İstanbul BAM 18. HD 2021/1392 E. 2024/474 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
bam
2021/1392
2024/474
22 Şubat 2024
T.C.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1392
KARAR NO: 2024/474
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/04/2021
NUMARASI: 2020/490 Esas, 2021/393 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat ( Haksız Fiilden Kaynaklanan )
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 22/02/2024
Taraflar arasındaki tazminat davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Araç satış sözleşmesi gereğince mülkiyeti tarafına geçen ticari aracın motorunda gizli kusurun olduğunu, kusurun satıcı tarafından kendisine bildirilmediğini, aracı aldıktan kısa bir süre sonra motorda arızaların baş gösterdiğini, bu arızaların bir kısmının tarafınca giderildiğini, ancak arızaların tam olarak çözümlenemediğini, motorun ömrünü öncesinde tamamladığı ve yeni motor yapılması gerektiğini tamir servisi tarafından şahsına tebliğ edildiğini, yürüyemez durumda olan araç için işçilik hariç 15.000,00 TL harcanarak yeni bir motor yapıldığını, bu sebeplerle yapmış olduğu masrafların satıcı tarafından karşılanmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarına itiraz ettiklerini, davacının aracı satın almadan önce kendi motor ustasına aracı gösterdiğini, akabinde Beylikdüzü Şubesi Oto Rapor firmasına götürdüğünü ve araç hakkında rapor düzenlettiğini, davacının araçtaki kusurları görerek ve bilerek aldığını, davacının aracı almadan önce aracın 380.000 KM de olduğunu, kusurların kullanıma bağlı kusurlar olduğunu , bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; " ..Davanın Reddine,.. " karar verilmiş, bu karar davacı asilce istinaf edilmiştir. Davacı istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki iddialarını tekrarla, "...TBK 219'A göre satıcı kusuru olmamasına rağmen ikinci el araç satıcısı alıcıya karşı satılan şeyde bildirdiği niteliklerlâ mevcut olmamasından, İkinci el aracın nitelik ve niceliğini etklleyen yine aykırı olan kullanım amacı bakımından değerini veya alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, #konomik, ve hukukl ayıplardan sorumludur.Satıcının ifa yükümlülükleri arasında satılan ikincl el araçın ayıpsız olarak tesilm edilm esi yar almaktadır.Bu konuda satıcı ikinci el araçtakl ayıplara kendisi sebebiyet vermemiş olsa dahi sorumludur. Ayrıca satıcı İkinci el aracı ayıplı ada bulunmuşsa,alıcıya karşı üstlenmiş olduğu borcu gereği gibi Ha etmema nedeniyle yine sorumludur.Bu durum Yargıtay 13.Hukuk Dalresinin 2016/4472 E. Ve 2018/6303 K. sayılı kararında Satışa konu Araç, hukuki Ayıplıdır.'Satıcı Ayıpların varlığını bilm ese bile anlardan sorumludur'.şeklinde Ifade edilmiştir. Ayrıca Yargıtay 13.Hukuk Dalresinin 2016/20032 e.-2019/10129 sayıh kararında bu dürüm ayrıntılı olarak İzah edilmiş,gerekli bilgi ve balgeler sunmuş olduğum dosya akinde mevcuttur...." şeklindeki beyanıyla İDM kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Dava, ayıp nedeniyle alacak talebine ilişkindir. Gerek istinaf sebebi yapılan ve gerekse HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni nedeniyle resen dikkate alınması gereken hususların incelenmesinde; Davalı satıcı 6502 s.TKHK.kapsamına göre sağlayıcı olmadığı için,davacı ile davalı arasında tüketici işlemi sözkonusu olmadığı için uyuşmazlık 6098 s.TBK.nunun ayıba karşı tekeffül ve ayıptan sorumluluğa ilişkin hükümleri uyarınca çözülmesi gerekir. Görevli mahkeme taraflar arasındaki ikinci el araç satışına ilişkin olan satış sözleşmesi nedeniyle tüketici-satıcı/sağlayıcı ilişkisi olmaması nedeniyle genel yetkili Asliye Hukuk Mahkemesidir 6098 s.TBK.nun 219.ms.inde ayıptan sorumluluk ;"- Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." şeklinde düzenlenmiştir. 6098 s.TBK.nun 222.m.sinde satış sözleşmesi sırasında alıcının bildiği ayıplar"- Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir.Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur. " şeklinde düzenlenmiştir. Alıcının,satılanı satış anında gözden geçirme yükümlülüğü 6098 s.TBK.nun 223 m.si hükmüne göre " Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak,satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." Davacının, satın aldığı araçla ilgili olarak Trafik Şube Müdürlüğünce tutulan kayıtları, aracın sigorta kayıtlarını, Tramer kayıtlarını inceleme, Tramer'e SMS atarak bilgi edinme yükümlülüğü yoktur. Davacı aracı satın alırken mevcut ayıbı bilmediğine göre, aracı davalı akidinden alırken ayıplı olduğunu bilmeyerek daha yüksek meblağ ödediğinden aradaki farkı akidinden istenebileceği kabul edilmelidir. Davalı taraf, satış öncesinde davacıyı aracın ağır hasarlı olduğu konusunda bilgilendirdiğini veya davacının bu hususu bildigini ispatlaması gerekir. Satışa konu araç ayıplı ise satıcı ayıpların varlığını bilmese bile satış öncesi döneme ait gizli ayıplardan sorumludur. Davacı 6098 sayılı TBK 219 ve sonraki ayıba karşı tekeffül maddeleri hükümlerine göre davalıdan tazminat istemekte haklıdır. Diğer yönden, kural olarak her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanır. Yargılama sırasında dava konusu aracın dava dışı üçüncü şahısa satılmış olması da bu sonucu değiştirmez. Davacının, satın aldığı araçla ilgili olarak Trafik Şube Müdürlüğü'nce tutulan kayıtları, aracın sigorta kayıtlarını, TRAMER kayıtlarını inceleme, TRAMER'e SMS atarak bilgi edinme yükümlülüğü de yoktur. Davalı taraf, satış öncesinde davacıyı aracın hasarlı olduğu konusunda bilgilendirdiğini veya davacının bu hususu bildiğini ispatlayamamıştır. Satışa konu araç hukuki ayıplıdır. Satıcı ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. Davalı satıcının ayıba karşı tekeffül borcu bulunmaktadır. Bu nedenle davacının sözleşmeden dönmesi haklı nedene dayanmakta olup ayıba karşı tekeffül hükümleri gereğince davacı uğradığı zararları akidi olan davalıdan isteyebilir TBK m. 227'de alıcının ayıp durumunda alıcının hakları sıralanmıştır. Buna göre, “Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olması ve İlk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf istemi yerinde değildir.bu değerlendirmeler ve dava konusu uyuşmaslığa ilişkin yasal düzenlemeler kapsamına göre, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince oybirliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1.HMK m. 353/1-b-1 gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3.Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin olarak yatırılan 59,30 TL' nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL' nin davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK' nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 22/02/2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59