SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 3. HD 2023/2009 E. 2024/1000 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/2009

Karar No

2024/1000

Karar Tarihi

2 Nisan 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/2009

KARAR NO : 2024/1000

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 05/04/2023

NUMARASI : 2022/239 E - 2023/249 K

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 02/04/2024

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; taraf şirketler arasında 15.12.2020 imza tarihli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında tedarikçi davalı şirket, davacıya ... abone numaralı tüketim noktasına sabit birim fiyat üzerinden elektrik enerjisi satmayı taahhüt ettiğini, sözleşmenin 2. maddesinde birim satış fiyatının Sözleşmenin 10. maddesinde belirlendiği ve sözleşme süresince sabit kalacağı ve davalı tedarikçinin her ne nam altında olursa olsun birim satış fiyatını değiştiremeyeceğinin açıkça hüküm altına alındığını, Sözleşmenin 10. maddesinde birim satış fiyatının 01.12.2020-31.12.2020 tarihleri arasında 0,417 TL/kWh olarak ve 01.01.2021-31.12.2021 tarihleri arasında ise 0,496 TL/kWh olarak belirlendiğini, davalının, sözleşmeye aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun birtakım yazıları müvekkiline göndermiş ve muhtelif zamanlarda hiçbir hukuki dayanak olmaksızın sabit birim fiyatları 01.07.2021- 31.12.2021 tarihleri arasındaki 6 aylık dönemde 2 defa arttırmış olduğunu , müvekkilinin bu yazılara itiraz ettiğini, artış için kendisinin onayının alınmadığını ve yapılmak istenen artışların sözleşmeye aykırı olduğunu bildirdiğini, davalının 2021 yılı Temmuz ayı ve sonrasında elektrik enerjisi bedeli faturalarını taraflar arasında imzalanan sözleşme ile kararlaştırılan birim fiyattan daha yüksek fiyatlar üzerinden düzenlediğini, davacının ilgili faturalara noter kanalıyla keşide ettiği ihtarnameler ile süresi içinde itiraz ettiğini, davalının, faturalarını düzeltmediğini, müvekkilinin faturalar haksız da olsa bedellerini ilgili mevzuat nedeniyle, davalıya ihtirazi kayıtla ödemek zorunda kaldığını, ilgili mevzuatta elektrik bedeli faturasına itiraz edilse dahi faturanın haklı olup olmadığından bağımsız bir şekilde bedelin ödenmesini öngördüğünü, davalıya 720.270,17-TL haksız bir şekilde fazladan ödenmek zorunda kalındığını, müvekkili tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını fakat davalı şirket tarafından itiraz edilerek icra takibi durdurulduğunu, itirazın haksız olduğunu beyanla itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ; fiyat artışı yapılmadan sözleşmenin devam etmesi, Aralık ortalaması 1.008,64 TL/kWh iken sözleşme bedelinin 0,496 TL/kWh saat olması, aşırı ifa güçlüğünün varlığının açık bir şekilde ispatladığını, bu noktada artış gerçekleşmeden müvekkili şirketin sözleşmeyi aynı şekilde sürdürmesinin beklenemeyeceğini, sözleşmenin ilgili maddelerine göre artışın davacı tarafça kabul edilmemesi durumunda, davacı tarafa sözleşmeyi feshetme yetkisi de tanınmışken davacı tarafın sözleşmeyi feshetmeyerek sonradan huzurdaki davayı açmasının dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu, huzurdaki davada tüm dünyayı global olarak etkileyen hatta ve hatta her birimizin hayatlarını da derinden etkileyen enerji krizinin varlığı tartışmasız olup, bu beklenmeyen hal nedeniyle aşırı ifa güçlüğü var olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; "Taraflar arasındaki sözleşme ile, sabit birim fiyat üzerinden davalının davacıya elektrik tedarik edeceği, birim fiyat artırımının ancak iki tarafın mutabakatıyla yapılabileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Davalı taraf tek taraflı olarak fiyat artırımını yapıp faturalandırmış ve davacı da itirazi kayıtla ödemiş ise de, fiyat artırımını gerektiren olağanüstü bir durum olmadığı, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi davalının iddiasını ıspatlar somut bir haklı neden bulunmadığı, enflasyonist ekonomilerde maliyet artışlarının olağan olduğu, tacirlerin bunu öngörerek taahhüt vermesinin basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün gereği olduğu, taraflar arasındaki sözleşme imzalandığı tarihte pandemi koşullarının zaten gerçekleştiği ve küresel arz sıkıntısı ile ürün fiyatlarında artış gözlendiği, buna rağmen sözleşme döneminde ülkemizde enerji fiyatlarında çok da artış yaşanmadığı anlaşılmıştır.Bu durumda, davalının tek taraflı fiyat artışının hukuka aykırı olduğu, davacının ihtirazi kayıt ileri sürerek ve ihtarname ile bunu bildirerek ödeme yapmasına rağmen ödediği fazla bedeli faiziyle birlikte geri alma hakkının bulunduğu" gerekçesiyle ;1-Davacının davasının, KABULÜ İLE; davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazın iptaline, takibin aynen devamına,2-Miktar likit ve itiraz haksız olduğundan takdiren %20 üzerinden hesaplanan 149.360,54 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı, davalı vekili istinaf etmiştir.Davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının ilgili mevzuatta öngörüldüğü şekilde yeterli gerekçe içermediği,dava dosyasına taraflarınca sunulan uzman görüşlerine gerekçeli kararda yer verilmemesi ve dahi incelenmemesinin söz konusu kararı kanuna ve usule aykırı hale getirdiği, bunun yanında itiraza uğrayan bilirkişi raporuna dayanılarak ve bilirkişi raporunda itiraz ettikleri noktalar açıklığa kavuşturulmadan karar verilmesinin de yine kanuna ve usule aykırı olduğu, öte yandan sunulan uzman görüşü bilirkişi raporu ile de taban tabana zıt tespitler içerdiği, sunulan uzman görüşlerinin ODTÜ Endüstri Mühendisliği'nden mezun, EPDK'da Tarifeler Dairesi Başkanlığı'nda Daire başkanı olarak görev almış, halen de Dicle Elektrik de Regülasyon Başkanı olarak çalışan ... ile ... VE ... Daire Başkanlığı ve TETAŞ Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüten ... tarafından kaleme alındığı, görüldüğü üzere uzman görüşlerini hazırlayan uzmanların , elektrik piyasanın en tepesindeki görevlerde çalışmış, elektrik piyasasına yön veren kişiler oldukları ,bu noktada sundukları uzman görüşlerinin mahkemece incelenmediği ve dikkate alınmadığı, salt uzman görüşlerinin varlığının dahi, bilirkişi raporunun eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini apaçık bir şekilde gösterdiğini, bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde bilirkişi raporundaki açık hataların da gösterildiği, yerel mahkemenin enerji krizi iddiaları ve buna ilişkin delilleri ile ilgili olarak "fiyat artırımını gerektiren olağanüstü bir durum olmadığı" yönünde hüküm kurması ve enerji krizi ile ilgili iddiaları gerekçeli kararda tartışmaya gerek dahi görmemesinin açıkça kanuna ve usule aykırı olduğu, Türkiye'de ve dünyada küresel çapta bir enerji krizi yaşandığı, dünyadaki gelişmeler neticesinde ülkemizin kamu otoritelerinin dahi enerji piyasaları ve fiyatlarını ilgilendiren, olağanın dışında bazı düzenleme ve uygulamalar yaptığı, ayrıca yerel mahkemece mücbir sebep iddiası ile aşırı ifa güçlüğü iddialarının da gerekçeli kararda irdelenmediği, Türk Borçlar Kanunu’nun ‘‘Aşırı İfa Güçlüğü’’ başlığını taşıyan 138. maddesine göre; ‘‘Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifasının istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır’’.düzenlemesinin mevcut olduğu ve somut olayda uygulanması gerektiği,Sonuç olarak , elektrik maliyetlerinin olumsuz yönde etkilenip artmış, anlaşma fiyatının çok düşük kalmış olduğu, sözleşme tarihi sonrasında öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun oluştuğunun açık olduğu ,müvekkili Şirket açısından sonradan ortaya çıkan esaslı değişiklikler nedeniyle, söz konusu elektrik ticaretinden dolayı zarar eder duruma gelmiş ve bu artık katlanılamaz bir hal almış ve aşırı ifa zorluğu oluştuğu, ancak Yerel Mahkemece olayda açıkça aşırı ifa güçlüğü bulunmasına rağmen, kanuna usule ve kökleşmiş Yargıtay içtihatlarına aykırı olarak aşırı ifa güçlüğü iddialarının görmezden gelindiği,bu sebeplerle kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava , itirazın iptali talebine ilişkindir.Davanın dayanağı olan İstanbul ... İcra Md. ... E. Sayılı dosyasında ; davacı tarafça ,davalı aleyhinde 720.270,18 TL anapara, 26.532,54 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 746.802,72 TL alacak için 10.02.2022 tarihinde takip başlatılmış, davalı-borçlunun itirazı üzerine ilamsız takip durmuştur. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; taraflar arasında akdedilmiş 15.12.2020 tarihli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi kapsamında tedarikçi davalı şirketin, davacıya ... abone numaralı tüketim noktasına sabit birim fiyat üzerinden elektrik enerjisi satmayı taahhüt ettiği, sözleşmenin 2. maddesinde, birim satış fiyatının Sözleşmenin 10. maddesinde belirlendiğini ve sözleşme süresince sabit kalacağını, Sözleşmenin 10. maddesinde birim satış fiyatının 01.12.2020-31.12.2020 tarihleri arasında 0,417 TL/kWh olarak ve 01.01.2021-31.12.2021 tarihleri arasında ise 0,496 TL/kWh olarak belirlendiği , tedarikçi şirketin sabit birim fiyatına ilişkin fiyat ayarlaması talebinde bulunacağı ve talebin davacı tarafın kabulü ya da yazılı olarak red bildirimde bulunmaması neticesinde hüküm ifade edeceğinin bildirildiğ görülmektedir. Mahkemece yargılamada alınan bilirkişi raporunda özetle; taraflar arasında imzalanan Sözleşmenin 10. maddesinde birim satış fiyatının 01.12.2020-31.12.2020 tarihleri arasında 0,417 TL/kWh olarak ve 01.01.2021-31.12.2021 tarihleri arasında ise 0,496 TL/kWh olarak belirlendiğini, söz konusu sözleşme maddesinde tedarikçi şirketin sabit birim fiyatına ilişkin fiyat ayarlaması talebinde bulunacağı ve talebin davacı tarafın kabulü ya da yazılı olarak red bildirimde bulunmaması neticesinde hüküm ifade edeceğinin bildirildiğini, dosya kapsamında davacı tarafa iletilen birim fiyat bedel arttırım talepli 14.07.2021 tarihli yazı ile " Temmuz 2021 tarihinde başlamak üzere sabit birim fiyat bedelinin arttırıldığının " belirtildiğini ve davacı tarafından bu talebe Beşiktaş .... Noterliği 26.07.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı İhtarname ile itiraz ettiğini, davalı şirketin mücbir sebep değerlendirmesinin somut veri ve belgeye dayanmadığının anlaşıldığını, davalı tarafın, sözleşmede yer alan sabit fiyat uygulaması yerine farklı ve daha yüksek birim fiyat uygulamasının isabetli olmadığı görüşü bildirilmiştir.Davacı, davalının sözleşme ve taahhüdüne aykırı davranarak birim fiyatta artış yaptığını ve fazla miktarda faturalama yaptığını, birim fiyattaki artışı kabul etme- diklerini, faturaları ihtirazı kayıt ile ödemek zorunda kaldıklarını beyanla birim fiyattaki artıştan kaynaklanan fazla ödemelerin, bu kapsamda sarf olunan noter masraflarının, teminatın ödenmesini istemektedir.Davalı ise öngörülemeyen ülke genelinde meydana gelen olağanüstü piyasa koşulları nedeniyle imzalanmış olan satış sözleşmesinin mevcut sözleşme koşulları ile devamında müvekkili şirket yönünden - BK 138.maddesinde düzenlenen- "aşırı ifa güçlüğü" halinin oluştuğunu,mücbir sebep sözkonusu olduğunu, bu nedenle birim fiyatta değişikliğe gidildiğini savunmaktadır.Benzer uyuşmazlıklarla ilgili olarak ,Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararlarında belirtildiği üzere; hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Eş söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Türk hukukunda da öteden beri MK.nun 2 ve 4. maddesinden de esinlenilerek, İşlem Temelinin Çökmesi Kuramı uygulanmak suretiyle, uyarlanma davalarının görülebilir olduğu benimsenmiştir.6098 Sayılı Yasanın 138. maddesinde “Aşırı İfa Güçlüğü” madde başlığı altında düzenlemiş, “ Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir. Maddeye göre "Uyarlamanın bütün koşulları gerçekleşmişse borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir. Bunun mümkün olmaması hâlinde borçlu, sözleşmeden dönebilir; sürekli edimli sözleşmelerde ise kural olarak, fesih hakkını kullanır.” denilmektedir. Davalı tarafça uyarlama ile ilgili dava yoluna başvurulmamıştır.Ancak taraflar tacir olduğundan ,bu sebeple uyuşmazlığın çözümünde TTK hükümlerinin de dikkate alınması gerekir. TTK m.18/f.2 uyarınca “Her tacirin, ticarethanesine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.” Basiretli bir işadamı gibi hareket etme yükümlülüğünün gerektirdiği özen derecesi, objektif ölçülere göre tespit ve tayin olunur düzenlemesi de dikkate alındığında , TTK m. 18/4.2 hükmünün tacirlere , kanunun belirttiği borç ve yükümlülükler yanında basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğünün getirdiği borçları da yüklemektedir. Sözleşmenin 6. Maddesi:Sözleşmenin Sona Ermesi,feshi Ve Mücbir Sebep başlığını taşımakta olup ; "Deprem, su baskını, yangın gibi doğal afetler, salgın hastalıklar, ülkede seferberlik ilanı, savaş hali,nükleer ve kimyasal serpintiler, kuraklık, halk ayaklanmaları, saldırı, terör hareketleri ve sabotajlar,grev, lokavt veya diğer memur ve işçi hareketleri, iletim ve dağıtım hatlarından kaynaklanan aksaklıklar, Elektrik Piyasası mevzuatında belirtilen haller, elektrik arzında kısıntı yapılması ve söz konusu kısıntıya bağlı olarak fiyat ve maliyetlerde artışlar gerçekleşmesi, ülkenin veTedarikçi'nin elektrik temin ettiği ürelicilerin toplam üretim kapasitesini etkileyebilecek enerji santrali arızalarının oluşması, Tedarikçi'nin elektrik tedarik etme yükümlülüğünü Tedarikçi açısından ekonomik ve fiziki olarak çok güç hale getirebilecek kaza, saniral arızası, ceza tahakkuku ve benzeri olayların yaşanması veya kamu otoritelerinin müdahalesi veya ilgili mevzuatta yapılan değişiklikler sonucu tarafların kusuru olmaksızın ve makul kontrolleri dışında oluşan bir mücbir sebebin meydana gelmesi nedeniyle edimlerini yerine getirmelerinin imkânsızlaşması, çok güç hale gelmesi veya Sözleşme'nin ifasının yerine getirilemez hale gelmesi gibi durumlar mücbir sebep olarak nitelendirilecektir. Mücbir sebepten etkilenen taraf, gecikmenin veya ifa edememenin sebebini ve muhtemel süresini diğer tarafa mücbir sebebin oluştuğu tarihten itibaren 7 (yedi) iş günü içerisinde yazılı şekilde bildirecektir. Taraflar, mücbir sebep tarihine kadar doğmuş bulunan yükümlülüklerini yerine getirmek ve mücbir sebep hallerini resmi kurum reparları ile desteklemek zorunda olup, mücbir sebep tarihinden sonra yükümlülükler askıya almacağı için tarafların birbirlerinden herhangi bir talep hakkı olmayacaktır. Mücbir sebep balinin 15 fon beş) günden fazla sürmesi halinde tarafların sözleşmeyi fesih hakkı saklıdır." şeklinde düzenleme içermektedir.Covid 19 salgını Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olduğu kabul ve ilan edilmiştir. Bu sebeple sözleşmedeki düzenleme uyarınca "salgın hastalıklar" ın bir mücbir sebep olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple , taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6. maddesi uyarınca, sözleşmenin askıya alınması durumu sözkonusu olabilecektir.Ancak ,dosyadaki bilgi ve belgelere göre ,davalı şirket tarafından ,davacı şirkete elektrik enerjisi vermeye devam edilmiş,elektrik enerjisi kesilmemiş, mücbir sebepten etkilendiğini iddia eden davalı tarafın, gecikmenin veya ifa edememenin sebebini ve muhtemel süresini diğer tarafa mücbir sebebin oluştuğu tarihten itibaren 7 (yedi) iş günü içerisinde yazılı şekilde bildirecektir hükmü uyarınca bildirim yapılmadığı ,böylece sözleşmede 6. maddedeki düzenleme gereğince sözleşmenin askıya alınması imkanı mevcut iken,sözleşmenin fiilen askıya alınmamış olduğu anlaşılmıştır.Bu durumda ,taraflarca imzalanan Sözleşme uyarınca “Taraflarının Yükümlülükleri”nin devam ettiğinin kabulü gerekmektedir.Yargılamada alınan bilirkişi raporu ile davacı tarafından fazla ödenen miktarın 720.270,18 TL olduğu tesbit edilmiştir.Böylece , davalı taraftan bu miktar alacağın ve işlemiş faizin tahsili için davacı tarafça yapılan takipte ,davalının borca itirazının haksız olduğu, ,açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değer- lendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.

K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 51.014,09 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 12.753,52 TL harcın mahsubu ile bakiye 38.260,57 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02/04/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngereğikabulüistanbulkonusutetaşİtirazınİptali

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim