İstanbul BAM 18. HD 2023/2718 E. 2024/357 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
bam
2023/2718
2024/357
14 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2718
KARAR NO: 2024/357
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/12/2022
NUMARASI: 2021/509 Esas, 2022/1004 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 14/02/2024
Taraflar arasındaki tazminat davasında; kısmen kabulüne yönelik verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2006 yılı Kasım ayından Ocak 2013 tarihine kadar davalı şirkete ait Rusya Federasyonu Moskova şehrinde bulunan işyerinde çalıştığını, müvekkilinin davalı işverenliğini Rusya adresindeki çalışmaları 2006 Kasım ayından 2012 Kasım ayına kadar asgari ücret üzerinden sigortaya bildirildiğini, 2012 yılına kadar mühendis sıfatı ile 2012 ile 2013 yılları arasında ise genel müdür pozisyonunda bulunduğunu, müvekkilinin hiçbir gerekçe göstermeksizin işten çıkartıldığını, müvekkilinin son aldığı aylık ücretin 180.000 ruble yani 6.000 USD olduğunu, kendisinin 2011 yılından kalma 699.480 ruble=23.316 USD maaş alacağı, yine 2012 yılından kalma 72.000 USD tutarında olmak üzere toplam 95.316 USD maaş alacağı bulunduğunu, ayrıca işten çıkarılırken kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmediğini belirterek; fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutarak 1.000,00 kıdem tazminatı, 1.000,00 TL ihbar tazminatı alacağı, 95.316 USD ücreti alacağının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 07/01/2016 tarihinde davasını ıslah etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle; 100,00TL olan kıdem tazminatı talebini 18.642,79 TL arttırarak 18.742,79 TL, 100,00 TL olan ihbar tazminatı talebini 29.094,68 TL arttırarak 29.194,68 TL, 1.000 USD olan ücret alacağını taleplerini 94.316 USD arttırarak ıslah ettiklerini, 18.742,79 TL kıdem tazminatına iş akdinin feshi tarihinden itibaren bankaların mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranları ile beraber hükmedilmesine, dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte 29.194,68 TL ihbar tazminatına hükmedilmesine, 1.00 USD'lik kısım için dava tarihinden 94.316 USD'lik kısım için ıslah tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte toplam 95.316 USD(286.000,00TL) ücret alacağına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, iş akdinin davacı tarafça feshedildiğini, davacının ücret alacağı iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu kadar uzun bir süre ücret ödenmemesi ve bir işçinin bu süre zarfında hiçbir ihtarda bulunmaması ya da bir talep ileri sürmemesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından müvekkili firmanın Rusyadaki işlerinden sorumlu yetkilisine gönderilen 13/01/2013 tarihli e-mailde davacının yalnızca 2011 yılına ilişkin ücret alacaklarının talep edildiğini, 2012 yılından hiç bahsedilmediğini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "..1-Davacının davalı aleyhine açmış olduğu kıdem tazminatı davasının ıslah dilekçesi de nazara alınarak KISMEN KABULÜNE; net 5.855,07.-TL alacağın fesih tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacının davalı aleyhine açmış olduğu ihbar tazminatı davasının ıslah dilekçesi de nazara alınarak KABULÜNE; net 23.764,15.-TL alacağın; 1.000,00.-TL'sinin dava tarihinden itibaren, 22.764,15.-TL'sinin ıslah tarihin olan 28/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3- Davacının davalı aleyhine açmış olduğu ücret alacağı davasının ıslah dilekçesi de nazara alınarak KISMEN KABULÜNE; net 85.008,556.-USD alacağın 1.000,00.-USD'sinin dava tarihinden itibaren, 84.008,56.-USD'sinin ıslah tarihin olan 28/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca döviz mevduatına uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,.. " karar verilmiş, bu karara davalı vekilince istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, dosyanın Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmeye başlaması ile 12/07/2021 tarihli tensip zaptının istifa eden vekilin yetkili kıldığı Av. ...'e tebliğ edildiği, bu nedenle duruşmalardan haberdar olunmadığını, 24/02/2022 tarihli bilirkişi raporunu vekillikten istifa eden avukata ve avukatın yetkili kıldığı vekile tebliğ edildiğini, bu nedenle bilirkişi raporundan da haberdar olunmadığını, 28/11/2022 tarihli duruşmanın tesadüfen öğrenildiğini, bu yöndeki itirazların mahkemeye arz edildiğini ancak dikkate alınmadığını, bu nedenle hukuki dinlenilme hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini bildirerek ve bu yönde yargıtay içtihatları sunarak yerel mahkeme kararının usul yönünden kaldırılmasını talep ettiğini, esasa ilişkin ise; davacının Rusya'da kurulu bulunan Rus kanunlarına göre kurulmuş kendi başına tüzel kişiliği haiz olan "..." isimli şirketin çalışanı olduğunu, davalı şirket çalışanı olmadığını, davanın husumet yokluğu nedeni ile reddinin gerektiği, ... isimli şirketin grup şirketi olmadığını, müvekkili şirket ortaklarından bir tanesinin ... isimli şirketinde ortağı olduğunu, aradaki tek bağın bu ortak noktasında olduğunu, kabul etmemekle birlikte grup şirketi olunsa dahi ... ünvanlı şirketin borçlarından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bu nedenle husumet yokluğundan davanın reddi gerekmekteyken kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, davacının davalı şirkette SGK kaydının bulunmasının sebebinin hatıra binaen olduğunu, şirkette çalışmasının olmadığını, davacının genel müdür olarak görev yapması nedeniyle kendisine ve diğer tüm işçilere ait özlük dosyalarının kendisinde bulunduğunu, istifa ile görevden ayrılması nedeniyle hiçbirinin teslim edilmediğini, bu nedenle dosyaya belge sunulamadığını, davacının ülke dışında çalıştığı düşünüldüğünde hiç ücret almadan çalışmasının mümkün olmadığını, ücret alacağından hakkaniyet indirimi alması gerektiğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, itirazların nazara alınmadığını, bilirkişi raporunun tebliğ edilmemesi nedeniyle itirazların dikkate alınmadığını, davacının maaşını 180.000 ruble olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, 16/02/2012 tarihli sözleşmede maaşının 150.000 ruble olduğunun yazılı olduğunu, 60 gün ihbar tazminatının hatalı olduğunu, İş Mahkemesinde görülen yargılamada sunulan dilekçede ihbar önelinin 56 gün olduğuna yönelik itiraz edildiğini, davacının istifası nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, ücretin ödenmediği düşünülerek istifa edildiği düşünülse de şirkete gönderilen herhangi bir bildirimin bulunmadığını, fesih sebebinin sonradan değiştirilmesine muvafakatlerinin olmadığını, davacının maaşının ruble olarak belirlendiğini, bankaya yatan paranın TL olarak yapıldığını, USD karşılığı hiç bir işlem olmamasına rağmen TBK 99 maddesine aykırı şekilde hüküm kurulduğunu, bu nedenle hesaplamada 894.158,69 TL gibi fahiş bir fark meydana geldiğini, bu nedenle davacının önce ruble olarak hesaplanması ardından rublenin USD'ye çevrilerek toplam tutarın bulunmasının tamamen hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddini talep edilmiştir. Dava, davacının davalı şirket nezdinde genel müdür sıfatı ile çalıştığı döneme ilişkin ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmış ve tanıklar dinlenmiştir. Davacı tarafından davalı şirkette 2006 yılından 2012 yılına kadar mühendis olarak çalıştığı, iş akdinin feshedildiği 2013 yılı Ocak ayına kadar ise genel müdür olarak çalıştığını ileri sürmüştür. Gebze 5.İş Mahkemesinin 26/01/2017 Tarih, 2016/46 Esas, 2017/44 sayılı kararının davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine;İstanbul BAM 32. HD 2017/942E,2018/653 Karar sayılı ilamı ile davacının genel müdür olarak çalıştığı dönemde şirketi temsile ve imzaya yetkili organ sıfatı kazanıp kazanmadığının değerlendirilerek organ sıfatı kazandığının kabul edilmesi durumunda davacının genel müdür olarak çalıştığı dönemde taraflar arasında hizmet akdinden kaynaklanan bir ilişkinin bulunmayacağı, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesinden kaynaklanan bir ilişki olacağı, hizmet akdi olmaması nedeniyle iş mahkemeleri görevli olmayacağından dosyanın görevli ve yetkili Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerekeceği, davacının mühendis olarak çalıştığı 2012 yılına kadar olan dönem için talep edilen alacakların iş mahkemesi tarafından değerlendirilmesi, genel müdür olduğu dönemde organ vasfı kazanmış ise 2012 yılı sonrası talepler için tefrik kararı verilerek bu dönem açısından dosyanın ticaret mahkemesine görevsizlik kararı verilerek gönderilmesi gerektiği yönünden kaldırma kararı verildiği; Gebze 5. İş Mahkemesinin 07.02.2019 tarih, 2019/56 Esas - 2019/97 Kararı ile yapılan yargılama neticesinde "...Dosyada mübrez karar no 7 başlıklı 27/02/2011 tarihili T.C. Moskova Konsolosluğu tarafından 28/01/2013 tarihinde tercümesi tasdik edilmiş belgeye göre; davacının davalı şirket yetkilisi ... tarafından ... Genel Müdürü ...' in yerine Genel Müdür olarak atandığı ve bu tarihten sonra davacının şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu ve dolayısıyla organ vasfı taşıdığı;İstanbul BAM 32. HD 2017/942E,2018/653 Karar sayılı bozma ilamı uyarınca davacının genel müdür olduğu döneme ilişkin taleplerinin Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına girmekte olduğundan Mahkemenin görevsizliğine karar verildiği , verilen kararın davalı tarafından istinaf edildiği; İstanbul BAM 32. HD'nin 17.05.2021 tarih, 2020/2512E,2021/752 Karar sayılı ilamı ile; Davacının organ sıfatı kazandığı, davacının genel müdür olarak çalıştığı dönemde taraflar arasında hizmet akdinden kaynaklanan bir ilişkinin bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesinden kaynaklanan bir ilişki olduğu, hizmet akdi olmaması nedeniyle iş mahkemesinin görevli olmadığı, dosyanın görevli ve yetkili ticaret mahkemesine gönderilmesi kararının dosya kapsamına uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesi'nce delillerin değerlendirilmesi ve takdirinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kamu düzenine aykırılık teşkil edecek bir durumun bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf kanun yolu başvuru talebinin esastan reddine karar verilerek dosyanın Ticaret Mahkemesine tevzii edildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince'' ...Davalı vekili her ne kadar 08/12/2016 havale tarihli dilekçesi ile davacı ile Ruble üzerinden anlaşıldığını ve dolayısı ile hesabın da Ruble olarak yapılması gerektiğini iddia etmiş ise de; dosya içeriğinden davacı ile Ruble üzerinden anlaşılmış olsa da Ruble'ye karşılık gelen USD döviz kuru üzerinden ödeme yapıldığı anlaşıldığından, bilirkişinin 24/02/2022 tarihli raporunda, davacının 01/03/2011 tarihinden itibaren ücretinin 184.000 Ruble olduğu tespit edilmiş ve taleple bağlı kalınarak davacının en son ücreti 180.000 ruble olarak kabul edilmiş, ücret alacağı buna göre hesap edilmiş olup, bilirkişi tarafından daha önce tanzim edilen 19/09/2016 tarihli raporda değişiklik yapılmasını gerektiren delil bulunmadığından önceki rapordaki gibi hesap yapıldığının bildirildiği, buna göre ise, davacı dava dilekçesinde aylık 180.000,00 Ruble karşılığı 6.000,00 USD ücret aldığını, her ne kadar Ruble üzerinden anlaşılmış olsa da maaşının USD üzerinden yatırıldığını, 2011 yılından 699.480,00 Ruble = 23.316,00 USD, 2012 yılından kalma 72.000,00 USD alacağı kaldığını ve toplamda 95.316,00 USD alacağı kaldığını iddia etmiştir. Dosyada mübrez 19/09/2016 tarihli bilirkişi raporunda davacının 2011 Haziran ayından 2012 Aralık ayı sonuna kadar toplam 2.859.480,00 Ruble karşılığı 92.253,43 USD hak edişi olduğu, yine davacının hesabına 29/06/2011 tarihinden 07/12/2012 tarihine kadar her ay farklı miktarlarda ödeme yapıldığı bu ödemelerin toplamda 7.244,87 USD olduğu, bu ödemelerin hak edişlerden mahsubundan sonra bakiye 85.008,56 USD alacağı kaldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili ise 1.000,00 USD ücret alacağını 28/12/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile 94.316,00 USD arttırarak toplam 95.316,00 USD olarak talep etmiştir. Bu sebeple davacının denetime açık hüküme elverişli bilirkişi raporuna göre bakiye ücret alacağının 85.008,56 USD alacağı olduğu tespit edilmekle, ıslah dilekçesi dikkate alınarak davacının ücret alacağı isteminin kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine,... Davalı vekili, savunma hakkının kısıtlandığına yönelik itirazda bulunmuş ise de, dosyada vekillik kaydının bulunduğu ve usuli işlemleri bizzat takip edebileceğinden, işlemlerin yokluğunda yapıldığına yönelik itirazlarının dosyayı sürüncemede bırakmak amacıyla olduğu dikkate alınarak reddine,.... Yabancı para alacaklarında, yabancı paranın dava tarihinde Merkez Bankası efektif satış kuruna göre bulunacak "TL" karşılığı üzerinden ilâm harcı alınacağı benimsenmiş olmakla (Yargıtay 15 H.D. 2015/1304 K) dava tarihindeki efektif satış kuruna göre yargılama harç ve giderleri hesaplanmıştır. (31/07/2013 dava tarihinde 1 USD = 1.9372.-TL)..." gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalının husumete ilişkin itirazının Gebze 5. İş Mahkemesinin 2018/192 Esas 2019/49 sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine istinaf dilekçesinde davacının işçi alacağına ilişkin verilen kararda da davalı tarafça husumete ilişkin itirazda bulunduğu, İstanbul BAM 32. Hukuk Dairesinin 10/07/2019 tarihli 2019/1262 Esas, 2019/1526 Karar sayılı ilamı ile yapılan değerlendirme de belirtildiği üzere SGK kayıtlarına göre davacının davalı şirket işçisi olarak gösterildiği, dosyaya sunulan ticaret sicil belgelerine ve tercüme edilen Rusya'da kurulu ... isimli şirketin belgelerine göre, davalı şirket ile Rusya'da kurulu dava dışı ... isimli şirkette ... isimli kişinin ortak ve şirketin organı konumunda olduğu, bu şirketler arasında kuvvetli bir organik bağın bulunduğu, davalı şirketin 17/06/2014 havale tarihli davaya cevap dilekçesinde davacının müvekkili şirkette mühendis sıfatı ile çalışırken daha sonra müdür konumuna geçtiğini bu sürelerde davalı şirketin işveren konumunda bulunduğu değerlendirilmesi ve dosyadaki belgelere göre davalı tarafın husumete ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Somut uyuşmazlıkta; davacının davalı şirket yetkilisi ... tarafından ... Genel Müdürü ...'in yerine genel müdür olarak atandığı ve 27.02.2011 tarihinden itibaren şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu, dosyada mevcut tercümesi tasdik edilmiş 28.01.2013 tarihli belgeden anlaşılmakla bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere davacının 1 yıl 10 ay 19 gün süreyle müdür olarak görev yaptığı tespiti edilmiştir. Şirket tarafından davacıya görev yaptığı dönem içerisinde maaş ödemesine yönelik herhangi bir karar alınmamış ise de dosyada mevcut belgeler ve 30/11/2015 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının maaşının 180.000,00-Ruble olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda fesih tarihi olan 18/01/2023 tarihinde 1TL=17,21 ruble olduğu, 1 USD'nin=30,26 ruble olduğu bu verilere göre davacının net maaşının (180.000,00 ruble / 17,21) 10.429,00TL olduğu, brüt maaşın ise 14.597,34 TL olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi tarafından 2011 yılı Haziran-Aralık arası ve 2013 Ocak-Aralık ayları arasında Türkiye'deki asgari ücret üzerinden bankaya yatırılan miktarın mahsup edilmesi gerektiği bildirilmiş fakat mahsuba ilişkin herhangi bir hesaplama yapılmamıştır. 19/09/2016 tarihli bilirkişi raporunda,davacıya Türkiye'de ödenen maaşların yattığı ... Bankası hesap hareketlerinin celp edilerek yapılan incelemede davacının 2011 yılından bakiye alacağının 859.560 ruble olduğu, Rus makamlarının yazısından anlaşıldığını, bu yönüyle yapılan tespitte herhangi bir değişiklik yapılmadığını, 2012 yılına ait ücret yönünden ise dosyada mevcut bilirkişi raporunda belirtilen 2.160.000 ruble olduğu kabul edilerek banka hesap dökümünden 2011 yılı Haziran-Aralık ayları ile 2012 yılının tamamında ödenen miktarlar alacaktan mahsup edilerek hesaplama yapıldığı, bilirkişi tarafından davacının maaş alacağını USD olarak talep ettiği, dosyadaki raporda ücret alacağının ruble tutarının fesih tarihindeki kur üzerinden çevrildiği, oysa hesaplamanın fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden yapılmasının uygun olduğu belirtilerek davacının ruble üzerinden ödenen ücret alacağının fiili ödeme tarihindeki ruble kuru üzerinden USD'ye çevrilerek yine davacıya ödenen TL tutarları USD'ye çevrilerek alacaktan mahsup edildiği, USD kuru Merkez Bankası kayıtlarına göre hakedilen ayın son günündeki kur üzerinden alınarak yapılan hesaplama sonucu 85.008,56 USD bakiye ücret alacağı olduğu tespiti yapılmıştır. Eldeki dava, tefrik edilmesi sonucunda sadece davacının genel müdür olduğu dönem olan 27.02.2011- 18.01.2013 tarihleri arasındaki ücret alacağına ilişkin olduğundan, taleple bağlılık ilkesi dışına çıkılarak üstelik davacı davalı ile arasında işçi işveren ilişkisi ve 4857 s.iş kanununa tabi bir hizmet sözleşmesi bu dava konusu dönem yönünden bulunmamasına rağmen mahkemece kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, dava dilekçesi ile 28.12.2015 tarihinde sunulan ıslah dilekçesinde; genel müdür olarak görev yapılan döneme ilişkin ücret alacağı için taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan ücret yönünden taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dışında talep edilen 1.000,00- USD'lik kısım için dava tarihinden, 94.316 USD'lik kısım için ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte toplam 95.3163 USD (286.000,00TL) ücret alacağına hükmedilmesinin talep edilmesi karşısında taleple bağlılık ilkesine aykırılık oluşturulmuştur. TBK 99 maddesi "- Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." şeklindedir. Davacı tarafından gerek dava dilekçesinde gerekse ıslah dilekçesinde USD para cinsi üzerinden talepte bulunulduğu, ancak dosya kapsamında davacıya davalı tarafından USD para cinsi ile yapılan bir ödemeye rastlanmadığı gibi taraflar arasında dava konusu dönem yönünden kararlaştırılan aylık ücretin USD olmadığı,RUBLE olarak ücret kararlaştırıldığı sözleşmenin de ruble üzerinden gerçekleştirilmiş olması nedeniyle TBK 99. maddesine göre ancak borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. Oysa dosyadaki hükme esas alınan bilirkişi raporu davacının talebine bağlı olarak davacının ruble üzerinden ödenecek ücret alacağını fiili ödeme tarihlerindeki ruble kuru üzerinden USD'ye çevirerek ve yine davacıya ödenen TL tutarlarının da USD'ye çevrilerek alacaktan mahsup edilmesi şeklinde hesaplama yaptığı anlaşılmıştır. Bu nedenle alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Davalının bu yönüyle istinaf sebepleri yerindedir. Taraflar arasında yapılan sözleşme hükümlerane göre davacının genel müdür olarak görev yapılan dönem ödenmeyen aylık ve toplam ücretin belirlenerek, sonucuna göre hüküm kurulması gerekir. Bu nedenlerle davalı istinafı kısmen yerindedir,bu nedenlerle mahkeme kararı usul ve yasaya uygun değildir. Bu değerlendirmeler doğrultusunda; davalının istinaf talebinin kabulüne, HMK m.353/1-a-6 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen gerekçelere göre mahkemece; İş mahkemesi dosyasının celbi sağlanarak, taraflar arasındaki sözleşmenin Türkçeye çevrilmiş bir örneği celp edilen dosyada mevcut değil ise dosyaya kazandırılarak davacının şirket genel müdürü olarak çalıştığı dönemler arası ücretinin ruble olarak belirlendiği gözetilerek konusunda uzman 1 hukukçu 2 mali müşavir bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ve oluşabilecek çelişkiler giderilecek nitelikte TBK 99.maddesi gözetilerek, bu tarihlerde davacının aylık ücret bedelinin dava tarihi itibariyle TL'ye çevrilerek davalının bu dönemlere ilişkin ödemeleri var ise mahsuplar yapılıp sonucuna göre ve davacının dava ve ıslah dilekçesindeki talebi ile bağlı kalınarak hüküm kurulmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi sonuç ve kanaatine oybirliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Davalının istinaf başvurusunun KABULÜNE, HMK m. 353/1-a-6 uyarınca GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/12/2022 tarih, 2021/509 Esas, 2022/1004 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.Yukarıda belirtilen gerekçe kapsamında yargılama yapılmak üzere dosyanın kararı veren GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, 3.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4.Davalının yatırdığı istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talep halinde davalıya iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 5.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine, 6.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 14/02/2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59