SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 3. HD 2023/3051 E. 2023/3558 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/3051

Karar No

2023/3558

Karar Tarihi

29 Kasım 2023

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2023/3051

KARAR NO: 2023/3558

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/12/2020

NUMARASI: 2018/768 E - 2020/889 K

DAVANIN KONUSU: Alacak

KARAR TARİHİ: 29/11/2023

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı; davalının hizmet alanında bulunan mevcut trafo tesisinden elektrik bağlantısının yapılabilmesi için gerekli olan yer altı kablo tesisi işini, davalı tarafça uygun görülen proje kapsamında kendisinin inşa ettiğini, geçici kabul işlemlerinin ise 07.11.2008 tarihinde gerçekleştirildiğini, ilgili mevzuat uyarınca tarafınca karşılanan tesis bedelinin davalı tarafından iade edilmesi gerektiğini ancak talebinin reddedildiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davaya konu yer altı kablo tesisi işine ait 982.285,39 TL yatırım bedelinin 07.11.2008 tarihinden itibaren aylık TFE oranında faiz güncellemesi yapılarak dava tarihindeki güncel bedelinin tespiti ile bu bedelin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 06.10.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 2.411.509,41 TL'ye yükselterek, 982.285,39 TL'nin dava tarihinden; ıslahla artırılan 1.429.224,02 TL’nin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından talep edilen yatırım bedelinin EPDK ve ilgili mevzuat kapsamında yalnızca "geri ödeme başvurusunun yapıldığı tarihte kullanım yeri maliki'' tarafından talep edilebileceğini, bu kapsamda davacının mülkiyet hakkını ispat edici belge sunamadığını, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, ıslah edilen miktara karşı zamanaşımı definde bulunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; yargılamada alınan ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; 2.411.509,41 TL alacağın, 982.285,39 TL’sine dava tarihi olan 27/12/2018 tarihinden, 1.429.224,02 TL’sine ise ıslah tarihi olan 06/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı, davalı vekili istinaf etmiştir.Davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle ; dava konusu yatırım bedelinin iadesi talebinin eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, dava tarihi itibariyle yürürlükteki mevzuat uyarınca yatırım bedelinin davacı tarafından talep edilemeyeceğini, tesis bedelinin güncellenmesinin hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, geçici kabul tutanağında yer alan bedelin talep edilemeyeceğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın reddinin gerektiğini ileri sürerek; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Dairemize, İlk Derece Mahkemesince hukuki nitelendirmenin hatalı yapıldığı, taraflar arasındaki ihtilafın eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmadığı, zira tarafların iş sahibi ve yüklenici konumunda olmadığı, öte taraftan hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuka ve mevzuata uygun olduğu, EPDK'nın Mahkemeye gönderdiği cevabi yazı dikkate alındığında davacının imalat bedelini talep etme hakkı bulunduğu, davalının cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dairemizin kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.Temyiz incelemesi sonucunda; Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/5467 esas 2023/1160 karar sayılı ilamıyla " Uyuşmazlık; yapımını üstlendigi inşaat projesinin elektrik ihtiyacını karşılamak için davacı şirket tarafından inşa edilen ve sonrasında davalı dagıtım şirketine devredilen dagıtım tesisi için yapılan giderin tahsili istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta, Bölge Adliye Mahkemesince; gerekçesinde hata olduğu değerlendirilen İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir" şeklindeki gerekçe ile bozulması üzerine, bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.Benzer uyuşmazlıkla ilgili olarak ,Yargıtay 3. HD'nin Esas No: 2022/6404 ,Karar No: 2023/49 sayılı ilamında ; "Uyuşmazlık; yapımını üstlendiği inşaat projesinin elektrik ihtiyacını karşılamak için davacı şirket tarafından inşa edilen ve sonrasında davalı dağıtım şirketine devredilen dağıtım tesisi için yapılan giderin tahsili istemine ilişkindir. Vekâletsiz iş görme, davaya konu dağıtım tesisinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 410 ila 415 inci maddeleri arasında düzenlenmiş olup, genel olarak bir kimsenin sözleşme veya hukuken yükümlü olmadığı hâlde başka bir kimsenin hukuk ve menfaat alanına müdahale ederek iş görmesinden doğan hukuki ilişkiyi ifade etmektedir. Vekâletin bulunmaması, görülen işin bir vekâlet ilişkisine veya başka bir sözleşmesel ilişkiye ya da benzer bir yükümlülüğe dayalı olmadan yapılması anlamına gelmektedir. Görülen işin başkasına ait olması gerektiği de açıktır. Ancak bazı durumlarda görülen işte vekâletsiz iş görenin de menfaati olabilir. Bu durumda ortak yarar söz konusu olur ki; ortak yararın bulunduğu durumlarda iş görenini menfaati iş sahibinin menfaatine göre daha üstün değilse işin başkasına aidiyeti unsuru var sayılır. Vekâletsiz iş görme nedeniyle taraflar arasında kurulan ilişki bir sözleşme ilişkisi olmamakla beraber iş gören ile iş sahibi arasında kanuni bir borç ilişkisi doğmaktadır. Vekâletsiz iş görme, yasal düzenleme uyarınca gerçek (caiz olan) vekâletsiz iş görme ve gerçek olmayan vekâletsiz iş görme olmak üzere ikili bir ayrıma tabidir.Gerçek vekâletsiz iş görmede, iş gören iş sahibinin menfaatine ve yararına iş görme iradesi ile hareket etmektedir. Gerçek vekâletsiz iş görmede, bir kimse başkasına ait bir işin görülmesi iradesiyle, onun hukuk alanına bir yetkisi bulunmaksızın müdahale etmektedir. 818 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesine göre;“İş sahibinin menfaati için yapılmış olan bir işte yapan kimsenin hâl icabına göre zaruri veya faideli bulunan bilümum masraflarını faizi ile edaya ve bu kabil taahhütlerini ifaya ve hakimin takdir edeceği zararı tazmine, iş sahibi mecburdur.Maksadı hasıl olmasa bile, işi yaparken icabeden ihtimamda bulunan kimse hakkında dahi bu hüküm tatbik olunur.İşi yapan kimse yaptığı masrafı istifa edemediği takdirde, haksız bir fiil ile mal iktisabı faslındaki hükümlere göre yaptığı şeyi ref ettirebilir.” Bu hükme göre kanun koyucu, iş görenin haklarını düzenlerken başkasının menfaatinin gerektirdiği bir işe kalkışan kimsenin bu mühadale ile kendi malvarlığında bir azalma olmamasını sağlamak ve bu suretle herkesi başkalarına yardıma teşvik etmek amacıyla iş görene malvarlığında meydana gelen azalmanın telafisini isteme yetkisini vermiştir. Diğer taraftan, vekâletsiz iş görme işi yapan için bir kâr teminine de vesile teşkil etmemelidir. 818 sayılı Kanun’un 413 üncü maddesinde bahsi geçen “masraf” tabirinden; iş görme nedeniyle, iş görenin malvarlığında kendi iradesiyle meydana gelen yahut meydana gelmesine katlandığı azalmalar anlaşılmalıdır. Gerçek olmayan vekâletsiz iş görmede ise; iş görenin bir başkasının işini haksız bir biçimde ve kötü niyetli olarak kendisinin veya üçüncü bir kişinin menfaatine görmesi yahut bilerek ya da bilmeyerek başkasının işini kendi işiymiş gibi ve kendisine menfaat sağlamak üzere görmesi hâlidir ve 818 sayılı Kanun'un 414 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, “Kendi menfaati için yapılmamış olsa bile iş sahibi yapılan işten hasıl olan faydaları temellük etmek hakkını haizdir.Temellük ettiği faydalara göre, işi yapan kimsenin masrafını tazmin ve yapmış olduğu taahhütlerden onu tahlis eder.” 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 526 ve devamı maddelerinde de benzer düzenlemeler yer almaktadır. Nitekim anılan Kanun’un 529 uncu maddesinde, 818 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesine paralel olarak “İşsahibi, işin kendi menfaatine yapılması hâlinde, işgörenin, durumun gereğine göre zorunlu ve yararlı bulunan bütün masrafları faiziyle ödemek ve gördüğü iş dolayısıyla üstlendiği edimleri ifa etmek ve hâkimin takdir edeceği zararı gidermekle yükümlüdür. Bu hüküm, umulan sonuç gerçekleşmemiş olsa bile, işi yaparken gereken özeni göstermiş olan işgören hakkında da uygulanır.İşgören, yapmış olduğu giderleri alamadığı takdirde, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ayırıp alma hakkına sahiptir.” hükmü mevcuttur. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı şirket, davalı dağıtım şirketi tarafından yapılması gereken dağıtım tesisini, yapımını üstlendiği inşaat projesinin elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla gerçek vekâletsiz iş görme hükümleri çerçevesinde inşa etmiş ve bu tesisin inşasından doğan masraflarını talep etmiştir. Bu hâlde, Bölge Adliye Mahkemesince; uyuşmazlığının hukuki niteliğinin vekaletsiz iş görmeden kaynaklanması nedeniyle davalı dağıtım şirketinin tazmin sorumluluğunun 818 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesi uyarınca belirlenmesi, bu bağlamda dağıtım tesisinin inşası için yapılan masrafın davalı dağıtım şirketinden tahsiline karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesinde hata yapılması, ayrıca yanılgılı değerlendirme ile ikili anlaşmalar için düzenlenmiş olan ikincil mevzuat hükümlerinin uygulanmak suretiyle yapılan masrafın güncellenmiş bedelinin tahsiline karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Diğer taraftan, Bölge Adliye Mahkemesince; tacir olan taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari işten kaynaklandığı, bu nedenle davacı şirketin vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan alacağı için 3095 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca avans faizi isteminde bulunabileceğinin gözetilmemiş olması da usul ve kanuna aykırıdır." şeklindeki içtihadı ile,taraflar arasındaki hukuki ilişkinin nitelemesi yapılmış ve buna göre hükmedilecek bedelin ne şekilde belirleneceği açıklanmıştır.Mahkemece yargılamada alınan elektrik mühendisi bilirkişi raporu alınmış, davalı şirketçe tesislerin geçici kabulünde bir eksiklik veya kusur tesbit edilmemiştir.Davaya konu imalat ve tesisin davacı şirketçe yaptırıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davaya konu edilen tesisin dosya içerisinde bulunan belgelere göre keşif bedelinin 982.285,39 TL olduğu görülmüştür.Dava dosyası içerisindeki bilgi, belge, yazışma, proje, geçici kabul tutanaklarına göre dava konusu bina tipi 2396 nolu TM ve OG yeraltı kablo üseade Belgesinde belirtilen şartlara göre davalıca tasdiklenmiş projesine uygun olarak yapıldığı, geçici kabulün 07.11.2008 tarihinde yapılarak, Geçici Kabul Tutanaklarının onaylandığı, tesiste herhangi bir özür, kusur ve eksikliğin bulunmadığı anlaşılmıştır. Yapılan tesisin keşif bedeli Geçici Kabul Tutanağında 982.285,39 TL gösterilmiştir. Davaya konu ... nolu TM ve OG yeraltı kablo elektrik tesisi işinin 2008 yılı ... birim fiyatlarına göre; 982.285,39 TL olduğu anlaşılmıştır.Yukarıda açıklanan emsal Yargıtay kararı içeriği, dosya kapsamı itibarıyla; davacı şirket, davalı dağıtım şirketi tarafından yapılması gereken dağıtım tesisini, yapımını üstlendiği inşaat projesinin elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla gerçek vekâletsiz iş görme hükümleri çerçevesinde inşa etmiş ve bu tesisin inşasından doğan masraflarını talep etmiştir. Bu hâlde, uyuşmazlığının hukuki niteliğinin vekaletsiz iş görmeden kaynaklanması nedeniyle davalı dağıtım şirketinin tazmin sorumluluğunun 818 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesi uyarınca belirlenmesi, bu bağlamda dağıtım tesisinin inşası için yapılan masrafın davalı dağıtım şirketinden tahsiline karar verilmesi gereklidir. Davaya konu edilen tesisin dosya içerisinde bulunan belgelere göre bedelinin 982.285,39 TL olduğu anlaşılmakla ,davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne ve sözkonusu alacağa talep durumu ve usuli kazanılmış hak ilkesi dikkate alınarak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK 353/1-b-3 maddesi gereğince;1-Davanın kısmen kabulü ile ; 982.285,39 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Fazlaya ilişkin talebin reddine,3-Harçlar Yasası uyarınca alınması gereken 67.099,91 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 24.407,58 TL ıslah harcı ve 16.774,98 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 25.917,35 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (evvelce bakiye karar harcı tahsil edilmiş ise ,iade veya mahsup talep edildiği takdirde, bu talepler hakkında ilk derece mahkemesince karar verilmesine )4-Davacıdan alınan 24.407,58 TL ıslah harcı ve 16.774,98 TL peşin harcın toplamı 41.186,56 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 1.081,00 TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre hesaplanan 440,29 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisinin vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 138.051,39 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 186.337,92 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısımların kararın kesinleşmesi halinde yatıran taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,İstinaf incelemesiyle ilgili olarak;Davalıdan Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,Davalının istinaf aşamasında yapmış olduğu 148,50 TL istinaf masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Temyiz incelemesiyle ilgili olarak;Davalının temyiz aşamasında yapmış olduğu 165,50 TL temyiz masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair oy birliği ile HMK 361 maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay'da temyiz hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/11/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngereğiistanbulAlacakkonusu

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:56:54

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim