Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
bam
2024/1485
2024/1636
8 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
19. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1485
KARAR NO: 2024/1636
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2024/388 Esas
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 08/07/2024
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/388 Esas sayılı dosyasında verilen karar istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı. Dosya incelendi. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Dava şartı olması nedeniyle arabuluculuk merkezine başvurulduğunu, ancak Davalı şirket ile anlaşma sağlanamadığını, bu sebeple itirazın iptaline konu davanın mahkeme huzurunda ikame edilmesi zorunluluğu doğduğunu, müvekkili ... San. Ve Tic. Ltd. Şti ile davalı ... Holding A.Ş. arasında, 08.12.2022 tarihinde bir "Acenta Sözleşmesi" imzalandığını, davalı borçlunun 31.07.2023 tarihinde yapmış olduğu itirazlar hukuki mesnetten yoksun olup iptal edilmesi gerektiğini, müvekkili, sözleşmeden kaynaklanan haklı alacağını tahsil edemediği her gün zarar görmekte ve mağdur olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, fatura içeriğine yönelik bir itiraz yapılmamışsa, bu durum kanuni bir karine olarak kabul edileceğini, davalı tarafın herhangi bir hukuki dayanağı olmadan yapmış olduğu itirazın haksız ve hukuka aykırı olduğu açık olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle müvekkili şirket ile davalı arasında bir Acente Sözleşmesi'nin bulunduğu, müvekkili şirketin bu sözleşmeden doğan alacağına ilişkin davacıya yönelttiği faturalar mevcut ise de davalı şirket kısmi ödemede bulunarak bu faturalara ilişkin borçlarının tamamını ödemediği, Davalı Şirketin bu faturalara karşı itirazda bulunmadığı gibi kısmi ödemeler yaparak esasen borcu kabul ettiği tartışmasız ve açık olduğunu, müvekkili adına başlatılan icra takibine karşı davalı şirketin itirazda bulunması haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli olup itirazın iptaline karar verilmesi ve icra takibine haksız olarak itirazda bulunan davalı hakkında alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,. arz ve izah edilen ve mahkemece re’sen dikkate alınacak nedenlerle; davanın kabulüne, davalının haksız, kötü niyetli ve hukuka aykırı itirazının iptaline ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, ilgili takibin İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası üzerinden takibin devamına, davalının mal varlığı üzerine koyulacak ihtiyati Haciz ve İhtiyati Haciz Mahiyetinde İhtiyati Tedbir talebimizin kabulüne, İtirazın, haksız olması ve alacağın tahsilini geciktirme amacı taşıması sebebiyle likit ve muayyen alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere müvekkil lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.İstinafa konu karar, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/388 Esas sayılı dosyasında 25/04/2024 tarihinde ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik ara kararıdır. Davacı vekili, mahkemenin ihtiyati haciz ve ihtiyati haciz mahiyetindeki ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik verilen kararın yerinde olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre müvekkilinin aracılığıyla yabancı kişilere gayrimenkul satış işleminin gerçekleştiğini, satış bedelinin %10 u oranında hizmet bedeli ödeneceği hususunun kararlaştırıldığını, İİK.'nun 257.maddesindeki şartların oluştuğunu beyan ederek istinaf talebinde bulunmuştur.
GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının verdiğini iddia ettiği gayrimenkul satış işleminden kaynaklı aracılık sözleşmesine dayalı alacağının bulunup bulunmadığı, miktarı ile dava konusu alacak yönünden ihtiyati haciz ve ihtiyati haciz niteliğindeki tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır. İlk derece mahkemesince alacağın varlığı ve muaccel olduğuna ilişkin yaklaşık ispata yeterli delil bulunmadığı, bu aşamada ihtiyati haciz şartları oluşmadığından talebin reddine karar verildiği görülmüştür. İİK md. 257 Hükmü ile ihtiyati haciz şartlarını düzenlemiş olup yasa hükmü; ''Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.'' şeklindedir. Ayrıca usul kanununda da tedbire yönelik düzenlemeler yer almaktadır. HMK 389. maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü düzenlemiştir. HMK.'nun 390. Maddesinde de yaklaşık ispat kuralının oluştuğu hallerde tedbir kararı verilebileceği düzenlenmiştir. HMK.'nun 392. Maddesinde ihtiyati tedbirde teminat gösterilmesine ilişkin düzenleme bulunmaktadır. İİK.'nunda düzenlenen ihtiyati haciz müessesiyle usul kanununda düzenlenen ihtiyati tedbirin şartları ve sonuçları farklıdır. Kanunlarımızda " ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir " şeklinde bir müessese yoktur. Dosyadaki iddia ve savunmalar nazara alındığında alacak miktarının varlığı ve miktarının tespiti yargılamayı gerektirmektedir. Yapılan incelemede davacının talebinin taşınmazın aynına yönelik olmadığı anlaşılmıştır. Aynı zamanda dava konusu taleplerde göz önünde bulundurulduğunda, talebin yargılamayı gerektirdiği açıktır. Bu nedenle mahkemece usul kanunda düzenlenmeyen ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz kararı şeklinde tedbir talebini de reddetmesi yerindedir. Açıklanan tüm bu nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm tesisi usul ve yasalara uygun görülmüştür.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabii tutarak yapmış olduğu istinaf incelemesinde; İstinafa konu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b maddesi gereğince davacının istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE, Harç peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Davanın ve dosya üzerinde yapılan yargılamanın niteliği ve avukatlık asgari ücret tarifesi göz önünde bulundurularak aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulan için vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan yargılama giderlerinin kanun yoluna başvuran davacı üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine, Dair; dosya üzerinde, tarafların ve vekillerin yokluğunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi. 08/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09