verilmiş olmakla , aynı alacak yönünden iş bu davada takas şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiştir. Mevcut duruma göre davacının icra takibindeki talebi: 36.139,82 TL asıl alacak + 3.836,13 TL işlemiş faizden ibaret toplam 39.975,95 TL'dir. Bilirkişi raporu ile tespit edilen alacak ise 32.389,82 TL'dir. Buna göre bilirkişi raporu doğrultusunda kısmen kabul hükmü kurulması ve likit alacağa vaki haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren davalının icra inkar teminatı ile mah- kumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına, tespit edilen eksiklikler yargılama gerektirmediğinden HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince esasa ilişkin olarak yeniden aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A) Davacının istinaf talebinin kabulüyle, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince karar kaldırılarak yeniden esas hakkında;1 - Davanın KABULÜNE, a.) İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden takibine girişilen 39.975,95 TL tutarındaki borcun 32.389,82 TL'lik kısmına vaki itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,b.) Likit alacağa vaki haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren davalı borçlunun hüküm altına alınan 32.389,82 TL alacağın % 20 'si oranında icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine, 2- Alınması gereken 2.212,54 TL harçtan, peşin alınan 682,69 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.529,85 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,3- Davacının yatırdığı 682,69 TL harcın davalıdan alınıp davacıya verilmesine,4- Davacı tarafça yapılan 1.719,25 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,5- Davacı vekille temsil edildiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
B) İstinaf incelemesiyle ilgili olarak; Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, Davacının istinaf sebebiyle yapmış olduğu 146,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01