SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1935

Karar No

2024/1872

Karar Tarihi

19 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

19. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1935

KARAR NO: 2024/1872

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 21/05/2024

NUMARASI: 2023/863 Esas - 2024/420 Karar

DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 19/09/2024

İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/05/2024 tarihli, 2023/863 Esas, 2024/420 Karar sayılı dosyasında verilen karar istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı. Dosya incelendi. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket İzmir ili Selçuk ilçesi, ... mevkiinde bulunan ve "..." işletme adıyla faaliyet gösteren tesisin maliki ve işletmecisi olduğunu, davalılar ise "Otel Grup Konaklama Sözleşmesi" gereğince birlikte hareket eden, sözleşmede firma olarak anılan ve müvekkiline karşı sözleşme gereği birlikte sorumlu olan kişiler olduğunu, turizm tel piyasasının olağan koşulları gereği, sektörde yer alan benzer oteller gibi müvekkilinin de yaz sezonu öncesinde ve ağırlıklı olarak çeşitli turizm acenteleri, grup konaklaması yapan firmalar ve bireysel konaklama rezervasyonları ile turizm sezonunu planlandığını, davalılarla imzalanan 01.12.2022 tarihli "Otel Grup Konaklama Sözleşmesi"ne göre, müvekkiline ait İzmir Selçuk'taki ... Otel isimli tesiste 13.06.2023-25.06.2023 tarihleri arasında, davalıların organizasyonları kapsamında grup konaklaması yapılması hususunda mutabık kalındığını, bu tarihlerde konaklama yapacak kişi sayısı, tesise giriş ve çıkış tarihleri, konaklama fiyatları, ödeme koşulları ve hizmete ait diğer detaylar belirtilen sözleşmede kararlaştırıldığını, yapılacak konaklamalarla ilgili ödemeler sözleşmenin 10. maddesinde düzenlendiğini, davalılar tarafından 25.000,00 TL peşinat ödemesi dışında sözleşmedeki edimlerine ilişkin başkaca bir ödeme yapılmadığını, 2023 Nisan ayında otel müdürü ...'ya, davalıların birlikte hareketle gönderdikleri mesajda, 6 Şubat 2023'te ülkemizde yaşanan depremler dolayısıyla konaklama yapması planlanan kişiler ve ailelerinin hassasiyetlerinin oluştuğu ifade edildiğini, buna dayalı olarak otel grup konaklama sözleşmesini mücbir sebeple feshettiklerini bildirildiğini, davalılardan ...'ün Nazilli ... Noterliğinden gönderdiği 24.04.2023 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname de söz konusu grup otel konaklama sözleşmesinin mücbir sebeple feshedildiğinin bildirildiğini, gerekçe olarak 06.02.2023 tarihinde meydana gelen deprem felaketi ve bundan dolayı ailelerin hassasiyetinin gösterildiğini, söz konusu ihtarnameye müvekkili şirket tarafından Üsküdar ... Noterliği'nden gönderilen 03.07.2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile cevapları ve mukabil ihtarlarının iletildiğini, söz konusu fesih işleminin haksız olduğunu, bu durumun sözleşmenin imzası sırasında veya sonrasında ortaya çıkmış bir risk veya bir mücbir sebep olmadığını, müvekkili şirkete ait tesisin güvenilir olup olmadığının tamamen teknik bir konu olduğu ve bunun varsayımlarla değerlendirilemeyeceği bildirildiğini, sözleşmeden sonra her iki taraf için de ifayı etkileyen veya imkansız kılan bir koşulun olmadığı, müvekkili tesisinin tamamen kullanıma ve konaklamaya elverişli olduğu belirtildiğini, aynı ihtarnamede, müvekkiline ait tesiste sözleşmede konaklama yapılması için kararlaştırılan tarihlerin başka müşteri taleplerine kapatıldığı ve otelin tüm kapasitesinin davalılara ve onların organizasyonuna dahil misafirlere tahsis edildiği, haksız fesih dolayısıyla müvekkilinin zarara uğradığı ve sözleşme gereği kararlaştırılan tutarların ödenmesi talep edildiğini, davalılar vekili tarafından 18 Temmuz 2023 tarih ve ... yevmiye sayılı cevabi ihtarname benzer iddialar dile getirildiğini, sözleşmenin mücbir sebeple feshedildiği belirtilerek ihtarname gereği taleplerinin kabul edilmediği yönünde dönüş yapıldığını, Turizm İşletmelerinin Bakanlıkla Birbirleriyle ve Müşterileriyle İlişkileri Hakkında Yönetmelik’in 31 ilâ 40. maddeleri arasında grup otel sözleşmesi düzenlendiğini, Yönetmeliğin 27. maddesinde bireysel sözleşme için yapılan tanımdan yola çıkarak 10 kişiden fazla konaklayan müşteri için yapılan sözleşmeler "Grup Otel Sözleşmesi" olarak kabul edildiğini, Grup Otel Sözleşmesi gereğince ilgili turizm sezonunda konaklama yapılacak tarihler başka müşteri taleplerine kapatılmakta, başka rezervasyon talepleri alındığını, müvekkili şirket de yapılan grup otel sözleşmesi gereğince 13.06.2023 - 25.06.2023 tarihleri için otelin tüm kapasitesini davalıların rezervasyonuna tahsis edildiğini, sözleşmenin haksız feshine kadar başka bireysel veya grup müşterilerin konaklama taleplerini kabul etmediğini, herhangi bir müşteri arayışına girmediğini, her ne kadar haksız fesih bildiriminden sonra tesisle ilgili belirtilen tarihler için acentelere ve bireysel müşteri taleplerine müsaitlik bildirimleri yapılmışsa da davaya konu sözleşmede taahhüt edilen konaklama sayısına ulaşılamamış ve otelin boş kalmaması amacıyla yapılan çeşitli indirimler sebebiyle konaklama bedelleri yönünden de müvekkili zarara uğradığını, grup otel sözleşmesinde konaklama süresinin başlangıç ve bitiş tarihleri sözleşmenin esaslı unsuru olduğunu, kesin vade; borcun belirli bir süre içinde ifa edilmesinin ve bu tarihten ya da sürenin dolmasından sonra yapılacak ifanın mutlak surette kabul edilmeyeceğinin kesin olarak kararlaştırıldığı vade türü olduğunu, bu nedenle otel sözleşmesi kesin vadeli bir sözleşme olduğunu, taraflar arasında kurulmuş olan kesin vadeli sözleşme, davalılar tarafından haksız bir şekilde feshedildiğini, sözleşmenin depreme bağlı olarak ve sözleşmenin 11. maddesi gereğince mücbir sebep kaynaklı feshedildiğini bildirmişse de bu durumun kabulünün mümkün olmadığını, depremden özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinini etkilendiğini, müvekkili şirkete ait işletme Selçuk/İzmir'de olduğunu, müvekkiline ait tesis depremden etkilenmediği gibi depreme dayanıklı olmadığı yönündeki ifadeler de soyut iddialardan ibaret olduğunu, müvekkili şirkete ait tesisin depreme dayanıklı olmadığına dair bir tespit, bilgisinin olmadığını, tesisin tüm işletme ruhsatları, izinleri eksik olduğunu, davalıların, önceki yıllarda da benzer şekilde başka organizasyonlarla müvekkiline ait tesiste grup konaklamaları yaptırdığı ve herhangi bir sorun yaşanmadığı bilindiğini, sözleşmenin feshinden sonraki dönemde davalıların sözleşmeye konu organizasyon kapsamında gerçekleştirdikleri müşteri konaklamalarını, yapı ve inşaat standardı olarak müvekkiline ait tesise muadil bir otelde gerçekleştirdikleri tespit edildiğini, davalılar fesih gerekçesinde ve iddialarında samimi olmadığını, Turizm İşletmelerinin Bakanlıkla Birbirleriyle ve Müşterileriyle İlişkileri Hakkında Yönetmeliğin 36.maddesinde; "Rezervasyonu iptal edilen her bir müşteri ile ilgili tazminat, otel sözleşmesinde ayrı bir miktar tespit edilmemiş ise, sözleşmede yer alan koşullar ve özel fiyat üzerinden ısmarlanmış olan hizmetlerin toplamının üçte ikisidir." denildiğini, görüleceği üzere burada konaklama işletmesinin gerçek zararının tespitine ilişkin bir hesaplama yöntemi benimsendiğini, konaklama işletmesinin tahmini zararı, konaklama süresi ve bedeli üzerinden hesaplandığını, Yönetmelikte yer alan hükümler uyarınca tazminatın hesaplanmasında konaklama işletmesinin gerçekten bir zarara uğrayıp uğramadığı dikkate alınmadığını, Yönetmelikteki bu düzenleme bir cezalandırıcı tazminat örneği olarak kabul edilebileceğini, davaya konu alacakları ile ilgili davalılarla, dava şartı kapsamında arabuluculuk görüşmesi yapıldığını, anlaşma sağlanamadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, alacaklarının aylık %10 faiz ve ana borcun %5'i oranında tahsil masrafıyla birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama masrafı ve ücreti vekâletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafın dava dilekçesindeki hususları kabul etmediklerini, müvekkilleri aleyhine açılmış olan davanın hukuka ve usule aykırı olduğunu, açılan haksız davayı kabul etmediklerini, davanın konusu Otel Grup Konaklama Sözleşmesinin feshinden kaynaklanan Tüketici Hakem Heyeti sınırının üzerinde kaldığı belirtilen alacak davası olduğunu, Otel Grup Konaklama Sözleşmesi'nin niteliği ise hizmet sözleşmesi olduğunu, Hizmet Sözleşmesinin bir tarafını ise hizmetten fayda sağlayan tüketici oluşturduğunu, 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemesi görevli kılındığını, bu nedenle hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında Asliye Ticaret Mahkemesi görevsiz olduğunu, dava dosyasına bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olmadığını, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri veya Tüketici Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde ise Tüketici Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, HMK'nın 114. maddesi uyarınca dava şartı yönünden usule aykırılık mevcut olduğunu, dava konusu hukuki ilişkinin temelinde otel konaklama sözleşmesinin yer aldığını, konaklayan terimi yerine uygulamada müşteri kavramının sıklıkla kullanıldığını, konaklayan da otel karşısında tüketici konumunda olduğunu, TKHK’nın 3/1(k) hükmü uyarınca; tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi ve 3/1(l) hükmü uyarınca tüketici işlemi ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlandığını, otel konaklama sözleşmesinin bir tarafında, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek kişi konaklayan; diğer tarafından ise, ticari amaçlarla hareket eden otel işletmesi olması sebebiyle otel konaklama sözleşmesinin akdedilmesi TKHK anlamında bir tüketici işlemi olduğunu, konaklayan ise tüketici sıfatını haiz olduğunu, bu sufatla kendisine sunulan konaklama hizmetinden ve mevcutsa diğer yan hizmetlerden doğrudan yararlanabilecek tek kişi olduğunu, dava şartının yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini, HMK hükümleri uyarınca, işbu davaya bakmakta İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi yetkisiz durumda olduğunu, davaya bakmakta yetkili mahkeme, sözleşmenin ifa edileceği yer yani konaklama yapılacak otelin bulunduğu yerin İzmir ili Selçuk ilçesi olmasından bahisle ve aynı şekilde Selçuk ilçesinde de Tüketici Mahkemesi bulunmaması nedeni ile ortak yetkili Selçuk Asliye Hukuk mahkemeleri, bu dosyaya bakmakta yetkili mahkemeler olduğunu, HMK md.10 gereğince;" sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir" şeklinde düzenleme yapıldığını, dava konusu sözleşmenin 13. Maddesinde; "Taraflar arasında doğacak her türlü ihtilaflarda İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri yetkili olacaktır" şeklinde husus belirtildiğini, yetkili mahkemeye ilişkin bu maddenin müvekkilleri açısından herhangi bir bağlayıcılığı bulunmadığını, HMK 17.madde uyarınca; yetki sözleşmelerinin, tacirlerle tacirler, tacirlerle kamu tüzel kişileri ve kamu tüzel kişilerinin kendi aralarındaki hukukî ilişkilerden kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili olarak açılacak davalar bağlamında, yapılması gerektiği düzenlendiğini, HMK'nın 17. maddesi uyarınca yetki sözleşmesinin tacir olmayan ve davacı taraf ile hukuki ilişkisinde tüketici konumunda olan müvekkilleri için geçerliliği ve bağlayıcılığı bulunmadığını, sözleşmenin ifa edileceği yer konaklama yapılacak otelin bulunduğu yerin İzmir ili Selçuk İlçesi olmasından bahisle iş bu davanın ortak yetkili olan Selçuk Asliye Hukuk Mahkemelerinde (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) görülmesini talep ettiklerini, yetkiye ilişkin itirazlarını ilk itiraz olarak sunduklarını, davanın usulden reddine karar verilmesini, dava dilekçesinde harca esas değer kısmı için 110.000,00 TL talep etmiş olduğunun belirtildiğini, dava dilekçesinin sonuç ve talep kısmında ise harca esas değer kısmında bahsetmiş olduğu alacak miktarından hiçbir şekilde bahsedilmediğini, yalnızca "alacağımızın aylık %10 faiz ve ana borcun %5'i oranında tahsil masrafıyla birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili" şeklinde alacak miktarı açısından açık ve anlaşılır olmayan bir ifade kullanıldığını, açık bir şekilde alacak talebinin ne kadar olduğunun belirtilmediğini, bu durum HMK'nın dava dilekçesinin içeriği başlıklı 119. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, usule aykırı bir durum yarattığını, davanın öncelikle, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi ya da Tüketici Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle görev yönünden itirazlarının kabulü ile görev yönünden davanın usulden reddine karar verilmesini, ortak yetkili mahkemenin sözleşmenin ifa edileceği yer konaklama yapılacak otelin bulunduğu yer olan Selçuk Asliye Hukuk Mahkemeleri (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) olmasından dolayı yetki yönünden ilk itirazımızın kabulüyle, yetki yönünden davanın usulen reddine karar verilmesini, talep sonucu hususunun eksikliği nedeniyle, talep sonucu eksikliği yönünden davanın usulen reddine karar verilmesini, müvekkiller aleyhine açılmış bulunan davanın haksız ve yersiz davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa konu karar, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/05/2024 tarihli 2023/863 Esas, 2024/420 Karar sayılı davanın görevsizlik nedeniyle reddine yönelik kararıdır. Davalılar vekili, dosyanın Selçuk Asliye Hukuk Mahkemelerine (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) gönderilmesi gerektiğini, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, Asliye Hukuk Mahkemesine verilen görevsizlik kararının yerinde olmadığını, mahkemenin aynı zamanda dosyayı yetkili mahkemeye göndermesi gerektiğini beyan ederek istinaf talebinde bulunmuştur.

GEREKÇE: Taraflar arasında " otel grup konaklama sözleşmesi" yapıldığı hususunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, davacının alacağının bulunup bulunmadığı ve uyuşmazlığın çözümünde hangi mahkemenin görevli olacağı hususundadır. İlk derece mahkemesince " ....Vergi Dairesi'nden gelen müzekkere cevabının incelenmesinde davalıların kazancının Bakanlar Kurulu'nun belirlediği sınırın altında kaldığı, Ticaret Sicil'den gelen müzekkere cevabının incelenmesinde davalıların gerçek kişi ticari işletme kaydı, ortağı olduğu kollektif, komandit ve limited şirket kaydı bulunamadığı gibi tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydı da bulunamadığı, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden gelen müzekkere cevabının incelenmesinde davalıların herhangi bir kaydının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmakla, her ne kadar davacı taraf tacir ise de davalıların tacir olmadığı, dava konusu işin davalılar için ticari iş niteliğinde olmadığı, bu kapsamda davalıların 6502 sayılı yasa kapsamında tüketici de olmadığı, bu durumda uyuşmazlık sözleşme ilişkisinden kaynaklandığından ve davanın genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden davanın usulden reddine..." karar verildiği görülmüştür. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3. Maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiye, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. 6502 Sayılı Yasanın 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı Yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 Sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Türk Ticaret Kanunun 4. maddesi ve 5/2. maddesi ile özel yasalarda hangi davaların ticari dava olduğu açıkça yazılmıştır. Mutlak ticari davalarda tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari nitelikte olduğunu kabul edilen davalardır. Nispi ticari davalar ise her iki taraf için ticari sayılan konulardan doğan davalardır. Nispi ticari davadan söz edebilmek için iki koşulun bir arada olması gerekir. Birinci koşul her iki tarafın da tacir olması, ikinci koşul ise dava konusu uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi ile ilgili olmasıdır. Gerek Ticaret Kanununda gerekse Tüketici Kanunundaki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, davalıların tüketici sıfatı bulunmadığı gibi taraflar arasındaki uyuşmazlık da tüketici işlemi değildir. Aynı zamanda davalıların tacir olmadığı yönündeki mahkeme değerlendirmesi de yerinde görülmüştür. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, mahkemece verilen kararın yerinde bulunduğu anlaşılmakla davalıların tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan tüm bu nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm tesisi usul ve yasalara uygun görülmüştür.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabii tutarak yapmış olduğu istinaf incelemesinde; İstinafa konu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b maddesi gereğince davalıların istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE, Harç peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Davanın ve dosya üzerinde yapılan yargılamanın niteliği ve avukatlık asgari ücret tarifesi göz önünde bulundurularak aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulan için vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan yargılama giderlerinin kanun yoluna başvuran davalıların üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine, Dair; dosya üzerinde, tarafların ve vekillerin yokluğunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi. 19/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesinSözleşmesindenreddineistanbulAlacakkonusuhükümgerekçeesastanKaynaklanan)numarası(Hizmet

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim