İstanbul BAM 3. HD 2023/1944 E. 2023/3794 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2023/1944
2023/3794
21 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2023/1944
KARAR NO: 2023/3794
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/03/2023
NUMARASI: 2022/545 E - 2023/224 K
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit-İstirdat
KARAR TARİHİ: 21/12/2023
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;; davalı tarafın İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında 50.000,00-TL.’lik bedel için icra takibi başlattığını, müvekkilinin süresinde icra takibine itiraz etmemesi nedeniyle takibin kesinleştiğini, müvekkili hakkında davalı tarafça haciz işlemleri yapıldığını, müvekkiline ait aracın davalı tarafça icra yolu ile bağlanması sonucunda müvekkilinin davalı vekiline 8.589,50-TL. ödeme yapmak zorunda kaldığını, davalı vekilince yapılan 8.589,50-TL.'lik tahsilatın icra dosyasına bildirildiğini, icra takip dosyasında takibe dayanak yapılan 50.000,00-TL.'lik borcun sebebi olarak 12/02/2019 tarihli sözleşme alacağının gösterildiğini, ancak davalı tarafça icra dosyasına herhangi bir sözleşmenin ibraz edilmediğini, taraflar arasında herhangi bir alacak ve borç ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin yetkilisi olduğu ... Tic. Ltd. Şti. ile davalının yetkilisi olduğu ... Tic. Ltd. Şti. arasında 2008 yılında resmiyette görülmeyen ticari ilişki kurulduğunu, son olarak 2015 yılında taraflar arasında alacak-verecek ilişkisi bakımından ihtilaf çıktığını, bunun üzerine davalının istediği 4 kişi huzurunda şirketlerin alacak-borç hesabının yapıldığını, davalının yetkili olduğu şirketin davacı müvekkilinin yetkilisi olduğu şirkete 30.700,00-TL. borçlu kaldığının tanıklar huzurunda tespit edildiğini, taraflar arasında resmi olmayan ticari ilişki sebebiyle bir çok dosyada karşılıklı davacı ve davalı olduklarını, devam eden icra takipleri ve işçilerin şirket aleyhine açtıkları tazminat davalarının halen devam ettiğini belirterek kötüniyetle açılan takibin tedbiren durdurulmasını, dava konusu icra dosyasından dolayı borçlu olunmadığının tespitini, takibin iptalini, müvekkili tarafından davalıya ödenen 8.589,50-TL.'nin ise ödeme tarihi olan 27/06/2019 tarihinden itibaren ile yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili ise; davacı tarafın iddialarının ve taleplerinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu alacağın taraflar arasındaki ortaklık sözleşmesinden kaynaklandığını, davacı taraf aleyhine başlatılan icra takibinin usule ve mevzuata uygun olduğunu, davacının taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını belirterek, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, davacının kötü niyet tazminatı talebinin de reddine, ayrıca davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen görevsizlik kararı üzerine bu kez Asliye Hukuk Mahkemesince karşı görevsizlik kararı verildiği,merci tayini açısından BAM 39.Daire Başkanlığının kararı ile Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlendiği ve yargılamaya devam olunduğu görülmüştür.Mahkeme,eldeki davanın niteliği ve miktarı itibari ile yazılı delil ile ispat kuralına tabi olduğu, sunulan 25/03/2008 tarihli sözleşmenin taraflar arasında değil ve fakat yetkilisi oldukları şirketler arasında imzalandığı, davalı vekili takibe konu alacağın 17/08/2010 tarihli sözleşmeden kaynaklandığını beyan etmiş ise de bu sözleşmede borç - alacak miktarını ispata elverişli net bir ibarenin mevcut olmadığı başkaca yazılı delil ibraz edilmediği gibi yemin deliline de dayanılmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu takipten ötürü davacının davalıya borçlu olmadığı ve ödediği bedelin istirdadı gerektiği,ayrıca faiz başlangıcında taleple bağlılık ilkesinin gözetildiği gibi, kötüniyet tazminatı şartlarının ise ispatlanamadığı gerekçesi ile;"Davanın KABULÜ İLE;1-Davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ödediği 8.589,50 TL'nin 27/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Şartları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine" karar vermiştir. Gerekçeli kararın taraf vekillerine 05/04/2023 tarihinde tebliğ edildiği ve istinaf edilmediğinden bahisle ilamın 20/04/2023 tarihinde kesinleştiğine ilişkin 26/04/2023 tarihinde kesinleşme şerhi verildiği anlaşılmıştır.Daha sonra davalı vekili olduğunu bildiren Av. ... tarafından sunulan 27/04/2023 tarihli dilekçe ile,davanın yetki belgesi sunduğu tarihten itibaren vekil olarak kendisinin ve ayrıca yetki belgesi verdiği avukatlar tarafından takip edildiğini,kararın tebliğ edildiği Av. ... tarafından aktif olarak takip edilmediğini,buna rağmen gerekçeli karar tebligatının kendisi yerine Av. ...'na yapılmasının usulsüz tebliğ olduğunu,bu nedenle gerekçeli kararın yeniden kendisine tebliği gerektiğini ,bu konudaki kararları dosyaya sunduğunu belirterek kesinleşme şerhinin kaldırılarak gerekçeli kararın kendisine tebliğe çıkartılmasını,bu sürede icrai işlem yapılmamasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme bu talebe yönelik 02/05/2023 tarihli ek kararında; her ne kadar davalı vekili Av. ... tarafından dosyayı takip eden vekilin kendisi olması sebebiyle gerekçeli kararın Av. ...'na tebliğinin usulsüz olduğundan bahisle kararın yeniden tebliği talep edilmiş ise de; dosyanın incelenmesinde, mahkememizin 2019/704 E.-2021/35 K. Sayılı kararının Av. ...'na tebliğ edildiği, bu tebliğ işlemine yönelik bir itirazda bulunulmadığı, yine mahkememizin işbu dosyasında tanzim edilen 19/08/2022 tarihli tensip tutanağının da adı geçen vekile 07/09/2022 tarihinde tebliğ edildiği, bu işleme karşı da herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi tensip tutanağında bildirilen 07/12/2022 tarihli duruşmaya davalı vekili olarak katılım sağlandığı, vekaletnamede ismi bulunan yegane avukatın Av. ... olduğu gerekçesi ile;"Davalı vekilinin 27/04/2023 tarihli dilekçesindeki taleplerinin reddine" dosya üzerinde karar vermiştir.Daha sonra davalı vekili olarak ... tarafından bu ara karara karşı istinaf dilekçesi sunulmuştur. İstinaf dilekçesinde; gerekçeli kararın davalı vekili olarak kendisine tebliğ edilmesi gerekirken dosyada sadece vekaleti bulunan ve davayı takip etmeyen Av....'na tebliğ edilmesinin usule aykırı olduğunu,kendisinin başından beri yetki belgesi ile davayı takip ettiğini,bu sebeple istinaf haklarının elinden alındığını,ara kararın ve daha sonra esas kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Bunun üzerine mahkemece 04/05/2023 tarihli ek kararı ile ;"Davalı vekilinin Mahkeme kararını 05.04.2023 tarihinde tebellüğ ettiği, yasal 2 haftalık süreyi geçirdikten sonra 02.05.2023 tarihli dilekçesi ile istinaf talebinde bulunmuş olup, süre geçirildikten sonra yapılan iş bu istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına,İş bu ek kararın taraflara tebliğine" ek kararın tebliğinden itibaren 1 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde karar vermiştir.Davalı vekili bu ek karara karşı da istinaf talebinde bulunmuştur.İstinaf dilekçesinde; gerekçeli kararın usule uygun tebliğinin yapılmadığını, kendisine gerekçeli karar tebliği gerektiğini,bunun hak kaybına neden olduğunu,diğer vekil Av....'na tebligat yapıldığını uyaptan öğrendiklerini,bu vekilin davayı aktif olarak takip etmediğini, bu vekilin vekaletnamesi olması dışında başka bir işlemi bulunmadığını,kendisinin ise yetki belgesi ile baştan beri davayı takip ettiğini,istinaf talebinin reddi kararının kaldırılmasını,gerekçeli kararın kendisine tebliğini ,ayrıca tebligatın bu dilekçe ile yapıldığının kabulü ile aslında davanın da dosya kapsamı itibarıyla reddi gerektiğini belirterek davanın dava davanın reddine karar verilmesi için kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir.Mahkeme menfi tespit ve istirdat yönünden davanın kabulüne,kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermiştir.Bu karar dosyada vekaletnamede adı geçen ve tek olarak vekil tayin edilen Av. ...'na 05/04/2023 tarihinde tebliğ edildiği ve karanı taraflarca istinaf edilmemesi nedeniyle 20/04/2023 tarihinde kesinleştiği 26/04/2023 tarihinde verilen kesinleşme şerhinden anlaşılmıştır.Davanın asıl vekili vekaletname ile vekil tayin edilen Av. ... olup,diğer vekil olup davayı kendisinin takip ettiğini ve kararın kendisine tebliğini isteyen Av....'nun ise Av. ... tarafından kendisine verilen yetki belgesi ile davalı takip ettiği görülmüştür.Hatta mahkemenin ek kararında belirtildiği gibi, mahkemenin 2019/704 E.-2021/35 K. Sayılı görevsizlik kararının Av. ...'na tebliğ edildiği, bu tebliğ işlemine yönelik bir itirazda bulunulmadığı, yine mahkemenin işbu dosyasında tanzim edilen 19/08/2022 tarihli tensip tutanağının da adı geçen vekile 07/09/2022 tarihinde tebliğ edildiği, bu işleme karşı da herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi tensip tutanağında bildirilen 07/12/2022 tarihli duruşmaya davalı vekili olarak katılım sağlandığı, vekaletnamede ismi bulunan yegane avukatın Av. ... olduğu belirtilmiştir.Bu durumda vekaletnamede vekil tayin edilen ve 19/08/2022 tarihli sonraki tensip tutanağında adı belirtilen, önceki görevsizlik kararı dahi tebliğ edilen Av....'na davalı vekili olarak son gerekçeli karar tebliğinde aykırılık görülmemiştir.Davalı vekilinin asıl gerekçeli kararı yasal 2 haftalık sürede istinaf etmemesi nedeniyle kararın kesinleştiği,istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek kararın da usul ve hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.Bu itibarla ilk derece mahkemesince verilen 04/05/2023 tarihli ek kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davalı vekilinin ek karara karşı istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalı vekilinin ek karara karşı istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:54:15