İstanbul BAM 18. HD 2021/1276 E. 2024/562 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
bam
2021/1276
2024/562
7 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1276
KARAR NO: 2024/562
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/01/2021
NUMARASI: 2019/240 Esas, 2021/59 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak ( Ticari Satımdan Kaynaklanan )
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 07/03/2024
Taraflar arasındaki alacak davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı tarafın 01.01.2008- 31.12.2008 tarihleri arasında Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu kapsamında anlaşma sağlandığını yapılan anlaşma gereği müvekili şirketin edimini ön görülen süre içinde eksiksiz bir şekilde ifa ettiğini, müvekkili şirketin sözleşme kapsamında faturalar tanzim edip davalıya gönderdiğini, bazı fatura bedellerinin ödendiğini bir kısım faturaları tebliğ alan davalının faturalara itiraz ettiğini, iade etmediği gibi fatura bedellerini de ödemediğini bu faturalardan dolayı toplamda 104.281,15 TL alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren yasal faiziyle tahsiline, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davayı süresinde açmadığını talep edilen alacağın zaman aşımına uğradığını iş bu davanın görev yönünden de reddinin gerektiğini, davanın idare mahkemesin de açılmasının zorunlu olduğunu , davacının konu ettiği faturaların kendilerine tebliğ edilmediğini, davacının fatura edilmiş tüm alacak bakiyesinin ödendiği ve herhangi bir alacağının kalmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesince; " ..Davanın kabulü ile 104.281,15 TL alacağın dava tarihi 17/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,.. " karar verilmiş, bu karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki savunmalarını tekrarla, "...davacı taraf huzurdaki davayı süresinde açmamıştır....Davanın İdare Mahkemesinde açılması zorunludur.... davaya konu bedele ilişkin, belediyemizin birimleri arasında yapılan iç yazışmalar neticesinde Mali Hizmetler Müdürlüğü'nün 28.06.2017 tarih ve ... sayılı yazısıyla: Sayın mahkemenizce açılan işbu davaya ilişkin olarak; “..Müdürlükleri kayıtları incelendiğinde 7/8/9 no' lu hak edişlerin yapılmadığı taraflarına faturalarının tebliğ edilmediğinin görüldüğü, davacının fatura edilmiş tüm alacak bakiyesinin ödendiği ve herhangi bir alacağının kalmadığı." belirtilmiştir....Müvekkil İdare ile davacı arasında dava konusu 7,8 ve 9 no’lu hakedişlere ilişkin alacağın neye dayanarak istenildiği hususunda bilirkişi tarafından inceleme sonucunda da herhangi bir dayanak tespit edilememiştir. Sayın bilirkişinin işbu kanaati haklı ve hukuka uygundur. Aleyhe olan hususlar yönünden ise İdaremizce kabulü imkansızdır.Yukarıda da açıklamış olduğumuz gibi: Dava konusunun davacının İdaremizden haksız ve mesnetsiz olarak talep ettiği hakediş alacakları olduğu açıktır. İdaremize sunulan faturalara karşılık dosyada mübrez hesap cetveli de incelendiğinde fatura edilmiş tüm alacak bakiyesinin ödendiği ve davacının herhangi bir alacağının kalmadığı izahtan varestedir...." şeklindeki beyanlarıyla İDM kararının kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.Dava, hak ediş faturalarından kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, davanın her safhasında re'sen gözetilir. 6102 sayılı TTK'nun 6335 sayılı Kanunla değişik 5. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK 4/1-a maddesine göre “Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır”. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 s.TTK'nın 5. maddesinde “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” hükmü yer almaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/3. Maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. TTK'nın 4. maddesinde nelerin ticari dava olduğu açıklanmıştır. Buna göre hükümde sayılan dava ve işlerin yanı sıra her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar da ticari davadır. Anılan yasa hükümleri gereği, davalı tarafın ticari işletmesi bulunmadığından ve dava konusu da maddede sayılan mutlak ticari davalardan olmadığından davaya bakmaya görevli mahkeme genel mahkemelerdir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her safhasında ve re'sen nazara alınmalıdır.(Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/19310 Esas, 2019/7331 Karar sayılı ilamı) 6102 Sayılı TTK'nın 12.maddesine "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla hakla bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Anılan Yasanın 11.maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." 15.maddesinde de " İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 3. HD, 13.02.2019 tarih, 2017/12019E., 2019/1050 K.) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu' nun 4 maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu maddede sayılan dava ve işlerin asliye ticaret mahkemelerince incelenerek karara bağlanacağı hükme bağlanmıştır. Öte yandan 6100 sayılı HMK' nun 2 maddesi uyarınca dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemeleridir.Somut olayda, davacı şirket tacir olmasına rağmen davalı belediye tacir değildir. Bu nedenle, davayı görüp sonuçlandırma görevi asliye hukuk mahkemesine ait olduğundan mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekirken yargılamaya devam edip hüküm kurması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK' nın 353/1-a-3 bendi gereğince usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının kaldırılarak görevsizlik kararı verilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1.Davalının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK m. 353/1-a-3 uyarınca BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ' nin 20/01/2021 tarih, 2019/240 Esas, 2021/59 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,2.Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,3.Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren, taraflarca 6100 s. HMK' nın 20. maddesine göre 2 haftalık kesin süre içinde ilk derece mahkemesine DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİ İÇİN müracaat edilmesi halinde, davanın esastan görülmesi için dosyanın GÖREVLİ BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ' ne gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine İADESİNE,Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflarca DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, ilk derece mahkemesince dosya esasa kaydedilerek 6100 s. HMK' nın 20. m. gereğince işlem yapılmasına ve karar verilmesine,4.Davalının yatırmış olduğu istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 07/03/2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39